Muhammed Suresi
Muhammed suresi 38 ayettir ve Kıtâl suresi adıyla da anılır. Savaş hükümleri ile Kur'an üzerinde düşünme çağrısı aynı surede yer alır.
- Sure numarası
- 47. sure
- Arapça adı
- محمد
- Ayet sayısı
- 38 ayet
- Nüzul yeri
- Medeni (Medine dönemi)
- Nüzul sırası
- 95.
- Cüz
- 26. cüz
- Ana konusu
- Savaş hükümleri, amellerin boşa çıkması ve tefekkür
Adının anlamı
Sure adını, ikinci ayette Hz. Peygamber'in adının anılmasından alır. Savaştan söz ettiği için Kıtâl suresi olarak da bilinir.
Temel temaları
- savaş
- esir
- tefekkür
- cimrilik
Muhammed suresi — Arapçası ve anlamı
Aşağıdaki Türkçe anlam bu siteye aittir; herhangi bir mealden alınmamıştır. Amacı ayetin ne dediğini açık Türkçeyle aktarmaktır, basılı bir mealin yerini tutmaz. Anlam metni Arapçanın karşılığı değil, karşılığının aktarımıdır — esas olan Arapça metindir.
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَصَدُّوا۟ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ أَضَلَّ أَعْمَٰلَهُمْ
İnkâr edip Allah yolundan alıkoyanların amellerini Allah boşa çıkarmıştır.
وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ وَءَامَنُوا۟ بِمَا نُزِّلَ عَلَىٰ مُحَمَّدٍ وَهُوَ ٱلْحَقُّ مِن رَّبِّهِمْ كَفَّرَ عَنْهُمْ سَيِّـَٔاتِهِمْ وَأَصْلَحَ بَالَهُمْ
İman edip salih amel işleyenlerin ve Rablerinden bir gerçek olarak Muhammed'e indirilene iman edenlerin ise kötülüklerini örtmüş ve durumlarını düzeltmiştir.
ذَٰلِكَ بِأَنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ ٱتَّبَعُوا۟ ٱلْبَٰطِلَ وَأَنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱتَّبَعُوا۟ ٱلْحَقَّ مِن رَّبِّهِمْ كَذَٰلِكَ يَضْرِبُ ٱللَّهُ لِلنَّاسِ أَمْثَٰلَهُمْ
Bu, inkâr edenlerin batıla uyması, iman edenlerin ise Rablerinden gelen gerçeğe uyması yüzündendir. Allah insanlara örneklerini böyle verir.
فَإِذَا لَقِيتُمُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ فَضَرْبَ ٱلرِّقَابِ حَتَّىٰٓ إِذَآ أَثْخَنتُمُوهُمْ فَشُدُّوا۟ ٱلْوَثَاقَ فَإِمَّا مَنًّۢا بَعْدُ وَإِمَّا فِدَآءً حَتَّىٰ تَضَعَ ٱلْحَرْبُ أَوْزَارَهَا ذَٰلِكَ وَلَوْ يَشَآءُ ٱللَّهُ لَٱنتَصَرَ مِنْهُمْ وَلَٰكِن لِّيَبْلُوَا۟ بَعْضَكُم بِبَعْضٍ وَٱلَّذِينَ قُتِلُوا۟ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ فَلَن يُضِلَّ أَعْمَٰلَهُمْ
İnkâr edenlerle savaşta karşılaştığınızda boyunlarını vurun. Nihayet onları etkisiz hâle getirdiğinizde bağı sıkıca bağlayın. Sonra ya bir lütuf olarak salıverin ya da fidye alın; savaş ağırlıklarını bırakıncaya kadar. İşte böyle. Allah dileseydi onlardan intikam alırdı; fakat sizi birbirinizle denemek için. Allah yolunda öldürülenlerin amellerini asla boşa çıkarmayacaktır.
سَيَهْدِيهِمْ وَيُصْلِحُ بَالَهُمْ
Onlara yol gösterecek ve durumlarını düzeltecektir.
وَيُدْخِلُهُمُ ٱلْجَنَّةَ عَرَّفَهَا لَهُمْ
Ve onları, kendilerine tanıttığı cennete koyacaktır.
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِن تَنصُرُوا۟ ٱللَّهَ يَنصُرْكُمْ وَيُثَبِّتْ أَقْدَامَكُمْ
Ey iman edenler! Allah'a yardım ederseniz, O da size yardım eder ve ayaklarınızı sağlam tutar.
وَٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ فَتَعْسًا لَّهُمْ وَأَضَلَّ أَعْمَٰلَهُمْ
İnkâr edenlere gelince, onlara yıkım olsun! Allah amellerini boşa çıkarmıştır.
ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمْ كَرِهُوا۟ مَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ فَأَحْبَطَ أَعْمَٰلَهُمْ
Bu, Allah'ın indirdiğini beğenmemeleri yüzündendir; O da amellerini boşa çıkarmıştır.
أَفَلَمْ يَسِيرُوا۟ فِى ٱلْأَرْضِ فَيَنظُرُوا۟ كَيْفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ دَمَّرَ ٱللَّهُ عَلَيْهِمْ وَلِلْكَٰفِرِينَ أَمْثَٰلُهَا
Yeryüzünde dolaşıp da kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğuna bakmadılar mı? Allah onları yerle bir etti. Gerçeği örtenler için de benzerleri vardır.
ذَٰلِكَ بِأَنَّ ٱللَّهَ مَوْلَى ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَأَنَّ ٱلْكَٰفِرِينَ لَا مَوْلَىٰ لَهُمْ
Bu, Allah'ın iman edenlerin dostu olması, gerçeği örtenlerin ise bir dostu bulunmaması yüzündendir.
إِنَّ ٱللَّهَ يُدْخِلُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ جَنَّٰتٍ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ وَٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ يَتَمَتَّعُونَ وَيَأْكُلُونَ كَمَا تَأْكُلُ ٱلْأَنْعَٰمُ وَٱلنَّارُ مَثْوًى لَّهُمْ
Şüphesiz Allah, iman edip salih amel işleyenleri altlarından ırmaklar akan cennetlere koyar. İnkâr edenler ise yararlanır ve hayvanların yediği gibi yerler. Onların varacağı yer ateştir.
وَكَأَيِّن مِّن قَرْيَةٍ هِىَ أَشَدُّ قُوَّةً مِّن قَرْيَتِكَ ٱلَّتِىٓ أَخْرَجَتْكَ أَهْلَكْنَٰهُمْ فَلَا نَاصِرَ لَهُمْ
Seni çıkaran şehrinden daha güçlü nice şehir vardı; biz onları helak ettik ve onlara yardım eden olmadı.
أَفَمَن كَانَ عَلَىٰ بَيِّنَةٍ مِّن رَّبِّهِۦ كَمَن زُيِّنَ لَهُۥ سُوٓءُ عَمَلِهِۦ وَٱتَّبَعُوٓا۟ أَهْوَآءَهُم
Rabbinden apaçık bir delil üzere olan kimse, kötü işi kendisine süslü gösterilen ve arzularına uyan kimse gibi midir?
مَّثَلُ ٱلْجَنَّةِ ٱلَّتِى وُعِدَ ٱلْمُتَّقُونَ فِيهَآ أَنْهَٰرٌ مِّن مَّآءٍ غَيْرِ ءَاسِنٍ وَأَنْهَٰرٌ مِّن لَّبَنٍ لَّمْ يَتَغَيَّرْ طَعْمُهُۥ وَأَنْهَٰرٌ مِّنْ خَمْرٍ لَّذَّةٍ لِّلشَّٰرِبِينَ وَأَنْهَٰرٌ مِّنْ عَسَلٍ مُّصَفًّى وَلَهُمْ فِيهَا مِن كُلِّ ٱلثَّمَرَٰتِ وَمَغْفِرَةٌ مِّن رَّبِّهِمْ كَمَنْ هُوَ خَٰلِدٌ فِى ٱلنَّارِ وَسُقُوا۟ مَآءً حَمِيمًا فَقَطَّعَ أَمْعَآءَهُمْ
Sakınanlara vaat edilen cennetin durumu şöyledir: içinde bozulmayan sudan ırmaklar, tadı değişmeyen sütten ırmaklar, içenlere lezzet veren içeceklerden ırmaklar ve süzülmüş baldan ırmaklar vardır. Orada onlar için her türlü meyve ve Rablerinden bir bağışlanma vardır. Bunlar, ateşte sürekli kalan ve bağırsaklarını parçalayan kaynar su içirilen kimseler gibi midir?
وَمِنْهُم مَّن يَسْتَمِعُ إِلَيْكَ حَتَّىٰٓ إِذَا خَرَجُوا۟ مِنْ عِندِكَ قَالُوا۟ لِلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْعِلْمَ مَاذَا قَالَ ءَانِفًا أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ طَبَعَ ٱللَّهُ عَلَىٰ قُلُوبِهِمْ وَٱتَّبَعُوٓا۟ أَهْوَآءَهُمْ
Onlardan seni dinleyenler vardır. Nihayet senin yanından çıktıklarında, kendilerine ilim verilenlere derler ki: "Az önce ne dedi?" İşte onlar, Allah'ın kalplerini mühürlediği ve arzularına uyan kimselerdir.
وَٱلَّذِينَ ٱهْتَدَوْا۟ زَادَهُمْ هُدًى وَءَاتَىٰهُمْ تَقْوَىٰهُمْ
Doğru yolu bulanlara gelince, Allah onların hidayetini artırmış ve onlara takvalarını vermiştir.
فَهَلْ يَنظُرُونَ إِلَّا ٱلسَّاعَةَ أَن تَأْتِيَهُم بَغْتَةً فَقَدْ جَآءَ أَشْرَاطُهَا فَأَنَّىٰ لَهُمْ إِذَا جَآءَتْهُمْ ذِكْرَىٰهُمْ
Onlar kıyametin ansızın gelmesinden başka bir şey mi bekliyorlar? Onun belirtileri gelmiştir bile. Kıyamet gelip çattığında öğüt almaları neye yarar?
فَٱعْلَمْ أَنَّهُۥ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا ٱللَّهُ وَٱسْتَغْفِرْ لِذَنۢبِكَ وَلِلْمُؤْمِنِينَ وَٱلْمُؤْمِنَٰتِ وَٱللَّهُ يَعْلَمُ مُتَقَلَّبَكُمْ وَمَثْوَىٰكُمْ
Bil ki Allah'tan başka ilah yoktur. Kendi günahın, mümin erkeklerin ve mümin kadınların günahı için bağışlanma dile. Allah gezip dolaştığınız yeri de varıp duracağınız yeri de bilir.
وَيَقُولُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَوْلَا نُزِّلَتْ سُورَةٌ فَإِذَآ أُنزِلَتْ سُورَةٌ مُّحْكَمَةٌ وَذُكِرَ فِيهَا ٱلْقِتَالُ رَأَيْتَ ٱلَّذِينَ فِى قُلُوبِهِم مَّرَضٌ يَنظُرُونَ إِلَيْكَ نَظَرَ ٱلْمَغْشِىِّ عَلَيْهِ مِنَ ٱلْمَوْتِ فَأَوْلَىٰ لَهُمْ
İman edenler "Keşke bir sure indirilse" derler. Hükmü açık bir sure indirilip de içinde savaştan söz edilince, kalplerinde hastalık bulunanların, ölüm baygınlığına girmiş kimsenin bakışı gibi sana baktığını görürsün. Onlara yaraşan da budur.
طَاعَةٌ وَقَوْلٌ مَّعْرُوفٌ فَإِذَا عَزَمَ ٱلْأَمْرُ فَلَوْ صَدَقُوا۟ ٱللَّهَ لَكَانَ خَيْرًا لَّهُمْ
İtaat ve güzel söz. İş kesinleştiğinde Allah'a sadık kalsalardı, kendileri için daha hayırlı olurdu.
فَهَلْ عَسَيْتُمْ إِن تَوَلَّيْتُمْ أَن تُفْسِدُوا۟ فِى ٱلْأَرْضِ وَتُقَطِّعُوٓا۟ أَرْحَامَكُمْ
Demek iş başına gelseniz, yeryüzünde bozgunculuk çıkaracak ve akrabalık bağlarını koparacaksınız?
أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ لَعَنَهُمُ ٱللَّهُ فَأَصَمَّهُمْ وَأَعْمَىٰٓ أَبْصَٰرَهُمْ
İşte bunlar, Allah'ın lanetlediği, sağırlaştırdığı ve gözlerini kör ettiği kimselerdir.
أَفَلَا يَتَدَبَّرُونَ ٱلْقُرْءَانَ أَمْ عَلَىٰ قُلُوبٍ أَقْفَالُهَآ
Kur'an'ı düşünmüyorlar mı? Yoksa kalplerin üzerinde kilitleri mi var?
إِنَّ ٱلَّذِينَ ٱرْتَدُّوا۟ عَلَىٰٓ أَدْبَٰرِهِم مِّنۢ بَعْدِ مَا تَبَيَّنَ لَهُمُ ٱلْهُدَى ٱلشَّيْطَٰنُ سَوَّلَ لَهُمْ وَأَمْلَىٰ لَهُمْ
Kendilerine doğru yol açıkça belli olduktan sonra arkalarına dönenleri, şeytan aldatmış ve onlara uzun emeller verdirmiştir.
ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمْ قَالُوا۟ لِلَّذِينَ كَرِهُوا۟ مَا نَزَّلَ ٱللَّهُ سَنُطِيعُكُمْ فِى بَعْضِ ٱلْأَمْرِ وَٱللَّهُ يَعْلَمُ إِسْرَارَهُمْ
Bu, Allah'ın indirdiğini beğenmeyenlere "Bazı işlerde size itaat edeceğiz" demeleri yüzündendir. Allah onların gizlediklerini bilir.
فَكَيْفَ إِذَا تَوَفَّتْهُمُ ٱلْمَلَٰٓئِكَةُ يَضْرِبُونَ وُجُوهَهُمْ وَأَدْبَٰرَهُمْ
Melekler yüzlerine ve sırtlarına vurarak canlarını alırken hâlleri nasıl olacak?
ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمُ ٱتَّبَعُوا۟ مَآ أَسْخَطَ ٱللَّهَ وَكَرِهُوا۟ رِضْوَٰنَهُۥ فَأَحْبَطَ أَعْمَٰلَهُمْ
Bu, onların Allah'ı öfkelendiren şeye uymaları ve O'nun rızasını beğenmemeleri yüzündendir; Allah da amellerini boşa çıkarmıştır.
أَمْ حَسِبَ ٱلَّذِينَ فِى قُلُوبِهِم مَّرَضٌ أَن لَّن يُخْرِجَ ٱللَّهُ أَضْغَٰنَهُمْ
Yoksa kalplerinde hastalık bulunanlar, Allah'ın kinlerini asla ortaya çıkarmayacağını mı sandılar?
وَلَوْ نَشَآءُ لَأَرَيْنَٰكَهُمْ فَلَعَرَفْتَهُم بِسِيمَٰهُمْ وَلَتَعْرِفَنَّهُمْ فِى لَحْنِ ٱلْقَوْلِ وَٱللَّهُ يَعْلَمُ أَعْمَٰلَكُمْ
Dileseydik onları sana gösterirdik de simalarından tanırdın. Andolsun sen onları sözlerinin üslubundan tanırsın. Allah amellerinizi bilir.
وَلَنَبْلُوَنَّكُمْ حَتَّىٰ نَعْلَمَ ٱلْمُجَٰهِدِينَ مِنكُمْ وَٱلصَّٰبِرِينَ وَنَبْلُوَا۟ أَخْبَارَكُمْ
Andolsun sizi deneyeceğiz; içinizden cihat edenleri ve sabredenleri bilelim ve haberlerinizi sınayalım diye.
إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَصَدُّوا۟ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ وَشَآقُّوا۟ ٱلرَّسُولَ مِنۢ بَعْدِ مَا تَبَيَّنَ لَهُمُ ٱلْهُدَىٰ لَن يَضُرُّوا۟ ٱللَّهَ شَيْـًٔا وَسَيُحْبِطُ أَعْمَٰلَهُمْ
İnkâr edip Allah yolundan alıkoyanlar ve kendilerine doğru yol belli olduktan sonra elçiye karşı gelenler, Allah'a hiçbir zarar veremezler. Allah onların amellerini boşa çıkaracaktır.
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ أَطِيعُوا۟ ٱللَّهَ وَأَطِيعُوا۟ ٱلرَّسُولَ وَلَا تُبْطِلُوٓا۟ أَعْمَٰلَكُمْ
Ey iman edenler! Allah'a itaat edin, elçiye itaat edin ve amellerinizi boşa çıkarmayın.
إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَصَدُّوا۟ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ ثُمَّ مَاتُوا۟ وَهُمْ كُفَّارٌ فَلَن يَغْفِرَ ٱللَّهُ لَهُمْ
İnkâr edip Allah yolundan alıkoyan, sonra da inkârcı olarak ölenleri Allah asla bağışlamayacaktır.
فَلَا تَهِنُوا۟ وَتَدْعُوٓا۟ إِلَى ٱلسَّلْمِ وَأَنتُمُ ٱلْأَعْلَوْنَ وَٱللَّهُ مَعَكُمْ وَلَن يَتِرَكُمْ أَعْمَٰلَكُمْ
Gevşemeyin ve üstün olduğunuz hâlde barışa çağırmayın. Allah sizinle beraberdir ve amellerinizi asla eksiltmez.
إِنَّمَا ٱلْحَيَوٰةُ ٱلدُّنْيَا لَعِبٌ وَلَهْوٌ وَإِن تُؤْمِنُوا۟ وَتَتَّقُوا۟ يُؤْتِكُمْ أُجُورَكُمْ وَلَا يَسْـَٔلْكُمْ أَمْوَٰلَكُمْ
Dünya hayatı ancak bir oyun ve eğlencedir. İman eder ve sakınırsanız, Allah size karşılıklarınızı verir ve mallarınızı istemez.
إِن يَسْـَٔلْكُمُوهَا فَيُحْفِكُمْ تَبْخَلُوا۟ وَيُخْرِجْ أَضْغَٰنَكُمْ
Eğer onları isteyip de sizi zorlasaydı, cimrilik ederdiniz ve kinlerinizi ortaya çıkarırdı.
هَٰٓأَنتُمْ هَٰٓؤُلَآءِ تُدْعَوْنَ لِتُنفِقُوا۟ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ فَمِنكُم مَّن يَبْخَلُ وَمَن يَبْخَلْ فَإِنَّمَا يَبْخَلُ عَن نَّفْسِهِۦ وَٱللَّهُ ٱلْغَنِىُّ وَأَنتُمُ ٱلْفُقَرَآءُ وَإِن تَتَوَلَّوْا۟ يَسْتَبْدِلْ قَوْمًا غَيْرَكُمْ ثُمَّ لَا يَكُونُوٓا۟ أَمْثَٰلَكُم
İşte siz, Allah yolunda harcamaya çağrılıyorsunuz. İçinizden cimrilik edenler var. Kim cimrilik ederse, ancak kendine cimrilik etmiş olur. Allah zengindir, siz ise fakirsiniz. Yüz çevirirseniz, yerinize başka bir topluluk getirir; sonra onlar sizin gibi olmazlar.
Arapça Kur’an metni Tanzil Project tarafından hazırlanmıştır (Uthmani imlası, sürüm 1.1). Lisans: Creative Commons Attribution 3.0 —tanzil.net
Dördüncü ayetin bağlamı
Bu ayet bağlamından koparılarak sık alıntılanır. Bu sitede bağlam gizlenmez.
Ayet bir savaş durumunu düzenler; genel bir davranış kuralı koymaz. Cümlenin başındaki ifade karşılaşmayı bildirir ve klasik tefsirlerde bunun savaş meydanı olduğu belirtilir.
Ayetin devamı çoğu zaman anılmaz: çatışma sona erdiğinde iki seçenek bildirilir — karşılıksız salıvermek ya da fidye. Yani ayet esirin öldürülmesini değil, serbest bırakılmasını düzenler.
Ayet ayrıca bir sınır cümlesiyle biter: "savaş ağırlıklarını bırakıncaya kadar." Hüküm, savaşın kendisiyle sınırlıdır.
Bu sitede dinî hüküm verilmez; yukarıdaki ifadeler ayetin kendi metni ve klasik tefsir literatüründeki açıklamalardır.
Kilitli kalpler
Yirmi dördüncü ayet kısa bir soru sorar: "Kur'an'ı düşünmüyorlar mı? Yoksa kalplerin üzerinde kilitleri mi var?"
Kullanılan fiil "tedebbür"dür ve bir şeyin arkasını, sonucunu düşünmek anlamındadır; yüzeysel okuma değil.
Klasik tefsirlerde bu ayet, metnin yalnızca okunmasının yeterli sayılmadığına dayanak gösterilir. Aynı çağrı Nisâ 82 ve Sâd 29'da da bulunur.
Surenin içinde savaş hükümleri ile bu tefekkür çağrısının yan yana bulunması dikkat çekicidir.
Cimrilik kime zarar verir
Son ayet bir denklem kurar: "Kim cimrilik ederse, ancak kendine cimrilik etmiş olur."
Ardından gerekçe gelir: "Allah zengindir, siz ise fakirsiniz." El-Ganî ismi burada anılır.
Klasik tefsirlerde bu, infakın verilene değil verene döndüğü biçiminde açıklanır. Aynı mantık Lokmân 12'deki şükür ayetinde de bulunur.
Sık sorulan sorular
Muhammed suresi 4. ayet ne anlatır?
Savaş durumunda esir alınması ve çatışma sonrası esirlerin ya karşılıksız salıverilmesi ya da fidye ile serbest bırakılması düzenlenir. Ayet "savaş ağırlıklarını bırakıncaya kadar" kaydıyla sınırlıdır.
Kaynaklar
- Kur’anMuhammed 47:1-38 — Surenin metni
- Kur’anNisâ 4:82; Sâd 38:29 — Kur'an üzerinde düşünme çağrısı
- Kur’anEnfâl 8:61 — Barışa yönelme
- Klasik kaynakTefsir literatürü — Dördüncü ayetin bağlamı ve esir hükümleri
Son güncelleme: