Dua Nedir?
Dua, "çağırmak, seslenmek" anlamındaki d-a-v kökünden gelir. İslami literatürde kulun Allah'a yönelerek istemesini ifade eder. Kur'an'da duanın kendisi bir ibadet olarak nitelenir; kabul edilme şartı belirli bir metne, sayıya veya vakte bağlanmaz.
- Kavram
- Dua
- Arapça
- الدُّعَاء
- Kelime kökü
- د ع و (d-a-v) — çağırmak, seslenmek, davet etmek. "Dâî" (çağıran) ve "da'vet" kelimeleri de aynı köktendir.
- Tanım
- Kulun Allah'a yönelerek O'na seslenmesi, istemesi ve hâlini arz etmesi.
Kur'an'daki kullanımı
Kullarım sana beni sorduğunda bilsinler ki ben yakınım. Bana dua ettiği zaman dua edenin duasına karşılık veririm.
Bakara 2:186
Rabbiniz şöyle buyurdu: Bana dua edin, size karşılık vereyim.
Mü'min 40:60
Rabbinize yalvararak ve gizlice dua edin. Şüphesiz O haddi aşanları sevmez.
A'râf 7:55
Namazında sesini pek yükseltme, pek de kısma; ikisi arasında bir yol tut.
İsrâ 17:110
Sık yapılan yanlış yorumlar
Dua ancak Arapça yapılırsa kabul olur.
Kur'an'da ve sahih hadis kaynaklarında duanın dili hakkında bir şart bildirilmez. Klasik fıkıh kaynaklarında namaz dışındaki duanın her dilde yapılabileceği belirtilir. Bakara 186'da bildirilen şey duanın dili değil, dua edilmesidir.
Bir dua belirli sayıda okunursa mutlaka kabul edilir.
Kur'an'da duanın kabulü hiçbir yerde bir sayıya bağlanmaz. Yaygın olarak dolaşan "şu duayı şu kadar okuyan şunu elde eder" biçimindeki iddiaların sahih kaynaklarda karşılığı yoktur. Bu sitede sayı bilgisi yalnızca kaynağı gösterilebildiğinde verilir.
Duası kabul olmayan kişinin duası boşa gitmiştir.
Kaynaklarda duanın karşılığının üç biçimde verilebileceği aktarılır: istenenin verilmesi, benzerinin bir kötülüğün giderilmesiyle karşılanması veya karşılığın ertelenmesi. Bakara 216'da ise insanın hoşlanmadığı bir şeyin kendisi için hayırlı olabileceği bildirilir.
Dua, sonucu değiştirmediği için bir tür avuntudur.
Kur'an duayı bir avuntu olarak değil, emredilen bir davranış olarak sunar. Mü'min 60'ta doğrudan emir kipiyle "bana dua edin" buyrulur ve devamında duayı terk etmek büyüklenmeyle ilişkilendirilir.
Dua ile ibadet arasındaki bağ
Kur'an'da dua ile ibadet arasında doğrudan bir bağ kurulur. Mü'min suresi 60. ayette "bana dua edin, size karşılık vereyim" emrinin hemen ardından "bana kulluk etmekten büyüklenenler" ifadesi gelir.
İki cümle yan yana durur: emredilen şey duadır, terk edilmesi kulluktan büyüklenme olarak nitelenir. Klasik tefsirlerde bu geçiş üzerinde durulur ve duanın kulluğun bir parçası olduğu belirtilir.
Bu bağ, duanın yalnızca bir ihtiyaç anı davranışı olmadığını gösterir. İhtiyaç yokken de dua edilir; çünkü dua isteme aracı olmadan önce bir yönelmedir.
Duanın adabı
Kur'an duanın nasıl yapılacağı konusunda birkaç ölçü verir.
A'râf 55'te iki nitelik bildirilir: yalvararak ve gizlice. Aynı ayet "haddi aşanları sevmez" ifadesiyle biter; klasik tefsirlerde bunun duada aşırılığı, yani olmayacak veya uygunsuz taleplerde bulunmayı kapsadığı belirtilir.
İsrâ 110'da sesin ne yükseltilmesi ne de kısılması, ikisi arasında bir yol tutulması bildirilir.
Klasik kaynaklarda ayrıca duanın hamd ve salavatla açılması, ısrarla ve tekrarla yapılması, kabul konusunda acele edilmemesi zikredilir. Bunlar edep olarak sayılır; duanın geçerlilik şartı olarak değil.
Duanın kabulü hakkında ne biliniyor
Bakara 186'da duaya karşılık verileceği açıkça bildirilir. Ayetin dikkat çekici yanı, Kur'an'da Allah'ın kendisi hakkında "yakınım" dediği ender yerlerden biri olmasıdır.
Ancak karşılığın ne zaman ve hangi biçimde verileceği bildirilmez. Kaynaklarda bu üç ihtimalle açıklanır: istenenin verilmesi, dengi bir kötülüğün giderilmesi veya karşılığın ertelenmesi.
Bakara 216'da ise şu ifade geçer: "Hoşlanmadığınız bir şey sizin için hayırlı olabilir, sevdiğiniz bir şey de sizin için kötü olabilir." Bu ayet, istenen sonucun gerçekleşmemesinin duanın karşılıksız kaldığı anlamına gelmediği biçiminde okunur.
Bu sitede hiçbir dua için sonuç garantisi verilmez. Kaynaklarda bildirilen şey duanın karşılık bulacağıdır; kulun belirlediği sonucun gerçekleşeceği değil.
Kur'an'ın kendi dua örnekleri
Kur'an dua hakkında konuşmakla kalmaz, çok sayıda dua metni de içerir.
Bunların büyük kısmı peygamberlere aittir: Hz. Âdem'in tövbesi (A'râf 23), Hz. İbrâhîm'in duaları (İbrâhîm 40-41), Hz. Yûsuf'un duası (Yûsuf 101), Hz. Eyyûb'un duası (Enbiyâ 83), Hz. Yûnus'un duası (Enbiyâ 87), Hz. Zekeriyyâ'nın duası (Meryem 4-6), Hz. Mûsâ'nın duaları (Tâhâ 25-28, Kasas 24).
Bu duaların ortak bir özelliği vardır: çoğu talebi doğrudan dile getirmez, önce hâli tarif eder. Hz. Eyyûb "bana zarar dokundu" der, Hz. Yûnus yalnızca kusurunu kabul eder, Hz. Zekeriyyâ önce yaşlılığını anlatır.
Klasik kaynaklarda bu üslup üzerinde durulur ve duanın bir arz olduğu, bir talep listesi olmadığı belirtilir.
Sık sorulan sorular
Dua Türkçe yapılabilir mi?
Evet. Kur'an'da ve sahih hadis kaynaklarında duanın dili hakkında bir şart bildirilmez. Klasik fıkıh kaynaklarında namaz dışındaki duanın her dilde yapılabileceği belirtilir.
Duanın kabul olduğu vakitler var mıdır?
Kaynaklarda bazı vakitler zikredilir: secde hâli (Müslim, Salât 215), gecenin son üçte biri (Buhârî, Teheccüd 14), ezan ile kamet arası (Ebû Dâvûd, Salât 35). Bunlar tavsiye edilen vakitlerdir; duanın başka vakitlerde geçersiz olduğu anlamına gelmez.
Başkası için dua etmek nasıldır?
Kur'an'da başkası için yapılan dualara çok sayıda örnek vardır; Haşr 10'da müminlerin kendilerinden öncekiler için dua ettiği aktarılır. Müslim'de nakledilen bir rivayette kardeşi için gıyabında dua eden kişiye aynısının verildiği bildirilir.
Kaynaklar
- Kur’anBakara 2:186 — Duaya karşılık verilmesi
- Kur’anMü'min 40:60 — Dua emri ve kullukla bağı
- Kur’anA'râf 7:55 — Duanın adabı
- Kur’anİsrâ 17:110 — Seste orta yol
- Kur’anBakara 2:216 — İstenenin hayırlı olmayabilmesi
- Sahih hadisMüslim, Salât 215 — Secde hâlinde dua
- Sahih hadisBuhârî, Teheccüd 14 — Gecenin son üçte biri
- Klasik kaynakFıkıh literatürü — Duanın dili ve adabı
Son güncelleme: