Nâziât Suresi

Kur’anBu sayfadaki bilgilerin ana kaynak seviyesi

Nâziât suresi 46 ayettir ve adı "söküp çıkaranlar" anlamına gelir. Ortasında Hz. Mûsâ ile Firavun kıssası yer alır; sure, kıyamet vaktinin bilgisinin kula ait olmadığını bildirerek biter.

Sure numarası
79. sure
Arapça adı
النازعات
Ayet sayısı
46 ayet
Nüzul yeri
Mekki (Mekke dönemi)
Nüzul sırası
81.
Cüz
30. cüz
Ana konusu
Kıyametin gerçekliği ve Firavun örneği

Adının anlamı

Nâziât, n-z-a kökünden gelir ve şiddetle söküp çıkaranlar anlamındadır. Klasik tefsirlerde çoğunlukla melekler olarak açıklanır.

Temel temaları

  • kıyamet
  • Mûsâ
  • Firavun
  • nefis

Nâziât suresi — Arapçası ve anlamı

Aşağıdaki Türkçe anlam bu siteye aittir; herhangi bir mealden alınmamıştır. Amacı ayetin ne dediğini açık Türkçeyle aktarmaktır, basılı bir mealin yerini tutmaz. Anlam metni Arapçanın karşılığı değil, karşılığının aktarımıdır — esas olan Arapça metindir.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

  1. وَٱلنَّٰزِعَٰتِ غَرْقًا

    Şiddetle söküp çıkaranlara yemin olsun,

  2. وَٱلنَّٰشِطَٰتِ نَشْطًا

    Yavaşça çekip alanlara,

  3. وَٱلسَّٰبِحَٰتِ سَبْحًا

    Yüzüp gidenlere,

  4. فَٱلسَّٰبِقَٰتِ سَبْقًا

    Yarışıp öne geçenlere,

  5. فَٱلْمُدَبِّرَٰتِ أَمْرًا

    Derken işi düzenleyenlere.

  6. يَوْمَ تَرْجُفُ ٱلرَّاجِفَةُ

    O gün sarsan sarsar,

  7. تَتْبَعُهَا ٱلرَّادِفَةُ

    Ardından bir başkası onu izler.

  8. قُلُوبٌ يَوْمَئِذٍ وَاجِفَةٌ

    O gün yürekler titrer.

  9. أَبْصَٰرُهَا خَٰشِعَةٌ

    Gözleri korkudan düşmüştür.

  10. يَقُولُونَ أَءِنَّا لَمَرْدُودُونَ فِى ٱلْحَافِرَةِ

    Diyorlar ki: "Biz gerçekten eski hâlimize mi döndürüleceğiz?

  11. أَءِذَا كُنَّا عِظَٰمًا نَّخِرَةً

    Çürümüş kemikler olduktan sonra mı?"

  12. قَالُوا۟ تِلْكَ إِذًا كَرَّةٌ خَاسِرَةٌ

    Dediler ki: "Öyleyse bu, zararlı bir dönüştür."

  13. فَإِنَّمَا هِىَ زَجْرَةٌ وَٰحِدَةٌ

    Oysa o, tek bir haykırıştan ibarettir.

  14. فَإِذَا هُم بِٱلسَّاهِرَةِ

    Bir de bakarsın hepsi meydandadır.

  15. هَلْ أَتَىٰكَ حَدِيثُ مُوسَىٰٓ

    Mûsâ'nın haberi sana geldi mi?

  16. إِذْ نَادَىٰهُ رَبُّهُۥ بِٱلْوَادِ ٱلْمُقَدَّسِ طُوًى

    Hani Rabbi ona kutsal vadi Tuvâ'da seslenmişti:

  17. ٱذْهَبْ إِلَىٰ فِرْعَوْنَ إِنَّهُۥ طَغَىٰ

    "Firavun'a git; çünkü o azdı.

  18. فَقُلْ هَل لَّكَ إِلَىٰٓ أَن تَزَكَّىٰ

    De ki: Arınmaya var mısın?

  19. وَأَهْدِيَكَ إِلَىٰ رَبِّكَ فَتَخْشَىٰ

    Seni Rabbine ileteyim de O'ndan korkasın."

  20. فَأَرَىٰهُ ٱلْـَٔايَةَ ٱلْكُبْرَىٰ

    Ona en büyük ayeti gösterdi.

  21. فَكَذَّبَ وَعَصَىٰ

    Fakat o yalanladı ve karşı geldi.

  22. ثُمَّ أَدْبَرَ يَسْعَىٰ

    Sonra sırtını dönüp koşturdu.

  23. فَحَشَرَ فَنَادَىٰ

    Derken topladı ve seslendi.

  24. فَقَالَ أَنَا۠ رَبُّكُمُ ٱلْأَعْلَىٰ

    Dedi ki: "Ben sizin en yüce Rabbinizim."

  25. فَأَخَذَهُ ٱللَّهُ نَكَالَ ٱلْـَٔاخِرَةِ وَٱلْأُولَىٰٓ

    Bunun üzerine Allah onu ahiret ve dünya azabıyla yakaladı.

  26. إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَعِبْرَةً لِّمَن يَخْشَىٰٓ

    Şüphesiz bunda, korkan için bir ibret vardır.

  27. ءَأَنتُمْ أَشَدُّ خَلْقًا أَمِ ٱلسَّمَآءُ بَنَىٰهَا

    Sizi yaratmak mı daha güçtür yoksa göğü mü? Onu O bina etti.

  28. رَفَعَ سَمْكَهَا فَسَوَّىٰهَا

    Tavanını yükseltti ve onu düzenledi.

  29. وَأَغْطَشَ لَيْلَهَا وَأَخْرَجَ ضُحَىٰهَا

    Gecesini kararttı, kuşluğunu ortaya çıkardı.

  30. وَٱلْأَرْضَ بَعْدَ ذَٰلِكَ دَحَىٰهَآ

    Ardından yeri döşeyip yaydı.

  31. أَخْرَجَ مِنْهَا مَآءَهَا وَمَرْعَىٰهَا

    Ondan suyunu ve otlağını çıkardı.

  32. وَٱلْجِبَالَ أَرْسَىٰهَا

    Dağları da sabitledi.

  33. مَتَٰعًا لَّكُمْ وَلِأَنْعَٰمِكُمْ

    Sizin ve hayvanlarınızın yararlanması için.

  34. فَإِذَا جَآءَتِ ٱلطَّآمَّةُ ٱلْكُبْرَىٰ

    O en büyük felaket geldiğinde,

  35. يَوْمَ يَتَذَكَّرُ ٱلْإِنسَٰنُ مَا سَعَىٰ

    O gün insan, neyin peşinde koştuğunu hatırlar.

  36. وَبُرِّزَتِ ٱلْجَحِيمُ لِمَن يَرَىٰ

    Ve cehennem, görecek olana apaçık gösterilir.

  37. فَأَمَّا مَن طَغَىٰ

    Artık kim azgınlık etmiş,

  38. وَءَاثَرَ ٱلْحَيَوٰةَ ٱلدُّنْيَا

    Ve dünya hayatını tercih etmişse,

  39. فَإِنَّ ٱلْجَحِيمَ هِىَ ٱلْمَأْوَىٰ

    Şüphesiz varacağı yer cehennemdir.

  40. وَأَمَّا مَنْ خَافَ مَقَامَ رَبِّهِۦ وَنَهَى ٱلنَّفْسَ عَنِ ٱلْهَوَىٰ

    Kim de Rabbinin makamından korkmuş ve nefsini hevadan alıkoymuşsa,

  41. فَإِنَّ ٱلْجَنَّةَ هِىَ ٱلْمَأْوَىٰ

    Şüphesiz varacağı yer cennettir.

  42. يَسْـَٔلُونَكَ عَنِ ٱلسَّاعَةِ أَيَّانَ مُرْسَىٰهَا

    Sana kıyameti soruyorlar: "Ne zaman gelip çatacak?"

  43. فِيمَ أَنتَ مِن ذِكْرَىٰهَآ

    Sen nerede, onu anlatmak nerede?

  44. إِلَىٰ رَبِّكَ مُنتَهَىٰهَآ

    Onun son bilgisi Rabbine aittir.

  45. إِنَّمَآ أَنتَ مُنذِرُ مَن يَخْشَىٰهَا

    Sen ancak ondan korkanı uyaransın.

  46. كَأَنَّهُمْ يَوْمَ يَرَوْنَهَا لَمْ يَلْبَثُوٓا۟ إِلَّا عَشِيَّةً أَوْ ضُحَىٰهَا

    Onu gördükleri gün, sanki bir akşam ya da kuşluk vaktinden fazla kalmamış gibi olurlar.

Arapça Kur’an metni Tanzil Project tarafından hazırlanmıştır (Uthmani imlası, sürüm 1.1). Lisans: Creative Commons Attribution 3.0 —tanzil.net

Firavun'a söylenen ilk söz

17. ayette Hz. Mûsâ'ya verilen görev serttir: "Firavun'a git; çünkü o azdı."

Ancak 18. ayette söylenmesi istenen söz bir suçlama değil, bir sorudur: "Arınmaya var mısın?"

Klasik tefsirlerde bu üslup üzerinde durulur. Aynı olayın Tâhâ 44'teki anlatımında da "ona yumuşak söz söyleyin" emri geçer. Görevin sertliği ile hitabın yumuşaklığı ayrı şeylerdir.

Vaktin bilgisi

42-44. ayetlerde kıyametin ne zaman geleceği sorulur ve cevap verilmez.

43. ayet doğrudan bir sınır çizer: "Sen nerede, onu anlatmak nerede?" 44. ayet bilgiyi Rabbe nispet eder.

Klasik tefsirlerde bu, kıyamet vakti hakkındaki bütün hesap ve tahminlerin dayanaksızlığına dayanak sayılır. Aynı sınır A'râf 187 ve Lokmân 34'te de bulunur.

Bu sitede kıyamet tarihi veya alametlerine dair tarih veren iddialar aktarılmaz.

Sık sorulan sorular

Kıyametin ne zaman kopacağı bilinir mi?

Nâziât 44'te bunun bilgisinin Rabbe ait olduğu bildirilir. A'râf 187 ve Lokmân 34'te de aynı sınır konur. Tarih veren iddiaların Kur'an'da dayanağı yoktur.

Kaynaklar

  • Kur’an
    Nâziât 79:1-46 — Surenin metni
  • Kur’an
    Tâhâ 20:44 — Firavun'a yumuşak söz emri
  • Kur’an
    A'râf 7:187; Lokmân 31:34 — Kıyamet vaktinin bilgisi

Son güncelleme: