Fecr Suresi
Fecr suresi 30 ayettir ve adı "tan vakti" anlamına gelir. Surenin merkezinde bir düzeltme vardır: nimet de darlık da imtihandır, ikisi de ikram veya aşağılama değildir.
- Sure numarası
- 89. sure
- Arapça adı
- الفجر
- Ayet sayısı
- 30 ayet
- Nüzul yeri
- Mekki (Mekke dönemi)
- Nüzul sırası
- 10.
- Cüz
- 30. cüz
- Ana konusu
- Nimetin ve darlığın imtihan olması
Adının anlamı
Fecr, tan yerinin ağarması, şafak anlamındadır. Kelime yarılmak anlamındaki f-c-r kökünden gelir; karanlığın yarılıp ışığın çıkması bu kökle anlatılır.
Temel temaları
- imtihan
- yetim
- mal
- nefis
Fecr suresi — Arapçası ve anlamı
Aşağıdaki Türkçe anlam bu siteye aittir; herhangi bir mealden alınmamıştır. Amacı ayetin ne dediğini açık Türkçeyle aktarmaktır, basılı bir mealin yerini tutmaz. Anlam metni Arapçanın karşılığı değil, karşılığının aktarımıdır — esas olan Arapça metindir.
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
وَٱلْفَجْرِ
Fecre yemin olsun,
وَلَيَالٍ عَشْرٍ
On geceye,
وَٱلشَّفْعِ وَٱلْوَتْرِ
Çifte ve teke,
وَٱلَّيْلِ إِذَا يَسْرِ
Ve geçip gittiğinde geceye.
هَلْ فِى ذَٰلِكَ قَسَمٌ لِّذِى حِجْرٍ
Bunlarda akıl sahibi için bir yemin vardır, değil mi?
أَلَمْ تَرَ كَيْفَ فَعَلَ رَبُّكَ بِعَادٍ
Rabbinin Âd kavmine ne yaptığını görmedin mi?
إِرَمَ ذَاتِ ٱلْعِمَادِ
Sütunlar sahibi İrem'e;
ٱلَّتِى لَمْ يُخْلَقْ مِثْلُهَا فِى ٱلْبِلَٰدِ
Ki ülkeler içinde onun benzeri yaratılmamıştı.
وَثَمُودَ ٱلَّذِينَ جَابُوا۟ ٱلصَّخْرَ بِٱلْوَادِ
Ve vadide kayaları oyan Semûd'a;
وَفِرْعَوْنَ ذِى ٱلْأَوْتَادِ
Ve kazıklar sahibi Firavun'a.
ٱلَّذِينَ طَغَوْا۟ فِى ٱلْبِلَٰدِ
Onlar ki ülkelerde azgınlık ettiler.
فَأَكْثَرُوا۟ فِيهَا ٱلْفَسَادَ
Oralarda bozgunculuğu çoğalttılar.
فَصَبَّ عَلَيْهِمْ رَبُّكَ سَوْطَ عَذَابٍ
Bu yüzden Rabbin üzerlerine azap kamçısı yağdırdı.
إِنَّ رَبَّكَ لَبِٱلْمِرْصَادِ
Şüphesiz Rabbin gözetlemededir.
فَأَمَّا ٱلْإِنسَٰنُ إِذَا مَا ٱبْتَلَىٰهُ رَبُّهُۥ فَأَكْرَمَهُۥ وَنَعَّمَهُۥ فَيَقُولُ رَبِّىٓ أَكْرَمَنِ
İnsana gelince: Rabbi onu sınayıp da ona ikram eder ve nimet verirse, "Rabbim bana ikram etti" der.
وَأَمَّآ إِذَا مَا ٱبْتَلَىٰهُ فَقَدَرَ عَلَيْهِ رِزْقَهُۥ فَيَقُولُ رَبِّىٓ أَهَٰنَنِ
Ama onu sınayıp da rızkını daralttığında, "Rabbim beni aşağıladı" der.
كَلَّا بَل لَّا تُكْرِمُونَ ٱلْيَتِيمَ
Hayır! Doğrusu siz yetime ikram etmiyorsunuz.
وَلَا تَحَٰٓضُّونَ عَلَىٰ طَعَامِ ٱلْمِسْكِينِ
Yoksulu doyurmaya birbirinizi teşvik etmiyorsunuz.
وَتَأْكُلُونَ ٱلتُّرَاثَ أَكْلًا لَّمًّا
Mirası hırsla yiyorsunuz.
وَتُحِبُّونَ ٱلْمَالَ حُبًّا جَمًّا
Malı da pek çok seviyorsunuz.
كَلَّآ إِذَا دُكَّتِ ٱلْأَرْضُ دَكًّا دَكًّا
Hayır! Yer paramparça edildiğinde,
وَجَآءَ رَبُّكَ وَٱلْمَلَكُ صَفًّا صَفًّا
Rabbin geldiğinde ve melekler saf saf dizildiğinde,
وَجِا۟ىٓءَ يَوْمَئِذٍۭ بِجَهَنَّمَ يَوْمَئِذٍ يَتَذَكَّرُ ٱلْإِنسَٰنُ وَأَنَّىٰ لَهُ ٱلذِّكْرَىٰ
O gün cehennem getirilir. İşte o gün insan hatırlar; ama hatırlamanın ona ne faydası var?
يَقُولُ يَٰلَيْتَنِى قَدَّمْتُ لِحَيَاتِى
"Keşke bu hayatım için önceden bir şeyler gönderseydim" der.
فَيَوْمَئِذٍ لَّا يُعَذِّبُ عَذَابَهُۥٓ أَحَدٌ
O gün hiç kimse O'nun azabı gibi azap edemez.
وَلَا يُوثِقُ وَثَاقَهُۥٓ أَحَدٌ
O'nun bağladığı gibi de kimse bağlayamaz.
يَٰٓأَيَّتُهَا ٱلنَّفْسُ ٱلْمُطْمَئِنَّةُ
Ey yatışmış nefis!
ٱرْجِعِىٓ إِلَىٰ رَبِّكِ رَاضِيَةً مَّرْضِيَّةً
Razı olmuş ve razı olunmuş olarak Rabbine dön.
فَٱدْخُلِى فِى عِبَٰدِى
Kullarımın arasına gir.
وَٱدْخُلِى جَنَّتِى
Ve cennetime gir.
Arapça Kur’an metni Tanzil Project tarafından hazırlanmıştır (Uthmani imlası, sürüm 1.1). Lisans: Creative Commons Attribution 3.0 —tanzil.net
İki yanlış okuma
15 ve 16. ayetler aynı yapıyı iki kez kurar ve ikisinde de insanın verdiği hüküm yanlıştır.
Nimet verilince "Rabbim bana ikram etti" der. Rızık daralınca "Rabbim beni aşağıladı" der.
Ayetlerin ortak kelimesi "ibtilâ"dır: sınama. İki durum da sınamadır; ikisi de bir hüküm değildir. Klasik tefsirlerde bu, servetin bir onay, darlığın bir ceza sayılamayacağına dayanak gösterilir.
17. ayetteki "hayır!" bu iki okumayı birden reddeder ve konuyu davranışa çevirir: yetime ikram, yoksulu doyurmak, mirası hırsla yememek.
Mutmain nefis
Sure "ey yatışmış nefis" hitabıyla biter. Kullanılan kelime mutmainne'dir ve Ra'd 28'deki "kalpler ancak Allah'ı anmakla yatışır" ifadesiyle aynı köktendir.
Hitap dört basamaklıdır: yatışmış olmak, razı olmak, razı olunmak ve dönmek. Klasik kaynaklarda bu sıralamanın surenin başındaki iki yanlış okumaya cevap olduğu belirtilir — nefis hüküm vermeyi bıraktığında yatışır.
Sık sorulan sorular
Fecr suresindeki "on gece" nedir?
Klasik tefsirlerde çoğunlukla Zilhicce'nin ilk on gecesi olarak açıklanır; Ramazan'ın son on gecesi olduğu yönünde görüşler de vardır. Kur'an bu konuda açıklama yapmaz.
Kaynaklar
- Kur’anFecr 89:1-30 — Surenin metni
- Kur’anRa'd 13:28 — Kalbin yatışması
- Klasik kaynakTefsir literatürü — "On gece" hakkındaki görüşler
Son güncelleme: