Tahrîm Suresi

Kur’anBu sayfadaki bilgilerin ana kaynak seviyesi

Tahrîm suresi 12 ayettir. Sekizinci ayeti nasûh tövbeyi emreder; son üç ayeti ise üç kadını örnek olarak anar ve ölçünün yakınlık değil tutum olduğunu gösterir.

Sure numarası
66. sure
Arapça adı
التحريم
Ayet sayısı
12 ayet
Nüzul yeri
Medeni (Medine dönemi)
Nüzul sırası
107.
Cüz
28. cüz
Ana konusu
Nasûh tövbe ve örnek olarak anılan kadınlar

Adının anlamı

Tahrîm, h-r-m kökünden gelir ve yasaklamak anlamındadır. Sure adını ilk ayetteki "neden kendine yasaklıyorsun" sorusundan alır.

Temel temaları

  • tövbe
  • aile
  • örneklik

Tahrîm suresi — Arapçası ve anlamı

Aşağıdaki Türkçe anlam bu siteye aittir; herhangi bir mealden alınmamıştır. Amacı ayetin ne dediğini açık Türkçeyle aktarmaktır, basılı bir mealin yerini tutmaz. Anlam metni Arapçanın karşılığı değil, karşılığının aktarımıdır — esas olan Arapça metindir.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

  1. يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّبِىُّ لِمَ تُحَرِّمُ مَآ أَحَلَّ ٱللَّهُ لَكَ تَبْتَغِى مَرْضَاتَ أَزْوَٰجِكَ وَٱللَّهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

    Ey Peygamber! Eşlerinin hoşnutluğunu arayarak, Allah'ın sana helal kıldığını neden kendine yasaklıyorsun? Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir.

  2. قَدْ فَرَضَ ٱللَّهُ لَكُمْ تَحِلَّةَ أَيْمَٰنِكُمْ وَٱللَّهُ مَوْلَىٰكُمْ وَهُوَ ٱلْعَلِيمُ ٱلْحَكِيمُ

    Allah, yeminlerinizi çözmenizi size meşru kılmıştır. Allah sizin yardımcınızdır. O bilendir, hikmet sahibidir.

  3. وَإِذْ أَسَرَّ ٱلنَّبِىُّ إِلَىٰ بَعْضِ أَزْوَٰجِهِۦ حَدِيثًا فَلَمَّا نَبَّأَتْ بِهِۦ وَأَظْهَرَهُ ٱللَّهُ عَلَيْهِ عَرَّفَ بَعْضَهُۥ وَأَعْرَضَ عَنۢ بَعْضٍ فَلَمَّا نَبَّأَهَا بِهِۦ قَالَتْ مَنْ أَنۢبَأَكَ هَٰذَا قَالَ نَبَّأَنِىَ ٱلْعَلِيمُ ٱلْخَبِيرُ

    Hani Peygamber, eşlerinden birine gizlice bir söz söylemişti. O bunu haber verince ve Allah da bunu ona bildirince, bir kısmını açıklamış, bir kısmından vazgeçmişti. Bunu ona haber verince, "Bunu sana kim bildirdi?" dedi. "Bana her şeyi bilen, her şeyden haberdar olan bildirdi" dedi.

  4. إِن تَتُوبَآ إِلَى ٱللَّهِ فَقَدْ صَغَتْ قُلُوبُكُمَا وَإِن تَظَٰهَرَا عَلَيْهِ فَإِنَّ ٱللَّهَ هُوَ مَوْلَىٰهُ وَجِبْرِيلُ وَصَٰلِحُ ٱلْمُؤْمِنِينَ وَٱلْمَلَٰٓئِكَةُ بَعْدَ ذَٰلِكَ ظَهِيرٌ

    Eğer ikiniz Allah'a tövbe ederseniz — çünkü kalpleriniz eğrilmişti — ne iyi. Ona karşı birbirinize arka çıkarsanız, şüphesiz onun dostu Allah'tır; Cebrâil de, salih müminler de. Bunun ardından melekler de ona arka çıkar.

  5. عَسَىٰ رَبُّهُۥٓ إِن طَلَّقَكُنَّ أَن يُبْدِلَهُۥٓ أَزْوَٰجًا خَيْرًا مِّنكُنَّ مُسْلِمَٰتٍ مُّؤْمِنَٰتٍ قَٰنِتَٰتٍ تَٰٓئِبَٰتٍ عَٰبِدَٰتٍ سَٰٓئِحَٰتٍ ثَيِّبَٰتٍ وَأَبْكَارًا

    Sizi boşarsa, Rabbi ona sizin yerinize sizden daha hayırlı eşler verebilir: teslim olan, iman eden, gönülden itaat eden, tövbe eden, kulluk eden, oruç tutan; dul ve bâkire kadınlar.

  6. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ قُوٓا۟ أَنفُسَكُمْ وَأَهْلِيكُمْ نَارًا وَقُودُهَا ٱلنَّاسُ وَٱلْحِجَارَةُ عَلَيْهَا مَلَٰٓئِكَةٌ غِلَاظٌ شِدَادٌ لَّا يَعْصُونَ ٱللَّهَ مَآ أَمَرَهُمْ وَيَفْعَلُونَ مَا يُؤْمَرُونَ

    Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun. Onun başında, Allah'ın kendilerine verdiği emre karşı gelmeyen ve emredildiklerini yapan sert ve güçlü melekler vardır.

  7. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لَا تَعْتَذِرُوا۟ ٱلْيَوْمَ إِنَّمَا تُجْزَوْنَ مَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ

    Ey gerçeği örtenler! Bugün mazeret ileri sürmeyin; ancak yaptıklarınızın karşılığını görüyorsunuz.

  8. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ تُوبُوٓا۟ إِلَى ٱللَّهِ تَوْبَةً نَّصُوحًا عَسَىٰ رَبُّكُمْ أَن يُكَفِّرَ عَنكُمْ سَيِّـَٔاتِكُمْ وَيُدْخِلَكُمْ جَنَّٰتٍ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ يَوْمَ لَا يُخْزِى ٱللَّهُ ٱلنَّبِىَّ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مَعَهُۥ نُورُهُمْ يَسْعَىٰ بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَبِأَيْمَٰنِهِمْ يَقُولُونَ رَبَّنَآ أَتْمِمْ لَنَا نُورَنَا وَٱغْفِرْ لَنَآ إِنَّكَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ

    Ey iman edenler! Allah'a içten bir tövbe ile tövbe edin. Umulur ki Rabbiniz kötülüklerinizi örter ve sizi altlarından ırmaklar akan cennetlere koyar. O gün Allah, Peygamber'i ve onunla beraber iman edenleri utandırmaz. Nurları önlerinde ve sağlarında koşar; derler ki: "Rabbimiz! Nurumuzu tamamla ve bizi bağışla. Şüphesiz sen her şeye gücü yetensin."

  9. يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّبِىُّ جَٰهِدِ ٱلْكُفَّارَ وَٱلْمُنَٰفِقِينَ وَٱغْلُظْ عَلَيْهِمْ وَمَأْوَىٰهُمْ جَهَنَّمُ وَبِئْسَ ٱلْمَصِيرُ

    Ey Peygamber! Gerçeği örtenlerle ve münafıklarla mücadele et; onlara karşı sert davran. Varacakları yer cehennemdir. Ne kötü bir dönüş yeri!

  10. ضَرَبَ ٱللَّهُ مَثَلًا لِّلَّذِينَ كَفَرُوا۟ ٱمْرَأَتَ نُوحٍ وَٱمْرَأَتَ لُوطٍ كَانَتَا تَحْتَ عَبْدَيْنِ مِنْ عِبَادِنَا صَٰلِحَيْنِ فَخَانَتَاهُمَا فَلَمْ يُغْنِيَا عَنْهُمَا مِنَ ٱللَّهِ شَيْـًٔا وَقِيلَ ٱدْخُلَا ٱلنَّارَ مَعَ ٱلدَّٰخِلِينَ

    Allah, inkâr edenlere Nûh'un karısı ile Lût'un karısını örnek verdi. İkisi de salih kullarımızdan iki kulun nikâhı altındaydı; onlara ihanet ettiler. Kocaları, Allah'tan gelecek hiçbir şeyi onlardan savamadı. Onlara "Girenlerle birlikte ateşe girin" denildi.

  11. وَضَرَبَ ٱللَّهُ مَثَلًا لِّلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱمْرَأَتَ فِرْعَوْنَ إِذْ قَالَتْ رَبِّ ٱبْنِ لِى عِندَكَ بَيْتًا فِى ٱلْجَنَّةِ وَنَجِّنِى مِن فِرْعَوْنَ وَعَمَلِهِۦ وَنَجِّنِى مِنَ ٱلْقَوْمِ ٱلظَّٰلِمِينَ

    Allah, iman edenlere de Firavun'un karısını örnek verdi. Hani demişti ki: "Rabbim! Bana katında, cennette bir ev yap. Beni Firavun'dan ve onun yaptıklarından kurtar. Beni zalim topluluktan kurtar."

  12. وَمَرْيَمَ ٱبْنَتَ عِمْرَٰنَ ٱلَّتِىٓ أَحْصَنَتْ فَرْجَهَا فَنَفَخْنَا فِيهِ مِن رُّوحِنَا وَصَدَّقَتْ بِكَلِمَٰتِ رَبِّهَا وَكُتُبِهِۦ وَكَانَتْ مِنَ ٱلْقَٰنِتِينَ

    Ve iffetini korumuş olan İmrân kızı Meryem'i. Biz ona ruhumuzdan üfledik. O, Rabbinin sözlerini ve kitaplarını doğruladı ve gönülden itaat edenlerden oldu.

Arapça Kur’an metni Tanzil Project tarafından hazırlanmıştır (Uthmani imlası, sürüm 1.1). Lisans: Creative Commons Attribution 3.0 —tanzil.net

Üç kadın, tek ölçü

Son üç ayet üç kadını örnek olarak anar ve tabloyu simetrik kurar.

İki peygamber eşi olumsuz örnek olarak anılır; yakınlık onları kurtarmaz. Bir zalimin eşi olumlu örnek olarak anılır; yakınlık onu bağlamaz. Üçüncüsü Hz. Meryem'dir.

Klasik tefsirlerde bu simetri üzerinde durulur: ölçü kimin yanında bulunmak değil, kişinin kendi tutumudur.

Onuncu ayetteki "kocaları hiçbir şeyi savamadı" ifadesi bu okumayı açıkça destekler. Hz. Meryem bu sitede isim sayfasında da ele alınmaktadır.

Nasûh tövbe

Sekizinci ayet tövbeyi bir nitelemeyle emreder: "nasûh."

Kelime n-s-h kökündendir; samimiyet ve öğüt anlamı taşır, nasihat kelimesi de aynı köktendir. Klasik kaynaklarda bu nitelemenin tövbenin şartlarını topladığı belirtilir: pişmanlık, terk ve tekrar etmeme kararı.

Ayetin devamındaki dua dikkat çekicidir: "Rabbimiz! Nurumuzu tamamla ve bizi bağışla." Yani tövbe edenler nurun kaldırılmasından değil, tamamlanmasından söz eder.

Tövbe bu sitede ayrı bir kavram sayfasında ele alınmaktadır.

Önce kendini

Altıncı ayet iki emri sırayla verir: "Kendinizi ve ailenizi... koruyun."

Klasik tefsirlerde bu sıralama üzerinde durulur; koruma önce kişinin kendisiyle başlar. Aynı sıra bu sitede aile ayetleri temasında da ele alınmıştır.

Kaynaklar

  • Kur’an
    Tahrîm 66:1-12 — Surenin metni
  • Kur’an
    Âl-i İmrân 3:42 — Hz. Meryem hakkında
  • Kur’an
    Kasas 28:9 — Firavun'un eşi hakkında

Son güncelleme: