El-Mucîb Esması

Kur’anBu sayfadaki bilgilerin ana kaynak seviyesi

El-Mucîb, "duaya karşılık veren" anlamına gelir. Kur'an'da bu kalıpta bir ayette geçer. Kökteki anlam kabul etmek değil, karşılık vermektir; bu ayrım duanın kabulü meselesinde belirleyicidir.

الْمُجِيب

OkunuşuEl-Mucîb

AnlamıDuaya karşılık veren, çağrıyı cevapsız bırakmayan

Sıra
44. isim
Kelime kökü
ج و ب (c-v-b) — kesmek, yarıp geçmek; cevap vermek. Aynı kökten "cevap" ve "icabet" kelimeleri gelir. Kökteki "yarıp geçme" anlamı, cevabın aradaki mesafeyi kat etmesi imgesinden gelir.
Kur'an'da geçişi
Hûd 11:61, Bakara 2:186, Mü'min 40:60

Anlam katmanları

  • Kendisine yönelen çağrıya karşılık veren
  • Karşılığı isteyenin yararına göre veren
  • Cevabı bir aracıya bağlı olmayan

Kur'an'daki kullanımı

Şüphesiz Rabbim yakındır, duaya karşılık verendir.

Hûd 11:61

Kullarım sana beni sorduğunda, şüphesiz ben yakınım. Bana dua ettiğinde dua edenin çağrısına karşılık veririm.

Bakara 2:186

Rabbiniz şöyle buyurdu: Bana dua edin, size karşılık vereyim.

Mü'min 40:60

Dua bağlamında kullanımı

El-Mucîb, dua sayfalarının tamamının dayandığı isimdir. Bakara 186. ayet duanın karşılıksız kalmayacağını doğrudan bildirir.

Bu isim hakkında yaygın iddialar

Her esmanın bir "ebced değeri" ve buna bağlı bir zikir sayısı vardır; o sayıda okunmalıdır.

Ebced, Arap harflerine sayı değeri veren bir sistemdir ve şiirde tarih düşürmek için kullanılmıştır. Kur'an'da veya sahih hadis kaynaklarında esmaların belirli sayılarda okunmasını emreden bir bildirim yoktur. A'râf 7:180 Esmaül Hüsna ile dua edilmesini tavsiye eder, ancak sayı şartı koymaz.

Her esmanın bir "zikir saati" ve "zikir günü" vardır.

Bu tasnif Kur'an ve sahih hadis kaynaklı değildir. Gezegenlere saat ve gün atfeden sistemler İslam öncesi astroloji geleneğinden gelir ve klasik kelam kaynaklarında bu tür belirlemelere itibar edilmez.

Karşılık vermek ile kabul etmek arasındaki fark

Kökteki anlam "cevap vermek"tir, "istenileni vermek" değil. Bu ayrım klasik kaynaklarda duanın kabulü meselesinde ayrıca ele alınır.

Bir duanın karşılık bulması üç biçimde açıklanır: istenilenin verilmesi, benzeri bir hayrın verilmesi veya bir zararın giderilmesi. Üçü de "icabet" kapsamındadır. Bakara 186'daki ifade "ücîbü da'vete'd-dâi" yani "dua edenin çağrısına karşılık veririm" şeklindedir; istenilenin aynen verileceği değil, çağrının cevapsız kalmayacağı bildirilir.

"Yakınım" ifadesi

Bakara 186. ayetin dikkat çeken yanı, sorunun "beni sana sorduklarında" diye başlaması ve cevabın araya kimse konmadan verilmesidir: "şüphesiz ben yakınım."

Klasik tefsirlerde ayetin bu yapısı üzerinde durulur. Kur'an'da benzer sorular genellikle "de ki" ifadesiyle Peygamber'e yönlendirilir; burada o ifade yoktur. Duanın doğrudanlığı ayetin kuruluşuna yansımıştır.

Sık sorulan sorular

Her dua kabul edilir mi?

Kur'an duanın karşılıksız kalmayacağını bildirir (Bakara 2:186). Klasik kaynaklarda karşılık vermenin üç biçimi ayrılır: istenilenin verilmesi, yerine başka bir hayrın verilmesi veya bir zararın giderilmesi. İsmin kökündeki anlam da "istenileni vermek" değil "cevap vermek"tir.

Kaynaklar

  • Kur’an
    Hûd 11:61 — İsmin geçtiği ayet
  • Kur’an
    Bakara 2:186 — Duaya karşılık verme
  • Kur’an
    Mü'min 40:60 — Dua emri
  • Klasik kaynak
    Tirmizî, Deavât 82 — Doksan dokuz ismin sayıldığı rivayet

Son güncelleme: