Haşr Suresi

Kur’anBu sayfadaki bilgilerin ana kaynak seviyesi

Haşr suresi 24 ayettir. Son üç ayeti, Kur'an'da en çok ilahi ismin art arda sıralandığı bölümdür ve bu sitedeki Esmaül Hüsna sayfalarının omurgasını oluşturur.

Sure numarası
59. sure
Arapça adı
الحشر
Ayet sayısı
24 ayet
Nüzul yeri
Medeni (Medine dönemi)
Nüzul sırası
101.
Cüz
28. cüz
Ana konusu
Sürgün olayı, ganimetin dağıtımı ve Esmaül Hüsna

Adının anlamı

Haşr, toplanma, bir araya sürülme anlamındadır. Sure adını ikinci ayetteki sürgün olayından alır.

Temel temaları

  • esmaül hüsna
  • paylaşım
  • münafıklık
  • ibret

Haşr suresi — Arapçası ve anlamı

Aşağıdaki Türkçe anlam bu siteye aittir; herhangi bir mealden alınmamıştır. Amacı ayetin ne dediğini açık Türkçeyle aktarmaktır, basılı bir mealin yerini tutmaz. Anlam metni Arapçanın karşılığı değil, karşılığının aktarımıdır — esas olan Arapça metindir.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

  1. سَبَّحَ لِلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ وَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ

    Göklerde ve yerde ne varsa Allah'ı tesbih etmektedir. O güçlüdür, hikmet sahibidir.

  2. هُوَ ٱلَّذِىٓ أَخْرَجَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِنْ أَهْلِ ٱلْكِتَٰبِ مِن دِيَٰرِهِمْ لِأَوَّلِ ٱلْحَشْرِ مَا ظَنَنتُمْ أَن يَخْرُجُوا۟ وَظَنُّوٓا۟ أَنَّهُم مَّانِعَتُهُمْ حُصُونُهُم مِّنَ ٱللَّهِ فَأَتَىٰهُمُ ٱللَّهُ مِنْ حَيْثُ لَمْ يَحْتَسِبُوا۟ وَقَذَفَ فِى قُلُوبِهِمُ ٱلرُّعْبَ يُخْرِبُونَ بُيُوتَهُم بِأَيْدِيهِمْ وَأَيْدِى ٱلْمُؤْمِنِينَ فَٱعْتَبِرُوا۟ يَٰٓأُو۟لِى ٱلْأَبْصَٰرِ

    Kitap ehlinden inkâr edenleri ilk sürgünde yurtlarından çıkaran O'dur. Siz onların çıkacağını sanmamıştınız; onlar da kalelerinin kendilerini Allah'tan koruyacağını sanmışlardı. Ama Allah onlara ummadıkları yerden geldi ve kalplerine korku düşürdü. Evlerini hem kendi elleriyle hem müminlerin elleriyle yıkıyorlardı. Ey akıl sahipleri, ibret alın!

  3. وَلَوْلَآ أَن كَتَبَ ٱللَّهُ عَلَيْهِمُ ٱلْجَلَآءَ لَعَذَّبَهُمْ فِى ٱلدُّنْيَا وَلَهُمْ فِى ٱلْـَٔاخِرَةِ عَذَابُ ٱلنَّارِ

    Allah onlara sürgünü yazmamış olsaydı, dünyada onlara mutlaka azap ederdi. Ahirette ise onlar için ateş azabı vardır.

  4. ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمْ شَآقُّوا۟ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ وَمَن يُشَآقِّ ٱللَّهَ فَإِنَّ ٱللَّهَ شَدِيدُ ٱلْعِقَابِ

    Bu, onların Allah'a ve elçisine karşı gelmeleri yüzündendir. Kim Allah'a karşı gelirse, şüphesiz Allah'ın cezası çetindir.

  5. مَا قَطَعْتُم مِّن لِّينَةٍ أَوْ تَرَكْتُمُوهَا قَآئِمَةً عَلَىٰٓ أُصُولِهَا فَبِإِذْنِ ٱللَّهِ وَلِيُخْزِىَ ٱلْفَٰسِقِينَ

    Kestiğiniz hurma ağaçlarını ya da kökleri üzerinde bıraktıklarınızı, hepsi Allah'ın izniyledir; yoldan çıkanları rezil etmek içindir.

  6. وَمَآ أَفَآءَ ٱللَّهُ عَلَىٰ رَسُولِهِۦ مِنْهُمْ فَمَآ أَوْجَفْتُمْ عَلَيْهِ مِنْ خَيْلٍ وَلَا رِكَابٍ وَلَٰكِنَّ ٱللَّهَ يُسَلِّطُ رُسُلَهُۥ عَلَىٰ مَن يَشَآءُ وَٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ

    Allah'ın onlardan elçisine verdiği ganimete gelince, siz onun için ne at ne de deve sürdünüz. Fakat Allah, elçilerini dilediği kimselere üstün kılar. Allah her şeye gücü yetendir.

  7. مَّآ أَفَآءَ ٱللَّهُ عَلَىٰ رَسُولِهِۦ مِنْ أَهْلِ ٱلْقُرَىٰ فَلِلَّهِ وَلِلرَّسُولِ وَلِذِى ٱلْقُرْبَىٰ وَٱلْيَتَٰمَىٰ وَٱلْمَسَٰكِينِ وَٱبْنِ ٱلسَّبِيلِ كَىْ لَا يَكُونَ دُولَةًۢ بَيْنَ ٱلْأَغْنِيَآءِ مِنكُمْ وَمَآ ءَاتَىٰكُمُ ٱلرَّسُولُ فَخُذُوهُ وَمَا نَهَىٰكُمْ عَنْهُ فَٱنتَهُوا۟ وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ إِنَّ ٱللَّهَ شَدِيدُ ٱلْعِقَابِ

    Allah'ın, o şehirlerin halkından elçisine verdiği ganimet; Allah'a, elçisine, yakınlara, yetimlere, yoksullara ve yolda kalmışlara aittir. Böylece o, içinizden yalnızca zenginler arasında dolaşan bir servet olmasın. Elçi size ne verdiyse onu alın, sizi neden menettiyse ondan sakının. Allah'a karşı sorumlu davranın. Şüphesiz Allah'ın cezası çetindir.

  8. لِلْفُقَرَآءِ ٱلْمُهَٰجِرِينَ ٱلَّذِينَ أُخْرِجُوا۟ مِن دِيَٰرِهِمْ وَأَمْوَٰلِهِمْ يَبْتَغُونَ فَضْلًا مِّنَ ٱللَّهِ وَرِضْوَٰنًا وَيَنصُرُونَ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥٓ أُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلصَّٰدِقُونَ

    Yurtlarından ve mallarından çıkarılmış yoksul göçmenler içindir; Allah'tan bir lütuf ve rıza ararlar, Allah'a ve elçisine yardım ederler. İşte onlar doğru olanlardır.

  9. وَٱلَّذِينَ تَبَوَّءُو ٱلدَّارَ وَٱلْإِيمَٰنَ مِن قَبْلِهِمْ يُحِبُّونَ مَنْ هَاجَرَ إِلَيْهِمْ وَلَا يَجِدُونَ فِى صُدُورِهِمْ حَاجَةً مِّمَّآ أُوتُوا۟ وَيُؤْثِرُونَ عَلَىٰٓ أَنفُسِهِمْ وَلَوْ كَانَ بِهِمْ خَصَاصَةٌ وَمَن يُوقَ شُحَّ نَفْسِهِۦ فَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْمُفْلِحُونَ

    Onlardan önce yurda yerleşmiş ve imanı benimsemiş olanlar, kendilerine göç edenleri severler. Onlara verilenlerden dolayı içlerinde bir sıkıntı duymazlar. Kendileri ihtiyaç içinde olsalar bile onları kendilerine tercih ederler. Kim nefsinin cimriliğinden korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.

  10. وَٱلَّذِينَ جَآءُو مِنۢ بَعْدِهِمْ يَقُولُونَ رَبَّنَا ٱغْفِرْ لَنَا وَلِإِخْوَٰنِنَا ٱلَّذِينَ سَبَقُونَا بِٱلْإِيمَٰنِ وَلَا تَجْعَلْ فِى قُلُوبِنَا غِلًّا لِّلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ رَبَّنَآ إِنَّكَ رَءُوفٌ رَّحِيمٌ

    Onlardan sonra gelenler de derler ki: "Rabbimiz! Bizi ve bizden önce iman etmiş kardeşlerimizi bağışla. Kalplerimizde iman edenlere karşı bir kin bırakma. Rabbimiz! Şüphesiz sen çok şefkatli, çok merhametlisin."

  11. أَلَمْ تَرَ إِلَى ٱلَّذِينَ نَافَقُوا۟ يَقُولُونَ لِإِخْوَٰنِهِمُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِنْ أَهْلِ ٱلْكِتَٰبِ لَئِنْ أُخْرِجْتُمْ لَنَخْرُجَنَّ مَعَكُمْ وَلَا نُطِيعُ فِيكُمْ أَحَدًا أَبَدًا وَإِن قُوتِلْتُمْ لَنَنصُرَنَّكُمْ وَٱللَّهُ يَشْهَدُ إِنَّهُمْ لَكَٰذِبُونَ

    Münafıklık edenleri görmedin mi? Kitap ehlinden inkâr eden kardeşlerine derler ki: "Eğer çıkarılırsanız biz de sizinle beraber çıkarız ve sizin aleyhinize kimseye asla itaat etmeyiz. Size savaş açılırsa mutlaka size yardım ederiz." Allah şahittir ki onlar yalancıdır.

  12. لَئِنْ أُخْرِجُوا۟ لَا يَخْرُجُونَ مَعَهُمْ وَلَئِن قُوتِلُوا۟ لَا يَنصُرُونَهُمْ وَلَئِن نَّصَرُوهُمْ لَيُوَلُّنَّ ٱلْأَدْبَٰرَ ثُمَّ لَا يُنصَرُونَ

    Andolsun, onlar çıkarılsa bunlar onlarla çıkmaz; onlara savaş açılsa yardım etmezler. Yardım etseler bile mutlaka arkalarını dönüp kaçarlar, sonra kendilerine de yardım edilmez.

  13. لَأَنتُمْ أَشَدُّ رَهْبَةً فِى صُدُورِهِم مِّنَ ٱللَّهِ ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمْ قَوْمٌ لَّا يَفْقَهُونَ

    Onların kalplerinde sizin korkunuz Allah'ınkinden daha şiddetlidir. Bu, onların anlamayan bir topluluk olmasındandır.

  14. لَا يُقَٰتِلُونَكُمْ جَمِيعًا إِلَّا فِى قُرًى مُّحَصَّنَةٍ أَوْ مِن وَرَآءِ جُدُرٍۭ بَأْسُهُم بَيْنَهُمْ شَدِيدٌ تَحْسَبُهُمْ جَمِيعًا وَقُلُوبُهُمْ شَتَّىٰ ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمْ قَوْمٌ لَّا يَعْقِلُونَ

    Onlar sizinle topluca savaşmazlar; ancak surlarla çevrili yerlerde veya duvarların arkasından savaşırlar. Kendi aralarındaki çekişmeleri şiddetlidir. Sen onları birlik sanırsın ama kalpleri dağınıktır. Bu, onların akletmeyen bir topluluk olmasındandır.

  15. كَمَثَلِ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ قَرِيبًا ذَاقُوا۟ وَبَالَ أَمْرِهِمْ وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ

    Kendilerinden az önce geçenlerin durumu gibi; yaptıklarının vebalini tattılar. Onlar için acı bir azap vardır.

  16. كَمَثَلِ ٱلشَّيْطَٰنِ إِذْ قَالَ لِلْإِنسَٰنِ ٱكْفُرْ فَلَمَّا كَفَرَ قَالَ إِنِّى بَرِىٓءٌ مِّنكَ إِنِّىٓ أَخَافُ ٱللَّهَ رَبَّ ٱلْعَٰلَمِينَ

    Şeytanın durumu gibi; hani insana "İnkâr et" dedi, o inkâr edince "Ben senden uzağım; ben âlemlerin Rabbi olan Allah'tan korkarım" dedi.

  17. فَكَانَ عَٰقِبَتَهُمَآ أَنَّهُمَا فِى ٱلنَّارِ خَٰلِدَيْنِ فِيهَا وَذَٰلِكَ جَزَٰٓؤُا۟ ٱلظَّٰلِمِينَ

    İkisinin sonu da, içinde sürekli kalmak üzere ateşte olmaktır. Zalimlerin karşılığı işte budur.

  18. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَلْتَنظُرْ نَفْسٌ مَّا قَدَّمَتْ لِغَدٍ وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ إِنَّ ٱللَّهَ خَبِيرٌۢ بِمَا تَعْمَلُونَ

    Ey iman edenler! Allah'a karşı sorumlu davranın ve herkes yarın için ne gönderdiğine baksın. Allah'a karşı sorumlu davranın. Şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır.

  19. وَلَا تَكُونُوا۟ كَٱلَّذِينَ نَسُوا۟ ٱللَّهَ فَأَنسَىٰهُمْ أَنفُسَهُمْ أُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْفَٰسِقُونَ

    Allah'ı unutan ve bu yüzden Allah'ın da kendilerini kendilerine unutturduğu kimseler gibi olmayın. İşte onlar yoldan çıkanlardır.

  20. لَا يَسْتَوِىٓ أَصْحَٰبُ ٱلنَّارِ وَأَصْحَٰبُ ٱلْجَنَّةِ أَصْحَٰبُ ٱلْجَنَّةِ هُمُ ٱلْفَآئِزُونَ

    Ateş halkı ile cennet halkı bir olmaz. Kurtuluşa erenler cennet halkıdır.

  21. لَوْ أَنزَلْنَا هَٰذَا ٱلْقُرْءَانَ عَلَىٰ جَبَلٍ لَّرَأَيْتَهُۥ خَٰشِعًا مُّتَصَدِّعًا مِّنْ خَشْيَةِ ٱللَّهِ وَتِلْكَ ٱلْأَمْثَٰلُ نَضْرِبُهَا لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَتَفَكَّرُونَ

    Bu Kur'an'ı bir dağa indirseydik, Allah korkusundan onu baş eğmiş, parça parça olmuş görürdün. İşte bu örnekleri insanlara veriyoruz; belki düşünürler.

  22. هُوَ ٱللَّهُ ٱلَّذِى لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ عَٰلِمُ ٱلْغَيْبِ وَٱلشَّهَٰدَةِ هُوَ ٱلرَّحْمَٰنُ ٱلرَّحِيمُ

    O, kendisinden başka ilah olmayan Allah'tır. Gizliyi de açığı da bilendir. O Rahmân'dır, Rahîm'dir.

  23. هُوَ ٱللَّهُ ٱلَّذِى لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ ٱلْمَلِكُ ٱلْقُدُّوسُ ٱلسَّلَٰمُ ٱلْمُؤْمِنُ ٱلْمُهَيْمِنُ ٱلْعَزِيزُ ٱلْجَبَّارُ ٱلْمُتَكَبِّرُ سُبْحَٰنَ ٱللَّهِ عَمَّا يُشْرِكُونَ

    O, kendisinden başka ilah olmayan Allah'tır. Melik'tir, Kuddûs'tür, Selâm'dır, Mü'min'dir, Müheymin'dir, Azîz'dir, Cebbâr'dır, Mütekebbir'dir. Allah, ortak koştuklarından yücedir.

  24. هُوَ ٱللَّهُ ٱلْخَٰلِقُ ٱلْبَارِئُ ٱلْمُصَوِّرُ لَهُ ٱلْأَسْمَآءُ ٱلْحُسْنَىٰ يُسَبِّحُ لَهُۥ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ

    O; yaratan, yoktan var eden, biçim veren Allah'tır. En güzel isimler O'nundur. Göklerde ve yerde ne varsa O'nu tesbih eder. O güçlüdür, hikmet sahibidir.

Arapça Kur’an metni Tanzil Project tarafından hazırlanmıştır (Uthmani imlası, sürüm 1.1). Lisans: Creative Commons Attribution 3.0 —tanzil.net

Son üç ayet: isimlerin sıralanışı

22-24. ayetler Kur'an'da en çok ilahi ismin art arda geçtiği bölümdür.

22. ayette El-Âlim, Er-Rahmân ve Er-Rahîm; 23. ayette El-Melik, El-Kuddûs, Es-Selâm, El-Mü'min, El-Müheymin, El-Azîz, El-Cebbâr ve El-Mütekebbir; 24. ayette El-Hâlik, El-Bâri, El-Musavvir, El-Azîz ve El-Hakîm anılır.

Klasik tefsirlerde sıralamanın rastgele olmadığı belirtilir: 22. ayette bilgi ve rahmet, 23. ayette egemenlik ve yücelik, 24. ayette yaratma sıfatları toplanır.

24. ayetteki "en güzel isimler O'nundur" ifadesi, bu sitedeki Esmaül Hüsna sayfalarının dayanağıdır.

Servetin dolaşımı

Yedinci ayet, ganimetin dağıtımını bir gerekçeye bağlar: "içinizden yalnızca zenginler arasında dolaşan bir servet olmasın."

Klasik tefsirlerde bu cümle, malın belirli bir kesimde toplanmasını engelleyen bir ilke olarak ele alınır.

Dokuzuncu ayet ise bunu bir davranışla tamamlar: kendileri ihtiyaç içindeyken başkasını tercih etmek. Aynı ayet nefsin cimriliğinden korunmayı kurtuluş şartı sayar.

Sonrakilerin duası

Onuncu ayet, sonradan gelenlerin duasıdır: kendileri için ve kendilerinden önce iman etmiş olanlar için bağışlanma isterler.

Klasik tefsirlerde bu ayet, önce gelenler için dua etmenin Kur'an'daki dayanağı sayılır. Duanın ikinci kısmı ayrıca dikkat çekicidir: "kalplerimizde iman edenlere karşı bir kin bırakma."

Bu dua, bu sitede cenaze ve kabir ziyareti sayfalarında da anılmaktadır.

Sık sorulan sorular

Esmaül Hüsna Haşr suresinde mi geçer?

Haşr 22-24, Kur'an'da en çok ilahi ismin art arda sıralandığı bölümdür. Ancak 99 ismin tamamı bu ayetlerde bulunmaz; isimlerin bir kısmı Kur'an'ın başka yerlerinde, bir kısmı ise hadis kaynaklarındaki listelerde geçer.

Kaynaklar

  • Kur’an
    Haşr 59:1-24 — Surenin metni
  • Kur’an
    A'râf 7:180 — En güzel isimler
  • Sahih hadis
    Tirmizî, Deavât 82 — Doksan dokuz isim listesi

Son güncelleme: