Yağmur ve Tabiat Olayları ile İlgili Hadisler
Buhârî'nin Kusûf bölümünün çekirdek rivayeti açık bir düzeltmedir: güneş ve ay hiç kimsenin ölümü ya da hayatı için tutulmaz; bunlar Allah'ın âyetlerindendir. Aynı yapı yağmur tarafında da görünür — "şu yıldızın doğuşuyla yağdı" diyen, yağmuru yıldıza bağlamış olur. Aşağıdaki on bir hadis İstiskâ ve Kusûf bölümlerinden bu ölçüyle seçilmiştir.
Hadisler
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ إِسْمَاعِيلَ، قَالَ حَدَّثَنِي قَيْسٌ، عَنْ أَبِي مَسْعُودٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " الشَّمْسُ وَالْقَمَرُ لاَ يَنْكَسِفَانِ لِمَوْتِ أَحَدٍ وَلاَ لِحَيَاتِهِ، وَلَكِنَّهُمَا آيَتَانِ مِنْ آيَاتِ اللَّهِ، فَإِذَا رَأَيْتُمُوهُمَا فَصَلُّوا ".
Ebû Mes'ûd şöyle dedi: Allah Resûlü, "Güneş ve ay, hiç kimsenin ölümü için de yaşaması için de tutulmaz. Onlar Allah'ın âyetlerinden iki âyettir. Onları o hâlde gördüğünüzde namaz kılın" buyurdu.
Cümle iki yönlü bir düzeltmedir: tutulma ne bir ölümün ne de bir hayatın işaretidir. Rivayet olaya bir sebep yüklemez; onu Allah'ın âyetleri arasında sayar. Buhârî bâbın başlığını doğrudan bu cümleden almıştır.
Sahih hadisBuhârî, Kusûf 13
حَدَّثَنَا أَبُو الْوَلِيدِ، قَالَ حَدَّثَنَا زَائِدَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا زِيَادُ بْنُ عِلاَقَةَ، قَالَ سَمِعْتُ الْمُغِيرَةَ بْنَ شُعْبَةَ، يَقُولُ انْكَسَفَتِ الشَّمْسُ يَوْمَ مَاتَ إِبْرَاهِيمُ، فَقَالَ النَّاسُ انْكَسَفَتْ لِمَوْتِ إِبْرَاهِيمَ. فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنَّ الشَّمْسَ وَالْقَمَرَ آيَتَانِ مِنْ آيَاتِ اللَّهِ، لاَ يَنْكَسِفَانِ لِمَوْتِ أَحَدٍ وَلاَ لِحَيَاتِهِ، فَإِذَا رَأَيْتُمُوهُمَا فَادْعُوا اللَّهَ وَصَلُّوا حَتَّى يَنْجَلِيَ ".
Mugīre b. Şu'be şöyle dedi: İbrâhîm'in öldüğü gün güneş tutuldu. İnsanlar, "İbrâhîm'in ölümü için tutuldu" dediler. Bunun üzerine Allah Resûlü şöyle buyurdu: Güneş ve ay Allah'ın âyetlerinden iki âyettir; hiç kimsenin ölümü için de yaşaması için de tutulmazlar. Onları o hâlde gördüğünüzde, açılıncaya kadar Allah'a dua edin ve namaz kılın.
Düzeltmenin yapıldığı an budur. Ölen, Peygamber'in kendi oğlu İbrâhîm'dir; insanların kurduğu bağ onun lehinedir. Rivayet bu bağı reddeder — yorumun kime yarayacağı ölçü değildir.
Sahih hadisBuhârî, Kusûf 15
حَدَّثَنَا أَبُو مَعْمَرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ، قَالَ حَدَّثَنَا يُونُسُ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ أَبِي بَكْرَةَ، قَالَ خَسَفَتِ الشَّمْسُ عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَخَرَجَ يَجُرُّ رِدَاءَهُ حَتَّى انْتَهَى إِلَى الْمَسْجِدِ، وَثَابَ النَّاسُ إِلَيْهِ فَصَلَّى بِهِمْ رَكْعَتَيْنِ، فَانْجَلَتِ الشَّمْسُ فَقَالَ " إِنَّ الشَّمْسَ وَالْقَمَرَ آيَتَانِ مِنْ آيَاتِ اللَّهِ، وَإِنَّهُمَا لاَ يَخْسِفَانِ لِمَوْتِ أَحَدٍ، وَإِذَا كَانَ ذَاكَ فَصَلُّوا وَادْعُوا حَتَّى يُكْشَفَ مَا بِكُمْ ". وَذَاكَ أَنَّ ابْنًا لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مَاتَ، يُقَالُ لَهُ إِبْرَاهِيمُ، فَقَالَ النَّاسُ فِي ذَاكَ.
Ebû Bekre şöyle dedi: Allah Resûlü'nün zamanında güneş tutuldu. O, ridâsını sürüyerek çıktı ve mescide vardı; insanlar da onun yanında toplandı. Onlara iki rekât namaz kıldırdı ve güneş açıldı. Sonra şöyle buyurdu: Güneş ve ay Allah'ın âyetlerinden iki âyettir; hiç kimsenin ölümü için tutulmazlar. Böyle bir şey olduğunda, başınızdaki açılıncaya kadar namaz kılın ve dua edin. — Bu olay, Peygamber'in İbrâhîm adındaki oğlu öldüğünde ve insanlar bu konuda konuştuğunda geçmiştir.
Sondaki açıklama râviye aittir ve olayın sebebini adlandırır. "Ridâsını sürüyerek çıktı" ifadesi aceleyi anlatır. Namazın nasıl kılınacağı bu sayfanın konusu değildir; rivayet burada yalnızca olayın akışını kaydeder.
Sahih hadisBuhârî, Kusûf 17
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ يُونُسَ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ أَبِي بَكْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنَّ الشَّمْسَ وَالْقَمَرَ آيَتَانِ مِنْ آيَاتِ اللَّهِ، لاَ يَنْكَسِفَانِ لِمَوْتِ أَحَدٍ، وَلَكِنَّ اللَّهَ تَعَالَى يُخَوِّفُ بِهَا عِبَادَهُ ". وَقَالَ أَبُو عَبْدِ اللَّهِ لَمْ يَذْكُرْ عَبْدُ الْوَارِثِ وَشُعْبَةُ وَخَالِدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ وَحَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ عَنْ يُونُسَ " يُخَوِّفُ بِهَا عِبَادَهُ ". وَتَابَعَهُ مُوسَى عَنْ مُبَارَكٍ عَنِ الْحَسَنِ قَالَ أَخْبَرَنِي أَبُو بَكْرَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم. " إِنَّ اللَّهَ تَعَالَى يُخَوِّفُ بِهِمَا عِبَادَهُ ". وَتَابَعَهُ أَشْعَثُ عَنِ الْحَسَنِ.
Ebû Bekre şöyle dedi: Allah Resûlü, "Güneş ve ay Allah'ın âyetlerinden iki âyettir; hiç kimsenin ölümü için tutulmazlar. Fakat Allah onlarla kullarını korkutur" buyurdu. — Buhârî şunu ekler: Abdülvâris, Şu'be, Hâlid b. Abdullah ve Hammâd b. Seleme, Yûnus'tan naklederken "onlarla kullarını korkutur" cümlesini anmamışlardır. Mûsâ'nın Mübârek'ten, onun da Hasan'dan naklinde ise "Allah onlarla kullarını korkutur" lafzı vardır; Eş'as da Hasan'dan aynı şekilde nakletmiştir.
Rivayet bir "niçin" cümlesi taşır: olay bir haber değil, bir uyarıdır. Buhârî bu son cümlenin hangi nakillerde bulunmadığını ayrıca kaydeder — metnin hangi parçasının hangi yoldan geldiğini gösterme titizliğidir.
Sahih hadisBuhârî, Kusûf 6
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ بُرَيْدِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ أَبِي بُرْدَةَ، عَنْ أَبِي مُوسَى، قَالَ خَسَفَتِ الشَّمْسُ، فَقَامَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَزِعًا، يَخْشَى أَنْ تَكُونَ السَّاعَةُ، فَأَتَى الْمَسْجِدَ، فَصَلَّى بِأَطْوَلِ قِيَامٍ وَرُكُوعٍ وَسُجُودٍ رَأَيْتُهُ قَطُّ يَفْعَلُهُ وَقَالَ " هَذِهِ الآيَاتُ الَّتِي يُرْسِلُ اللَّهُ لاَ تَكُونُ لِمَوْتِ أَحَدٍ وَلاَ لِحَيَاتِهِ، وَلَكِنْ يُخَوِّفُ اللَّهُ بِهِ عِبَادَهُ، فَإِذَا رَأَيْتُمْ شَيْئًا مِنْ ذَلِكَ فَافْزَعُوا إِلَى ذِكْرِهِ وَدُعَائِهِ وَاسْتِغْفَارِهِ ".
Ebû Mûsâ şöyle dedi: Güneş tutuldu. Peygamber telaşla kalktı; kıyametin kopmasından korkuyordu. Mescide geldi ve onu yaparken gördüğüm en uzun kıyam, rükû ve secde ile namaz kıldı. Sonra şöyle buyurdu: Allah'ın gönderdiği bu âyetler hiç kimsenin ölümü ya da yaşaması için olmaz; fakat Allah onlarla kullarını korkutur. Bunlardan bir şey gördüğünüzde O'nu anmaya, O'na dua etmeye ve O'ndan bağışlanma dilemeye koşun.
Rivayet iki şeyi birlikte söyler: olay karşısındaki telaş olağandır, ama telaşın yönü ölüm-doğum yorumuna değil zikre, duaya ve istiğfara çevrilir. "Feze'a" kelimesi metinde iki kez geçer — biri korkuyu, öteki sığınmayı anlatır.
Sahih hadisBuhârî, Kusûf 14
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّهَا قَالَتْ خَسَفَتِ الشَّمْسُ فِي عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَصَلَّى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِالنَّاسِ، فَقَامَ فَأَطَالَ الْقِيَامَ، ثُمَّ رَكَعَ فَأَطَالَ الرُّكُوعَ، ثُمَّ قَامَ فَأَطَالَ الْقِيَامَ وَهْوَ دُونَ الْقِيَامِ الأَوَّلِ، ثُمَّ رَكَعَ فَأَطَالَ الرُّكُوعَ، وَهْوَ دُونَ الرُّكُوعِ الأَوَّلِ، ثُمَّ سَجَدَ فَأَطَالَ السُّجُودَ، ثُمَّ فَعَلَ فِي الرَّكْعَةِ الثَّانِيَةِ مِثْلَ مَا فَعَلَ فِي الأُولَى، ثُمَّ انْصَرَفَ وَقَدِ انْجَلَتِ الشَّمْسُ، فَخَطَبَ النَّاسَ، فَحَمِدَ اللَّهَ، وَأَثْنَى عَلَيْهِ ثُمَّ قَالَ " إِنَّ الشَّمْسَ وَالْقَمَرَ آيَتَانِ مِنْ آيَاتِ اللَّهِ، لاَ يَنْخَسِفَانِ لِمَوْتِ أَحَدٍ وَلاَ لِحَيَاتِهِ، فَإِذَا رَأَيْتُمْ ذَلِكَ فَادْعُوا اللَّهَ وَكَبِّرُوا، وَصَلُّوا وَتَصَدَّقُوا ". ثُمَّ قَالَ " يَا أُمَّةَ مُحَمَّدٍ، وَاللَّهِ مَا مِنْ أَحَدٍ أَغْيَرُ مِنَ اللَّهِ أَنْ يَزْنِيَ عَبْدُهُ أَوْ تَزْنِيَ أَمَتُهُ، يَا أُمَّةَ مُحَمَّدٍ، وَاللَّهِ لَوْ تَعْلَمُونَ مَا أَعْلَمُ لَضَحِكْتُمْ قَلِيلاً وَلَبَكَيْتُمْ كَثِيرًا ".
Âişe şöyle dedi: Allah Resûlü'nün zamanında güneş tutuldu. Allah Resûlü insanlara namaz kıldırdı: kalktı ve kıyamı uzattı, sonra rükûa varıp rükûu uzattı; sonra doğrulup kıyamı uzattı, bu birinci kıyamdan kısaydı; sonra rükûa varıp rükûu uzattı, bu da birinci rükûdan kısaydı; sonra secdeye varıp secdeyi uzattı. İkinci rekâtta da birincide yaptığının aynını yaptı. Namazdan ayrıldığında güneş açılmıştı. İnsanlara hutbe verdi; Allah'a hamd edip O'nu övdükten sonra şöyle buyurdu: Güneş ve ay Allah'ın âyetlerinden iki âyettir; hiç kimsenin ölümü için de yaşaması için de tutulmazlar. Bunu gördüğünüzde Allah'a dua edin, tekbir getirin, namaz kılın ve sadaka verin. Sonra şöyle buyurdu: Ey Muhammed ümmeti! Allah'a yemin olsun ki, erkek kulunun ya da kadın kulunun zina etmesi karşısında Allah'tan daha gayûr hiç kimse yoktur. Ey Muhammed ümmeti! Allah'a yemin olsun ki, benim bildiğimi bilseydiniz az güler, çok ağlardınız.
Buhârî bu rivayeti sadaka bâbına koyar: istenen karşılık dua, tekbir ve namazla birlikte sadakadır — korku, elde olanın paylaşılmasına çevrilir. Metinde geçen "gayret" kelimesi sözlükte kıskanma ve koruma anlamı taşır; bu ifadenin Allah hakkında nasıl anlaşılacağı klasik kaynaklarda farklı yorumlanmıştır. Namazın nasıl kılınacağı ise fıkıh kaynaklarının işidir.
Sahih hadisBuhârî, Kusûf 2
حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ صَالِحِ بْنِ كَيْسَانَ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُتْبَةَ بْنِ مَسْعُودٍ، عَنْ زَيْدِ بْنِ خَالِدٍ الْجُهَنِيِّ، أَنَّهُ قَالَ صَلَّى لَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم صَلاَةَ الصُّبْحِ بِالْحُدَيْبِيَةِ عَلَى إِثْرِ سَمَاءٍ كَانَتْ مِنَ اللَّيْلَةِ، فَلَمَّا انْصَرَفَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم أَقْبَلَ عَلَى النَّاسِ فَقَالَ " هَلْ تَدْرُونَ مَاذَا قَالَ رَبُّكُمْ ". قَالُوا اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَعْلَمُ. قَالَ " أَصْبَحَ مِنْ عِبَادِي مُؤْمِنٌ بِي وَكَافِرٌ، فَأَمَّا مَنْ قَالَ مُطِرْنَا بِفَضْلِ اللَّهِ وَرَحْمَتِهِ. فَذَلِكَ مُؤْمِنٌ بِي كَافِرٌ بِالْكَوْكَبِ، وَأَمَّا مَنْ قَالَ بِنَوْءِ كَذَا وَكَذَا. فَذَلِكَ كَافِرٌ بِي مُؤْمِنٌ بِالْكَوْكَبِ ".
Zeyd b. Hâlid el-Cühenî şöyle dedi: Allah Resûlü, Hudeybiye'de, geceleyin yağan bir yağmurun ardından bize sabah namazını kıldırdı. Namazdan ayrılınca insanlara döndü ve "Rabbinizin ne buyurduğunu biliyor musunuz?" dedi. "Allah ve Resûlü daha iyi bilir" dediler. Şöyle buyurdu: Allah, "Kullarımdan kimi bana inanmış, kimi beni inkâr etmiş olarak sabahladı" buyurdu. "Bize Allah'ın lütfu ve rahmetiyle yağmur verildi" diyen bana inanmış, yıldızı inkâr etmiştir. "Şu şu yıldızın doğuşuyla yağdı" diyen ise beni inkâr etmiş, yıldıza inanmıştır.
Düzeltme tutulma rivayetlerindekiyle aynı yapıdadır: reddedilen olayın kendisi değil, ona yüklenen sebeptir. "Nev'" Arapların yağmuru bağladığı yıldız doğuş çizelgesidir. Metinde "küfr" kelimesi iki yerde, karşıt yönlerde kullanılır: yıldızı inkâr / beni inkâr. Bu ifadenin kapsamı klasik kaynaklarda ayrıca tartışılmıştır; rivayet bir açıklama getirmez.
Sahih hadisBuhârî, İstiskâ 28
حَدَّثَنَا مُحَمَّدٌ ـ هُوَ ابْنُ مُقَاتِلٍ أَبُو الْحَسَنِ الْمَرْوَزِيُّ ـ قَالَ أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ، قَالَ أَخْبَرَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ الْقَاسِمِ بْنِ مُحَمَّدٍ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ إِذَا رَأَى الْمَطَرَ قَالَ " صَيِّبًا نَافِعًا ". تَابَعَهُ الْقَاسِمُ بْنُ يَحْيَى عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ. وَرَوَاهُ الأَوْزَاعِيُّ وَعُقَيْلٌ عَنْ نَافِعٍ.
Âişe'den: Allah Resûlü yağmuru gördüğünde, "Faydalı bir sağanak olsun" derdi. — Kāsım b. Yahyâ, Ubeydullah'tan aynısını nakletmiştir; Evzâî ile Ukayl de Nâfi'den rivayet etmişlerdir.
İki kelimelik dua bir ölçü koyar: istenen yağmurun kendisi değil, faydalı olanıdır. "Sayyib" bol ve iri taneli yağmuru anlatır; "nâfi'" ise en-Nâfi' isminin kökündendir. Yağmur duası sayfası bu rivayeti kaynak olarak anar.
Sahih hadisBuhârî, İstiskâ 23
قَالَ أَيُّوبُ بْنُ سُلَيْمَانَ حَدَّثَنِي أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي أُوَيْسٍ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ بِلاَلٍ، قَالَ يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ سَمِعْتُ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ، قَالَ أَتَى رَجُلٌ أَعْرَابِيٌّ مِنْ أَهْلِ الْبَدْوِ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَوْمَ الْجُمُعَةِ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ، هَلَكَتِ الْمَاشِيَةُ هَلَكَ الْعِيَالُ هَلَكَ النَّاسُ. فَرَفَعَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَدَيْهِ يَدْعُو، وَرَفَعَ النَّاسُ أَيْدِيَهُمْ مَعَهُ يَدْعُونَ، قَالَ فَمَا خَرَجْنَا مِنَ الْمَسْجِدِ حَتَّى مُطِرْنَا، فَمَا زِلْنَا نُمْطَرُ حَتَّى كَانَتِ الْجُمُعَةُ الأُخْرَى، فَأَتَى الرَّجُلُ إِلَى نَبِيِّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ، بَشِقَ الْمُسَافِرُ، وَمُنِعَ الطَّرِيقُ.
Enes b. Mâlik şöyle dedi: Çölde yaşayan bir bedevî cuma günü Allah Resûlü'ne geldi ve "Ey Allah'ın Resûlü! Davar helâk oldu, çoluk çocuk helâk oldu, insanlar helâk oldu" dedi. Allah Resûlü ellerini kaldırıp dua etti; insanlar da onunla birlikte ellerini kaldırıp dua ettiler. Enes der ki: Daha mescitten çıkmadan yağmur yağdı ve ertesi cumaya kadar yağmayı sürdürdü. Bunun üzerine o adam Allah'ın peygamberine gelip "Ey Allah'ın Resûlü! Yolcu zor durumda kaldı, yol kapandı" dedi.
Buhârî rivayeti burada keser; bâbın konusu cemaatin imamla birlikte ellerini kaldırmasıdır, yağmurun sonrası değil. Adamın ikinci gelişi ilk isteğin tersine döndüğünü gösterir: aynı yağmur önce kurtuluş, sonra engeldir.
Sahih hadisBuhârî, İstiskâ 21
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، وَابْنُ أَبِي عَدِيٍّ، عَنْ سَعِيدٍ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم لاَ يَرْفَعُ يَدَيْهِ فِي شَىْءٍ مِنْ دُعَائِهِ إِلاَّ فِي الاِسْتِسْقَاءِ، وَإِنَّهُ يَرْفَعُ حَتَّى يُرَى بَيَاضُ إِبْطَيْهِ.
Enes b. Mâlik şöyle dedi: Peygamber, yağmur duası dışında hiçbir duasında ellerini kaldırmazdı; yağmur duasında ise koltuk altlarının beyazlığı görülünceye kadar kaldırırdı.
Enes'in ifadesi mutlak görünür; oysa başka sahih rivayetler Peygamber'in başka dualarda da ellerini kaldırdığını nakleder — Buhârî'nin Deavât bölümündeki Ebû Mûsâ rivayeti bunlardan biridir. Klasik kaynaklar ifadeyi çoğunlukla "bu ölçüde kaldırmazdı" diye açıklar; sayfa bir açıklamayı tercih etmez, farkı gösterir.
Sahih hadisBuhârî, İstiskâ 22
حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، قَالَ حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ شَرِيكِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي نَمِرٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ جَاءَ رَجُلٌ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ، هَلَكَتِ الْمَوَاشِي وَانْقَطَعَتِ السُّبُلُ، فَادْعُ اللَّهَ، فَدَعَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَمُطِرُوا مِنْ جُمُعَةٍ إِلَى جُمُعَةٍ، فَجَاءَ رَجُلٌ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ، تَهَدَّمَتِ الْبُيُوتُ وَتَقَطَّعَتِ السُّبُلُ وَهَلَكَتِ الْمَوَاشِي. فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " اللَّهُمَّ عَلَى رُءُوسِ الْجِبَالِ وَالآكَامِ وَبُطُونِ الأَوْدِيَةِ وَمَنَابِتِ الشَّجَرِ ". فَانْجَابَتْ عَنِ الْمَدِينَةِ انْجِيَابَ الثَّوْبِ.
Enes b. Mâlik şöyle dedi: Bir adam Allah Resûlü'ne gelip "Ey Allah'ın Resûlü! Davarlar helâk oldu, yollar kesildi; Allah'a dua et" dedi. Allah Resûlü dua etti ve onlara bir cumadan öbür cumaya kadar yağmur yağdı. Sonra bir adam gelip "Ey Allah'ın Resûlü! Evler yıkıldı, yollar kesildi, davarlar helâk oldu" dedi. Bunun üzerine Allah Resûlü, "Allahım! Dağların tepelerine, tepeciklere, vadilerin içlerine ve ağaçların bittiği yerlere" dedi. Bulut, bir elbisenin açılışı gibi Medine'nin üzerinden açıldı.
Rivayet aynı şeyin iki ucunu kaydeder: önce yağmurun yokluğu, sonra fazlalığı şikâyet konusudur. İkinci dua yağmuru durdurmayı değil, zarar vermeyeceği yerlere yöneltmeyi ister. "Bir elbisenin açılışı gibi" benzetmesi râvinin gördüğünü anlatır.
Sahih hadisBuhârî, İstiskâ 10
Hadislerin Arapça metni klasik hadis kaynaklarındandır. Türkçe anlam bu sitenin kendi metnidir ve basılı bir tercümenin yerini tutmaz; esas olan Arapça metindir.
Sayfanın merkezindeki düzeltme
Kusûf bölümünün çekirdek cümlesi bir yorumu reddeder: güneş ve ay hiç kimsenin ölümü için de hayatı için de tutulmaz. Bu, dönemin yaygın kanaatine yapılmış doğrudan bir düzeltmedir ve rivayetlerin kaydettiğine göre düzeltmenin yapıldığı gün Peygamber'in oğlu İbrâhîm'in öldüğü gündür. İnsanların kurduğu bağ onun lehinedir; rivayet buna rağmen bağı reddeder.
Düzeltme tek bir yoldan gelmez. Bu sayfadaki altı tutulma rivayeti beş ayrı sahâbîye dayanır: Ebû Mes'ûd, Mugīre b. Şu'be, Ebû Bekre, Ebû Mûsâ ve Âişe. Aynı cümlenin birbirinden bağımsız yollarla nakledilmesi, cümlenin kendisi kadar kayda değerdir.
Rivayetler olayı yerine bir şey koyar: bunlar Allah'ın âyetlerindendir ve Allah onlarla kullarını korkutur. İstenen karşılık da bellidir — namaz, dua, zikir, istiğfar ve sadaka. Hiçbirinde olaydan bir haber okunmaz.
Yağmur tarafında aynı ölçü
İstiskâ bölümündeki Hudeybiye rivayeti tutulma düzeltmesinin yağmur tarafındaki karşılığıdır: "Bize Allah'ın lütfu ve rahmetiyle yağmur verildi" diyen ile "şu yıldızın doğuşuyla yağdı" diyen karşı karşıya konur. Reddedilen yağmurun kendisi değil, onu bir yıldız çizelgesine bağlayan açıklamadır.
Bu sayfa bunun tersini de yapmaz: hava olaylarından alâmet çıkarmaz. Kuraklık, sağanak, tutulma ya da fırtına burada bir topluluğun durumu hakkında hüküm sayılmaz. Rivayetlerin bazısı kendi lafzında bir kayıt taşır; o lafız aktarılır ve orada bırakılır, genel bir kurala dönüştürülmez.
Yağmur rivayetlerinde tekrarlanan bir denge vardır: aynı yağmur önce yokluğuyla, sonra fazlalığıyla şikâyet konusu olur. İkinci duada istenen yağmurun kesilmesi değildir; suyun zarar vermeyeceği yerlere yöneltilmesidir.
Bu sayfa namazın nasıl kılınacağını karara bağlamaz
Yağmur duasının ve tutulma namazının nasıl yapılacağı — rekât ve rükû sayısı, hutbenin yeri, ridânın ters çevrilmesi, kıbleye dönülmesi — fıkıh kaynaklarının konusudur. Bu sayfa hiçbirini karara bağlamaz ve bir görüşü diğerine tercih etmez.
Buhârî'nin İstiskâ ve Kusûf bölümlerinde bâbların çoğu tam olarak bu ayrıntılara ayrılmıştır. Sayfaya alınan rivayetlerde namazdan söz edilen yerler, olayın akışını anlatan cümlelerdir; bir uygulama ölçüsü olarak verilmemiştir.
Bir hüküm aranıyorsa doğru yer fıkıh kaynaklarıdır. Burada yapılan, hadisin ne söylediğini kaynağıyla ve bâb numarasıyla göstermektir.
Bu hadisler nasıl seçildi
Havuz Buhârî'nin iki bölümünden çıkarıldı: İstiskâ (15. kitâb) ve Kusûf (16. kitâb). Kırk iki aday bâb düzeyinde toplandı, sonra metin düzeyinde elendi ve geriye on bir hadis kaldı. Sayı hedefi ölçütün önüne geçmedi.
Alınmayanlar dört kümede toplanır. Birincisi namazın ve duanın kılınış usulü: ridânın çevrilmesi, kıbleye dönülmesi, sesli okuma, secdenin uzunluğu, rekât sayısı ve bunun üzerine kurulan tartışma. İkincisi bölüm içindeki tekrarlar — aynı rivayet beş ayrı bâbda küçük lafız farklarıyla geçiyordu, sayfada bir kez duruyor. Üçüncüsü ağır bağlam: Kureyş'in kıtlığını Bedir'e ve Duhân âyetlerine bağlayan rivayetler, belirli bir bölgeyi konu eden fitne rivayeti ve kabir azabı bahsine geçen uzun nakiller kısa bir notla dürüstçe çerçevelenemediği için dışarıda kaldı. Dördüncüsü konu kayması: depremi kıyamet alâmetleri arasında sayan rivayet buraya değil kıyamet sayfasına aittir ve bu sayfanın "tabiat olayından alâmet çıkarılmaz" ölçüsüyle de çelişirdi.
Bir eleme sebebi de sitenin kendisiydi. Üç aday başka sayfalarda zaten duruyordu: "Allahım! Çevremize yağdır, üzerimize değil" duasını taşıyan iki rivayet dua sayfasında, Ömer'in Abbâs ile yağmur duasına çıkması sahâbeler sayfasında, gaybın anahtarlarını sayan rivayet ise tevhîd sayfasında. Aynı metni ikinci kez yayımlamak yerine bağlantı verildi.
Sık sorulan sorular
Güneş ya da ay tutulması bir ölümün veya doğumun işareti midir?
Rivayetler bunu açıkça reddeder: güneş ve ay hiç kimsenin ölümü için de hayatı için de tutulmaz. Bu cümle beş ayrı sahâbîden nakledilmiştir ve ilk söylendiği gün, Peygamber'in oğlu İbrâhîm'in öldüğü gündür. Rivayetlerde tutulma Allah'ın âyetlerinden sayılır; istenen karşılık ise namaz, dua, zikir, istiğfar ve sadakadır.
Kuraklık bir topluluğun günahının karşılığı mıdır?
Bu sayfa böyle bir yorum kurmaz. Buradaki rivayetler kuraklığı ve sağanağı olduğu gibi anlatır; bir topluluk hakkında hüküm vermez. Bir rivayet kendi lafzında bir kayıt taşıyorsa o lafız aktarılır ve orada bırakılır. Hava olayından insanlar hakkında sonuç çıkarmak metnin söylediği değildir.
Yağmur duası ve tutulma namazı nasıl kılınır?
Bu sayfa bunu karara bağlamaz. Rekât ve rükû sayısı, hutbenin yeri, ridânın ters çevrilmesi ve kıbleye dönülmesi fıkıh kaynaklarının konusudur ve bu konularda farklı görüşler vardır. Buradaki rivayetlerde namazdan söz edilen yerler olayın akışını anlatır, bir uygulama ölçüsü vermez.
Buhârî'nin İstiskâ ve Kusûf bölümlerindeki bazı hadisler bu sayfada neden yok?
Kırk iki adaydan on biri alındı. Namazın ve duanın kılınış usulünü konu edenler, bölüm içinde tekrarlanan rivayetlerin fazlası, savaş bağlamı ya da uzun tefsir tartışması taşıyanlar ve konusu kıyamet alâmetleri olanlar alınmadı. Ayrıca sitenin dua, sahâbeler ve tevhîd sayfalarında zaten bulunan üç rivayet ikinci kez yayımlanmadı.
Kaynaklar
- Sahih hadisBuhârî, İstiskâ — Yağmur duası rivayetleri Sahîh-i Buhârî'nin 15. kitâbı olan Kitâbü'l-İstiskâ'dandır; bâb numaraları hadislerin altında verilmiştir.
- Sahih hadisBuhârî, Kusûf — Tutulma rivayetleri 16. kitâb olan Kitâbü'l-Kusûf'tandır.
- Sahih hadisBuhârî, Kusûf 13 — Güneş ve ayın kimsenin ölümü ya da hayatı için tutulmadığını bildiren çekirdek rivayet.
- Sahih hadisBuhârî, Kusûf 15 — Düzeltmenin yapıldığı an: İbrâhîm'in vefat ettiği gün.
- Sahih hadisBuhârî, Kusûf 6 — Tutulmanın bir korkutma olduğunu bildiren lafız ve Buhârî'nin nakil farkı kaydı.
- Sahih hadisBuhârî, Kusûf 14 — Zikir, dua ve istiğfara yönelme emri.
- Sahih hadisBuhârî, Kusûf 2 — Tutulma sırasında sadaka.
- Sahih hadisBuhârî, İstiskâ 28 — Yağmuru yıldızın doğuşuna bağlamayı konu eden Hudeybiye rivayeti.
- Sahih hadisBuhârî, İstiskâ 23 — Yağmur görüldüğünde söylenen kısa dua.
- Sahih hadisBuhârî, İstiskâ 10 — Yağmurun fazlalığında yönünün değişmesini isteyen dua.
Son güncelleme: