Cin Suresi
Cin suresi 28 ayettir. Kur'an'da cinlerin doğrudan konuşturulduğu bölümdür ve sure, gaybın bilgisinin kimseye açılmadığını bildirerek biter.
- Sure numarası
- 72. sure
- Arapça adı
- الجن
- Ayet sayısı
- 28 ayet
- Nüzul yeri
- Mekki (Mekke dönemi)
- Nüzul sırası
- 40.
- Cüz
- 29. cüz
- Ana konusu
- Cinlerin Kur'an'ı işitmesi ve gayb bilgisinin sınırı
Adının anlamı
Cin, c-n-n kökünden gelir ve örtülü, gözden gizli olan anlamındadır. Aynı kökten "cennet" (ağaçlarla örtülü bahçe) ve "cünûn" kelimeleri de türer.
Temel temaları
- gayb
- cin
- tevhid
Cin suresi — Arapçası ve anlamı
Aşağıdaki Türkçe anlam bu siteye aittir; herhangi bir mealden alınmamıştır. Amacı ayetin ne dediğini açık Türkçeyle aktarmaktır, basılı bir mealin yerini tutmaz. Anlam metni Arapçanın karşılığı değil, karşılığının aktarımıdır — esas olan Arapça metindir.
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
قُلْ أُوحِىَ إِلَىَّ أَنَّهُ ٱسْتَمَعَ نَفَرٌ مِّنَ ٱلْجِنِّ فَقَالُوٓا۟ إِنَّا سَمِعْنَا قُرْءَانًا عَجَبًا
De ki: Bana vahyolundu ki cinlerden bir topluluk dinledi ve şöyle dedi: "Biz hayranlık verici bir Kur'an dinledik.
يَهْدِىٓ إِلَى ٱلرُّشْدِ فَـَٔامَنَّا بِهِۦ وَلَن نُّشْرِكَ بِرَبِّنَآ أَحَدًا
Doğruya iletiyor; biz de ona iman ettik. Rabbimize hiç kimseyi ortak koşmayacağız.
وَأَنَّهُۥ تَعَٰلَىٰ جَدُّ رَبِّنَا مَا ٱتَّخَذَ صَٰحِبَةً وَلَا وَلَدًا
Rabbimizin şanı yücedir; O ne bir eş edinmiştir ne de bir çocuk.
وَأَنَّهُۥ كَانَ يَقُولُ سَفِيهُنَا عَلَى ٱللَّهِ شَطَطًا
Meğer bizim beyinsizimiz, Allah hakkında saçma sözler söylüyormuş.
وَأَنَّا ظَنَنَّآ أَن لَّن تَقُولَ ٱلْإِنسُ وَٱلْجِنُّ عَلَى ٱللَّهِ كَذِبًا
Biz, insanların ve cinlerin Allah hakkında asla yalan söylemeyeceğini sanmıştık.
وَأَنَّهُۥ كَانَ رِجَالٌ مِّنَ ٱلْإِنسِ يَعُوذُونَ بِرِجَالٍ مِّنَ ٱلْجِنِّ فَزَادُوهُمْ رَهَقًا
Doğrusu insanlardan bazı kimseler, cinlerden bazı kimselere sığınıyor, bu da onların taşkınlığını artırıyordu.
وَأَنَّهُمْ ظَنُّوا۟ كَمَا ظَنَنتُمْ أَن لَّن يَبْعَثَ ٱللَّهُ أَحَدًا
Onlar da sizin sandığınız gibi, Allah'ın hiç kimseyi diriltmeyeceğini sanmışlardı.
وَأَنَّا لَمَسْنَا ٱلسَّمَآءَ فَوَجَدْنَٰهَا مُلِئَتْ حَرَسًا شَدِيدًا وَشُهُبًا
Biz göğe dokunduk; onu güçlü bekçiler ve alevlerle dolu bulduk.
وَأَنَّا كُنَّا نَقْعُدُ مِنْهَا مَقَٰعِدَ لِلسَّمْعِ فَمَن يَسْتَمِعِ ٱلْـَٔانَ يَجِدْ لَهُۥ شِهَابًا رَّصَدًا
Oysa biz oranın dinlenebilecek yerlerinde otururduk. Ama şimdi kim dinlemeye kalksa, kendisini gözetleyen bir alev buluyor.
وَأَنَّا لَا نَدْرِىٓ أَشَرٌّ أُرِيدَ بِمَن فِى ٱلْأَرْضِ أَمْ أَرَادَ بِهِمْ رَبُّهُمْ رَشَدًا
Yeryüzündekiler için bir kötülük mü isteniyor, yoksa Rableri onlara bir doğruluk mu diledi, bilmiyoruz.
وَأَنَّا مِنَّا ٱلصَّٰلِحُونَ وَمِنَّا دُونَ ذَٰلِكَ كُنَّا طَرَآئِقَ قِدَدًا
Doğrusu bizden salih olanlar da var, böyle olmayanlar da. Biz farklı yollar üzereydik.
وَأَنَّا ظَنَنَّآ أَن لَّن نُّعْجِزَ ٱللَّهَ فِى ٱلْأَرْضِ وَلَن نُّعْجِزَهُۥ هَرَبًا
Anladık ki yeryüzünde Allah'ı asla aciz bırakamayız; kaçarak da O'nu aciz bırakamayız.
وَأَنَّا لَمَّا سَمِعْنَا ٱلْهُدَىٰٓ ءَامَنَّا بِهِۦ فَمَن يُؤْمِنۢ بِرَبِّهِۦ فَلَا يَخَافُ بَخْسًا وَلَا رَهَقًا
Doğrusu biz o yol göstericiyi işittiğimizde ona iman ettik. Kim Rabbine iman ederse, ne bir eksiltilmeden ne de bir haksızlığa uğramaktan korkar.
وَأَنَّا مِنَّا ٱلْمُسْلِمُونَ وَمِنَّا ٱلْقَٰسِطُونَ فَمَنْ أَسْلَمَ فَأُو۟لَٰٓئِكَ تَحَرَّوْا۟ رَشَدًا
Doğrusu bizden teslim olanlar da var, haksızlık edenler de. Teslim olanlar, işte onlar doğruyu arayıp bulmuşlardır.
وَأَمَّا ٱلْقَٰسِطُونَ فَكَانُوا۟ لِجَهَنَّمَ حَطَبًا
Haksızlık edenlere gelince, onlar cehenneme odun olmuşlardır."
وَأَلَّوِ ٱسْتَقَٰمُوا۟ عَلَى ٱلطَّرِيقَةِ لَأَسْقَيْنَٰهُم مَّآءً غَدَقًا
Eğer o yol üzerinde dosdoğru gitselerdi, onlara bol su verirdik;
لِّنَفْتِنَهُمْ فِيهِ وَمَن يُعْرِضْ عَن ذِكْرِ رَبِّهِۦ يَسْلُكْهُ عَذَابًا صَعَدًا
Bu konuda onları sınayalım diye. Kim Rabbinin zikrinden yüz çevirirse, Rabbi onu gitgide artan bir azaba sokar.
وَأَنَّ ٱلْمَسَٰجِدَ لِلَّهِ فَلَا تَدْعُوا۟ مَعَ ٱللَّهِ أَحَدًا
Şüphesiz mescitler Allah'ındır; öyleyse Allah ile birlikte hiç kimseye yalvarmayın.
وَأَنَّهُۥ لَمَّا قَامَ عَبْدُ ٱللَّهِ يَدْعُوهُ كَادُوا۟ يَكُونُونَ عَلَيْهِ لِبَدًا
Allah'ın kulu O'na dua etmek üzere kalktığında, neredeyse üzerine üşüşüp keçe gibi olacaklardı.
قُلْ إِنَّمَآ أَدْعُوا۟ رَبِّى وَلَآ أُشْرِكُ بِهِۦٓ أَحَدًا
De ki: Ben ancak Rabbime dua ederim ve O'na hiç kimseyi ortak koşmam.
قُلْ إِنِّى لَآ أَمْلِكُ لَكُمْ ضَرًّا وَلَا رَشَدًا
De ki: Ben size ne bir zarar verebilirim ne de bir doğruluk.
قُلْ إِنِّى لَن يُجِيرَنِى مِنَ ٱللَّهِ أَحَدٌ وَلَنْ أَجِدَ مِن دُونِهِۦ مُلْتَحَدًا
De ki: Beni Allah'tan hiç kimse kurtaramaz ve O'ndan başka bir sığınak da bulamam.
إِلَّا بَلَٰغًا مِّنَ ٱللَّهِ وَرِسَٰلَٰتِهِۦ وَمَن يَعْصِ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ فَإِنَّ لَهُۥ نَارَ جَهَنَّمَ خَٰلِدِينَ فِيهَآ أَبَدًا
Ancak Allah'tan bir tebliğ ve O'nun gönderdikleri müstesna. Kim Allah'a ve elçisine karşı gelirse, ona cehennem ateşi vardır; orada sürekli kalacaklardır.
حَتَّىٰٓ إِذَا رَأَوْا۟ مَا يُوعَدُونَ فَسَيَعْلَمُونَ مَنْ أَضْعَفُ نَاصِرًا وَأَقَلُّ عَدَدًا
Nihayet kendilerine vaat edileni gördüklerinde, kimin yardımcısı daha zayıf ve sayıca daha az imiş bileceklerdir.
قُلْ إِنْ أَدْرِىٓ أَقَرِيبٌ مَّا تُوعَدُونَ أَمْ يَجْعَلُ لَهُۥ رَبِّىٓ أَمَدًا
De ki: Size vaat edilen yakın mıdır, yoksa Rabbim ona uzun bir süre mi koyar, bilmiyorum.
عَٰلِمُ ٱلْغَيْبِ فَلَا يُظْهِرُ عَلَىٰ غَيْبِهِۦٓ أَحَدًا
O, gaybı bilendir; gaybını hiç kimseye açmaz.
إِلَّا مَنِ ٱرْتَضَىٰ مِن رَّسُولٍ فَإِنَّهُۥ يَسْلُكُ مِنۢ بَيْنِ يَدَيْهِ وَمِنْ خَلْفِهِۦ رَصَدًا
Ancak razı olduğu bir elçi başkadır; onun önünden ve arkasından gözcüler gönderir.
لِّيَعْلَمَ أَن قَدْ أَبْلَغُوا۟ رِسَٰلَٰتِ رَبِّهِمْ وَأَحَاطَ بِمَا لَدَيْهِمْ وَأَحْصَىٰ كُلَّ شَىْءٍ عَدَدًۢا
Rablerinin gönderdiklerini tebliğ ettiklerini bilsin diye. O, onların yanında olanı kuşatmıştır ve her şeyi tek tek saymıştır.
Arapça Kur’an metni Tanzil Project tarafından hazırlanmıştır (Uthmani imlası, sürüm 1.1). Lisans: Creative Commons Attribution 3.0 —tanzil.net
Gaybın sınırı
26. ayet kısa ve kesindir: "O, gaybı bilendir; gaybını hiç kimseye açmaz."
27. ayet tek bir istisna tanır: razı olduğu bir elçi. Ve bu istisna bile gözcülerle çerçevelenir.
Klasik tefsirlerde bu iki ayet, gaybdan haber verme iddialarının reddine dayanak sayılır. 25. ayette Hz. Peygamber'in kendisi de "bilmiyorum" der.
Bu sitede gelecekten haber verdiği söylenen uygulamalar — fal, burç, kehanet — kapsam dışıdır. Gerekçesi bu ayetlerdir.
Sığınmanın yönü
Altıncı ayette insanların cinlere sığındığı ve bunun taşkınlığı artırdığı bildirilir.
Klasik tefsirlerde bu ayet, korunma amacıyla Allah dışında bir varlığa yönelmenin sonucunu bildirmesi bakımından ele alınır. Sonuç koruma değil, artıştır.
22. ayet aynı çerçeveyi tamamlar: "O'ndan başka bir sığınak da bulamam." Bu sitede korunma konusu ayrı bir ayet temasında ele alınmaktadır.
Sık sorulan sorular
Kur'an gaybı bilme konusunda ne der?
Cin 26-27'de gaybın Allah'a ait olduğu ve kimseye açılmadığı, yalnızca razı olduğu elçilere bildirdiği kadarıyla istisna bulunduğu bildirilir. Neml 65 ve En'âm 59'da da aynı sınır konur.
Kaynaklar
- Kur’anCin 72:1-28 — Surenin metni
- Kur’anNeml 27:65; En'âm 6:59 — Gayb bilgisinin sınırı
- Kur’anAhkâf 46:29-32 — Cinlerin Kur'an'ı dinlemesi
Son güncelleme: