Mürselât Suresi

Kur’anBu sayfadaki bilgilerin ana kaynak seviyesi

Mürselât suresi 50 ayettir ve adı "gönderilenler" anlamına gelir. Aynı cümle sure boyunca on kez tekrarlanır: "O gün yalanlayanların vay hâline!"

Sure numarası
77. sure
Arapça adı
المرسلات
Ayet sayısı
50 ayet
Nüzul yeri
Mekki (Mekke dönemi)
Nüzul sırası
33.
Cüz
29. cüz
Ana konusu
Ayırma günü ve tekrarlanan uyarı

Adının anlamı

Mürselât, r-s-l kökünden gelir ve gönderilenler anlamındadır. Klasik tefsirlerde rüzgârlar veya melekler olarak açıklanır.

Temel temaları

  • kıyamet
  • yaratılış
  • uyarı

Mürselât suresi — Arapçası ve anlamı

Aşağıdaki Türkçe anlam bu siteye aittir; herhangi bir mealden alınmamıştır. Amacı ayetin ne dediğini açık Türkçeyle aktarmaktır, basılı bir mealin yerini tutmaz. Anlam metni Arapçanın karşılığı değil, karşılığının aktarımıdır — esas olan Arapça metindir.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

  1. وَٱلْمُرْسَلَٰتِ عُرْفًا

    Ardarda gönderilenlere yemin olsun,

  2. فَٱلْعَٰصِفَٰتِ عَصْفًا

    Şiddetle esenlere,

  3. وَٱلنَّٰشِرَٰتِ نَشْرًا

    Yaydıkça yayanlara,

  4. فَٱلْفَٰرِقَٰتِ فَرْقًا

    Ayırdıkça ayıranlara,

  5. فَٱلْمُلْقِيَٰتِ ذِكْرًا

    Ve bir öğüt bırakanlara;

  6. عُذْرًا أَوْ نُذْرًا

    Mazeret ya da uyarı olsun diye.

  7. إِنَّمَا تُوعَدُونَ لَوَٰقِعٌ

    Şüphesiz size vaat edilen mutlaka olacaktır.

  8. فَإِذَا ٱلنُّجُومُ طُمِسَتْ

    Yıldızlar söndürüldüğünde,

  9. وَإِذَا ٱلسَّمَآءُ فُرِجَتْ

    Gök yarıldığında,

  10. وَإِذَا ٱلْجِبَالُ نُسِفَتْ

    Dağlar savrulduğunda,

  11. وَإِذَا ٱلرُّسُلُ أُقِّتَتْ

    Ve elçilere vakit belirlendiğinde.

  12. لِأَىِّ يَوْمٍ أُجِّلَتْ

    Hangi güne ertelendiler?

  13. لِيَوْمِ ٱلْفَصْلِ

    Ayırma gününe.

  14. وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا يَوْمُ ٱلْفَصْلِ

    Ayırma gününün ne olduğunu sana bildiren nedir?

  15. وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ

    O gün yalanlayanların vay hâline!

  16. أَلَمْ نُهْلِكِ ٱلْأَوَّلِينَ

    Biz öncekileri helak etmedik mi?

  17. ثُمَّ نُتْبِعُهُمُ ٱلْـَٔاخِرِينَ

    Sonra arkadan gelenleri de onlara kattık.

  18. كَذَٰلِكَ نَفْعَلُ بِٱلْمُجْرِمِينَ

    İşte biz suçlulara böyle yaparız.

  19. وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ

    O gün yalanlayanların vay hâline!

  20. أَلَمْ نَخْلُقكُّم مِّن مَّآءٍ مَّهِينٍ

    Sizi değersiz bir sudan yaratmadık mı?

  21. فَجَعَلْنَٰهُ فِى قَرَارٍ مَّكِينٍ

    Onu sağlam bir yere koyduk;

  22. إِلَىٰ قَدَرٍ مَّعْلُومٍ

    Belirli bir vakte kadar.

  23. فَقَدَرْنَا فَنِعْمَ ٱلْقَٰدِرُونَ

    İşte biz ölçtük; ne güzel ölçenleriz!

  24. وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ

    O gün yalanlayanların vay hâline!

  25. أَلَمْ نَجْعَلِ ٱلْأَرْضَ كِفَاتًا

    Biz yeryüzünü bir toplanma yeri yapmadık mı?

  26. أَحْيَآءً وَأَمْوَٰتًا

    Dirilere ve ölülere.

  27. وَجَعَلْنَا فِيهَا رَوَٰسِىَ شَٰمِخَٰتٍ وَأَسْقَيْنَٰكُم مَّآءً فُرَاتًا

    Orada sabit, yüksek dağlar var ettik ve size tatlı su içirdik.

  28. وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ

    O gün yalanlayanların vay hâline!

  29. ٱنطَلِقُوٓا۟ إِلَىٰ مَا كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَ

    "Yalanladığınız şeye doğru gidin!"

  30. ٱنطَلِقُوٓا۟ إِلَىٰ ظِلٍّ ذِى ثَلَٰثِ شُعَبٍ

    "Üç kola ayrılmış bir gölgeye gidin."

  31. لَّا ظَلِيلٍ وَلَا يُغْنِى مِنَ ٱللَّهَبِ

    O gölge ne serinlik verir ne de alevden korur.

  32. إِنَّهَا تَرْمِى بِشَرَرٍ كَٱلْقَصْرِ

    O, saray gibi kıvılcımlar saçar;

  33. كَأَنَّهُۥ جِمَٰلَتٌ صُفْرٌ

    Sanki sarı develer gibi.

  34. وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ

    O gün yalanlayanların vay hâline!

  35. هَٰذَا يَوْمُ لَا يَنطِقُونَ

    Bu, konuşamayacakları gündür.

  36. وَلَا يُؤْذَنُ لَهُمْ فَيَعْتَذِرُونَ

    Onlara izin de verilmez ki mazeret bildirsinler.

  37. وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ

    O gün yalanlayanların vay hâline!

  38. هَٰذَا يَوْمُ ٱلْفَصْلِ جَمَعْنَٰكُمْ وَٱلْأَوَّلِينَ

    İşte bu, ayırma günüdür; sizi ve öncekileri topladık.

  39. فَإِن كَانَ لَكُمْ كَيْدٌ فَكِيدُونِ

    Bir tuzağınız varsa haydi bana kurun!

  40. وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ

    O gün yalanlayanların vay hâline!

  41. إِنَّ ٱلْمُتَّقِينَ فِى ظِلَٰلٍ وَعُيُونٍ

    Şüphesiz sakınanlar gölgeler ve pınarlar arasındadır;

  42. وَفَوَٰكِهَ مِمَّا يَشْتَهُونَ

    Ve canlarının çektiği meyveler.

  43. كُلُوا۟ وَٱشْرَبُوا۟ هَنِيٓـًٔۢا بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ

    "Yaptıklarınıza karşılık afiyetle yiyin için."

  44. إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ

    İşte biz iyilik edenleri böyle ödüllendiririz.

  45. وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ

    O gün yalanlayanların vay hâline!

  46. كُلُوا۟ وَتَمَتَّعُوا۟ قَلِيلًا إِنَّكُم مُّجْرِمُونَ

    "Yiyin ve biraz yararlanın; doğrusu siz suçlularsınız."

  47. وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ

    O gün yalanlayanların vay hâline!

  48. وَإِذَا قِيلَ لَهُمُ ٱرْكَعُوا۟ لَا يَرْكَعُونَ

    Onlara "rükû edin" denildiğinde rükû etmezler.

  49. وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ

    O gün yalanlayanların vay hâline!

  50. فَبِأَىِّ حَدِيثٍۭ بَعْدَهُۥ يُؤْمِنُونَ

    Artık bundan sonra hangi söze inanacaklar?

Arapça Kur’an metni Tanzil Project tarafından hazırlanmıştır (Uthmani imlası, sürüm 1.1). Lisans: Creative Commons Attribution 3.0 —tanzil.net

On kez tekrarlanan cümle

"O gün yalanlayanların vay hâline!" cümlesi sure boyunca on kez geçer.

Her tekrar bir bölümü kapatır: helak edilenler, yaratılış, yeryüzü, gölge, konuşamama, toplanma, sakınanların hâli, süre tanınması, rükûdan kaçınma.

Klasik tefsirlerde bu yapının bir nakarat işlevi gördüğü belirtilir. Aynı teknik Rahmân suresinde de bulunur; orada tekrarlanan cümle bir soru biçimindedir.

"Ne güzel ölçenleriz"

Yirmi üçüncü ayet, insanın yaratılışını anlattıktan sonra kısa bir cümle ekler: "İşte biz ölçtük; ne güzel ölçenleriz!"

Kullanılan kök k-d-r'dir ve ölçü koymak, takdir etmek anlamındadır. El-Kadîr ismi de aynı köktendir; kudret kelimesi bu ölçü anlamıyla birlikte düşünülür.

Klasik tefsirlerde bu cümlenin, gücün ölçüyle birlikte anılması bakımından ele alındığı görülür.

Kaynaklar

  • Kur’an
    Mürselât 77:1-50 — Surenin metni
  • Kur’an
    Rahmân 55:13 — Benzer tekrar yapısı

Son güncelleme: