Hicret ile İlgili Ayetler
Kur'an hicreti bir kaçış değil, bir seçim olarak anar. Nisâ 97'de "biz yeryüzünde güçsüzdük" mazereti bir soruyla karşılanır: Allah'ın yeri geniş değil miydi? Ankebût 56 aynı şeyi olumlu kurar: benim yerim geniştir.
Nisâ suresi, 97. ayet
إِنَّ ٱلَّذِينَ تَوَفَّىٰهُمُ ٱلْمَلَٰٓئِكَةُ ظَالِمِىٓ أَنفُسِهِمْ قَالُوا۟ فِيمَ كُنتُمْ قَالُوا۟ كُنَّا مُسْتَضْعَفِينَ فِى ٱلْأَرْضِ قَالُوٓا۟ أَلَمْ تَكُنْ أَرْضُ ٱللَّهِ وَٰسِعَةً فَتُهَاجِرُوا۟ فِيهَا فَأُو۟لَٰٓئِكَ مَأْوَىٰهُمْ جَهَنَّمُ وَسَآءَتْ مَصِيرًا
Kendilerine zulmederken melekler canlarını alırken derler ki: "Ne durumdaydınız?" Derler ki: "Biz yeryüzünde güçsüzdük." Derler ki: "Allah'ın yeryüzü geniş değil miydi; orada hicret etseydiniz ya!" İşte onların varacağı yer cehennemdir; ne kötü bir dönüş yeridir!
Mazeret aktarılıyor ve bir soruyla karşılanıyor; göç etmemek bir tercih olarak değerlendiriliyor.
Ankebût suresi, 56. ayet
يَٰعِبَادِىَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِنَّ أَرْضِى وَٰسِعَةٌ فَإِيَّٰىَ فَٱعْبُدُونِ
Ey iman eden kullarım! Şüphesiz benim yerim geniştir; öyleyse yalnız bana kulluk edin.
Aynı ölçü olumlu biçimde: "benim yerim geniştir".
Nisâ suresi, 100. ayet
وَمَن يُهَاجِرْ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ يَجِدْ فِى ٱلْأَرْضِ مُرَٰغَمًا كَثِيرًا وَسَعَةً وَمَن يَخْرُجْ مِنۢ بَيْتِهِۦ مُهَاجِرًا إِلَى ٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ ثُمَّ يُدْرِكْهُ ٱلْمَوْتُ فَقَدْ وَقَعَ أَجْرُهُۥ عَلَى ٱللَّهِ وَكَانَ ٱللَّهُ غَفُورًا رَّحِيمًا
Kim Allah yolunda hicret ederse, yeryüzünde birçok sığınak ve genişlik bulur. Kim evinden Allah'a ve elçisine hicret ederek çıkar, sonra kendisine ölüm yetişirse, karşılığını vermek Allah'a düşer. Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir.
Göç edene iki şey vaat ediliyor: sığınak ve genişlik.
Nahl suresi, 41. ayet
وَٱلَّذِينَ هَاجَرُوا۟ فِى ٱللَّهِ مِنۢ بَعْدِ مَا ظُلِمُوا۟ لَنُبَوِّئَنَّهُمْ فِى ٱلدُّنْيَا حَسَنَةً وَلَأَجْرُ ٱلْـَٔاخِرَةِ أَكْبَرُ لَوْ كَانُوا۟ يَعْلَمُونَ
Zulme uğradıktan sonra Allah yolunda göç edenleri, dünyada elbette güzel bir yere yerleştiririz. Ahiret karşılığı ise daha büyüktür; keşke bilselerdi.
Zulme uğradıktan SONRA göç edenler anılıyor; sıralama ayetin kendisinde.
Bakara suresi, 218. ayet
إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَٱلَّذِينَ هَاجَرُوا۟ وَجَٰهَدُوا۟ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ أُو۟لَٰٓئِكَ يَرْجُونَ رَحْمَتَ ٱللَّهِ وَٱللَّهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
Şüphesiz iman edenler, hicret edenler ve Allah yolunda çaba gösterenler; işte onlar Allah'ın rahmetini umar. Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir.
İman, hicret ve çaba birlikte sayılıyor.
Tevbe suresi, 20. ayet
ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَهَاجَرُوا۟ وَجَٰهَدُوا۟ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ بِأَمْوَٰلِهِمْ وَأَنفُسِهِمْ أَعْظَمُ دَرَجَةً عِندَ ٱللَّهِ وَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْفَآئِزُونَ
İman edenler, hicret edenler ve mallarıyla, canlarıyla Allah yolunda çaba gösterenler, Allah katında derece bakımından daha büyüktür. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.
Aynı üçlü tekrarlanıyor; bu kez mal ve can ayrıca anılıyor.
Haşr suresi, 8-9. ayet
لِلْفُقَرَآءِ ٱلْمُهَٰجِرِينَ ٱلَّذِينَ أُخْرِجُوا۟ مِن دِيَٰرِهِمْ وَأَمْوَٰلِهِمْ يَبْتَغُونَ فَضْلًا مِّنَ ٱللَّهِ وَرِضْوَٰنًا وَيَنصُرُونَ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥٓ أُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلصَّٰدِقُونَ وَٱلَّذِينَ تَبَوَّءُو ٱلدَّارَ وَٱلْإِيمَٰنَ مِن قَبْلِهِمْ يُحِبُّونَ مَنْ هَاجَرَ إِلَيْهِمْ وَلَا يَجِدُونَ فِى صُدُورِهِمْ حَاجَةً مِّمَّآ أُوتُوا۟ وَيُؤْثِرُونَ عَلَىٰٓ أَنفُسِهِمْ وَلَوْ كَانَ بِهِمْ خَصَاصَةٌ وَمَن يُوقَ شُحَّ نَفْسِهِۦ فَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْمُفْلِحُونَ
Yurtlarından ve mallarından çıkarılmış yoksul göçmenler içindir; Allah'tan bir lütuf ve rıza ararlar, Allah'a ve elçisine yardım ederler. İşte onlar doğru olanlardır. Onlardan önce yurda yerleşmiş ve imanı benimsemiş olanlar, kendilerine göç edenleri severler. Onlara verilenlerden dolayı içlerinde bir sıkıntı duymazlar. Kendileri ihtiyaç içinde olsalar bile onları kendilerine tercih ederler. Kim nefsinin cimriliğinden korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.
Göçmenler ve onları barındıranlar birlikte anılıyor; ikinci grup için "kendileri ihtiyaç içindeyken başkalarını tercih ederler" deniyor.
Arapça Kur’an metni Tanzil Project tarafından hazırlanmıştır (Uthmani imlası, sürüm 1.1). Lisans: Creative Commons Attribution 3.0 —tanzil.net
"Allah'ın yeri geniş değil miydi?"
Nisâ 97 zor bir ayettir. Kendilerine zulmederken canları alınanlara melekler durumlarını sorar; onlar "biz yeryüzünde güçsüzdük" derler. Ayet bu mazereti bir soruyla karşılar: Allah'ın yeri geniş değil miydi, göç etseydiniz ya?
Ayetin ölçüsü serttir ama bir sonraki ayet istisnayı da kurar: gerçekten çaresiz olanlar, yol bulamayanlar bunun dışındadır.
Ankebût 56 aynı ölçüyü olumlu biçimde verir: "Ey iman eden kullarım! Şüphesiz benim yerim geniştir; öyleyse yalnız bana kulluk edin."
İkisi birlikte okunduğunda hicret, Kur'an'da bir kaçış değil bir imkân olarak konumlanır. Nisâ 100 karşılığı da açıkça verir: yeryüzünde birçok sığınak ve genişlik.
Göçmen ve barındıran birlikte anılır
Haşr 8-9 iki grubu arka arkaya sayar ve ikisini de över.
Birinciler "yurtlarından ve mallarından çıkarılmış yoksul göçmenler"dir. İkinciler, onları barındıranlardır.
İkinci grup için kullanılan ifade dikkat çekicidir: kendilerine göç edenleri severler, onlara verilenden dolayı içlerinde bir çekememezlik duymazlar ve kendileri ihtiyaç içindeyken bile başkalarını tercih ederler.
Klasik literatürde bu tutuma "îsâr" denir — kendi ihtiyacına rağmen başkasını öne almak. Ayet bunu bir istisna olarak değil, övülen bir nitelik olarak anar.
Hicretin Kur'an'daki anlatımı böylece tek taraflı kalmaz: göç eden kadar kapısını açan da anlatının parçasıdır.
Sık sorulan sorular
Nisâ 97 göç etmeyenleri mi kınıyor?
Ayet "biz yeryüzünde güçsüzdük" mazeretini "Allah'ın yeri geniş değil miydi?" sorusuyla karşılar. Bir sonraki ayet ise gerçekten çaresiz olup yol bulamayanları istisna tutar.
Haşr 8-9'da göçmenleri barındıranlar nasıl anılır?
Kendilerine göç edenleri sevdikleri, verilenden dolayı içlerinde bir rahatsızlık duymadıkları ve kendileri ihtiyaç içindeyken bile başkalarını tercih ettikleri bildirilir.
Kaynaklar
- Kur’anNisâ 4:97 — "Allah'ın yeri geniş değil miydi?"
- Kur’anAnkebût 29:56 — "Benim yerim geniştir"
- Kur’anNisâ 4:100 — Sığınak ve genişlik vaadi
- Kur’anHaşr 59:8-9 — Göçmenler ve barındıranlar
- Kur’anNahl 16:41 — Zulme uğradıktan sonra göç
Son güncelleme: