- El-Bâsit Esması
El-Bâsit, "genişleten, açan, yayan" anlamına gelir. Kur'an'da bu isim kalıbında geçmez; Bakara suresi 245. ayette fiil halinde bulunur ve isim bu fiilden türetilmiştir. Daima El-Kâbıd ile birlikte düşünülür.
Kur’an
- El-Berr Esması
El-Berr, "iyiliği bol olan ve kullarına iyilikle davranan" anlamına gelir. Kur'an'da Tûr suresi 28. ayette geçer. Aynı kökten gelen "birr" kelimesi Kur'an'da iyiliğin en kapsamlı adıdır.
Kur’an
- El-Fettâh Esması
El-Fettâh, "kapalı olanı açan ve hükmüyle ayıran" anlamına gelir. Kelime kökü hem bir kapının açılmasını hem de bir davanın karara bağlanmasını ifade eder. Kur'an'da bu kalıpta Sebe suresi 26. ayette geçer.
Kur’an
- El-Ganî Esması
El-Ganî, "hiçbir şeye muhtaç olmayan" anlamına gelir. Türkçedeki "zengin" karşılığı eksik kalır: kökteki anlam çok şeye sahip olmak değil, hiçbir şeye ihtiyaç duymamaktır.
Kur’an
- El-Kâbıd Esması
El-Kâbıd, "daraltan, tutan, geri alan" anlamına gelir. Kur'an'da bu isim kalıbında geçmez; Bakara suresi 245. ayette fiil halinde bulunur ve isim bu fiilden türetilmiştir. Daima El-Bâsit ile birlikte düşünülür.
Kur’an
- El-Kaviyy Esması
El-Kaviyy, "gücü sınırsız ve tükenmez olan" anlamına gelir. Kur'an'da genellikle El-Azîz veya El-Metîn ile birlikte geçer; vurgusu gücün azalmaması ve yorulmamasıdır.
Kur’an
- El-Kerîm Esması
El-Kerîm, "cömert ve lütufkâr olan" anlamına gelir. Kökte yalnızca çok vermek değil, verirken karşılık beklememek ve vereni küçültmemek anlamı da vardır.
Kur’an
- El-Latîf Esması
El-Latîf, "en ince ayrıntıyı bilen ve kullarına sezdirmeden lütufta bulunan" anlamına gelir. Kur'an'da yedi ayette geçer ve çoğunda "habîr" (her şeyden haberdar olan) ismiyle birlikte kullanılır.
Kur’an
- El-Metîn Esması
El-Metîn, "çok sağlam ve dayanıklı olan" anlamına gelir. Kur'an'da yalnızca Zâriyât suresi 58. ayette geçer ve orada Er-Rezzâk ve El-Kaviyy ile birlikte bulunur.
Kur’an
- El-Muğnî Esması
El-Muğnî, "muhtaç olmaktan kurtaran, yeterli kılan" anlamına gelir. El-Ganî ile aynı köktendir. Kur'an'da bu isim kalıbında geçmez; kök fiil halinde bulunur ve isim buradan türetilmiştir.
Kur’an
- El-Mukît Esması
El-Mukît, "gıda veren ve her şeyi gözetip koruyan" anlamına gelir. Kur'an'da yalnızca bir ayette, Nisâ suresi 85. ayette geçer. Kelime kökü hem beslenme hem de koruyup gözetme anlamı taşır.
Kur’an
- El-Vâcid Esması
El-Vâcid, "dilediğini bulan ve hiçbir şeye muhtaç olmayan" anlamına gelir. Kur'an'da bu isim kalıbında Allah için geçmez; Tirmizî'nin naklettiği listede yer alır.
Kur’an
- El-Vâris Esması
El-Vâris, "her şeyin son sahibi olarak kalan" anlamına gelir. Kur'an'da "biz vârisleriz" biçiminde çoğul olarak geçer. Miras imgesi, sahipliklerin geçici olduğunu bildirir.
Kur’an
- El-Vâsi' Esması
El-Vâsi', "kapsamı geniş olan" anlamına gelir. Kur'an'da rahmet, ilim ve lütuf bağlamlarında geçer; ortak vurgusu darlık ve sınırlılığın Allah'a nispet edilemeyeceğidir.
Kur’an
- El-Vehhâb Esması
El-Vehhâb, "karşılıksız ve sürekli bağışta bulunan" anlamına gelir. Kelime kökü hibe etmek, yani bir bedel beklemeden vermektir. Bu yönüyle rızık vermekten farklıdır: rızıkta bir sebep zinciri varken, hibede karşılık aranmaz.
Kur’an
- El-Vekîl Esması
El-Vekîl, "işler kendisine havale edilen ve güvenilen" anlamına gelir. Tevekkül kelimesiyle aynı köktendir; tevekkül etmek, işi Vekîl'e havale etmek demektir.
Kur’an
- Er-Rezzâk Esması
Er-Rezzâk, "bütün canlıların rızkını yaratan ve kesintisiz veren" anlamına gelir. Kur'an'da bu kalıpta bir kez, Zâriyât suresi 58. ayette geçer ve rızkın yalnızca Allah'a ait olduğunu vurgular.
Kur’an
- Es-Samed Esması
Es-Samed, "her şeyin kendisine muhtaç olduğu, kendisi hiçbir şeye muhtaç olmayan" anlamına gelir. Kur'an'da yalnızca İhlâs suresi 2. ayette geçer ve klasik kaynaklarda anlamı üzerine birden fazla açıklama vardır.
Kur’an
- Eş-Şekûr Esması
Eş-Şekûr, "az amele çok karşılık veren" anlamına gelir. Şükür genellikle kulun fiili olarak bilinir; bu isim aynı kelimenin Allah'a nispet edildiğinde anlamının değiştiğini gösterir: karşılığı kat kat vermek.
Kur’an
- Mâlikü'l-Mülk Esması
Mâlikü'l-Mülk, "mülkün gerçek sahibi" anlamına gelir. Âl-i İmrân suresi 26. ayette geçer ve orada bir dua kalıbının içinde bulunur: "Kul: Allâhümme mâlike'l-mülk."
Kur’an