Nebe' Suresi

Kur’anBu sayfadaki bilgilerin ana kaynak seviyesi

Nebe' suresi 40 ayettir ve adı "haber" anlamına gelir. Cüz 30'un ilk suresidir. Bir soruyla açılır ve cevabı doğrudan vermek yerine önce yaratılıştaki düzeni sayar.

Sure numarası
78. sure
Arapça adı
النبإ
Ayet sayısı
40 ayet
Nüzul yeri
Mekki (Mekke dönemi)
Nüzul sırası
80.
Cüz
30. cüz
Ana konusu
Kıyamet haberi ve yaratılıştaki düzenin delil olarak sunulması

Adının anlamı

Nebe', önemli haber anlamındadır. Sıradan bir haber için kullanılan "haber" kelimesinden farklı olarak, sonuçları olan büyük haberi bildirir.

Temel temaları

  • kıyamet
  • yaratılış
  • hesap

Nebe' suresi — Arapçası ve anlamı

Aşağıdaki Türkçe anlam bu siteye aittir; herhangi bir mealden alınmamıştır. Amacı ayetin ne dediğini açık Türkçeyle aktarmaktır, basılı bir mealin yerini tutmaz. Anlam metni Arapçanın karşılığı değil, karşılığının aktarımıdır — esas olan Arapça metindir.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

  1. عَمَّ يَتَسَآءَلُونَ

    Birbirlerine neyi soruyorlar?

  2. عَنِ ٱلنَّبَإِ ٱلْعَظِيمِ

    O büyük haberi mi?

  3. ٱلَّذِى هُمْ فِيهِ مُخْتَلِفُونَ

    Ki onlar onda ayrılığa düşmektedirler.

  4. كَلَّا سَيَعْلَمُونَ

    Hayır! Yakında bilecekler.

  5. ثُمَّ كَلَّا سَيَعْلَمُونَ

    Yine hayır! Yakında bilecekler.

  6. أَلَمْ نَجْعَلِ ٱلْأَرْضَ مِهَٰدًا

    Biz yeryüzünü bir döşek yapmadık mı?

  7. وَٱلْجِبَالَ أَوْتَادًا

    Dağları da birer kazık?

  8. وَخَلَقْنَٰكُمْ أَزْوَٰجًا

    Sizi çiftler hâlinde yarattık.

  9. وَجَعَلْنَا نَوْمَكُمْ سُبَاتًا

    Uykunuzu bir dinlenme kıldık.

  10. وَجَعَلْنَا ٱلَّيْلَ لِبَاسًا

    Geceyi bir örtü yaptık.

  11. وَجَعَلْنَا ٱلنَّهَارَ مَعَاشًا

    Gündüzü de geçim vakti kıldık.

  12. وَبَنَيْنَا فَوْقَكُمْ سَبْعًا شِدَادًا

    Üstünüze yedi sağlam gök bina ettik.

  13. وَجَعَلْنَا سِرَاجًا وَهَّاجًا

    Ve parıldayan bir kandil yerleştirdik.

  14. وَأَنزَلْنَا مِنَ ٱلْمُعْصِرَٰتِ مَآءً ثَجَّاجًا

    Sıkışan bulutlardan şarıl şarıl su indirdik;

  15. لِّنُخْرِجَ بِهِۦ حَبًّا وَنَبَاتًا

    Onunla taneler ve bitkiler çıkaralım diye,

  16. وَجَنَّٰتٍ أَلْفَافًا

    Ve sarmaş dolaş bahçeler.

  17. إِنَّ يَوْمَ ٱلْفَصْلِ كَانَ مِيقَٰتًا

    Şüphesiz ayırma günü belirlenmiş bir vakittir.

  18. يَوْمَ يُنفَخُ فِى ٱلصُّورِ فَتَأْتُونَ أَفْوَاجًا

    Sûra üfleneceği gün, bölük bölük gelirsiniz.

  19. وَفُتِحَتِ ٱلسَّمَآءُ فَكَانَتْ أَبْوَٰبًا

    Gök açılır ve kapı kapı olur.

  20. وَسُيِّرَتِ ٱلْجِبَالُ فَكَانَتْ سَرَابًا

    Dağlar yürütülür ve bir serap olur.

  21. إِنَّ جَهَنَّمَ كَانَتْ مِرْصَادًا

    Şüphesiz cehennem bir gözetleme yeridir;

  22. لِّلطَّٰغِينَ مَـَٔابًا

    Azgınlar için bir varış yeri.

  23. لَّٰبِثِينَ فِيهَآ أَحْقَابًا

    Orada çağlar boyu kalacaklar.

  24. لَّا يَذُوقُونَ فِيهَا بَرْدًا وَلَا شَرَابًا

    Orada ne bir serinlik tadacaklar ne de bir içecek;

  25. إِلَّا حَمِيمًا وَغَسَّاقًا

    Kaynar su ve irin dışında.

  26. جَزَآءً وِفَاقًا

    Uygun bir karşılık olarak.

  27. إِنَّهُمْ كَانُوا۟ لَا يَرْجُونَ حِسَابًا

    Çünkü onlar bir hesap ummuyorlardı.

  28. وَكَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا كِذَّابًا

    Ayetlerimizi de yalanladıkça yalanladılar.

  29. وَكُلَّ شَىْءٍ أَحْصَيْنَٰهُ كِتَٰبًا

    Biz ise her şeyi bir kitapta sayıp yazdık.

  30. فَذُوقُوا۟ فَلَن نَّزِيدَكُمْ إِلَّا عَذَابًا

    Öyleyse tadın; artık size azaptan başka bir şey artırmayacağız.

  31. إِنَّ لِلْمُتَّقِينَ مَفَازًا

    Şüphesiz sakınanlar için bir kurtuluş vardır:

  32. حَدَآئِقَ وَأَعْنَٰبًا

    Bahçeler ve üzüm bağları;

  33. وَكَوَاعِبَ أَتْرَابًا

    Birbirine yaşıt, gencecik eşler;

  34. وَكَأْسًا دِهَاقًا

    Ve dolu bir kadeh.

  35. لَّا يَسْمَعُونَ فِيهَا لَغْوًا وَلَا كِذَّٰبًا

    Orada ne bir boş söz işitirler ne de bir yalan.

  36. جَزَآءً مِّن رَّبِّكَ عَطَآءً حِسَابًا

    Rabbinden bir karşılık, yeterli bir bağış olarak.

  37. رَّبِّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا ٱلرَّحْمَٰنِ لَا يَمْلِكُونَ مِنْهُ خِطَابًا

    Göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbi; Rahmân olan. O'na hitap etmeye güç yetiremezler.

  38. يَوْمَ يَقُومُ ٱلرُّوحُ وَٱلْمَلَٰٓئِكَةُ صَفًّا لَّا يَتَكَلَّمُونَ إِلَّا مَنْ أَذِنَ لَهُ ٱلرَّحْمَٰنُ وَقَالَ صَوَابًا

    Rûh ve melekler saf saf durdukları gün, Rahmân'ın izin verdiği dışında kimse konuşamaz; o da doğruyu söyler.

  39. ذَٰلِكَ ٱلْيَوْمُ ٱلْحَقُّ فَمَن شَآءَ ٱتَّخَذَ إِلَىٰ رَبِّهِۦ مَـَٔابًا

    İşte bu, hak olan gündür. Artık dileyen, Rabbine varan bir yol tutsun.

  40. إِنَّآ أَنذَرْنَٰكُمْ عَذَابًا قَرِيبًا يَوْمَ يَنظُرُ ٱلْمَرْءُ مَا قَدَّمَتْ يَدَاهُ وَيَقُولُ ٱلْكَافِرُ يَٰلَيْتَنِى كُنتُ تُرَٰبًۢا

    Şüphesiz biz sizi yakın bir azaba karşı uyardık. O gün kişi, elleriyle önden gönderdiğine bakar ve gerçeği örten "Keşke toprak olsaydım" der.

Arapça Kur’an metni Tanzil Project tarafından hazırlanmıştır (Uthmani imlası, sürüm 1.1). Lisans: Creative Commons Attribution 3.0 —tanzil.net

Soruya verilmeyen cevap

Sure bir soruyla açılır ve cevabı hemen vermez. 6-16. ayetler arasında on bir şey sayılır: yeryüzü, dağlar, çiftler, uyku, gece, gündüz, gökler, güneş, yağmur, bitkiler, bahçeler.

Klasik tefsirlerde bu yapı üzerinde durulur. Kıyamet iddiası doğrudan savunulmaz; önce var olan düzen hatırlatılır, sonuç 17. ayette gelir.

Sayılanların ortak yanı olağanlıklarıdır. Hiçbiri olağanüstü değildir; hepsi her gün görülen şeylerdir.

Uykunun "dinlenme" olarak anılması

Dokuzuncu ayette uyku için "sübât" kelimesi kullanılır. Kelime kesmek, kesintiye uğratmak anlamındaki kökten gelir.

Klasik tefsirlerde bu, uykunun günlük bir kesinti oluşu bakımından ele alınır. Zümer 42'de uyku ile ölüm arasında doğrudan bir ilişki kurulur; her gece kesilen ve geri verilen bir şeyden söz edilir.

Surenin bağlamında bu anlamlıdır: her gün yaşanan bir kesinti ve geri dönüş, tartışılan büyük habere örnek olur.

Kaynaklar

  • Kur’an
    Nebe' 78:1-40 — Surenin metni
  • Kur’an
    Zümer 39:42 — Uyku ile ölüm arasındaki ilişki

Son güncelleme: