İsraf ile İlgili Ayetler

Kur’anBu sayfadaki bilgilerin ana kaynak seviyesi

Kur'an israfı tek başına yasaklamaz; karşısına cimriliği koyar ve ikisinin ortasını ister. Furkân 67 bunu açıkça söyler, İsrâ 29 ise bir elle anlatır: ne boynuna bağlı ne büsbütün açık.

  1. A'râf suresi, 31. ayet

    يَٰبَنِىٓ ءَادَمَ خُذُوا۟ زِينَتَكُمْ عِندَ كُلِّ مَسْجِدٍ وَكُلُوا۟ وَٱشْرَبُوا۟ وَلَا تُسْرِفُوٓا۟ إِنَّهُۥ لَا يُحِبُّ ٱلْمُسْرِفِينَ

    Ey Âdemoğulları! Her mescitte süsünüzü alın; yiyin, için ve israf etmeyin. Şüphesiz Allah israf edenleri sevmez.

    Yeme içme serbest bırakılıyor, sınır tek kelimeyle konuyor: israf etmeyin.

  2. Furkân suresi, 67. ayet

    وَٱلَّذِينَ إِذَآ أَنفَقُوا۟ لَمْ يُسْرِفُوا۟ وَلَمْ يَقْتُرُوا۟ وَكَانَ بَيْنَ ذَٰلِكَ قَوَامًا

    Onlar, harcadıklarında ne israf ne de cimrilik ederler; ikisinin arasında dengeli olurlar.

    İki uç aynı cümlede: ne israf ne cimrilik. Ölçü "ikisinin arası" olarak veriliyor.

  3. İsrâ suresi, 29. ayet

    وَلَا تَجْعَلْ يَدَكَ مَغْلُولَةً إِلَىٰ عُنُقِكَ وَلَا تَبْسُطْهَا كُلَّ ٱلْبَسْطِ فَتَقْعُدَ مَلُومًا مَّحْسُورًا

    Elini boynuna bağlı tutma; onu büsbütün de açma. Yoksa kınanmış ve elde avuçta bir şey kalmadan oturursun.

    Aynı denge bir el görüntüsüyle anlatılıyor; iki uç da olumsuz sonuçla bitiyor.

  4. İsrâ suresi, 26-27. ayet

    وَءَاتِ ذَا ٱلْقُرْبَىٰ حَقَّهُۥ وَٱلْمِسْكِينَ وَٱبْنَ ٱلسَّبِيلِ وَلَا تُبَذِّرْ تَبْذِيرًا إِنَّ ٱلْمُبَذِّرِينَ كَانُوٓا۟ إِخْوَٰنَ ٱلشَّيَٰطِينِ وَكَانَ ٱلشَّيْطَٰنُ لِرَبِّهِۦ كَفُورًا

    Akrabaya, yoksula ve yolda kalmışa hakkını ver; saçıp savurma. Şüphesiz saçıp savuranlar, şeytanların kardeşleridir. Şeytan ise Rabbine karşı çok nankördür.

    Saçıp savuranlar için ağır bir niteleme kullanılıyor: şeytanların kardeşleri.

  5. En'âm suresi, 141. ayet

    وَهُوَ ٱلَّذِىٓ أَنشَأَ جَنَّٰتٍ مَّعْرُوشَٰتٍ وَغَيْرَ مَعْرُوشَٰتٍ وَٱلنَّخْلَ وَٱلزَّرْعَ مُخْتَلِفًا أُكُلُهُۥ وَٱلزَّيْتُونَ وَٱلرُّمَّانَ مُتَشَٰبِهًا وَغَيْرَ مُتَشَٰبِهٍ كُلُوا۟ مِن ثَمَرِهِۦٓ إِذَآ أَثْمَرَ وَءَاتُوا۟ حَقَّهُۥ يَوْمَ حَصَادِهِۦ وَلَا تُسْرِفُوٓا۟ إِنَّهُۥ لَا يُحِبُّ ٱلْمُسْرِفِينَ

    Çardaklı ve çardaksız bağları, tadı farklı hurmayı ve ekini, zeytini ve narı, benzeyeni ve benzemeyeni var eden O'dur. Meyve verdiğinde meyvesinden yiyin ve hasat gününde hakkını verin. İsraf etmeyin; şüphesiz Allah israf edenleri sevmez.

    Hasat bağlamında; hakkın verilmesi emredilirken israf yine yasaklanıyor.

  6. Tâhâ suresi, 81. ayet

    كُلُوا۟ مِن طَيِّبَٰتِ مَا رَزَقْنَٰكُمْ وَلَا تَطْغَوْا۟ فِيهِ فَيَحِلَّ عَلَيْكُمْ غَضَبِى وَمَن يَحْلِلْ عَلَيْهِ غَضَبِى فَقَدْ هَوَىٰ

    Size verdiğimiz rızıkların temizlerinden yiyin ve bu konuda haddi aşmayın; yoksa üzerinize öfkem iner. Kimin üzerine öfkem inerse, düşmüş demektir.

    Rızkın temizinden yemek serbest, haddi aşmak yasak; sınır aynı cümlede.

  7. Nisâ suresi, 6. ayet

    وَٱبْتَلُوا۟ ٱلْيَتَٰمَىٰ حَتَّىٰٓ إِذَا بَلَغُوا۟ ٱلنِّكَاحَ فَإِنْ ءَانَسْتُم مِّنْهُمْ رُشْدًا فَٱدْفَعُوٓا۟ إِلَيْهِمْ أَمْوَٰلَهُمْ وَلَا تَأْكُلُوهَآ إِسْرَافًا وَبِدَارًا أَن يَكْبَرُوا۟ وَمَن كَانَ غَنِيًّا فَلْيَسْتَعْفِفْ وَمَن كَانَ فَقِيرًا فَلْيَأْكُلْ بِٱلْمَعْرُوفِ فَإِذَا دَفَعْتُمْ إِلَيْهِمْ أَمْوَٰلَهُمْ فَأَشْهِدُوا۟ عَلَيْهِمْ وَكَفَىٰ بِٱللَّهِ حَسِيبًا

    Yetimleri, evlenme çağına gelene kadar deneyin. Onlarda bir olgunluk görürseniz, mallarını kendilerine verin. Büyüyecekler diye onları israfla ve aceleyle yemeyin. Zengin olan çekinsin; yoksul olan uygun biçimde yesin. Mallarını kendilerine verdiğinizde, onlara karşı şahit tutun. Hesap görücü olarak Allah yeter.

    Yetim malı bağlamında; israf ve acele ile harcamak birlikte yasaklanıyor.

Arapça Kur’an metni Tanzil Project tarafından hazırlanmıştır (Uthmani imlası, sürüm 1.1). Lisans: Creative Commons Attribution 3.0 —tanzil.net

İsrafın karşısında cimrilik durur

Kur'an israfı yasaklarken karşısına başka bir uç koyar. Furkân 67 Rahmân'ın kullarını anlatırken şöyle der: "Onlar, harcadıklarında ne israf ne de cimrilik ederler; ikisinin arasında dengeli olurlar."

Üç kavram tek cümlededir: israf, cimrilik ve orta yol. Yani ölçü "az harcamak" değil, dengedir.

İsrâ 29 aynı dengeyi görsel bir benzetmeyle kurar: "Elini boynuna bağlı tutma; onu büsbütün de açma." İki uç da olumsuz bir sonuçla biter — biri kınanmak, diğeri elde avuçta bir şey kalmamak.

Bu yapı, israfı bir ahlak kuralı olmaktan çıkarıp bir ölçü meselesi hâline getirir.

Yasak yeme içmeye değil, haddi aşmaya

A'râf 31 sırayı dikkatle kurar: "yiyin, için ve israf etmeyin." Önce izin, sonra sınır gelir. Ayet yemeyi ya da süslenmeyi yasaklamaz — aynı cümlede "her mescitte süsünüzü alın" der.

Tâhâ 81 aynı yapıyı tekrarlar: rızkın temizlerinden yemek serbest, haddi aşmak yasaktır.

En'âm 141'de ise israf yasağı hasat ve hak verme bağlamında geçer; yani yalnız tüketimle değil, üretim ve paylaşımla da ilgilidir.

İsrâ 27 ise en sert nitelemeyi taşır: saçıp savuranlar "şeytanların kardeşleri" diye anılır. Ayetin hemen öncesi akrabaya, yoksula ve yolda kalmışa hakkını vermeyi emreder — yani savurganlık, verilmesi gereken yere verilmemesiyle birlikte anılır.

Sık sorulan sorular

Kur'an israfı nasıl tanımlar?

Tek başına değil, karşısına cimriliği koyarak. Furkân 25:67 "ne israf ne cimrilik, ikisinin arasında dengeli" der; İsrâ 17:29 aynı dengeyi el benzetmesiyle anlatır.

A'râf 31 yemeyi mi yasaklıyor?

Hayır. Ayet "yiyin, için ve israf etmeyin" der; aynı cümlede süslenmeye de izin verir. Yasak yeme içmeye değil, haddi aşmayadır.

Kaynaklar

  • Kur’an
    Furkân 25:67 — İsraf ve cimrilik arasındaki denge
  • Kur’an
    İsrâ 17:29 — El benzetmesiyle aynı denge
  • Kur’an
    A'râf 7:31 — "Yiyin, için ve israf etmeyin"
  • Kur’an
    İsrâ 17:26-27 — Saçıp savuranların nitelenmesi
  • Kur’an
    Tâhâ 20:81 — Rızıkta haddi aşmama

Son güncelleme: