- Ed-Dârr Esması
Ed-Dârr, "zarar veren; zararı takdir eden" anlamına gelir. Kur'an'da bu isim kalıbında geçmez; kök fiil halinde bulunur. Klasik kaynaklarda bu isim En-Nâfi' ile birlikte anılır, tek başına zikredilmesi uygun görülmez.
Kur’an
- El-Adl Esması
El-Adl, "mutlak adalet sahibi" anlamına gelir. Kur'an'da adalet kavramı defalarca geçer ancak "el-Adl" bu kalıpta Allah'ın ismi olarak bulunmaz; isim Tirmizî'nin naklettiği listede yer alır.
Kur’an
- El-Âhir Esması
El-Âhir, "sonu olmayan; her şeyden sonra da var olan" anlamına gelir. Hadîd suresi 3. ayette dört isim art arda gelir: evvel, âhir, zâhir, bâtın. Dördü birlikte bir bütün kurar ve tek başına ele alınmaları eksik kalır.
Kur’an
- El-Bâkî Esması
El-Bâkî, "varlığı sona ermeyen, kalıcı olan" anlamına gelir. Kur'an'da bu isim kalıbında geçmez; Rahmân 27'de "yebkâ" (bâki kalır) fiili bulunur ve isim buradan türetilmiştir.
Kur’an
- El-Bâsit Esması
El-Bâsit, "genişleten, açan, yayan" anlamına gelir. Kur'an'da bu isim kalıbında geçmez; Bakara suresi 245. ayette fiil halinde bulunur ve isim bu fiilden türetilmiştir. Daima El-Kâbıd ile birlikte düşünülür.
Kur’an
- El-Cebbâr Esması
El-Cebbâr, "iradesini yürüten ve kırılanı onaran" anlamına gelir. Kelime kökü Arapçada hem zorla hükmetmeyi hem de kırık kemiği sarıp iyileştirmeyi ifade eder; bu iki anlam ismin kavranmasında birlikte düşünülür.
Kur’an
- El-Hâfıd Esması
El-Hâfıd, "alçaltan, indiren" anlamına gelir. Kur'an'da bu isim kalıbında Allah için geçmez; Vâkıa suresi 3. ayette kıyamet günü için aynı kökten kelimeler kullanılır ve isim bu kullanımdan türetilmiştir.
Kur’an
- El-Hakem Esması
El-Hakem, "hükmü kesin olan ve aralarında hüküm veren" anlamına gelir. Kur'an'da En'âm suresi 114. ayette bu kalıpta geçer. Aynı kökten gelen "hikmet" kelimesi, hükmün keyfî değil bir amaca uygun olduğunu bildirir.
Kur’an
- El-Hakîm Esması
El-Hakîm, "her işi yerli yerinde ve bir amaca uygun yapan" anlamına gelir. Kur'an'da doksandan fazla yerde geçer ve en sık El-Azîz ile birlikte kullanılır; bu birliktelik gücün hikmetle sınırlandığını bildirir.
Kur’an
- El-Hakk Esması
El-Hakk, "varlığı gerçek olan ve değişmeyen" anlamına gelir. Kelime Türkçede hem "gerçek" hem "hak edilen" anlamında kullanılır; Arapçada ikisi aynı kökten gelir ve bu birlik ismin anlamını belirler.
Kur’an
- El-Halîm Esması
El-Halîm, "acele etmeyen, öfkelenip hemen karşılık vermeyen" anlamına gelir. Kur'an'da on bir yerde geçer ve çoğunlukla El-Gafûr veya El-Alîm ile birlikte kullanılır.
Kur’an
- El-Kâbıd Esması
El-Kâbıd, "daraltan, tutan, geri alan" anlamına gelir. Kur'an'da bu isim kalıbında geçmez; Bakara suresi 245. ayette fiil halinde bulunur ve isim bu fiilden türetilmiştir. Daima El-Bâsit ile birlikte düşünülür.
Kur’an
- El-Muahhir Esması
El-Muahhir, "geriye bırakan, erteleyen" anlamına gelir. Kur'an'da bu isim kalıbında geçmez; kök fiil halinde bulunur ve isim buradan türetilmiştir. El-Mukaddim ile birlikte düşünülür.
Kur’an
- El-Muiz Esması
El-Muiz, "i̇zzet ve şeref veren, yücelten" anlamına gelir. Kur'an'da bu isim kalıbında geçmez; Âl-i İmrân suresi 26. ayette fiil halinde bulunur ve isim bu fiilden türetilmiştir. El-Müzil ile birlikte düşünülür.
Kur’an
- El-Mukaddim Esması
El-Mukaddim, "öne alan, önceleyen" anlamına gelir. Kur'an'da bu isim kalıbında geçmez; kök fiil halinde bulunur ve isim buradan türetilmiştir. El-Muahhir ile birlikte düşünülür.
Kur’an
- El-Muksit Esması
El-Muksit, "adaletle davranan ve hakkı yerine ulaştıran" anlamına gelir. Kur'an'da bu isim kalıbında geçmez; aynı kökten "kâimen bi'l-kıst" (adaleti ayakta tutan) ifadesi Âl-i İmrân 18'de bulunur.
Kur’an
- El-Mümît Esması
El-Mümît, "ölümü veren" anlamına gelir. Kur'an'da bu isim kalıbında geçmez; kök fiil halinde defalarca bulunur. Daima El-Muhyî ile birlikte düşünülür.
Kur’an
- El-Müntakim Esması
El-Müntakim, "suçun karşılığını adaletle veren" anlamına gelir. Kur'an'da bu isim kalıbında tekil olarak geçmez; "müntekimûn" (karşılığını verenler) biçiminde çoğul olarak bulunur ve isim buradan türetilmiştir.
Kur’an
- El-Müzil Esması
El-Müzil, "zillete düşüren, alçaltan" anlamına gelir. Kur'an'da bu isim kalıbında geçmez; Âl-i İmrân suresi 26. ayette fiil halinde bulunur ve isim bu fiilden türetilmiştir. El-Muiz ile birlikte düşünülür.
Kur’an
- El-Vekîl Esması
El-Vekîl, "işler kendisine havale edilen ve güvenilen" anlamına gelir. Tevekkül kelimesiyle aynı köktendir; tevekkül etmek, işi Vekîl'e havale etmek demektir.
Kur’an
- En-Nâfi' Esması
En-Nâfi', "fayda veren; yararı yaratan" anlamına gelir. Kur'an'da bu isim kalıbında geçmez; kök fiil halinde bulunur. Klasik kaynaklarda bu isim Ed-Dârr ile birlikte anılır, tek başına zikredilmesi uygun görülmez.
Kur’an
- Er-Râfi' Esması
Er-Râfi', "yükselten, kaldıran" anlamına gelir. Kur'an'da bu isim kalıbında Allah için geçmez; Vâkıa suresi 3. ayette kıyamet günü için aynı kökten kelimeler kullanılır ve isim bu kullanımdan türetilmiştir.
Kur’an
- Er-Raûf Esması
Er-Raûf, "çok şefkatli olan" anlamına gelir. Rahmetten farkı incelikledir: rahmet genel, re'fet ise sıkıntı anındaki özel şefkattir. Kur'an'da genellikle Er-Rahîm ile birlikte geçer.
Kur’an
- Es-Sabûr Esması
Es-Sabûr, "çok sabırlı olan, cezalandırmakta acele etmeyen" anlamına gelir. Bu isim, Tirmizî'nin naklettiği doksan dokuz isim listesinde yer alır; ancak Kur'an'da Allah'ın ismi olarak bu kalıpta geçmez.
Klasik kaynak
- Eş-Şehîd Esması
Eş-Şehîd, "her şeye şahit olan ve her yerde hazır bulunan" anlamına gelir. Kökte üç anlam birlikte bulunur: görmek, hazır olmak ve tanıklık etmek. Türkçedeki "şehit" kelimesi de aynı köktendir.
Kur’an
- Mâlikü'l-Mülk Esması
Mâlikü'l-Mülk, "mülkün gerçek sahibi" anlamına gelir. Âl-i İmrân suresi 26. ayette geçer ve orada bir dua kalıbının içinde bulunur: "Kul: Allâhümme mâlike'l-mülk."
Kur’an