Adalet ile İlgili Ayetler

Kur’anBu sayfadaki bilgilerin ana kaynak seviyesi

Kur'an adaleti en zor durumda tanımlar: kişinin kendi, anne babası ve yakınları aleyhine bile. Aşağıdaki ayetler adaletin ölçüsünü, kimin lehine eğilmeyeceğini ve düşmanlığın bu ölçüyü değiştirmediğini gösterir.

  1. Nisâ suresi, 135. ayet

    يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ كُونُوا۟ قَوَّٰمِينَ بِٱلْقِسْطِ شُهَدَآءَ لِلَّهِ وَلَوْ عَلَىٰٓ أَنفُسِكُمْ أَوِ ٱلْوَٰلِدَيْنِ وَٱلْأَقْرَبِينَ إِن يَكُنْ غَنِيًّا أَوْ فَقِيرًا فَٱللَّهُ أَوْلَىٰ بِهِمَا فَلَا تَتَّبِعُوا۟ ٱلْهَوَىٰٓ أَن تَعْدِلُوا۟ وَإِن تَلْوُۥٓا۟ أَوْ تُعْرِضُوا۟ فَإِنَّ ٱللَّهَ كَانَ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرًا

    Ey iman edenler! Adaleti ayakta tutan, kendinizin, anne babanızın ve yakınlarınızın aleyhine bile olsa Allah için şahitlik eden kimseler olun. Zengin de olsa yoksul da olsa, Allah ikisine de daha yakındır. Adaletten sapmak için arzuya uymayın. Eğip bükerseniz ya da yüz çevirirseniz, şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır.

    Sıra en yakından başlar: önce kişinin kendisi, sonra anne babası, sonra yakınları.

  2. Mâide suresi, 8. ayet

    يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ كُونُوا۟ قَوَّٰمِينَ لِلَّهِ شُهَدَآءَ بِٱلْقِسْطِ وَلَا يَجْرِمَنَّكُمْ شَنَـَٔانُ قَوْمٍ عَلَىٰٓ أَلَّا تَعْدِلُوا۟ ٱعْدِلُوا۟ هُوَ أَقْرَبُ لِلتَّقْوَىٰ وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ إِنَّ ٱللَّهَ خَبِيرٌۢ بِمَا تَعْمَلُونَ

    Ey iman edenler! Allah için ayakta duran, adaletle şahitlik eden kimseler olun. Bir topluluğa duyduğunuz kin, sizi adaletsizliğe itmesin. Adaletli olun; bu, sakınmaya daha yakındır. Allah'tan sakının; şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır.

    Kin haklı bir sebebe dayansa bile ölçü değişmez.

  3. Nisâ suresi, 58. ayet

    إِنَّ ٱللَّهَ يَأْمُرُكُمْ أَن تُؤَدُّوا۟ ٱلْأَمَٰنَٰتِ إِلَىٰٓ أَهْلِهَا وَإِذَا حَكَمْتُم بَيْنَ ٱلنَّاسِ أَن تَحْكُمُوا۟ بِٱلْعَدْلِ إِنَّ ٱللَّهَ نِعِمَّا يَعِظُكُم بِهِۦٓ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ سَمِيعًۢا بَصِيرًا

    Şüphesiz Allah, emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğinizde adaletle hükmetmenizi buyurur. Şüphesiz Allah size ne güzel öğüt veriyor! Şüphesiz Allah işitendir, görendir.

    Adaletin kamusal tarafı: emanetin ehline verilmesi ve hükmün adaletle olması.

  4. Nahl suresi, 90. ayet

    إِنَّ ٱللَّهَ يَأْمُرُ بِٱلْعَدْلِ وَٱلْإِحْسَٰنِ وَإِيتَآئِ ذِى ٱلْقُرْبَىٰ وَيَنْهَىٰ عَنِ ٱلْفَحْشَآءِ وَٱلْمُنكَرِ وَٱلْبَغْىِ يَعِظُكُمْ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ

    Şüphesiz Allah adaleti, iyiliği ve akrabaya vermeyi emreder; hayâsızlığı, kötülüğü ve taşkınlığı yasaklar. Öğüt almanız için size öğüt veriyor.

    Cuma hutbelerinin kapanışında okunan ayet.

  5. Hadîd suresi, 25. ayet

    لَقَدْ أَرْسَلْنَا رُسُلَنَا بِٱلْبَيِّنَٰتِ وَأَنزَلْنَا مَعَهُمُ ٱلْكِتَٰبَ وَٱلْمِيزَانَ لِيَقُومَ ٱلنَّاسُ بِٱلْقِسْطِ وَأَنزَلْنَا ٱلْحَدِيدَ فِيهِ بَأْسٌ شَدِيدٌ وَمَنَٰفِعُ لِلنَّاسِ وَلِيَعْلَمَ ٱللَّهُ مَن يَنصُرُهُۥ وَرُسُلَهُۥ بِٱلْغَيْبِ إِنَّ ٱللَّهَ قَوِىٌّ عَزِيزٌ

    Andolsun biz elçilerimizi apaçık delillerle gönderdik. Onlarla birlikte kitabı ve ölçüyü indirdik ki insanlar adaleti ayakta tutsunlar. Demiri de indirdik; onda büyük bir güç ve insanlar için yararlar vardır. Ve Allah, görmediği hâlde kendisine ve elçilerine kimin yardım edeceğini bilsin diye. Şüphesiz Allah güçlüdür, üstündür.

    Kitabın ve ölçünün neden gönderildiği: insanlar adaleti ayakta tutsun diye.

  6. En'âm suresi, 152. ayet

    وَلَا تَقْرَبُوا۟ مَالَ ٱلْيَتِيمِ إِلَّا بِٱلَّتِى هِىَ أَحْسَنُ حَتَّىٰ يَبْلُغَ أَشُدَّهُۥ وَأَوْفُوا۟ ٱلْكَيْلَ وَٱلْمِيزَانَ بِٱلْقِسْطِ لَا نُكَلِّفُ نَفْسًا إِلَّا وُسْعَهَا وَإِذَا قُلْتُمْ فَٱعْدِلُوا۟ وَلَوْ كَانَ ذَا قُرْبَىٰ وَبِعَهْدِ ٱللَّهِ أَوْفُوا۟ ذَٰلِكُمْ وَصَّىٰكُم بِهِۦ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ

    Yetimin malına, en güzel biçimde olması dışında, olgunluk çağına erene kadar yaklaşmayın. Ölçüyü ve tartıyı adaletle tam yapın. Bir kimseye ancak gücünün yettiğini yükleriz. Söylediğinizde, yakınınız bile olsa adaletli olun. Allah'a verdiğiniz sözü yerine getirin. İşte bunları size buyurdu; belki öğüt alırsınız.

    Ölçü, tartı ve söz; üçü aynı ayette anılır.

  7. Hucurât suresi, 9. ayet

    وَإِن طَآئِفَتَانِ مِنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ ٱقْتَتَلُوا۟ فَأَصْلِحُوا۟ بَيْنَهُمَا فَإِنۢ بَغَتْ إِحْدَىٰهُمَا عَلَى ٱلْأُخْرَىٰ فَقَٰتِلُوا۟ ٱلَّتِى تَبْغِى حَتَّىٰ تَفِىٓءَ إِلَىٰٓ أَمْرِ ٱللَّهِ فَإِن فَآءَتْ فَأَصْلِحُوا۟ بَيْنَهُمَا بِٱلْعَدْلِ وَأَقْسِطُوٓا۟ إِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلْمُقْسِطِينَ

    Müminlerden iki topluluk birbiriyle savaşırsa aralarını düzeltin. Biri diğerine saldırırsa, saldıran tarafla Allah'ın emrine dönünceye kadar savaşın. Dönerse, aralarını adaletle düzeltin ve adaletli davranın. Şüphesiz Allah adaletli olanları sever.

    Adalet, taraflar arasında hüküm verirken de istenir.

  8. Şûrâ suresi, 15. ayet

    فَلِذَٰلِكَ فَٱدْعُ وَٱسْتَقِمْ كَمَآ أُمِرْتَ وَلَا تَتَّبِعْ أَهْوَآءَهُمْ وَقُلْ ءَامَنتُ بِمَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ مِن كِتَٰبٍ وَأُمِرْتُ لِأَعْدِلَ بَيْنَكُمُ ٱللَّهُ رَبُّنَا وَرَبُّكُمْ لَنَآ أَعْمَٰلُنَا وَلَكُمْ أَعْمَٰلُكُمْ لَا حُجَّةَ بَيْنَنَا وَبَيْنَكُمُ ٱللَّهُ يَجْمَعُ بَيْنَنَا وَإِلَيْهِ ٱلْمَصِيرُ

    Öyleyse davet et ve emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Onların arzularına uyma ve de ki: Allah'ın indirdiği her kitaba iman ettim ve aranızda adalet yapmakla emrolundum. Allah bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbinizdir. Bizim amellerimiz bize, sizin amelleriniz size aittir. Bizimle sizin aranızda tartışılacak bir şey yok. Allah hepimizi bir araya toplar; dönüş O'nadır.

    "Aranızda adalet edeyim diye emrolundum."

Arapça Kur’an metni Tanzil Project tarafından hazırlanmıştır (Uthmani imlası, sürüm 1.1). Lisans: Creative Commons Attribution 3.0 —tanzil.net

Adaletin en zor hâli

Nisâ 135, adaleti kolay olduğu yerde değil, en pahalıya mal olduğu yerde tanımlar: "kendinizin, anne babanızın ve yakınlarınızın aleyhine bile olsa."

Sıra dikkat çekicidir; en yakından başlar. Önce kişinin kendisi gelir.

Ayet ardından iki tarafı da kapatır: "Zengin de olsa yoksul da olsa." Yoksula acıyarak eğmek de adaletsizliktir; adalet yalnızca güçlüye karşı korunması gereken bir şey değildir.

Sonunda iki ayrı sapma yolu sayılır: eğip bükmek ve yüz çevirmek. İkincisi, hiçbir şey söylememektir.

Kin ölçüyü değiştirmez

Mâide suresinde aynı yapı iki kez kurulur ve ikisi de aynı şeyi söyler.

2. ayette kin somut bir haksızlığa dayanır — Mescid-i Harâm'dan alıkonmuş olmak — ve buna rağmen "haddi aşmaya itmesin" denir.

8. ayette ise ölçü doğrudan takvaya bağlanır: "Adaletli olun; bu, sakınmaya daha yakındır."

Bu, adaletin bir erdem değil bir yükümlülük olarak anıldığını gösterir. Karşı tarafın hak edip etmemesi ölçüyü değiştirmez.

Adalet neden gönderildi

Hadîd 25, elçilerin gönderilme gerekçesini tek cümlede toplar: kitap ve ölçü, "insanlar adaleti ayakta tutsun diye" indirilmiştir.

Burada kullanılan "mîzân" kelimesi hem terazi hem ölçü anlamına gelir; klasik tefsirlerde ikisi birlikte anlaşılır.

Ayetin dikkat çeken yanı, adaleti bir sonuç değil bir amaç olarak koymasıdır. Vahyin amacı sıralanırken adalet, imandan sonra değil, onunla birlikte anılır.

En'âm 152 aynı çerçeveyi gündelik hayata indirir: ölçü, tartı ve söz. Üçü aynı ayette geçer ve söz için de "yakınınız bile olsa adaletli olun" kaydı düşülür.

Adalet ile ihsan farkı

Nahl 90 üç şeyi emreder: adalet, ihsan ve akrabaya vermek.

İlk ikisinin yan yana anılması klasik tefsirlerde özellikle ele alınır. Adalet, hak edilenin verilmesidir; ihsan ise hak edilenin ötesine geçmektir.

Bu ayrım pratikte şu anlama gelir: adalet asgari sınırdır, ihsan ise gönüllüdür. Bir toplum adaletle ayakta durur, ihsanla yaşanabilir olur.

Ayet ardından üç yasak sayar ve hutbelerin kapanışında okunması bu yapısından gelir.

Sık sorulan sorular

Adalet ile ilgili en bilinen ayet hangisidir?

Nisâ 135'tir: adaleti kişinin kendi, anne babası ve yakınları aleyhine bile ayakta tutmayı emreder. Mâide 8 ise kinin adaleti bozmasını yasaklar.

Düşmanlık adaleti askıya alır mı?

Hayır. Mâide 2 ve 8, kin somut bir haksızlığa dayansa bile ölçünün değişmediğini bildirir. 8. ayet adaleti doğrudan sakınmanın ölçüsü yapar.

Kaynaklar

  • Kur’an
    Nisâ 4:135 — Adaletin kendi aleyhine gözetilmesi
  • Kur’an
    Mâide 5:8 — Kinin adaleti bozmaması
  • Kur’an
    Hadîd 57:25 — Kitap ve ölçünün gönderilme gerekçesi
  • Kur’an
    Nahl 16:90 — Adalet ve ihsanın birlikte emredilmesi

Son güncelleme: