Zekât ile İlgili Ayetler
Kur'an'da zekât çoğunlukla namazla aynı cümlede anılır. Zekâtın kimlere verileceğini sayan tek ayet Tevbe 60'tır ve sekiz sınıf sıralar. Zekâtın oranı ve nisabı Kur'an metninde geçmez; bu ayrıntılar fıkıh kaynaklarına aittir.
Bakara suresi, 43. ayet
وَأَقِيمُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتُوا۟ ٱلزَّكَوٰةَ وَٱرْكَعُوا۟ مَعَ ٱلرَّٰكِعِينَ
Namazı kılın, zekâtı verin ve rükû edenlerle birlikte rükû edin.
Zekât, Kur'an'da çoğunlukla bu ayetteki gibi namazla aynı cümlede geçer.
Bakara suresi, 110. ayet
وَأَقِيمُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتُوا۟ ٱلزَّكَوٰةَ وَمَا تُقَدِّمُوا۟ لِأَنفُسِكُم مِّنْ خَيْرٍ تَجِدُوهُ عِندَ ٱللَّهِ إِنَّ ٱللَّهَ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ
Namazı kılın ve zekâtı verin. Kendiniz için önden ne hayır gönderirseniz, onu Allah katında bulursunuz. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızı görendir.
Verilen şeyin kaybolmadığı, "Allah katında bulursunuz" ifadesiyle anlatılır.
Bakara suresi, 277. ayet
إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ وَأَقَامُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتَوُا۟ ٱلزَّكَوٰةَ لَهُمْ أَجْرُهُمْ عِندَ رَبِّهِمْ وَلَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ
Şüphesiz iman edip salih amel işleyenler, namazı kılanlar ve zekâtı verenler; onlar için Rableri katında karşılıkları vardır. Onlara korku yoktur ve onlar üzülmezler de.
Zekât, iman ve salih amelin yanında sayılır; tek başına bir mali işlem olarak anılmaz.
Tevbe suresi, 60. ayet
إِنَّمَا ٱلصَّدَقَٰتُ لِلْفُقَرَآءِ وَٱلْمَسَٰكِينِ وَٱلْعَٰمِلِينَ عَلَيْهَا وَٱلْمُؤَلَّفَةِ قُلُوبُهُمْ وَفِى ٱلرِّقَابِ وَٱلْغَٰرِمِينَ وَفِى سَبِيلِ ٱللَّهِ وَٱبْنِ ٱلسَّبِيلِ فَرِيضَةً مِّنَ ٱللَّهِ وَٱللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ
Sadakalar ancak yoksullara, düşkünlere, onun üzerinde çalışanlara, kalpleri ısındırılacaklara, kölelere, borçlulara, Allah yolunda olanlara ve yolda kalmışlara aittir; Allah'tan bir yükümlülük olarak. Allah bilendir, hikmet sahibidir.
Zekâtın kimlere verileceğini sayan tek ayet budur. Sekiz sınıf sıralanır ve ayet bunu "Allah'tan bir yükümlülük olarak" niteler.
Tevbe suresi, 103. ayet
خُذْ مِنْ أَمْوَٰلِهِمْ صَدَقَةً تُطَهِّرُهُمْ وَتُزَكِّيهِم بِهَا وَصَلِّ عَلَيْهِمْ إِنَّ صَلَوٰتَكَ سَكَنٌ لَّهُمْ وَٱللَّهُ سَمِيعٌ عَلِيمٌ
Mallarından bir sadaka al; onunla kendilerini temizler ve arındırırsın. Onlara dua et; şüphesiz senin duan onlar için bir huzurdur. Allah işitendir, bilendir.
Ayet Hz. Peygamber'e hitap eder. Zekât kökünün taşıdığı temizlenme ve artma anlamı burada açıkça geçer.
Beyyine suresi, 5. ayet
وَمَآ أُمِرُوٓا۟ إِلَّا لِيَعْبُدُوا۟ ٱللَّهَ مُخْلِصِينَ لَهُ ٱلدِّينَ حُنَفَآءَ وَيُقِيمُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَيُؤْتُوا۟ ٱلزَّكَوٰةَ وَذَٰلِكَ دِينُ ٱلْقَيِّمَةِ
Oysa onlara, dini yalnız O'na has kılarak ve hanîf olarak Allah'a kulluk etmeleri, namazı kılmaları ve zekâtı vermeleri emredilmişti. İşte dosdoğru din budur.
Namaz ve zekât, "dosdoğru din" tanımının içinde sayılır.
Rûm suresi, 39. ayet
وَمَآ ءَاتَيْتُم مِّن رِّبًا لِّيَرْبُوَا۟ فِىٓ أَمْوَٰلِ ٱلنَّاسِ فَلَا يَرْبُوا۟ عِندَ ٱللَّهِ وَمَآ ءَاتَيْتُم مِّن زَكَوٰةٍ تُرِيدُونَ وَجْهَ ٱللَّهِ فَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْمُضْعِفُونَ
İnsanların malları içinde artsın diye faizle verdiğiniz, Allah katında artmaz. Allah'ın rızasını isteyerek verdiğiniz zekât ise; işte kat kat artıranlar onlardır.
Faiz ile zekât aynı ayette karşılaştırılır; artmanın hangisinde olduğu belirtilir.
Mü'minûn suresi, 1-4. ayet
قَدْ أَفْلَحَ ٱلْمُؤْمِنُونَ ٱلَّذِينَ هُمْ فِى صَلَاتِهِمْ خَٰشِعُونَ وَٱلَّذِينَ هُمْ عَنِ ٱللَّغْوِ مُعْرِضُونَ وَٱلَّذِينَ هُمْ لِلزَّكَوٰةِ فَٰعِلُونَ
Müminler kurtuluşa ermiştir. Onlar namazlarında saygı içindedir. Boş şeylerden yüz çevirirler. Zekâtı verirler.
Kurtuluşa erenlerin nitelikleri sıralanırken zekât dördüncü sırada anılır.
Meryem suresi, 30-31. ayet
قَالَ إِنِّى عَبْدُ ٱللَّهِ ءَاتَىٰنِىَ ٱلْكِتَٰبَ وَجَعَلَنِى نَبِيًّا وَجَعَلَنِى مُبَارَكًا أَيْنَ مَا كُنتُ وَأَوْصَٰنِى بِٱلصَّلَوٰةِ وَٱلزَّكَوٰةِ مَا دُمْتُ حَيًّا
Çocuk dedi ki: "Ben Allah'ın kuluyum. Bana kitabı verdi ve beni peygamber yaptı. Nerede olursam olayım beni bereketli kıldı ve yaşadığım sürece bana namazı ve zekâtı emretti.
Konuşan Hz. Îsâ'dır. Namaz ve zekât, yalnız son ümmete özgü bir uygulama olarak anılmaz.
Arapça Kur’an metni Tanzil Project tarafından hazırlanmıştır (Uthmani imlası, sürüm 1.1). Lisans: Creative Commons Attribution 3.0 —tanzil.net
Zekât neredeyse hiç yalnız geçmez
Kur'an'da belirlilik ekiyle "ez-zekât" biçimi yirmi sekiz yerde geçer ve bunların büyük çoğunluğunda hemen yanında namaz bulunur: "namazı kılın, zekâtı verin."
Bu eşleşme rastlantısal bir üslup tercihi gibi görünmez; iki yükümlülük aynı cümlede, aynı emir kipiyle kurulur.
Bakara 277, Beyyine 5 ve Mü'minûn 1-4 aynı yapıyı farklı bağlamlarda tekrarlar. Zekât bu dizilişte bir bağış değil, ibadetin bir parçası olarak anılır.
Kimlere verileceğini sayan tek ayet
Tevbe 60, zekâtın kimlere ait olduğunu sayan tek ayettir ve sekiz sınıf sıralar: yoksullar, düşkünler, toplama işinde çalışanlar, kalpleri ısındırılacaklar, köleler, borçlular, Allah yolunda olanlar ve yolda kalmışlar.
Ayetin dikkat çeken yanı, listeyi bir tavsiye olarak değil bir aidiyet olarak kurmasıdır: sadakalar "ancak" bunlara aittir.
Sonunda konan kayıt da aynı yöndedir: "Allah'tan bir yükümlülük olarak." Yani liste, verenin takdirine bırakılmış bir tercih listesi değildir.
Bu sınıfların günümüz karşılıklarının nasıl belirleneceği fıkhî bir tartışmadır ve bu sayfanın kapsamı dışındadır.
Kelimenin kendisi: temizlenme ve artma
Zekât kelimesinin kökü, temizlenmek ve artmak anlamlarını birlikte taşır. Bu iki anlam Tevbe 103'te ayetin kendi ifadesiyle görünür: "onunla kendilerini temizler ve arındırırsın."
Rûm 39 aynı çifti tersinden kurar. Faizle verilenin "Allah katında artmadığı", zekât olarak verilenin ise arttığı söylenir.
Ayet böylece artmayı miktarın kendisine değil, verilişin yönüne bağlar.
Oran ve nisap Kur'an metninde geçmez
Kur'an zekâtı emreder, kime verileceğini Tevbe 60'ta sayar, ancak bir oran ya da alt sınır belirtmez.
Yaygın olarak bilinen kırkta bir oranı ve nisap miktarları Kur'an metninden değil, hadis ve fıkıh literatüründen gelir. Bu sayfa Kur'an metniyle sınırlıdır.
Hangi malın zekâta tabi olduğu, oranın nasıl hesaplandığı ve ödeme zamanı fıkhî hükümlerdir; bu konularda bir fıkıh kaynağına ya da yetkili bir mercie başvurulmalıdır.
Sık sorulan sorular
Zekât kimlere verilir?
Tevbe 60 sekiz sınıf sayar: yoksullar, düşkünler, zekât işinde çalışanlar, kalpleri ısındırılacaklar, köleler, borçlular, Allah yolunda olanlar ve yolda kalmışlar. Bu sınıfları sayan başka bir ayet yoktur.
Zekât oranı Kur'an'da geçer mi?
Hayır. Kur'an zekâtı emreder ve kime verileceğini bildirir, ancak oran ya da nisap belirtmez. Bu ayrıntılar hadis ve fıkıh kaynaklarından gelir.
Zekât ile sadaka ve infak aynı şey midir?
Kur'an'da "sadaka" kelimesi Tevbe 60'ta zekât karşılığında da kullanılır, ancak infak daha geniş bir vermeyi anlatır. İnfakla ilgili ayetler ayrı bir sayfada derlenmiştir.
Kaynaklar
- Kur’anTevbe 9:60 — Zekâtın verileceği sekiz sınıf
- Kur’anBakara 2:43, 2:110, 2:277 — Namaz ile birlikte anılması
- Kur’anTevbe 9:103 — Temizlenme ve arınma anlamı
- Kur’anRûm 30:39 — Faiz ile karşılaştırılması
- Kur’anBeyyine 98:5 — "Dosdoğru din" tanımı içinde
- Kur’anMeryem 19:31 — Hz. Îsâ'nın sözünde namaz ve zekât
Son güncelleme: