Dua, "çağırmak, seslenmek" anlamındaki d-a-v kökünden gelir. İslami literatürde kulun Allah'a yönelerek istemesini ifade eder. Kur'an'da duanın kendisi bir ibadet olarak nitelenir; kabul edilme şartı belirli bir metne, sayıya veya vakte bağlanmaz.
İhlâs, "bir şeyi katkısız hâle getirmek" anlamındaki h-l-s kökünden gelir. Bir amelin yalnızca Allah için yapılmasını ifade eder. Karşıtı riyâdır: ameli başkasına göstermek.
Rızık, bir canlının yararlandığı ve kendisiyle beslendiği her şeyi ifade eder. Kur'an'daki kapsamı yiyecek ve parayla sınırlı değildir; sağlık, ilim, evlat ve huzur da rızık kapsamındadır.
Sabır, kelime kökü itibarıyla "bir şeyi yerinde tutmak, alıkoymak" anlamına gelir. İslami literatürde üç alanda kullanılır: ibadette kararlılık, günahtan uzak durmada direnç ve musibet anında dayanma. Kur'an'da yüzden fazla yerde geçer.
Şükür, bir nimeti fark edip onu vereni tanımak ve o nimeti yerinde kullanmaktır. Klasik kaynaklarda kalp, dil ve davranış olmak üzere üç katmanda ele alınır.
Takvâ, "korunmak, sakınmak" anlamındaki v-k-y kökünden gelir. Türkçede çoğu zaman "Allah korkusu" diye karşılanır; ancak kökün anlamı korkmak değil, korunmaktır. İkisi aynı şey değildir.
Tevekkül, "bir işi güvenilir birine havale etmek" anlamındaki v-k-l kökünden gelir. İslami literatürde, gereken tedbiri aldıktan sonra sonucu Allah'a bırakmayı ifade eder. Tedbiri terk etmek anlamına gelmez.
Tövbe, "dönmek" anlamındaki t-v-b kökünden gelir. Kur'an'da hem kul hem Allah için kullanılan az sayıdaki fiilden biridir: kul döner, Allah da ona döner.