Tegâbün Suresi
Tegâbün suresi 18 ayettir ve adı "aldanışın ortaya çıkması" anlamına gelir. On birinci ayeti, musibet karşısında kalbin yönü hakkında Kur'an'ın en açık ifadelerinden biridir.
- Sure numarası
- 64. sure
- Arapça adı
- التغابن
- Ayet sayısı
- 18 ayet
- Nüzul yeri
- Medeni (Medine dönemi)
- Nüzul sırası
- 108.
- Cüz
- 28. cüz
- Ana konusu
- Musibet karşısında kalbin yönü ve aile imtihanı
Adının anlamı
Tegâbün, ğ-b-n kökünden gelir ve alışverişte aldanmak anlamındadır. Kıyamet günü, kimin aldandığının ortaya çıkacağı gün olarak bu adla anılır.
Temel temaları
- musibet
- aile
- infak
- tevekkül
Tegâbün suresi — Arapçası ve anlamı
Aşağıdaki Türkçe anlam bu siteye aittir; herhangi bir mealden alınmamıştır. Amacı ayetin ne dediğini açık Türkçeyle aktarmaktır, basılı bir mealin yerini tutmaz. Anlam metni Arapçanın karşılığı değil, karşılığının aktarımıdır — esas olan Arapça metindir.
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
يُسَبِّحُ لِلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ لَهُ ٱلْمُلْكُ وَلَهُ ٱلْحَمْدُ وَهُوَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ
Göklerde ve yerde ne varsa Allah'ı tesbih etmektedir. Mülk O'nundur, hamd O'nadır. O her şeye gücü yetendir.
هُوَ ٱلَّذِى خَلَقَكُمْ فَمِنكُمْ كَافِرٌ وَمِنكُم مُّؤْمِنٌ وَٱللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ
Sizi yaratan O'dur. İçinizden kimi inkâr eder, kimi iman eder. Allah yaptıklarınızı görmektedir.
خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ بِٱلْحَقِّ وَصَوَّرَكُمْ فَأَحْسَنَ صُوَرَكُمْ وَإِلَيْهِ ٱلْمَصِيرُ
Gökleri ve yeri gerçek üzere yarattı; size biçim verdi ve biçimlerinizi güzel yaptı. Dönüş O'nadır.
يَعْلَمُ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَيَعْلَمُ مَا تُسِرُّونَ وَمَا تُعْلِنُونَ وَٱللَّهُ عَلِيمٌۢ بِذَاتِ ٱلصُّدُورِ
Göklerde ve yerde olanı bilir; gizlediğinizi de açığa vurduğunuzu da bilir. Allah göğüslerde olanı bilendir.
أَلَمْ يَأْتِكُمْ نَبَؤُا۟ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِن قَبْلُ فَذَاقُوا۟ وَبَالَ أَمْرِهِمْ وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ
Daha önce inkâr edip de yaptıklarının vebalini tadanların haberi size gelmedi mi? Onlar için acı bir azap vardır.
ذَٰلِكَ بِأَنَّهُۥ كَانَت تَّأْتِيهِمْ رُسُلُهُم بِٱلْبَيِّنَٰتِ فَقَالُوٓا۟ أَبَشَرٌ يَهْدُونَنَا فَكَفَرُوا۟ وَتَوَلَّوا۟ وَّٱسْتَغْنَى ٱللَّهُ وَٱللَّهُ غَنِىٌّ حَمِيدٌ
Bu, elçileri onlara apaçık delillerle geldiğinde "Bize bir insan mı yol gösterecek?" demeleri yüzündendir. İnkâr ettiler ve yüz çevirdiler. Allah'ın da hiçbir şeye ihtiyacı yoktur. Allah zengindir, övgüye layıktır.
زَعَمَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا۟ أَن لَّن يُبْعَثُوا۟ قُلْ بَلَىٰ وَرَبِّى لَتُبْعَثُنَّ ثُمَّ لَتُنَبَّؤُنَّ بِمَا عَمِلْتُمْ وَذَٰلِكَ عَلَى ٱللَّهِ يَسِيرٌ
İnkâr edenler, asla diriltilmeyeceklerini sandılar. De ki: Hayır, Rabbime yemin ederim ki mutlaka diriltileceksiniz; sonra yaptıklarınız size haber verilecektir. Bu, Allah'a kolaydır.
فَـَٔامِنُوا۟ بِٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ وَٱلنُّورِ ٱلَّذِىٓ أَنزَلْنَا وَٱللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرٌ
Öyleyse Allah'a, elçisine ve indirdiğimiz nura iman edin. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.
يَوْمَ يَجْمَعُكُمْ لِيَوْمِ ٱلْجَمْعِ ذَٰلِكَ يَوْمُ ٱلتَّغَابُنِ وَمَن يُؤْمِنۢ بِٱللَّهِ وَيَعْمَلْ صَٰلِحًا يُكَفِّرْ عَنْهُ سَيِّـَٔاتِهِۦ وَيُدْخِلْهُ جَنَّٰتٍ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَآ أَبَدًا ذَٰلِكَ ٱلْفَوْزُ ٱلْعَظِيمُ
Toplanma günü için sizi bir araya getireceği gün; işte o, aldanışın ortaya çıktığı gündür. Kim Allah'a iman eder ve salih amel işlerse, Allah onun kötülüklerini örter ve onu altlarından ırmaklar akan cennetlere koyar; orada sürekli kalacaklardır. İşte büyük kurtuluş budur.
وَٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَكَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَآ أُو۟لَٰٓئِكَ أَصْحَٰبُ ٱلنَّارِ خَٰلِدِينَ فِيهَا وَبِئْسَ ٱلْمَصِيرُ
İnkâr edip ayetlerimizi yalanlayanlar ise ateşin halkıdır; orada sürekli kalacaklardır. Ne kötü bir dönüş yeri!
مَآ أَصَابَ مِن مُّصِيبَةٍ إِلَّا بِإِذْنِ ٱللَّهِ وَمَن يُؤْمِنۢ بِٱللَّهِ يَهْدِ قَلْبَهُۥ وَٱللَّهُ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلِيمٌ
Allah'ın izni olmadan hiçbir musibet başa gelmez. Kim Allah'a iman ederse, O onun kalbine yol gösterir. Allah her şeyi bilendir.
وَأَطِيعُوا۟ ٱللَّهَ وَأَطِيعُوا۟ ٱلرَّسُولَ فَإِن تَوَلَّيْتُمْ فَإِنَّمَا عَلَىٰ رَسُولِنَا ٱلْبَلَٰغُ ٱلْمُبِينُ
Allah'a itaat edin, elçiye de itaat edin. Yüz çevirirseniz, elçimize düşen yalnızca apaçık tebliğdir.
ٱللَّهُ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ وَعَلَى ٱللَّهِ فَلْيَتَوَكَّلِ ٱلْمُؤْمِنُونَ
Allah; O'ndan başka ilah yoktur. Müminler yalnız Allah'a tevekkül etsinler.
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِنَّ مِنْ أَزْوَٰجِكُمْ وَأَوْلَٰدِكُمْ عَدُوًّا لَّكُمْ فَٱحْذَرُوهُمْ وَإِن تَعْفُوا۟ وَتَصْفَحُوا۟ وَتَغْفِرُوا۟ فَإِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
Ey iman edenler! Eşlerinizden ve çocuklarınızdan size düşman olanlar da vardır; onlardan sakının. Affeder, hoş görür ve bağışlarsanız, şüphesiz Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir.
إِنَّمَآ أَمْوَٰلُكُمْ وَأَوْلَٰدُكُمْ فِتْنَةٌ وَٱللَّهُ عِندَهُۥٓ أَجْرٌ عَظِيمٌ
Mallarınız ve çocuklarınız ancak bir imtihandır. Büyük ecir ise Allah katındadır.
فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ مَا ٱسْتَطَعْتُمْ وَٱسْمَعُوا۟ وَأَطِيعُوا۟ وَأَنفِقُوا۟ خَيْرًا لِّأَنفُسِكُمْ وَمَن يُوقَ شُحَّ نَفْسِهِۦ فَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْمُفْلِحُونَ
Öyleyse gücünüz yettiğince Allah'a karşı sorumlu davranın; dinleyin, itaat edin ve kendiniz için hayır olarak harcayın. Kim nefsinin cimriliğinden korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.
إِن تُقْرِضُوا۟ ٱللَّهَ قَرْضًا حَسَنًا يُضَٰعِفْهُ لَكُمْ وَيَغْفِرْ لَكُمْ وَٱللَّهُ شَكُورٌ حَلِيمٌ
Allah'a güzel bir ödünç verirseniz, O bunu sizin için kat kat artırır ve sizi bağışlar. Allah çok şükür kabul edendir, halîmdir.
عَٰلِمُ ٱلْغَيْبِ وَٱلشَّهَٰدَةِ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ
Gizliyi ve açığı bilendir; güçlüdür, hikmet sahibidir.
Arapça Kur’an metni Tanzil Project tarafından hazırlanmıştır (Uthmani imlası, sürüm 1.1). Lisans: Creative Commons Attribution 3.0 —tanzil.net
Musibetten sonra kalbe yol gösterilmesi
On birinci ayet iki cümleden oluşur ve ikisi arasındaki bağ dikkat çekicidir.
Birinci cümle musibetin izinle geldiğini bildirir. İkinci cümle bir sonuç ekler: "Kim Allah'a iman ederse, O onun kalbine yol gösterir."
Klasik tefsirlerde bu ikinci cümle üzerinde durulur. Vaat edilen şey musibetin kalkması değil, kalbin yön bulmasıdır. Aynı çerçeve bu sitede huzur ayetleri temasında da işlenmiştir.
Ayet 13. ayetle tamamlanır: "Müminler yalnız Allah'a tevekkül etsinler."
Ailede sakınma ve affetme aynı ayette
On dördüncü ayet önce bir uyarı verir: eşlerden ve çocuklardan düşman olanlar da olabilir.
Ardından beklenmedik bir yön değişikliği gelir: "Affeder, hoş görür ve bağışlarsanız..." Üç fiil sıralanır ve ayet bağışlama ve merhametle biter.
Klasik tefsirlerde bu yapı üzerinde durulur: uyarı ile af aynı ayette yan yana durur. Sakınmak, ilişkiyi kesmek anlamına gelmez.
On beşinci ayet ise Kehf 46 ile aynı çerçeveyi kurar: mal ve çocuklar imtihandır.
Kaynaklar
- Kur’anTegâbün 64:1-18 — Surenin metni
- Kur’anKehf 18:46 — Mal ve çocukların süs olması
- Kur’anHadîd 57:22 — Musibetin önceden yazılmış olması
Son güncelleme: