Gıybet ve Dil ile İlgili Ayetler

Kur’anBu sayfadaki bilgilerin ana kaynak seviyesi

Kur'an gıybeti tek bir ayette hem tanımlar hem de bir benzetmeyle karşılar. Aşağıdaki ayetler gıybetin öncesindeki iki adımı, alay ve lakabı, sözün kaydedilmesini ve zulme uğrayana tanınan istisnayı gösterir.

  1. Hucurât suresi, 12. ayet

    يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱجْتَنِبُوا۟ كَثِيرًا مِّنَ ٱلظَّنِّ إِنَّ بَعْضَ ٱلظَّنِّ إِثْمٌ وَلَا تَجَسَّسُوا۟ وَلَا يَغْتَب بَّعْضُكُم بَعْضًا أَيُحِبُّ أَحَدُكُمْ أَن يَأْكُلَ لَحْمَ أَخِيهِ مَيْتًا فَكَرِهْتُمُوهُ وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ إِنَّ ٱللَّهَ تَوَّابٌ رَّحِيمٌ

    Ey iman edenler! Zannın çoğundan sakının; çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin gizlisini araştırmayın ve kiminiz kiminizi arkasından çekiştirmesin. Sizden biri, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? Bundan tiksindiniz. Allah'a karşı sorumlu davranın. Şüphesiz Allah tövbeleri çok kabul edendir, çok merhamet edendir.

    Üç aşama sırayla yasaklanır: zan, tecessüs, gıybet.

  2. Hucurât suresi, 11. ayet

    يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا يَسْخَرْ قَوْمٌ مِّن قَوْمٍ عَسَىٰٓ أَن يَكُونُوا۟ خَيْرًا مِّنْهُمْ وَلَا نِسَآءٌ مِّن نِّسَآءٍ عَسَىٰٓ أَن يَكُنَّ خَيْرًا مِّنْهُنَّ وَلَا تَلْمِزُوٓا۟ أَنفُسَكُمْ وَلَا تَنَابَزُوا۟ بِٱلْأَلْقَٰبِ بِئْسَ ٱلِٱسْمُ ٱلْفُسُوقُ بَعْدَ ٱلْإِيمَٰنِ وَمَن لَّمْ يَتُبْ فَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلظَّٰلِمُونَ

    Ey iman edenler! Bir topluluk başka bir toplulukla alay etmesin; belki onlar kendilerinden daha hayırlıdır. Kadınlar da başka kadınlarla alay etmesin; belki onlar kendilerinden daha hayırlıdır. Birbirinizi ayıplamayın ve birbirinize kötü lakaplar takmayın. İmandan sonra fâsıklık ne kötü bir addır! Kim tövbe etmezse, işte onlar zalimlerdir.

    Alay, ayıplama ve lakap takma; kadın ve erkek ayrı ayrı anılır.

  3. İsrâ suresi, 53. ayet

    وَقُل لِّعِبَادِى يَقُولُوا۟ ٱلَّتِى هِىَ أَحْسَنُ إِنَّ ٱلشَّيْطَٰنَ يَنزَغُ بَيْنَهُمْ إِنَّ ٱلشَّيْطَٰنَ كَانَ لِلْإِنسَٰنِ عَدُوًّا مُّبِينًا

    Kullarıma söyle: en güzel olanı söylesinler. Şüphesiz şeytan, aralarını bozar. Şüphesiz şeytan, insan için apaçık bir düşmandır.

    Söyleyecek olana verilen ölçü: en güzel olanı.

  4. Bakara suresi, 83. ayet

    وَإِذْ أَخَذْنَا مِيثَٰقَ بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ لَا تَعْبُدُونَ إِلَّا ٱللَّهَ وَبِٱلْوَٰلِدَيْنِ إِحْسَانًا وَذِى ٱلْقُرْبَىٰ وَٱلْيَتَٰمَىٰ وَٱلْمَسَٰكِينِ وَقُولُوا۟ لِلنَّاسِ حُسْنًا وَأَقِيمُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتُوا۟ ٱلزَّكَوٰةَ ثُمَّ تَوَلَّيْتُمْ إِلَّا قَلِيلًا مِّنكُمْ وَأَنتُم مُّعْرِضُونَ

    Hani İsrâiloğulları'ndan söz almıştık: Allah'tan başkasına kulluk etmeyeceksiniz; anne babaya, yakınlara, yetimlere ve yoksullara iyilik edeceksiniz; insanlara güzel söz söyleyeceksiniz; namazı kılacak ve zekâtı vereceksiniz. Sonra az bir kısmınız dışında yüz çevirdiniz ve siz zaten yüz çevirenlersiniz.

    "İnsanlara güzel söz söyleyin" — muhatap ayrımı yapılmaz.

  5. Kāf suresi, 18. ayet

    مَّا يَلْفِظُ مِن قَوْلٍ إِلَّا لَدَيْهِ رَقِيبٌ عَتِيدٌ

    Hiçbir söz söylemez ki yanında hazır bir gözcü bulunmasın.

    Söylenen her sözün kaydedilmesi.

  6. Ahzâb suresi, 70. ayet

    يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَقُولُوا۟ قَوْلًا سَدِيدًا

    Ey iman edenler! Allah'a karşı sorumlu davranın ve doğru söz söyleyin.

    Doğru sözün emredilmesi.

  7. Nûr suresi, 15. ayet

    إِذْ تَلَقَّوْنَهُۥ بِأَلْسِنَتِكُمْ وَتَقُولُونَ بِأَفْوَاهِكُم مَّا لَيْسَ لَكُم بِهِۦ عِلْمٌ وَتَحْسَبُونَهُۥ هَيِّنًا وَهُوَ عِندَ ٱللَّهِ عَظِيمٌ

    Hani onu dillerinizle alıyor, hakkında bilginiz olmayan şeyi ağızlarınızla söylüyor ve bunu önemsiz sanıyordunuz. Oysa o, Allah katında büyüktür.

    İftiranın dilden dile dolaşması.

  8. Nisâ suresi, 148. ayet

    لَّا يُحِبُّ ٱللَّهُ ٱلْجَهْرَ بِٱلسُّوٓءِ مِنَ ٱلْقَوْلِ إِلَّا مَن ظُلِمَ وَكَانَ ٱللَّهُ سَمِيعًا عَلِيمًا

    Allah, zulme uğrayan dışında, kötü sözün açıkça söylenmesini sevmez. Allah işitendir, bilendir.

    İstisna: zulme uğrayanın açıkça söylemesi.

  9. Hümeze suresi, 1. ayet

    وَيْلٌ لِّكُلِّ هُمَزَةٍ لُّمَزَةٍ

    Arkadan çekiştiren, kaş göz işaretiyle alay eden herkesin vay hâline!

    Arkadan çekiştirmenin ve ayıplamanın anıldığı yer.

Arapça Kur’an metni Tanzil Project tarafından hazırlanmıştır (Uthmani imlası, sürüm 1.1). Lisans: Creative Commons Attribution 3.0 —tanzil.net

Gıybetten önceki iki adım

Hucurât 12 gıybeti tek başına yasaklamaz; ona götüren yolu baştan keser ve üç şeyi sırayla anar.

Önce zan: "zannın çoğundan kaçının." Sonra tecessüs: "birbirinizin gizlisini araştırmayın." Ancak bundan sonra gıybet gelir.

Sıra tesadüfi değildir. Gıybet çoğu zaman bir zanla başlar, araştırmayla beslenir ve konuşmayla tamamlanır. Ayet zinciri ilk halkasından kırar.

Ardından gelen benzetme Kur'an'ın en sert ifadelerinden biridir: ölmüş kardeşinin etini yemek. Benzetmenin dikkat çeken yanı, karşı tarafın "kardeş" olarak anılmasıdır; gıybet edilen kişi, gıybet edenin kardeşidir.

Ayet bir soruyla biter ve cevabı okuyucuya bırakır.

Alay ve lakap

Hucurât 11, gıybetten bir ayet önce gelir ve üç şeyi yasaklar: alay etmek, kendini ayıplamak ve kötü lakap takmak.

Erkekler ve kadınlar ayrı ayrı anılır; yasak iki tarafa da aynı biçimde yöneltilir.

Alay yasağının gerekçesi ölçüyü tersine çevirir: "olabilir ki onlar, ötekilerden daha hayırlıdır." Yani alay, bilinmeyen bir şey hakkında verilmiş bir hükümdür.

"Kendinizi ayıplamayın" ifadesi klasik tefsirlerde dikkat çeker: başkasını ayıplamak, kendini ayıplamak olarak anlatılır. Topluluk tek bir beden gibi ele alınır.

Ayet, tövbe etmeyenleri "zalimler" olarak niteleyerek biter.

Söylenen kalır

Kāf 18 tek cümledir: "Bir söz söylemez ki yanında hazır bir gözcü olmasın."

Ayetin kapsamı ayrım yapmaz. Söylenen sözün iyi ya da kötü olması, gizli ya da açık söylenmesi ayrılmaz.

İsrâ 53 ise bir ölçü verir: "kullarıma söyle, en güzel olanı söylesinler." Kıyas doğru ile yanlış arasında değil, güzel ile daha güzel arasındadır.

Bakara 83'te aynı emir muhatap ayrımı yapılmadan verilir: "insanlara güzel söz söyleyin." Ayette bu emir, anne babaya ve yetimlere iyilikle aynı cümlededir.

İbrâhîm 24-26'daki güzel söz benzetmesi de bu çerçevededir: kökü sabit, dalı gökte bir ağaç.

Zulme uğrayanın hakkı

Nisâ 148 bu sayfadaki en önemli kayıttır: "Allah, zulme uğrayan dışında, kötü sözün açıkça söylenmesini sevmez."

İstisna açıkça tanınır. Haksızlığa uğramış kişinin bunu dile getirmesi gıybet kapsamında değildir.

Bu ayrım pratikte önemlidir. Gıybet yasağı, zulmü gizlemek için kullanılamaz; ayet bu kullanımı baştan kapatır.

Aynı çizgi Yûsuf 86'da başka bir açıdan görülür: Hz. Ya'kûb "derdimi ve üzüntümü ancak Allah'a şikâyet ederim" der. Şikâyetin kendisi değil, yönü ve haklılığı ölçüdür.

Hümeze suresi ise tersini gösterir: arkadan çekiştirmeyi ve ayıplamayı huy edinmiş olan.

Sık sorulan sorular

Gıybet nedir, Kur'an'da nasıl tanımlanır?

Hucurât 12'de zan ve tecessüsün ardından üçüncü adım olarak anılır ve ölmüş kardeşinin etini yemeye benzetilir. Ayet gıybet edileni "kardeş" olarak niteler.

Haksızlığa uğradığımı anlatmak gıybet midir?

Nisâ 148 bu durumu açıkça istisna eder: "Allah, zulme uğrayan dışında, kötü sözün açıkça söylenmesini sevmez." Gıybet yasağı zulmü gizlemek için kullanılamaz.

Kaynaklar

  • Kur’an
    Hucurât 49:12 — Zan, tecessüs ve gıybet
  • Kur’an
    Hucurât 49:11 — Alay, ayıplama ve lakap
  • Kur’an
    Nisâ 4:148 — Zulme uğrayanın istisnası
  • Kur’an
    Kāf 50:18 — Sözün kaydedilmesi

Son güncelleme: