Mutaffifîn Suresi

Kur’anBu sayfadaki bilgilerin ana kaynak seviyesi

Mutaffifîn suresi 36 ayettir ve adı "ölçüde eksiltenler" anlamına gelir. Sure ticari bir davranışla başlar ve doğrudan diriltilmeye bağlar.

Sure numarası
83. sure
Arapça adı
المطففين
Ayet sayısı
36 ayet
Nüzul yeri
Mekki (Mekke dönemi)
Nüzul sırası
86.
Cüz
30. cüz
Ana konusu
Ölçüde hile ve amellerin kaydı

Adının anlamı

Mutaffifîn, t-f-f kökünden gelir ve ölçüde azıcık eksiltenler anlamındadır. Kelime büyük bir hırsızlığı değil, fark edilmeyecek kadar küçük bir eksiltmeyi bildirir.

Temel temaları

  • ticaret
  • adalet
  • kalp pası
  • hesap

Mutaffifîn suresi — Arapçası ve anlamı

Aşağıdaki Türkçe anlam bu siteye aittir; herhangi bir mealden alınmamıştır. Amacı ayetin ne dediğini açık Türkçeyle aktarmaktır, basılı bir mealin yerini tutmaz. Anlam metni Arapçanın karşılığı değil, karşılığının aktarımıdır — esas olan Arapça metindir.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

  1. وَيْلٌ لِّلْمُطَفِّفِينَ

    Ölçüde ve tartıda hile yapanların vay hâline!

  2. ٱلَّذِينَ إِذَا ٱكْتَالُوا۟ عَلَى ٱلنَّاسِ يَسْتَوْفُونَ

    Onlar, insanlardan ölçüp aldıklarında tam alırlar.

  3. وَإِذَا كَالُوهُمْ أَو وَّزَنُوهُمْ يُخْسِرُونَ

    Onlara ölçtüklerinde veya tarttıklarında ise eksiltirler.

  4. أَلَا يَظُنُّ أُو۟لَٰٓئِكَ أَنَّهُم مَّبْعُوثُونَ

    Onlar diriltileceklerini sanmıyorlar mı?

  5. لِيَوْمٍ عَظِيمٍ

    Büyük bir gün için;

  6. يَوْمَ يَقُومُ ٱلنَّاسُ لِرَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ

    İnsanların âlemlerin Rabbi için ayağa kalkacağı gün.

  7. كَلَّآ إِنَّ كِتَٰبَ ٱلْفُجَّارِ لَفِى سِجِّينٍ

    Hayır! Günahkârların kitabı siccîndedir.

  8. وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا سِجِّينٌ

    Siccînin ne olduğunu sana bildiren nedir?

  9. كِتَٰبٌ مَّرْقُومٌ

    Yazılmış bir kitaptır.

  10. وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ

    O gün yalanlayanların vay hâline!

  11. ٱلَّذِينَ يُكَذِّبُونَ بِيَوْمِ ٱلدِّينِ

    Onlar ki din gününü yalanlarlar.

  12. وَمَا يُكَذِّبُ بِهِۦٓ إِلَّا كُلُّ مُعْتَدٍ أَثِيمٍ

    Onu ancak her haddi aşan günahkâr yalanlar.

  13. إِذَا تُتْلَىٰ عَلَيْهِ ءَايَٰتُنَا قَالَ أَسَٰطِيرُ ٱلْأَوَّلِينَ

    Ona ayetlerimiz okunduğunda "Öncekilerin masalları" der.

  14. كَلَّا بَلْ رَانَ عَلَىٰ قُلُوبِهِم مَّا كَانُوا۟ يَكْسِبُونَ

    Hayır! Doğrusu kazandıkları şey, kalplerinin üzerine pas tutmuştur.

  15. كَلَّآ إِنَّهُمْ عَن رَّبِّهِمْ يَوْمَئِذٍ لَّمَحْجُوبُونَ

    Hayır! Şüphesiz onlar o gün Rablerinden perdelenmişlerdir.

  16. ثُمَّ إِنَّهُمْ لَصَالُوا۟ ٱلْجَحِيمِ

    Sonra onlar cehenneme gireceklerdir.

  17. ثُمَّ يُقَالُ هَٰذَا ٱلَّذِى كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَ

    Sonra denilecek: "İşte bu, yalanladığınız şeydir."

  18. كَلَّآ إِنَّ كِتَٰبَ ٱلْأَبْرَارِ لَفِى عِلِّيِّينَ

    Hayır! İyilerin kitabı illiyyûndedir.

  19. وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا عِلِّيُّونَ

    İlliyyûnun ne olduğunu sana bildiren nedir?

  20. كِتَٰبٌ مَّرْقُومٌ

    Yazılmış bir kitaptır.

  21. يَشْهَدُهُ ٱلْمُقَرَّبُونَ

    Ona yakın kılınmış olanlar şahitlik eder.

  22. إِنَّ ٱلْأَبْرَارَ لَفِى نَعِيمٍ

    Şüphesiz iyiler nimet içindedir.

  23. عَلَى ٱلْأَرَآئِكِ يَنظُرُونَ

    Koltuklar üzerinde bakarlar.

  24. تَعْرِفُ فِى وُجُوهِهِمْ نَضْرَةَ ٱلنَّعِيمِ

    Yüzlerinde nimetin parıltısını tanırsın.

  25. يُسْقَوْنَ مِن رَّحِيقٍ مَّخْتُومٍ

    Onlara mühürlü, saf bir içecekten içirilir.

  26. خِتَٰمُهُۥ مِسْكٌ وَفِى ذَٰلِكَ فَلْيَتَنَافَسِ ٱلْمُتَنَٰفِسُونَ

    Onun mührü misktir. Yarışanlar işte bunda yarışsınlar.

  27. وَمِزَاجُهُۥ مِن تَسْنِيمٍ

    Onun karışımı tesnîmdendir.

  28. عَيْنًا يَشْرَبُ بِهَا ٱلْمُقَرَّبُونَ

    O bir pınardır; yakın kılınanlar ondan içer.

  29. إِنَّ ٱلَّذِينَ أَجْرَمُوا۟ كَانُوا۟ مِنَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ يَضْحَكُونَ

    Doğrusu suç işleyenler, iman edenlere gülüyorlardı.

  30. وَإِذَا مَرُّوا۟ بِهِمْ يَتَغَامَزُونَ

    Yanlarından geçtiklerinde birbirlerine kaş göz ediyorlardı.

  31. وَإِذَا ٱنقَلَبُوٓا۟ إِلَىٰٓ أَهْلِهِمُ ٱنقَلَبُوا۟ فَكِهِينَ

    Ailelerine döndüklerinde eğlenerek dönüyorlardı.

  32. وَإِذَا رَأَوْهُمْ قَالُوٓا۟ إِنَّ هَٰٓؤُلَآءِ لَضَآلُّونَ

    Onları gördüklerinde "Bunlar sapıtmış" diyorlardı.

  33. وَمَآ أُرْسِلُوا۟ عَلَيْهِمْ حَٰفِظِينَ

    Oysa onlar, üzerlerine bekçi gönderilmemişti.

  34. فَٱلْيَوْمَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مِنَ ٱلْكُفَّارِ يَضْحَكُونَ

    İşte bugün de iman edenler, gerçeği örtenlere gülerler.

  35. عَلَى ٱلْأَرَآئِكِ يَنظُرُونَ

    Koltuklar üzerinde bakarlar.

  36. هَلْ ثُوِّبَ ٱلْكُفَّارُ مَا كَانُوا۟ يَفْعَلُونَ

    Gerçeği örtenler, yaptıklarının karşılığını buldular mı?

Arapça Kur’an metni Tanzil Project tarafından hazırlanmıştır (Uthmani imlası, sürüm 1.1). Lisans: Creative Commons Attribution 3.0 —tanzil.net

Küçük eksiltme, büyük sonuç

Surenin adındaki kelime dikkat çekicidir. "Tatfîf", ölçüde fark edilmeyecek kadar az eksiltmeyi bildirir; büyük bir gasp değil.

Ayrıca 2 ve 3. ayetler bir çifte standart tarif eder: alırken tam, verirken eksik.

Klasik tefsirlerde bu iki ayrıntı birlikte ele alınır. Kınanan şey miktarın büyüklüğü değil, ölçünün kendine göre değişmesidir.

4. ayet ise beklenmedik bir geçiş yapar: konu doğrudan diriltilmeye bağlanır. Yani ölçüdeki tutum, hesabı hesaba katmamakla açıklanır.

Kalbin pas tutması

14. ayette "kazandıkları şey kalplerinin üzerine pas tutmuştur" denir. Kullanılan kelime "rân"dır ve üzerini kaplayan tabaka anlamındadır.

Klasik tefsirlerde bu ifade, yalanlamanın sebebi olarak sunulması bakımından ele alınır: önce yapılan işler, sonra kalbin örtülmesi.

15. ayet sonucu bildirir: perdelenme. Sıra dikkat çekicidir — amel, pas, perde.

Kaynaklar

  • Kur’an
    Mutaffifîn 83:1-36 — Surenin metni
  • Kur’an
    Rahmân 55:9 — Tartıyı doğru tutma emri
  • Kur’an
    İsrâ 17:35 — Ölçü ve tartıda doğruluk

Son güncelleme: