- Ed-Dârr Esması
Ed-Dârr, "zarar veren; zararı takdir eden" anlamına gelir. Kur'an'da bu isim kalıbında geçmez; kök fiil halinde bulunur. Klasik kaynaklarda bu isim En-Nâfi' ile birlikte anılır, tek başına zikredilmesi uygun görülmez.
Kur’an
- El-Adl Esması
El-Adl, "mutlak adalet sahibi" anlamına gelir. Kur'an'da adalet kavramı defalarca geçer ancak "el-Adl" bu kalıpta Allah'ın ismi olarak bulunmaz; isim Tirmizî'nin naklettiği listede yer alır.
Kur’an
- El-Afüvv Esması
El-Afüvv, "günahı silen ve iz bırakmadan affeden" anlamına gelir. Mağfiretten farkı önemlidir: mağfiret günahı örter, af ise siler. Kadir Gecesi duasında geçen isim budur.
Kur’an
- El-Âhir Esması
El-Âhir, "sonu olmayan; her şeyden sonra da var olan" anlamına gelir. Hadîd suresi 3. ayette dört isim art arda gelir: evvel, âhir, zâhir, bâtın. Dördü birlikte bir bütün kurar ve tek başına ele alınmaları eksik kalır.
Kur’an
- El-Alîm Esması
El-Alîm, "her şeyi bilen" anlamına gelir. Kur'an'da yüzden fazla yerde geçer ve vurgusu bilginin kapsamındadır: gizli ile açık, geçmiş ile gelecek arasında fark gözetmeyen bir bilgi.
Kur’an
- El-Aliyy Esması
El-Aliyy, "her şeyin üstünde ve yücede olan" anlamına gelir. Âyetü'l-Kürsî bu isimle El-Azîm'i birlikte anarak sona erer. Klasik kelamda buradaki yücelik mekânsal değil, mertebe bakımındandır.
Kur’an
- El-Azîm Esması
El-Azîm, "büyüklüğü kavranamayacak kadar yüce olan" anlamına gelir. Âyetü'l-Kürsî El-Aliyy ve El-Azîm isimleriyle sona erer; rükû tesbihinde de bu isim anılır.
Kur’an
- El-Azîz Esması
El-Azîz, "mutlak güç sahibi ve yenilmez olan" anlamına gelir. Kur'an'da doksandan fazla yerde geçer ve çoğunlukla "hakîm" (hikmet sahibi) ismiyle birlikte kullanılır; bu birliktelik gücün hikmetle sınırlandığını bildirir.
Kur’an
- El-Bâis Esması
El-Bâis, "ölüleri dirilten ve peygamber gönderen" anlamına gelir. Kur'an'da bu isim kalıbında geçmez; kök fiil halinde defalarca bulunur ve isim buradan türetilmiştir.
Kur’an
- El-Bâkî Esması
El-Bâkî, "varlığı sona ermeyen, kalıcı olan" anlamına gelir. Kur'an'da bu isim kalıbında geçmez; Rahmân 27'de "yebkâ" (bâki kalır) fiili bulunur ve isim buradan türetilmiştir.
Kur’an
- El-Bâri' Esması
El-Bâri', "yoktan var eden, varlığı yokluktan ayırıp çıkaran" anlamına gelir. El-Hâlik takdir aşamasını, El-Bâri' ise takdir edilenin fiilen var edilmesini ifade eder.
Kur’an
- El-Basîr Esması
El-Basîr, "her şeyi gören" anlamına gelir. Kur'an'da kırktan fazla yerde geçer ve genellikle Es-Semî' ile birlikte kullanılır. Kökteki anlam yalnızca göz ile görmeyi değil, kavrayışı da içerir.
Kur’an
- El-Bâsit Esması
El-Bâsit, "genişleten, açan, yayan" anlamına gelir. Kur'an'da bu isim kalıbında geçmez; Bakara suresi 245. ayette fiil halinde bulunur ve isim bu fiilden türetilmiştir. Daima El-Kâbıd ile birlikte düşünülür.
Kur’an
- El-Bâtın Esması
El-Bâtın, "zatı kavranamayan; duyularla ulaşılamayan" anlamına gelir. Hadîd suresi 3. ayette dört isim art arda gelir: evvel, âhir, zâhir, bâtın. Dördü birlikte bir bütün kurar ve tek başına ele alınmaları eksik kalır.
Kur’an
- El-Bedî' Esması
El-Bedî', "örneği olmadan yaratan" anlamına gelir. Kur'an'da iki ayette "bedîu's-semâvâti ve'l-arz" (göklerin ve yerin örneksiz yaratıcısı) biçiminde geçer. Bidat kelimesi de aynı köktendir.
Kur’an
- El-Berr Esması
El-Berr, "iyiliği bol olan ve kullarına iyilikle davranan" anlamına gelir. Kur'an'da Tûr suresi 28. ayette geçer. Aynı kökten gelen "birr" kelimesi Kur'an'da iyiliğin en kapsamlı adıdır.
Kur’an
- El-Câmi' Esması
El-Câmi', "dağınık olanı bir araya getiren" anlamına gelir. Kur'an'da Âl-i İmrân 9. ayette "câmiu'n-nâs" (insanları toplayan) biçiminde geçer ve kıyamet bağlamındadır.
Kur’an
- El-Cebbâr Esması
El-Cebbâr, "iradesini yürüten ve kırılanı onaran" anlamına gelir. Kelime kökü Arapçada hem zorla hükmetmeyi hem de kırık kemiği sarıp iyileştirmeyi ifade eder; bu iki anlam ismin kavranmasında birlikte düşünülür.
Kur’an
- El-Celîl Esması
El-Celîl, "azamet ve heybet sahibi" anlamına gelir. Kur'an'da bu kalıpta geçmez; ancak aynı kökten "zü'l-celâli ve'l-ikrâm" (celâl ve ikram sahibi) ifadesi Rahmân suresinde iki kez bulunur ve isim buradan türetilmiştir.
Kur’an
- El-Ehad Esması
El-Ehad, "bölünmesi ve çoğaltılması düşünülemeyen tek" anlamına gelir. İhlâs suresi bu kelimeyle başlar. El-Vâhid'den farkı, sayısal değil mutlak bir teklik bildirmesidir.
Kur’an
- El-Evvel Esması
El-Evvel, "başlangıcı olmayan; her şeyden önce olan" anlamına gelir. Hadîd suresi 3. ayette dört isim art arda gelir: evvel, âhir, zâhir, bâtın. Dördü birlikte bir bütün kurar ve tek başına ele alınmaları eksik kalır.
Kur’an
- El-Fettâh Esması
El-Fettâh, "kapalı olanı açan ve hükmüyle ayıran" anlamına gelir. Kelime kökü hem bir kapının açılmasını hem de bir davanın karara bağlanmasını ifade eder. Kur'an'da bu kalıpta Sebe suresi 26. ayette geçer.
Kur’an
- El-Gaffâr Esması
El-Gaffâr, "günahları tekrar tekrar örten ve bağışlayan" anlamına gelir. Kelime kökü "örtmek" demektir; bağışlama, kusuru yok saymak değil onu görünmez kılmaktır.
Kur’an
- El-Gafûr Esması
El-Gafûr, "çok şeyi bağışlayan" anlamına gelir. El-Gaffâr ile aynı kökten gelir ama kalıbı farklıdır: Gafûr bağışlamanın kapsamını, Gaffâr ise tekrarını bildirir. Kur'an'da doksandan fazla yerde geçer.
Kur’an
- El-Ganî Esması
El-Ganî, "hiçbir şeye muhtaç olmayan" anlamına gelir. Türkçedeki "zengin" karşılığı eksik kalır: kökteki anlam çok şeye sahip olmak değil, hiçbir şeye ihtiyaç duymamaktır.
Kur’an
- El-Habîr Esması
El-Habîr, "her şeyin iç yüzünden haberdar olan" anlamına gelir. El-Alîm'den farkı vurgudadır: Alîm bilginin kapsamını, Habîr ise gizli kalan ayrıntıya nüfuzu bildirir. Kur'an'da sıkça El-Latîf ile birlikte geçer.
Kur’an
- El-Hâdî Esması
El-Hâdî, "doğru yolu gösteren ve o yola ulaştıran" anlamına gelir. Kökte iki anlam vardır: yol göstermek ve yola ulaştırmak. Fâtiha'daki "bizi doğru yola ilet" duası bu isimle aynı köktendir.
Kur’an
- El-Hâfıd Esması
El-Hâfıd, "alçaltan, indiren" anlamına gelir. Kur'an'da bu isim kalıbında Allah için geçmez; Vâkıa suresi 3. ayette kıyamet günü için aynı kökten kelimeler kullanılır ve isim bu kullanımdan türetilmiştir.
Kur’an
- El-Hafîz Esması
El-Hafîz, "koruyan ve kaydını tutan" anlamına gelir. Kökte iki anlam birlikte bulunur: bir şeyi zarardan korumak ve unutmadan aklında tutmak. Kur'an'da her iki yönüyle de kullanılır.
Kur’an
- El-Hakem Esması
El-Hakem, "hükmü kesin olan ve aralarında hüküm veren" anlamına gelir. Kur'an'da En'âm suresi 114. ayette bu kalıpta geçer. Aynı kökten gelen "hikmet" kelimesi, hükmün keyfî değil bir amaca uygun olduğunu bildirir.
Kur’an
- El-Hakîm Esması
El-Hakîm, "her işi yerli yerinde ve bir amaca uygun yapan" anlamına gelir. Kur'an'da doksandan fazla yerde geçer ve en sık El-Azîz ile birlikte kullanılır; bu birliktelik gücün hikmetle sınırlandığını bildirir.
Kur’an
- El-Hakk Esması
El-Hakk, "varlığı gerçek olan ve değişmeyen" anlamına gelir. Kelime Türkçede hem "gerçek" hem "hak edilen" anlamında kullanılır; Arapçada ikisi aynı kökten gelir ve bu birlik ismin anlamını belirler.
Kur’an
- El-Hâlik Esması
El-Hâlik, "yoktan var eden ve her şeyi ölçüsüyle takdir eden" anlamına gelir. Haşr suresinin son ayetinde El-Bâri' ve El-Musavvir ile birlikte geçer; üçü yaratmanın farklı aşamalarını ifade eder.
Kur’an
- El-Halîm Esması
El-Halîm, "acele etmeyen, öfkelenip hemen karşılık vermeyen" anlamına gelir. Kur'an'da on bir yerde geçer ve çoğunlukla El-Gafûr veya El-Alîm ile birlikte kullanılır.
Kur’an
- El-Hamîd Esması
El-Hamîd, "her durumda övgüye layık olan" anlamına gelir. Hamd ile şükür arasındaki fark burada belirleyicidir: şükür alınan bir nimete karşılıktır, hamd ise bir karşılığa bağlı değildir.
Kur’an
- El-Hasîb Esması
El-Hasîb, "hesabı gören ve kuluna yeten" anlamına gelir. Kökte iki anlam birlikte bulunur: saymak ve yetmek. "Hasbünallâh" ifadesi de aynı köktendir.
Kur’an
- El-Hayy Esması
El-Hayy, "diri olan, hayatı zatının gereği olan" anlamına gelir. Âyetü'l-Kürsî bu isimle başlar. Klasik kelamda bu hayat, yaratılmışların hayatı gibi bir başlangıcı ve sonu olan hayat değildir.
Kur’an
- El-Kâbıd Esması
El-Kâbıd, "daraltan, tutan, geri alan" anlamına gelir. Kur'an'da bu isim kalıbında geçmez; Bakara suresi 245. ayette fiil halinde bulunur ve isim bu fiilden türetilmiştir. Daima El-Bâsit ile birlikte düşünülür.
Kur’an
- El-Kâdir Esması
El-Kâdir, "gücü her şeye yeten" anlamına gelir. Kökte iki anlam birlikte bulunur: güç yetirmek ve ölçü belirlemek. Bu yüzden kudret ile kader aynı köktendir.
Kur’an
- El-Kahhâr Esması
El-Kahhâr, "her şeye mutlak surette galip gelen" anlamına gelir. Kur'an'da geçtiği yerlerin neredeyse tamamında "vâhid" (bir) ismiyle birlikte kullanılır; bu birliktelik tevhid vurgusu taşır.
Kur’an
- El-Kaviyy Esması
El-Kaviyy, "gücü sınırsız ve tükenmez olan" anlamına gelir. Kur'an'da genellikle El-Azîz veya El-Metîn ile birlikte geçer; vurgusu gücün azalmaması ve yorulmamasıdır.
Kur’an
- El-Kayyûm Esması
El-Kayyûm, "kendi kendine var olan ve her şeyi ayakta tutan" anlamına gelir. Kur'an'da üç ayette geçer ve üçünde de El-Hayy ile birliktedir. Kelime iki anlamı birden taşır: kendi varlığı başkasına bağlı olmamak ve başkalarının varlığını sürdürmek.
Kur’an
- El-Kebîr Esması
El-Kebîr, "şanı ve kadri büyük olan" anlamına gelir. Namazın her aşamasında söylenen tekbir aynı köktendir. Kur'an'da genellikle El-Aliyy ile birlikte geçer.
Kur’an
- El-Kerîm Esması
El-Kerîm, "cömert ve lütufkâr olan" anlamına gelir. Kökte yalnızca çok vermek değil, verirken karşılık beklememek ve vereni küçültmemek anlamı da vardır.
Kur’an
- El-Kuddûs Esması
El-Kuddûs, "her türlü eksiklikten ve kusurdan uzak olan" anlamına gelir. Kelime kökü temizlik ve arınmayı ifade eder; isim, Allah'ın yaratılmışlara ait hiçbir noksanlıkla nitelenemeyeceğini bildirir.
Kur’an
- El-Latîf Esması
El-Latîf, "en ince ayrıntıyı bilen ve kullarına sezdirmeden lütufta bulunan" anlamına gelir. Kur'an'da yedi ayette geçer ve çoğunda "habîr" (her şeyden haberdar olan) ismiyle birlikte kullanılır.
Kur’an
- El-Mâcid Esması
El-Mâcid, "şanı yüce ve cömert olan" anlamına gelir. El-Mecîd ile aynı köktendir ve anlamı ona çok yakındır. Kur'an'da bu kalıpta geçmez; ikisinin de listede yer alması klasik kaynaklarda ayrıca tartışılmıştır.
Kur’an
- El-Mâni' Esması
El-Mâni', "dilediğini engelleyen ve koruyan" anlamına gelir. Kur'an'da bu kalıpta geçmez; yalnızca Tirmizî'nin naklettiği listede yer alır. Klasik kaynaklarda tek başına değil, veren isimlerle birlikte anılması gerektiği belirtilir.
Kur’an
- El-Mecîd Esması
El-Mecîd, "şanı yüce ve iyiliği bol olan" anlamına gelir. Kökte iki anlam birleşir: yücelik ve cömertlik. Kur'an'da hem Allah hem Kur'an için kullanılır.
Kur’an
- El-Melik Esması
El-Melik, "mutlak hükümranlığın sahibi" anlamına gelir. Kur'an'da bu kalıpta birkaç ayette geçer ve ortak vurgusu şudur: gerçek mülkiyet ve egemenlik geçici değil, kalıcıdır ve yalnızca Allah'a aittir.
Kur’an
- El-Metîn Esması
El-Metîn, "çok sağlam ve dayanıklı olan" anlamına gelir. Kur'an'da yalnızca Zâriyât suresi 58. ayette geçer ve orada Er-Rezzâk ve El-Kaviyy ile birlikte bulunur.
Kur’an
- El-Muahhir Esması
El-Muahhir, "geriye bırakan, erteleyen" anlamına gelir. Kur'an'da bu isim kalıbında geçmez; kök fiil halinde bulunur ve isim buradan türetilmiştir. El-Mukaddim ile birlikte düşünülür.
Kur’an
- El-Mucîb Esması
El-Mucîb, "duaya karşılık veren" anlamına gelir. Kur'an'da bu kalıpta bir ayette geçer. Kökteki anlam kabul etmek değil, karşılık vermektir; bu ayrım duanın kabulü meselesinde belirleyicidir.
Kur’an
- El-Muğnî Esması
El-Muğnî, "muhtaç olmaktan kurtaran, yeterli kılan" anlamına gelir. El-Ganî ile aynı köktendir. Kur'an'da bu isim kalıbında geçmez; kök fiil halinde bulunur ve isim buradan türetilmiştir.
Kur’an
- El-Muhsî Esması
El-Muhsî, "her şeyi tek tek sayan ve kaydeden" anlamına gelir. Kur'an'da bu isim kalıbında geçmez; kök fiil halinde birkaç ayette bulunur ve isim buradan türetilmiştir.
Kur’an
- El-Muhyî Esması
El-Muhyî, "can veren ve dirilten" anlamına gelir. Kur'an'da "muhyi'l-mevtâ" (ölüleri dirilten) biçiminde geçer. Diriliş konusu Kur'an'da sıklıkla ölü toprağın yağmurla canlanması üzerinden anlatılır.
Kur’an
- El-Muîd Esması
El-Muîd, "yaratmayı tekrar eden, geri döndüren" anlamına gelir. Kur'an'da bu isim kalıbında geçmez; Rûm suresi 11 ve 27. ayetlerde fiil halinde bulunur ve isim buradan türetilmiştir. El-Mübdi' ile birlikte düşünülür.
Kur’an
- El-Muiz Esması
El-Muiz, "i̇zzet ve şeref veren, yücelten" anlamına gelir. Kur'an'da bu isim kalıbında geçmez; Âl-i İmrân suresi 26. ayette fiil halinde bulunur ve isim bu fiilden türetilmiştir. El-Müzil ile birlikte düşünülür.
Kur’an
- El-Mukaddim Esması
El-Mukaddim, "öne alan, önceleyen" anlamına gelir. Kur'an'da bu isim kalıbında geçmez; kök fiil halinde bulunur ve isim buradan türetilmiştir. El-Muahhir ile birlikte düşünülür.
Kur’an
- El-Mukît Esması
El-Mukît, "gıda veren ve her şeyi gözetip koruyan" anlamına gelir. Kur'an'da yalnızca bir ayette, Nisâ suresi 85. ayette geçer. Kelime kökü hem beslenme hem de koruyup gözetme anlamı taşır.
Kur’an
- El-Muksit Esması
El-Muksit, "adaletle davranan ve hakkı yerine ulaştıran" anlamına gelir. Kur'an'da bu isim kalıbında geçmez; aynı kökten "kâimen bi'l-kıst" (adaleti ayakta tutan) ifadesi Âl-i İmrân 18'de bulunur.
Kur’an
- El-Muktedir Esması
El-Muktedir, "gücü eksiksiz ve karşı konulamaz olan" anlamına gelir. El-Kâdir ile aynı köktendir; iftiâl kalıbı gücün tam ve engellenemez biçimde kullanıldığını bildirir.
Kur’an
- El-Musavvir Esması
El-Musavvir, "her varlığa kendine özgü biçimini veren" anlamına gelir. Yaratma üçlüsünün son halkasıdır: takdir (Hâlik), var etme (Bâri') ve şekillendirme (Musavvir).
Kur’an
- El-Mü'min Esması
El-Mü'min, "güven veren ve doğrulayan" anlamına gelir. İnsanlar için kullanıldığında "iman eden" demektir; Allah için kullanıldığında anlamı değişir ve güvence veren, verdiği sözü doğrulayan manasına gelir.
Kur’an
- El-Mübdi' Esması
El-Mübdi', "i̇lk defa yaratan, başlatan" anlamına gelir. Kur'an'da bu isim kalıbında geçmez; Rûm suresi 11 ve 27. ayetlerde fiil halinde bulunur ve isim buradan türetilmiştir. El-Muîd ile birlikte düşünülür.
Kur’an
- El-Müheymin Esması
El-Müheymin, "her şeyi gözetip koruyan ve denetleyen" anlamına gelir. Kur'an'da iki yerde geçer; birinde Allah için, diğerinde Kur'an'ın önceki kitaplar üzerindeki konumu için kullanılır.
Kur’an
- El-Mümît Esması
El-Mümît, "ölümü veren" anlamına gelir. Kur'an'da bu isim kalıbında geçmez; kök fiil halinde defalarca bulunur. Daima El-Muhyî ile birlikte düşünülür.
Kur’an
- El-Müntakim Esması
El-Müntakim, "suçun karşılığını adaletle veren" anlamına gelir. Kur'an'da bu isim kalıbında tekil olarak geçmez; "müntekimûn" (karşılığını verenler) biçiminde çoğul olarak bulunur ve isim buradan türetilmiştir.
Kur’an
- El-Müteâlî Esması
El-Müteâlî, "yaratılmışlara ait her niteliğin üstünde olan" anlamına gelir. El-Aliyy ile aynı köktendir; tefâul kalıbı yüceliğin sürekli ve kendinden olduğunu bildirir. Kur'an'da Ra'd 13:9'da geçer.
Kur’an
- El-Mütekebbir Esması
El-Mütekebbir, "büyüklüğü kendinden olan ve yaratılmışlara ait niteliklerden yüce olan" anlamına gelir. Aynı kelime insan için kullanıldığında kibir anlamına gelir ve Kur'an'da daima kınanır; fark, büyüklüğün gerçek olup olmamasındadır.
Kur’an
- El-Müzil Esması
El-Müzil, "zillete düşüren, alçaltan" anlamına gelir. Kur'an'da bu isim kalıbında geçmez; Âl-i İmrân suresi 26. ayette fiil halinde bulunur ve isim bu fiilden türetilmiştir. El-Muiz ile birlikte düşünülür.
Kur’an
- El-Vâcid Esması
El-Vâcid, "dilediğini bulan ve hiçbir şeye muhtaç olmayan" anlamına gelir. Kur'an'da bu isim kalıbında Allah için geçmez; Tirmizî'nin naklettiği listede yer alır.
Kur’an
- El-Vâhid Esması
El-Vâhid, "tek olan, ortağı bulunmayan" anlamına gelir. El-Ehad ile aynı kökten gelir ama vurgusu farklıdır: Vâhid sayıca teklik, Ehad ise bölünmezlik bildirir.
Kur’an
- El-Vâlî Esması
El-Vâlî, "her şeyi yöneten ve işlerini üstlenen" anlamına gelir. El-Veliyy ile aynı köktendir. Kur'an'da bu kalıpta geçmez; Ra'd 13:11'de olumsuz bir cümlede "vâl" biçiminde bulunur.
Kur’an
- El-Vâris Esması
El-Vâris, "her şeyin son sahibi olarak kalan" anlamına gelir. Kur'an'da "biz vârisleriz" biçiminde çoğul olarak geçer. Miras imgesi, sahipliklerin geçici olduğunu bildirir.
Kur’an
- El-Vâsi' Esması
El-Vâsi', "kapsamı geniş olan" anlamına gelir. Kur'an'da rahmet, ilim ve lütuf bağlamlarında geçer; ortak vurgusu darlık ve sınırlılığın Allah'a nispet edilemeyeceğidir.
Kur’an
- El-Vedûd Esması
El-Vedûd, "çok seven ve sevilen" anlamına gelir. Kur'an'da iki ayette geçer ve her ikisinde de bağışlanma ile birlikte anılır: sevgi, cezalandırmanın değil affın zeminidir.
Kur’an
- El-Vehhâb Esması
El-Vehhâb, "karşılıksız ve sürekli bağışta bulunan" anlamına gelir. Kelime kökü hibe etmek, yani bir bedel beklemeden vermektir. Bu yönüyle rızık vermekten farklıdır: rızıkta bir sebep zinciri varken, hibede karşılık aranmaz.
Kur’an
- El-Vekîl Esması
El-Vekîl, "işler kendisine havale edilen ve güvenilen" anlamına gelir. Tevekkül kelimesiyle aynı köktendir; tevekkül etmek, işi Vekîl'e havale etmek demektir.
Kur’an
- El-Veliyy Esması
El-Veliyy, "dost, yardımcı ve koruyucu olan" anlamına gelir. Kökteki asıl anlam yakınlıktır; dostluk, yardım ve yöneticilik anlamlarının hepsi bu yakınlıktan türer.
Kur’an
- En-Nâfi' Esması
En-Nâfi', "fayda veren; yararı yaratan" anlamına gelir. Kur'an'da bu isim kalıbında geçmez; kök fiil halinde bulunur. Klasik kaynaklarda bu isim Ed-Dârr ile birlikte anılır, tek başına zikredilmesi uygun görülmez.
Kur’an
- En-Nûr Esması
En-Nûr, "aydınlatan ve varlığa görünürlük veren" anlamına gelir. Kur'an'da Nûr suresi 35. ayette geçer. Klasik tefsirlerde bu ayetin temsilî olduğu ve fiziksel ışık kastedilmediği belirtilir.
Kur’an
- Er-Râfi' Esması
Er-Râfi', "yükselten, kaldıran" anlamına gelir. Kur'an'da bu isim kalıbında Allah için geçmez; Vâkıa suresi 3. ayette kıyamet günü için aynı kökten kelimeler kullanılır ve isim bu kullanımdan türetilmiştir.
Kur’an
- Er-Rahîm Esması
Er-Rahîm, "rahmeti kesintisiz ve sürekli olan" anlamına gelir. Er-Rahmân ile aynı kökten gelir ama kalıbı süreklilik bildirir; klasik kaynaklarda inananlara yönelik, ahirete de uzanan rahmeti ifade ettiği belirtilir.
Kur’an
- Er-Rahmân Esması
Er-Rahmân, "rahmeti her şeyi kuşatan" anlamına gelir. Kur'an'da Allah'tan sonra en çok geçen isimdir ve klasik kaynaklarda ayırt edici özelliği şudur: bu rahmet inanan inanmayan ayrımı yapmadan bütün varlığı kapsar.
Kur’an
- Er-Rakîb Esması
Er-Rakîb, "gözetleyen ve murakabe eden" anlamına gelir. Kur'an'da üç yerde geçer. Kökteki anlam, bir şeyi bekleyip izlemeyi ve boynunu uzatarak bakmayı ifade eder.
Kur’an
- Er-Raûf Esması
Er-Raûf, "çok şefkatli olan" anlamına gelir. Rahmetten farkı incelikledir: rahmet genel, re'fet ise sıkıntı anındaki özel şefkattir. Kur'an'da genellikle Er-Rahîm ile birlikte geçer.
Kur’an
- Er-Reşîd Esması
Er-Reşîd, "doğruya ileten ve her işi olgunlukla yapan" anlamına gelir. Kur'an'da bu kalıpta Allah'ın ismi olarak geçmez; kelime Hûd 11:87'de Hz. Şuayb için kullanılır ve isim listede yer alır.
Kur’an
- Er-Rezzâk Esması
Er-Rezzâk, "bütün canlıların rızkını yaratan ve kesintisiz veren" anlamına gelir. Kur'an'da bu kalıpta bir kez, Zâriyât suresi 58. ayette geçer ve rızkın yalnızca Allah'a ait olduğunu vurgular.
Kur’an
- Es-Sabûr Esması
Es-Sabûr, "çok sabırlı olan, cezalandırmakta acele etmeyen" anlamına gelir. Bu isim, Tirmizî'nin naklettiği doksan dokuz isim listesinde yer alır; ancak Kur'an'da Allah'ın ismi olarak bu kalıpta geçmez.
Klasik kaynak
- Es-Samed Esması
Es-Samed, "her şeyin kendisine muhtaç olduğu, kendisi hiçbir şeye muhtaç olmayan" anlamına gelir. Kur'an'da yalnızca İhlâs suresi 2. ayette geçer ve klasik kaynaklarda anlamı üzerine birden fazla açıklama vardır.
Kur’an
- Es-Selâm Esması
Es-Selâm, "esenlik veren ve her türlü eksiklikten salim olan" anlamına gelir. Günlük hayatta kullanılan selam, cennetin adı olan darüsselam ve İslam kelimesi aynı kökten gelir.
Kur’an
- Es-Semî' Esması
Es-Semî', "her şeyi işiten" anlamına gelir. Kur'an'da kırktan fazla yerde geçer ve çoğunlukla El-Alîm veya El-Basîr ile birlikte kullanılır; dua ayetlerinde en sık anılan isimlerden biridir.
Kur’an
- Eş-Şehîd Esması
Eş-Şehîd, "her şeye şahit olan ve her yerde hazır bulunan" anlamına gelir. Kökte üç anlam birlikte bulunur: görmek, hazır olmak ve tanıklık etmek. Türkçedeki "şehit" kelimesi de aynı köktendir.
Kur’an
- Eş-Şekûr Esması
Eş-Şekûr, "az amele çok karşılık veren" anlamına gelir. Şükür genellikle kulun fiili olarak bilinir; bu isim aynı kelimenin Allah'a nispet edildiğinde anlamının değiştiğini gösterir: karşılığı kat kat vermek.
Kur’an
- Et-Tevvâb Esması
Et-Tevvâb, "tövbeleri çokça kabul eden" anlamına gelir. Kelimenin dikkat çekici yanı, aynı kökün hem kul hem Allah için kullanılmasıdır: kul döner, Allah da kuluna döner.
Kur’an
- Ez-Zâhir Esması
Ez-Zâhir, "varlığı apaçık olan; delilleriyle görünen" anlamına gelir. Hadîd suresi 3. ayette dört isim art arda gelir: evvel, âhir, zâhir, bâtın. Dördü birlikte bir bütün kurar ve tek başına ele alınmaları eksik kalır.
Kur’an
- Mâlikü'l-Mülk Esması
Mâlikü'l-Mülk, "mülkün gerçek sahibi" anlamına gelir. Âl-i İmrân suresi 26. ayette geçer ve orada bir dua kalıbının içinde bulunur: "Kul: Allâhümme mâlike'l-mülk."
Kur’an
- Zü'l-Celâli ve'l-İkrâm Esması
Zü'l-Celâli ve'l-İkrâm, "azamet ve ikram sahibi" anlamına gelir. Rahmân suresinde iki kez geçer ve namaz sonrası duasında da yer alır. İki niteliğin birlikte bulunması ismin anlamını belirler.
Kur’an