Mümtehine Suresi

Kur’anBu sayfadaki bilgilerin ana kaynak seviyesi

Mümtehine suresi 13 ayettir ve adı "sınanan kadın" anlamına gelir. Sekizinci ayeti, din yüzünden savaşmayanlarla iyilik ve adalet üzere davranmayı açıkça emreder.

Sure numarası
60. sure
Arapça adı
الممتحنة
Ayet sayısı
13 ayet
Nüzul yeri
Medeni (Medine dönemi)
Nüzul sırası
91.
Cüz
28. cüz
Ana konusu
Dostluk sınırı ve savaşmayanlarla iyi geçinme

Adının anlamı

Mümtehine, i-m-t-h-n kökünden gelir ve sınanan anlamındadır. Sure adını onuncu ayetteki hükümden alır.

Temel temaları

  • dostluk
  • adalet
  • İbrâhîm örneği

Mümtehine suresi — Arapçası ve anlamı

Aşağıdaki Türkçe anlam bu siteye aittir; herhangi bir mealden alınmamıştır. Amacı ayetin ne dediğini açık Türkçeyle aktarmaktır, basılı bir mealin yerini tutmaz. Anlam metni Arapçanın karşılığı değil, karşılığının aktarımıdır — esas olan Arapça metindir.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

  1. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تَتَّخِذُوا۟ عَدُوِّى وَعَدُوَّكُمْ أَوْلِيَآءَ تُلْقُونَ إِلَيْهِم بِٱلْمَوَدَّةِ وَقَدْ كَفَرُوا۟ بِمَا جَآءَكُم مِّنَ ٱلْحَقِّ يُخْرِجُونَ ٱلرَّسُولَ وَإِيَّاكُمْ أَن تُؤْمِنُوا۟ بِٱللَّهِ رَبِّكُمْ إِن كُنتُمْ خَرَجْتُمْ جِهَٰدًا فِى سَبِيلِى وَٱبْتِغَآءَ مَرْضَاتِى تُسِرُّونَ إِلَيْهِم بِٱلْمَوَدَّةِ وَأَنَا۠ أَعْلَمُ بِمَآ أَخْفَيْتُمْ وَمَآ أَعْلَنتُمْ وَمَن يَفْعَلْهُ مِنكُمْ فَقَدْ ضَلَّ سَوَآءَ ٱلسَّبِيلِ

    Ey iman edenler! Benim de düşmanım sizin de düşmanınız olanları dost edinmeyin. Onlar size gelen gerçeği inkâr ettikleri hâlde siz onlara sevgi gösteriyorsunuz. Oysa onlar, Rabbiniz olan Allah'a iman ettiğiniz için elçiyi ve sizi yurdunuzdan çıkarıyorlar. Benim yolumda cihat etmek ve rızamı aramak için çıktıysanız böyle yapmayın. Onlara gizlice sevgi ulaştırıyorsunuz; oysa ben sizin gizlediğinizi de açığa vurduğunuzu da bilirim. İçinizden kim bunu yaparsa, doğru yoldan sapmış olur.

  2. إِن يَثْقَفُوكُمْ يَكُونُوا۟ لَكُمْ أَعْدَآءً وَيَبْسُطُوٓا۟ إِلَيْكُمْ أَيْدِيَهُمْ وَأَلْسِنَتَهُم بِٱلسُّوٓءِ وَوَدُّوا۟ لَوْ تَكْفُرُونَ

    Sizi ele geçirseler size düşman olurlar; ellerini ve dillerini kötülükle size uzatırlar ve inkâr etmenizi isterler.

  3. لَن تَنفَعَكُمْ أَرْحَامُكُمْ وَلَآ أَوْلَٰدُكُمْ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ يَفْصِلُ بَيْنَكُمْ وَٱللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ

    Kıyamet günü ne akrabalarınız ne de çocuklarınız size fayda verir. Allah aranızı ayırır. Allah yaptıklarınızı görmektedir.

  4. قَدْ كَانَتْ لَكُمْ أُسْوَةٌ حَسَنَةٌ فِىٓ إِبْرَٰهِيمَ وَٱلَّذِينَ مَعَهُۥٓ إِذْ قَالُوا۟ لِقَوْمِهِمْ إِنَّا بُرَءَٰٓؤُا۟ مِنكُمْ وَمِمَّا تَعْبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ كَفَرْنَا بِكُمْ وَبَدَا بَيْنَنَا وَبَيْنَكُمُ ٱلْعَدَٰوَةُ وَٱلْبَغْضَآءُ أَبَدًا حَتَّىٰ تُؤْمِنُوا۟ بِٱللَّهِ وَحْدَهُۥٓ إِلَّا قَوْلَ إِبْرَٰهِيمَ لِأَبِيهِ لَأَسْتَغْفِرَنَّ لَكَ وَمَآ أَمْلِكُ لَكَ مِنَ ٱللَّهِ مِن شَىْءٍ رَّبَّنَا عَلَيْكَ تَوَكَّلْنَا وَإِلَيْكَ أَنَبْنَا وَإِلَيْكَ ٱلْمَصِيرُ

    İbrâhîm'de ve onunla beraber olanlarda sizin için güzel bir örnek vardır. Hani kavimlerine demişlerdi ki: "Biz sizden ve Allah'tan başka kulluk ettiklerinizden uzağız. Sizi tanımıyoruz. Siz bir tek Allah'a iman edinceye kadar aramızda sürekli bir düşmanlık ve nefret belirmiştir." Ancak İbrâhîm'in babasına "Senin için mutlaka bağışlanma dileyeceğim; fakat Allah'tan sana gelecek hiçbir şeyi savamam" demesi başkadır. "Rabbimiz! Sana dayandık, sana yöneldik; dönüş yalnız sanadır.

  5. رَبَّنَا لَا تَجْعَلْنَا فِتْنَةً لِّلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَٱغْفِرْ لَنَا رَبَّنَآ إِنَّكَ أَنتَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ

    Rabbimiz! Bizi inkâr edenler için bir sınama konusu yapma. Bizi bağışla. Rabbimiz! Şüphesiz sen güçlüsün, hikmet sahibisin."

  6. لَقَدْ كَانَ لَكُمْ فِيهِمْ أُسْوَةٌ حَسَنَةٌ لِّمَن كَانَ يَرْجُوا۟ ٱللَّهَ وَٱلْيَوْمَ ٱلْـَٔاخِرَ وَمَن يَتَوَلَّ فَإِنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلْغَنِىُّ ٱلْحَمِيدُ

    Andolsun, onlarda sizin için, Allah'ı ve ahiret gününü uman kimseler için güzel bir örnek vardır. Kim yüz çevirirse, şüphesiz Allah zengindir, övgüye layıktır.

  7. عَسَى ٱللَّهُ أَن يَجْعَلَ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَ ٱلَّذِينَ عَادَيْتُم مِّنْهُم مَّوَدَّةً وَٱللَّهُ قَدِيرٌ وَٱللَّهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

    Umulur ki Allah, sizinle onlardan düşman olduklarınız arasında bir sevgi oluşturur. Allah gücü yetendir. Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir.

  8. لَّا يَنْهَىٰكُمُ ٱللَّهُ عَنِ ٱلَّذِينَ لَمْ يُقَٰتِلُوكُمْ فِى ٱلدِّينِ وَلَمْ يُخْرِجُوكُم مِّن دِيَٰرِكُمْ أَن تَبَرُّوهُمْ وَتُقْسِطُوٓا۟ إِلَيْهِمْ إِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلْمُقْسِطِينَ

    Allah, din konusunda sizinle savaşmayan ve sizi yurdunuzdan çıkarmayanlara iyilik etmenizi ve onlara adaletli davranmanızı yasaklamaz. Şüphesiz Allah adaletli olanları sever.

  9. إِنَّمَا يَنْهَىٰكُمُ ٱللَّهُ عَنِ ٱلَّذِينَ قَٰتَلُوكُمْ فِى ٱلدِّينِ وَأَخْرَجُوكُم مِّن دِيَٰرِكُمْ وَظَٰهَرُوا۟ عَلَىٰٓ إِخْرَاجِكُمْ أَن تَوَلَّوْهُمْ وَمَن يَتَوَلَّهُمْ فَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلظَّٰلِمُونَ

    Allah yalnızca, din konusunda sizinle savaşan, sizi yurdunuzdan çıkaran ve çıkarılmanıza yardım edenleri dost edinmenizi yasaklar. Kim onları dost edinirse, işte onlar zalimlerdir.

  10. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِذَا جَآءَكُمُ ٱلْمُؤْمِنَٰتُ مُهَٰجِرَٰتٍ فَٱمْتَحِنُوهُنَّ ٱللَّهُ أَعْلَمُ بِإِيمَٰنِهِنَّ فَإِنْ عَلِمْتُمُوهُنَّ مُؤْمِنَٰتٍ فَلَا تَرْجِعُوهُنَّ إِلَى ٱلْكُفَّارِ لَا هُنَّ حِلٌّ لَّهُمْ وَلَا هُمْ يَحِلُّونَ لَهُنَّ وَءَاتُوهُم مَّآ أَنفَقُوا۟ وَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ أَن تَنكِحُوهُنَّ إِذَآ ءَاتَيْتُمُوهُنَّ أُجُورَهُنَّ وَلَا تُمْسِكُوا۟ بِعِصَمِ ٱلْكَوَافِرِ وَسْـَٔلُوا۟ مَآ أَنفَقْتُمْ وَلْيَسْـَٔلُوا۟ مَآ أَنفَقُوا۟ ذَٰلِكُمْ حُكْمُ ٱللَّهِ يَحْكُمُ بَيْنَكُمْ وَٱللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ

    Ey iman edenler! Mümin kadınlar göç ederek size geldiğinde onları sınayın. Allah onların imanını daha iyi bilir. Onların mümin olduklarını anlarsanız, artık onları inkâr edenlere geri döndürmeyin. Ne bunlar onlara helaldir ne de onlar bunlara. Onlara harcadıklarını verin. Mehirlerini verdiğiniz takdirde onlarla evlenmenizde size bir günah yoktur. İnkâr eden kadınları nikâhınızda tutmayın. Harcadığınızı isteyin; onlar da harcadıklarını istesinler. Bu Allah'ın hükmüdür; aranızda O hükmeder. Allah bilendir, hikmet sahibidir.

  11. وَإِن فَاتَكُمْ شَىْءٌ مِّنْ أَزْوَٰجِكُمْ إِلَى ٱلْكُفَّارِ فَعَاقَبْتُمْ فَـَٔاتُوا۟ ٱلَّذِينَ ذَهَبَتْ أَزْوَٰجُهُم مِّثْلَ مَآ أَنفَقُوا۟ وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ ٱلَّذِىٓ أَنتُم بِهِۦ مُؤْمِنُونَ

    Eşlerinizden biri inkâr edenlere kaçar da siz de karşılık verirseniz, eşleri gidenlere harcadıkları kadarını verin. İman ettiğiniz Allah'a karşı sorumlu davranın.

  12. يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّبِىُّ إِذَا جَآءَكَ ٱلْمُؤْمِنَٰتُ يُبَايِعْنَكَ عَلَىٰٓ أَن لَّا يُشْرِكْنَ بِٱللَّهِ شَيْـًٔا وَلَا يَسْرِقْنَ وَلَا يَزْنِينَ وَلَا يَقْتُلْنَ أَوْلَٰدَهُنَّ وَلَا يَأْتِينَ بِبُهْتَٰنٍ يَفْتَرِينَهُۥ بَيْنَ أَيْدِيهِنَّ وَأَرْجُلِهِنَّ وَلَا يَعْصِينَكَ فِى مَعْرُوفٍ فَبَايِعْهُنَّ وَٱسْتَغْفِرْ لَهُنَّ ٱللَّهَ إِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

    Ey Peygamber! Mümin kadınlar sana gelip Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocuklarını öldürmemek, elleriyle ayakları arasında bir iftira uydurup getirmemek ve iyilik konusunda sana karşı gelmemek üzere söz verdiklerinde, onların sözünü kabul et ve onlar için Allah'tan bağışlanma dile. Şüphesiz Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir.

  13. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تَتَوَلَّوْا۟ قَوْمًا غَضِبَ ٱللَّهُ عَلَيْهِمْ قَدْ يَئِسُوا۟ مِنَ ٱلْـَٔاخِرَةِ كَمَا يَئِسَ ٱلْكُفَّارُ مِنْ أَصْحَٰبِ ٱلْقُبُورِ

    Ey iman edenler! Allah'ın kendilerine gazap ettiği bir topluluğu dost edinmeyin. Onlar, kâfirlerin kabirdekilerden ümit kestiği gibi ahiretten ümit kesmişlerdir.

Arapça Kur’an metni Tanzil Project tarafından hazırlanmıştır (Uthmani imlası, sürüm 1.1). Lisans: Creative Commons Attribution 3.0 —tanzil.net

Yasağın sınırı açıkça çizilir

8 ve 9. ayetler bir arada okunmalıdır; ikisi birlikte tam bir sınır çizer.

Sekizinci ayet olumsuzlama getirmez, aksine yasak olmadığını bildirir: din konusunda savaşmayan ve yurttan çıkarmayanlara iyilik etmek ve adaletli davranmak yasaklanmamıştır. Ayet "Allah adaletli olanları sever" diye biter.

Dokuzuncu ayet yasağı tanımlar ve üç şarta bağlar: savaşmak, yurttan çıkarmak, çıkarılmaya yardım etmek.

Klasik tefsirlerde bu iki ayet birlikte ele alınır; yasak bir inanç farkına değil, somut bir düşmanlığa bağlanmıştır.

Hz. İbrâhîm örneğindeki istisna

Dördüncü ayet Hz. İbrâhîm'i örnek gösterir, sonra bir istisna koyar: babası için bağışlanma dilemesi bu örneğin dışındadır.

Klasik tefsirlerde bu istisna, Tevbe 114 ile birlikte okunur; orada Hz. İbrâhîm'in bu duasının verdiği bir söz üzerine olduğu ve durum açıklığa kavuşunca vazgeçtiği bildirilir.

Ayetin devamındaki dua bu sitede rabbenâ duaları arasında da anılabilecek bir örnektir.

Kaynaklar

  • Kur’an
    Mümtehine 60:1-13 — Surenin metni
  • Kur’an
    Tevbe 9:114 — Hz. İbrâhîm'in duası hakkında açıklama

Son güncelleme: