Talâk Suresi
Talâk suresi 12 ayettir ve boşanma hükümlerini konu edinir. 2-3. ayetleri, rızık konusunda en çok anılan ayetlerdendir ve bu sitede rızık sayfalarının dayanağıdır.
- Sure numarası
- 65. sure
- Arapça adı
- الطلاق
- Ayet sayısı
- 12 ayet
- Nüzul yeri
- Medeni (Medine dönemi)
- Nüzul sırası
- 99.
- Cüz
- 28. cüz
- Ana konusu
- Boşanmanın usulü ve takvânın karşılığı
Adının anlamı
Talâk, boşanma anlamındadır. Kökün temel anlamı bağı çözmek, serbest bırakmaktır.
Temel temaları
- boşanma
- nafaka
- rızık
- kolaylık
Talâk suresi — Arapçası ve anlamı
Aşağıdaki Türkçe anlam bu siteye aittir; herhangi bir mealden alınmamıştır. Amacı ayetin ne dediğini açık Türkçeyle aktarmaktır, basılı bir mealin yerini tutmaz. Anlam metni Arapçanın karşılığı değil, karşılığının aktarımıdır — esas olan Arapça metindir.
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّبِىُّ إِذَا طَلَّقْتُمُ ٱلنِّسَآءَ فَطَلِّقُوهُنَّ لِعِدَّتِهِنَّ وَأَحْصُوا۟ ٱلْعِدَّةَ وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ رَبَّكُمْ لَا تُخْرِجُوهُنَّ مِنۢ بُيُوتِهِنَّ وَلَا يَخْرُجْنَ إِلَّآ أَن يَأْتِينَ بِفَٰحِشَةٍ مُّبَيِّنَةٍ وَتِلْكَ حُدُودُ ٱللَّهِ وَمَن يَتَعَدَّ حُدُودَ ٱللَّهِ فَقَدْ ظَلَمَ نَفْسَهُۥ لَا تَدْرِى لَعَلَّ ٱللَّهَ يُحْدِثُ بَعْدَ ذَٰلِكَ أَمْرًا
Ey Peygamber! Kadınları boşayacağınızda, iddetlerini gözeterek boşayın ve iddeti sayın. Rabbiniz olan Allah'a karşı sorumlu davranın. Apaçık bir hayâsızlık yapmadıkça onları evlerinden çıkarmayın; kendileri de çıkmasınlar. İşte bunlar Allah'ın sınırlarıdır. Kim Allah'ın sınırlarını aşarsa kendine zulmetmiş olur. Bilmezsin, belki Allah bundan sonra yeni bir durum ortaya çıkarır.
فَإِذَا بَلَغْنَ أَجَلَهُنَّ فَأَمْسِكُوهُنَّ بِمَعْرُوفٍ أَوْ فَارِقُوهُنَّ بِمَعْرُوفٍ وَأَشْهِدُوا۟ ذَوَىْ عَدْلٍ مِّنكُمْ وَأَقِيمُوا۟ ٱلشَّهَٰدَةَ لِلَّهِ ذَٰلِكُمْ يُوعَظُ بِهِۦ مَن كَانَ يُؤْمِنُ بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْـَٔاخِرِ وَمَن يَتَّقِ ٱللَّهَ يَجْعَل لَّهُۥ مَخْرَجًا
Sürelerinin sonuna vardıklarında ya onları iyilikle tutun ya da iyilikle ayırın. İçinizden adalet sahibi iki kişiyi şahit tutun ve şahitliği Allah için yapın. İşte bu, Allah'a ve ahiret gününe iman edene öğütlenendir. Kim Allah'a karşı sorumlu davranırsa, Allah ona bir çıkış yolu verir.
وَيَرْزُقْهُ مِنْ حَيْثُ لَا يَحْتَسِبُ وَمَن يَتَوَكَّلْ عَلَى ٱللَّهِ فَهُوَ حَسْبُهُۥٓ إِنَّ ٱللَّهَ بَٰلِغُ أَمْرِهِۦ قَدْ جَعَلَ ٱللَّهُ لِكُلِّ شَىْءٍ قَدْرًا
Ve onu ummadığı yerden rızıklandırır. Kim Allah'a tevekkül ederse O ona yeter. Şüphesiz Allah emrini yerine getirendir. Allah her şey için bir ölçü koymuştur.
وَٱلَّٰٓـِٔى يَئِسْنَ مِنَ ٱلْمَحِيضِ مِن نِّسَآئِكُمْ إِنِ ٱرْتَبْتُمْ فَعِدَّتُهُنَّ ثَلَٰثَةُ أَشْهُرٍ وَٱلَّٰٓـِٔى لَمْ يَحِضْنَ وَأُو۟لَٰتُ ٱلْأَحْمَالِ أَجَلُهُنَّ أَن يَضَعْنَ حَمْلَهُنَّ وَمَن يَتَّقِ ٱللَّهَ يَجْعَل لَّهُۥ مِنْ أَمْرِهِۦ يُسْرًا
Kadınlarınızdan âdetten kesilmiş olanların iddeti konusunda şüpheye düşerseniz, süreleri üç aydır; âdet görmeyenler de öyle. Hamile olanların süresi ise doğum yapmalarıdır. Kim Allah'a karşı sorumlu davranırsa, Allah işini kolaylaştırır.
ذَٰلِكَ أَمْرُ ٱللَّهِ أَنزَلَهُۥٓ إِلَيْكُمْ وَمَن يَتَّقِ ٱللَّهَ يُكَفِّرْ عَنْهُ سَيِّـَٔاتِهِۦ وَيُعْظِمْ لَهُۥٓ أَجْرًا
Bu, Allah'ın size indirdiği emridir. Kim Allah'a karşı sorumlu davranırsa, Allah onun kötülüklerini örter ve karşılığını büyütür.
أَسْكِنُوهُنَّ مِنْ حَيْثُ سَكَنتُم مِّن وُجْدِكُمْ وَلَا تُضَآرُّوهُنَّ لِتُضَيِّقُوا۟ عَلَيْهِنَّ وَإِن كُنَّ أُو۟لَٰتِ حَمْلٍ فَأَنفِقُوا۟ عَلَيْهِنَّ حَتَّىٰ يَضَعْنَ حَمْلَهُنَّ فَإِنْ أَرْضَعْنَ لَكُمْ فَـَٔاتُوهُنَّ أُجُورَهُنَّ وَأْتَمِرُوا۟ بَيْنَكُم بِمَعْرُوفٍ وَإِن تَعَاسَرْتُمْ فَسَتُرْضِعُ لَهُۥٓ أُخْرَىٰ
Onları, gücünüz ölçüsünde oturduğunuz yerde barındırın. Onları sıkıntıya sokmak için zarar vermeyin. Hamile iseler doğum yapıncaya kadar nafakalarını verin. Sizin için emzirirlerse ücretlerini verin ve aranızda uygun biçimde konuşup anlaşın. Zorlanırsanız çocuğu başkası emzirir.
لِيُنفِقْ ذُو سَعَةٍ مِّن سَعَتِهِۦ وَمَن قُدِرَ عَلَيْهِ رِزْقُهُۥ فَلْيُنفِقْ مِمَّآ ءَاتَىٰهُ ٱللَّهُ لَا يُكَلِّفُ ٱللَّهُ نَفْسًا إِلَّا مَآ ءَاتَىٰهَا سَيَجْعَلُ ٱللَّهُ بَعْدَ عُسْرٍ يُسْرًا
Geniş imkânı olan, imkânına göre harcasın. Rızkı daraltılmış olan da Allah'ın ona verdiğinden harcasın. Allah hiç kimseye verdiğinden fazlasını yüklemez. Allah zorluktan sonra bir kolaylık verecektir.
وَكَأَيِّن مِّن قَرْيَةٍ عَتَتْ عَنْ أَمْرِ رَبِّهَا وَرُسُلِهِۦ فَحَاسَبْنَٰهَا حِسَابًا شَدِيدًا وَعَذَّبْنَٰهَا عَذَابًا نُّكْرًا
Nice şehir halkı, Rabbinin ve elçilerinin emrinden çıktı; biz de onları çetin bir hesaba çektik ve görülmemiş bir azapla cezalandırdık.
فَذَاقَتْ وَبَالَ أَمْرِهَا وَكَانَ عَٰقِبَةُ أَمْرِهَا خُسْرًا
Yaptıklarının vebalini tattılar ve işlerinin sonu hüsran oldu.
أَعَدَّ ٱللَّهُ لَهُمْ عَذَابًا شَدِيدًا فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ يَٰٓأُو۟لِى ٱلْأَلْبَٰبِ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ قَدْ أَنزَلَ ٱللَّهُ إِلَيْكُمْ ذِكْرًا
Allah onlara şiddetli bir azap hazırlamıştır. Ey iman etmiş akıl sahipleri! Allah'a karşı sorumlu davranın. Allah size bir öğüt indirmiştir.
رَّسُولًا يَتْلُوا۟ عَلَيْكُمْ ءَايَٰتِ ٱللَّهِ مُبَيِّنَٰتٍ لِّيُخْرِجَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ مِنَ ٱلظُّلُمَٰتِ إِلَى ٱلنُّورِ وَمَن يُؤْمِنۢ بِٱللَّهِ وَيَعْمَلْ صَٰلِحًا يُدْخِلْهُ جَنَّٰتٍ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَآ أَبَدًا قَدْ أَحْسَنَ ٱللَّهُ لَهُۥ رِزْقًا
Size Allah'ın apaçık ayetlerini okuyan bir elçi; iman edip salih amel işleyenleri karanlıklardan aydınlığa çıkarsın diye. Kim Allah'a iman eder ve salih amel işlerse, Allah onu altlarından ırmaklar akan cennetlere koyar; orada sürekli kalacaklardır. Allah ona gerçekten güzel bir rızık vermiştir.
ٱللَّهُ ٱلَّذِى خَلَقَ سَبْعَ سَمَٰوَٰتٍ وَمِنَ ٱلْأَرْضِ مِثْلَهُنَّ يَتَنَزَّلُ ٱلْأَمْرُ بَيْنَهُنَّ لِتَعْلَمُوٓا۟ أَنَّ ٱللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ وَأَنَّ ٱللَّهَ قَدْ أَحَاطَ بِكُلِّ شَىْءٍ عِلْمًۢا
Allah, yedi göğü ve yerden de onların benzerini yaratandır. Emir bunlar arasında iner; bilesiniz ki Allah her şeye gücü yetendir ve Allah bilgisiyle her şeyi kuşatmıştır.
Arapça Kur’an metni Tanzil Project tarafından hazırlanmıştır (Uthmani imlası, sürüm 1.1). Lisans: Creative Commons Attribution 3.0 —tanzil.net
"Ummadığı yerden rızıklandırır" ayetinin bağlamı
2 ve 3. ayetler rızık konusunda en çok alıntılanan ayetlerdendir. Bağlamları ise çoğu zaman anılmaz: bu ayetler boşanma hükümlerinin ortasında yer alır.
Vaat bir şarta bağlıdır: "Kim Allah'a karşı sorumlu davranırsa." Buradaki takvâ soyut bir hâl değil, ayetin kendi konusundaki davranıştır — boşanma sürecinde sınırları gözetmek.
Klasik tefsirlerde bu bağlam korunur. Ayet, bir kişinin zor bir ayrılık sürecinde doğru davranması hâlinde açılacak bir çıkış yolundan söz eder.
Bu sitede rızık sayfalarında bu ayetler bağlamıyla birlikte verilir; sonuç garantisi olarak sunulmaz.
Takvânın dört karşılığı
Sure içinde "kim Allah'a karşı sorumlu davranırsa" kalıbı dört kez geçer ve her seferinde farklı bir karşılık bildirilir.
2. ayette çıkış yolu. 3. ayette ummadığı yerden rızık. 4. ayette işin kolaylaştırılması. 5. ayette kötülüklerin örtülmesi ve karşılığın büyütülmesi.
Klasik tefsirlerde bu tekrar üzerinde durulur: aynı şart, dört ayrı sonuçla anılır ve hiçbirinde belirli bir miktar veya zaman bildirilmez.
Ayrılıkta bile "iyilikle"
İkinci ayet iki seçeneği aynı kelimeyle niteler: iyilikle tutmak ya da iyilikle ayırmak.
Kullanılan kelime "ma'rûf"tur; bilinen, uygun görülen, örfe uygun olan anlamındadır.
Altıncı ayet bunu somutlaştırır: barındırma, zarar vermeme, nafaka ve emzirme ücreti. Yedinci ayet ise ölçüyü imkâna bağlar ve Bakara 286'daki ilkeyi tekrarlar: kimseye verdiğinden fazlası yüklenmez.
Sık sorulan sorular
"Ummadığı yerden rızıklandırır" ayeti hangi surededir?
Talâk suresi 3. ayettir. Ayet, 2. ayetteki "kim Allah'a karşı sorumlu davranırsa" şartının devamıdır ve boşanma hükümleri bağlamında yer alır.
Kaynaklar
- Kur’anTalâk 65:1-12 — Surenin metni
- Kur’anBakara 2:286 — Güç yetmeyecek yükün verilmemesi
- Kur’anBakara 2:229 — İyilikle tutma veya ayırma
Son güncelleme: