Affetmek ile İlgili Ayetler

Kur’anBu sayfadaki bilgilerin ana kaynak seviyesi

Kur'an öfkeyi yasaklamaz; onu yutmaktan söz eder. Affetmek ise ondan sonra gelen ayrı bir basamaktır. Aşağıdaki ayetler bu iki adımı, affetmenin hakkı bırakmak anlamına geldiğini ve karşılık verme hakkının saklı olduğunu gösterir.

  1. Âl-i İmrân suresi, 134. ayet

    ٱلَّذِينَ يُنفِقُونَ فِى ٱلسَّرَّآءِ وَٱلضَّرَّآءِ وَٱلْكَٰظِمِينَ ٱلْغَيْظَ وَٱلْعَافِينَ عَنِ ٱلنَّاسِ وَٱللَّهُ يُحِبُّ ٱلْمُحْسِنِينَ

    Onlar, bollukta da darlıkta da harcayan, öfkelerini yutan ve insanları affedenlerdir. Allah iyilik yapanları sever.

    Öfkeyi yutmak ve affetmek aynı ayette, ama ayrı iki basamak olarak anılır.

  2. Şûrâ suresi, 37. ayet

    وَٱلَّذِينَ يَجْتَنِبُونَ كَبَٰٓئِرَ ٱلْإِثْمِ وَٱلْفَوَٰحِشَ وَإِذَا مَا غَضِبُوا۟ هُمْ يَغْفِرُونَ

    Onlar, günahın büyüklerinden ve hayâsızlıklardan kaçınırlar; öfkelendiklerinde bağışlarlar.

    Öfke bir kusur olarak değil, öfkelenildiğinde yapılan şey üzerinden anılır.

  3. A'râf suresi, 199. ayet

    خُذِ ٱلْعَفْوَ وَأْمُرْ بِٱلْعُرْفِ وَأَعْرِضْ عَنِ ٱلْجَٰهِلِينَ

    Affı al, iyiliği emret ve cahillerden yüz çevir.

    Üç emir: affı al, iyiliği emret, cahillerden yüz çevir.

  4. Şûrâ suresi, 40. ayet

    وَجَزَٰٓؤُا۟ سَيِّئَةٍ سَيِّئَةٌ مِّثْلُهَا فَمَنْ عَفَا وَأَصْلَحَ فَأَجْرُهُۥ عَلَى ٱللَّهِ إِنَّهُۥ لَا يُحِبُّ ٱلظَّٰلِمِينَ

    Bir kötülüğün karşılığı, onun gibi bir kötülüktür. Kim affeder ve düzeltirse, onun karşılığı Allah'a aittir. Şüphesiz O zalimleri sevmez.

    Karşılık verme hakkı önce tanınır, af ondan sonra tercih olarak sunulur.

  5. Fussilet suresi, 34. ayet

    وَلَا تَسْتَوِى ٱلْحَسَنَةُ وَلَا ٱلسَّيِّئَةُ ٱدْفَعْ بِٱلَّتِى هِىَ أَحْسَنُ فَإِذَا ٱلَّذِى بَيْنَكَ وَبَيْنَهُۥ عَدَٰوَةٌ كَأَنَّهُۥ وَلِىٌّ حَمِيمٌ

    İyilikle kötülük bir olmaz. Sen kötülüğü en güzel şeyle sav; o zaman seninle arasında düşmanlık bulunan kimse, sanki sıcak bir dost oluverir.

    Kötülüğü savma yöntemi: en güzel olanla.

  6. Nûr suresi, 22. ayet

    وَلَا يَأْتَلِ أُو۟لُوا۟ ٱلْفَضْلِ مِنكُمْ وَٱلسَّعَةِ أَن يُؤْتُوٓا۟ أُو۟لِى ٱلْقُرْبَىٰ وَٱلْمَسَٰكِينَ وَٱلْمُهَٰجِرِينَ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ وَلْيَعْفُوا۟ وَلْيَصْفَحُوٓا۟ أَلَا تُحِبُّونَ أَن يَغْفِرَ ٱللَّهُ لَكُمْ وَٱللَّهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

    İçinizden lütuf ve genişlik sahibi olanlar, akrabaya, yoksullara ve Allah yolunda göç edenlere vermemeye yemin etmesinler. Bağışlasınlar ve hoş görsünler. Allah'ın sizi bağışlamasını sevmez misiniz? Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

    İfk olayının ardından indiği aktarılır; yeminini bozup yardımı sürdürme çağrısı.

  7. Yûsuf suresi, 92. ayet

    قَالَ لَا تَثْرِيبَ عَلَيْكُمُ ٱلْيَوْمَ يَغْفِرُ ٱللَّهُ لَكُمْ وَهُوَ أَرْحَمُ ٱلرَّٰحِمِينَ

    Dedi ki: "Bugün size kınama yok. Allah sizi bağışlasın; O, merhamet edenlerin en merhametlisidir.

    Hz. Yûsuf'un kardeşlerine tek cümlesi; şartsız ve anlatısız.

  8. Tegâbün suresi, 14. ayet

    يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِنَّ مِنْ أَزْوَٰجِكُمْ وَأَوْلَٰدِكُمْ عَدُوًّا لَّكُمْ فَٱحْذَرُوهُمْ وَإِن تَعْفُوا۟ وَتَصْفَحُوا۟ وَتَغْفِرُوا۟ فَإِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

    Ey iman edenler! Eşlerinizden ve çocuklarınızdan size düşman olanlar da vardır; onlardan sakının. Affeder, hoş görür ve bağışlarsanız, şüphesiz Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir.

    Aile içinde af; affetmenin en zor olduğu yerde emredilmesi.

  9. Bakara suresi, 263. ayet

    قَوْلٌ مَّعْرُوفٌ وَمَغْفِرَةٌ خَيْرٌ مِّن صَدَقَةٍ يَتْبَعُهَآ أَذًى وَٱللَّهُ غَنِىٌّ حَلِيمٌ

    Güzel bir söz ve bağışlama, ardından incitme gelen bir sadakadan daha hayırlıdır. Allah zengindir, yumuşak huyludur.

    Güzel söz ve bağışlama, incitilerek verilen sadakadan üstün tutulur.

Arapça Kur’an metni Tanzil Project tarafından hazırlanmıştır (Uthmani imlası, sürüm 1.1). Lisans: Creative Commons Attribution 3.0 —tanzil.net

Öfkeyi yutmak affetmek değildir

Âl-i İmrân 134, sakınanları dört şeyle tanımlar ve bunların ikisi arka arkaya gelir: "öfkelerini yutan ve insanları affeden."

Kullanılan fiil dikkat çekicidir. "Yutmak", öfkenin yok olduğunu değil, dışarı çıkarılmadığını anlatır. Duygu inkâr edilmez.

Af ise ondan sonra anılır ve ayrı bir basamaktır. Öfkeyi tutmuş olmak, henüz affetmiş olmak anlamına gelmez.

Şûrâ 37 aynı yapıyı kurar ve öfkeyi bir kusur olarak saymaz; öfkelenildiğinde ne yapıldığına bakar. Bu iki ayet birlikte, duygunun kendisinin kınanmadığını gösterir.

Affetmek hakkı bırakmaktır

Şûrâ 40 sırayı özellikle koruyarak kurar. Önce hak tanınır: "Bir kötülüğün karşılığı, onun gibi bir kötülüktür." Ancak ondan sonra af anılır.

Bu sıralama önemlidir. Af, hakkın yokluğu değildir; hakkın kullanılmamasıdır. Karşılık verme hakkı ayetin kendisinde teslim edilir.

Aynı yapı Bakara 178'de kısas bağlamında da görülür: bağışlama, hakkın bulunduğu yerde bir seçenek olarak sunulur.

Bu ayrım, affetmeyi bir zayıflık ya da haksızlığa razı olma olarak okumayı engeller. Adalet ile af birbirinin alternatifi değildir; af, adaletin tanıdığı hakkın sahibi tarafından bırakılmasıdır.

En güzel olanla savmak

Fussilet 34 bir yöntem verir: "Sen kötülüğü en güzel şeyle sav."

Ayet bunu bir tavsiye olarak bırakmaz, sonucunu da söyler: "o zaman seninle arasında düşmanlık bulunan kimse, sanki sıcak bir dost olur."

Dikkat çekici olan, gerekçenin ahlaki değil işlevsel olmasıdır. Yöntem, düşmanlığın ne yaptığı üzerinden savunulur.

A'râf 199 aynı çizgide üç emri tek cümlede toplar ve sonuncusu bir sınır koyar: "cahillerden yüz çevir." Bu ifade bilgisizliğe değil, tartışmayı sürdürme ısrarına bakar. Yani af sınırsız bir tahammül anlamına gelmez; bir noktada çekilmek de emredilir.

Nûr 22 ve iniş sebebi

Nûr 22, affetmenin en somut örneğidir ve klasik kaynaklarda iniş sebebi aktarılır.

Hz. Âişe'ye atılan iftira olayının ardından, iftiraya karışan bir yakınına yardımı kesmeye yemin eden Hz. Ebû Bekir hakkında indiği bildirilir. Olay Buhârî ve Müslim'de yer alır.

Ayetin cümlesi bir soruyla biter: "Allah'ın sizi bağışlamasını istemez misiniz?"

Yani af, karşı tarafın hak etmesine değil, affedenin kendi beklentisine bağlanır. Aynı bağ Teğâbün 14'te aile içinde kurulur; affetmenin en zor olduğu yerde emredilmesi bu ayetin dikkat çeken yanıdır.

Sık sorulan sorular

Öfkelenmek günah mıdır?

Âl-i İmrân 134 öfkeyi "yutmaktan" söz eder; duygunun yok olmasından değil, dışarı çıkarılmamasından. Şûrâ 37 de öfkeyi kusur saymaz, öfkelenildiğinde ne yapıldığına bakar.

Affetmek haksızlığa razı olmak mıdır?

Hayır. Şûrâ 40 önce karşılık verme hakkını tanır, affı ondan sonra bir tercih olarak sunar. Af, hakkın yokluğu değil, hak sahibinin onu kullanmamasıdır.

Kaynaklar

  • Kur’an
    Âl-i İmrân 3:134 — Öfkeyi yutmak ve affetmek
  • Kur’an
    Şûrâ 42:40 — Karşılık hakkının önce tanınması
  • Sahih hadis
    Buhârî, Tefsîr 24; Müslim, Tevbe 56 — Nûr 22'nin iniş sebebi olarak aktarılan olay
  • Kur’an
    Fussilet 41:34 — Kötülüğü en güzel olanla savma

Son güncelleme: