Gâşiye Suresi
Gâşiye suresi 26 ayettir ve adı "kaplayan" anlamına gelir. Yirmi ikinci ayeti kısa ve kesindir: sen onların üzerinde bir zorlayıcı değilsin.
- Sure numarası
- 88. sure
- Arapça adı
- الغاشية
- Ayet sayısı
- 26 ayet
- Nüzul yeri
- Mekki (Mekke dönemi)
- Nüzul sırası
- 68.
- Cüz
- 30. cüz
- Ana konusu
- İki yüz grubunun karşılaştırılması ve zorlamanın reddi
Adının anlamı
Gâşiye, ğ-ş-v kökünden gelir ve örten, kaplayan anlamındadır. Kıyametin adlarından biridir.
Temel temaları
- kıyamet
- tefekkür
- zorlama yok
Gâşiye suresi — Arapçası ve anlamı
Aşağıdaki Türkçe anlam bu siteye aittir; herhangi bir mealden alınmamıştır. Amacı ayetin ne dediğini açık Türkçeyle aktarmaktır, basılı bir mealin yerini tutmaz. Anlam metni Arapçanın karşılığı değil, karşılığının aktarımıdır — esas olan Arapça metindir.
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
هَلْ أَتَىٰكَ حَدِيثُ ٱلْغَٰشِيَةِ
O her şeyi kaplayan haber sana geldi mi?
وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ خَٰشِعَةٌ
O gün bazı yüzler eğilmiştir;
عَامِلَةٌ نَّاصِبَةٌ
Çalışmıştır, yorulmuştur;
تَصْلَىٰ نَارًا حَامِيَةً
Kızgın bir ateşe girer;
تُسْقَىٰ مِنْ عَيْنٍ ءَانِيَةٍ
Kaynar bir pınardan içirilir.
لَّيْسَ لَهُمْ طَعَامٌ إِلَّا مِن ضَرِيعٍ
Onlar için kuru dikenden başka yiyecek yoktur.
لَّا يُسْمِنُ وَلَا يُغْنِى مِن جُوعٍ
O ne besler ne de açlığı giderir.
وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ نَّاعِمَةٌ
O gün bazı yüzler ise nimet içindedir;
لِّسَعْيِهَا رَاضِيَةٌ
Çabasından hoşnuttur;
فِى جَنَّةٍ عَالِيَةٍ
Yüksek bir cennettedir;
لَّا تَسْمَعُ فِيهَا لَٰغِيَةً
Orada boş söz işitmez.
فِيهَا عَيْنٌ جَارِيَةٌ
Orada akan bir pınar vardır.
فِيهَا سُرُرٌ مَّرْفُوعَةٌ
Orada yükseltilmiş koltuklar,
وَأَكْوَابٌ مَّوْضُوعَةٌ
Konulmuş kadehler,
وَنَمَارِقُ مَصْفُوفَةٌ
Dizilmiş yastıklar,
وَزَرَابِىُّ مَبْثُوثَةٌ
Ve serilmiş halılar vardır.
أَفَلَا يَنظُرُونَ إِلَى ٱلْإِبِلِ كَيْفَ خُلِقَتْ
Bakmıyorlar mı deveye, nasıl yaratıldı?
وَإِلَى ٱلسَّمَآءِ كَيْفَ رُفِعَتْ
Göğe, nasıl yükseltildi?
وَإِلَى ٱلْجِبَالِ كَيْفَ نُصِبَتْ
Dağlara, nasıl dikildi?
وَإِلَى ٱلْأَرْضِ كَيْفَ سُطِحَتْ
Yere, nasıl yayıldı?
فَذَكِّرْ إِنَّمَآ أَنتَ مُذَكِّرٌ
Öyleyse öğüt ver; sen ancak bir öğüt vericisin.
لَّسْتَ عَلَيْهِم بِمُصَيْطِرٍ
Sen onların üzerinde bir zorlayıcı değilsin.
إِلَّا مَن تَوَلَّىٰ وَكَفَرَ
Ancak kim yüz çevirir ve inkâr ederse,
فَيُعَذِّبُهُ ٱللَّهُ ٱلْعَذَابَ ٱلْأَكْبَرَ
Allah onu en büyük azapla cezalandırır.
إِنَّ إِلَيْنَآ إِيَابَهُمْ
Şüphesiz onların dönüşü bizedir.
ثُمَّ إِنَّ عَلَيْنَا حِسَابَهُم
Sonra hesapları da bize aittir.
Arapça Kur’an metni Tanzil Project tarafından hazırlanmıştır (Uthmani imlası, sürüm 1.1). Lisans: Creative Commons Attribution 3.0 —tanzil.net
Çalışmış ve yorulmuş olmak yetmez
Üçüncü ayet dikkat çekicidir: kınanan yüzler için "çalışmıştır, yorulmuştur" denir.
Klasik tefsirlerde bu ifade üzerinde durulur. Çaba tek başına bir karşılık üretmez; yönü belirleyicidir.
Dokuzuncu ayet karşıtını verir: diğer grup "çabasından hoşnuttur." İki grup da çalışmıştır; fark, çabanın vardığı yerdedir.
Zorlayıcı değilsin
21 ve 22. ayetler görevin sınırını çizer: öğüt vermek, zorlamak değil.
Kullanılan kelime "musaytır"dır ve üzerinde hâkimiyet kuran, zorla yaptıran anlamındadır.
Aynı sınır Bakara 256'daki "dinde zorlama yoktur" ve Kāf 45'teki "sen onların üzerinde bir zorba değilsin" ifadelerinde de bulunur. Bu sitede dinî hüküm verilmez; buradaki ifadeler ayetlerin kendi bildirimidir.
Deveye bakmak
17-20. ayetler dört şeye bakmayı ister: deve, gök, dağlar, yer.
Klasik tefsirlerde listenin sıralaması üzerinde durulur. En yakın ve en gündelik olanla başlanır; muhatabın her gün gördüğü hayvan, gök kadar büyük bir delil olarak anılır.
Kaynaklar
- Kur’anGâşiye 88:1-26 — Surenin metni
- Kur’anBakara 2:256 — Dinde zorlama bulunmaması
- Kur’anKāf 50:45 — Zorba olmama
Son güncelleme: