Hasbünallâh
"Hasbünallâhü ve ni'me'l-vekîl" — "Bize Allah yeter; O ne güzel vekildir" demektir. Âl-i İmrân 173'te bir korkutma karşısında verilen cevap olarak geçer. Ayetin dikkat çeken yanı, korkutmanın imanı azaltmak yerine artırdığını bildirmesidir.
حَسْبُنَا ٱللَّهُ وَنِعْمَ ٱلْوَكِيلُ
Hasbünallâhü ve ni'me'l-vekîl.
Bize Allah yeter; O ne güzel vekildir.
حَسْبِىَ ٱللَّهُ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَهُوَ رَبُّ ٱلْعَرْشِ ٱلْعَظِيمِ
Hasbiyallâhü lâ ilâhe illâ hû, aleyhi tevekkeltü ve hüve rabbü'l-arşi'l-azîm.
Bana Allah yeter; O'ndan başka ilah yoktur. O'na tevekkül ettim ve O, büyük arşın Rabbidir.
Arapça Kur’an metni Tanzil Project tarafından hazırlanmıştır (Uthmani imlası, sürüm 1.1). Lisans: Creative Commons Attribution 3.0 —tanzil.net
Ayetin bağlamı
Âl-i İmrân 173, bu cümleyi kimin ne zaman söylediğini de aktarır.
İnsanlar gelip "Şüphesiz insanlar size karşı toplandı; onlardan korkun" der. Cevap bu korkutmanın ardından gelir: "Bize Allah yeter; O ne güzel vekildir."
Ayetin dikkat çeken yanı, korkutmanın sonucunu bildirmesidir: "bu onların imanını artırdı."
Yani cümle bir teselli olarak değil, bir karşılık olarak kayda geçer. Korkutma amacına ulaşmaz; tersini üretir.
175. ayet gerekçeyi tamamlar: "İşte o şeytan, ancak kendi dostlarını korkutur."
"Vekîl" ne demek
Cümlenin ikinci yarısındaki "vekîl" kelimesi v-k-l kökünden gelir ve "bir işin kendisine havale edildiği kimse" anlamındadır.
Aynı kök tevekkül kelimesini de verir. Bu bağ önemlidir: tevekkül işi havale etmektir, vekîl ise havale edilendir.
Klasik kaynaklarda tevekkülün gereken tedbiri almayı ortadan kaldırmadığı özellikle belirtilir. Havale, sorumluluğun değil sonucun bırakılmasıdır.
El-Vekîl aynı zamanda esmâ-i hüsnâdandır ve bu sitede kendi sayfasında ele alınmıştır.
Tevbe 129'daki biçim aynı cümleyi birinci tekile çevirir ve tevekkül fiilini açıkça ekler.
Kaynaklarda ne var
Buhârî'de, İbn Abbâs'tan gelen bir haberde bu cümlenin iki ayrı yerde söylendiği aktarılır.
Rivayete göre Hz. İbrâhîm ateşe atıldığında bu sözü söylemiş; Hz. Muhammed de kendisine "insanlar size karşı toplandı" denildiğinde aynı sözü söylemiştir.
Bu haber, cümlenin bir kişiye ya da tek bir olaya özgü olmadığını gösterir.
Kaynaklarda bu cümleye bağlanmış belirli bir sayı ya da garantili bir sonuç bildirilmez; ayette de böyle bir kayıt yoktur.
Bu sitenin ölçüsü burada da geçerlidir: sayı, ancak kaynağı gösterilebiliyorsa verilir.
Korkuyu inkâr etmez
Ayetin bağlamı bir cevap anıdır ve bu, cümlenin nasıl anlaşılacağını belirler.
Korkutma gerçektir; ayet bunu yok saymaz. Söylenen söz, korkunun yerine değil karşısına konur.
Âl-i İmrân 139 aynı çerçevededir: "Gevşemeyin ve üzülmeyin." Oradaki "üzülmeyin" bir duygu yasağı değil, bir yön göstermedir; 153. ayette aynı topluluğun üzüntüsü anlatılır ve kınanmaz.
Bu ayrım bu sitede sabır ve huzur sayfalarında da korunur: duygu suçlanmaz, yönü gösterilir.
Sık sorulan sorular
"Hasbünallâhü ve ni'me'l-vekîl" hangi ayettedir?
Âl-i İmrân 173'tür. Bir korkutma karşısında verilen cevap olarak geçer ve ayet, korkutmanın imanı artırdığını bildirir.
Bu cümlenin belirli bir okuma sayısı var mıdır?
Ayette ve sahih kaynaklarda bu cümleye bağlanmış bir sayı ya da garantili sonuç bildirilmez.
Tevbe 129'daki cümleyle farkı nedir?
Aynı kalıbın birinci tekil biçimidir ve tevekkül fiilini açıkça ekler: "Bana Allah yeter... O'na tevekkül ettim."
Kaynaklar
- Kur’anÂl-i İmrân 3:173 — Cümlenin geçtiği ayet ve bağlamı
- Kur’anTevbe 9:129 — Birinci tekil biçimi
- Sahih hadisBuhârî, Tefsîr 3/13 — Hz. İbrâhîm ve Hz. Muhammed'in aynı sözü söylediği rivayet
- Kur’anÂl-i İmrân 3:175 — Şeytanın ancak kendi dostlarını korkutması
Son güncelleme: