Hediye ve İkram ile İlgili Hadisler
Buhârî Sahîh’inde hediyeye ve bağışa ayrı bir kitâb ayırır: Kitâbü’l-Hibe. Aşağıdaki on beş hadis o bölümden seçilmiştir — azı küçümsememek, çağrıya gitmek, hediyeyi kabul edip karşılığını vermek, komşuya öncelik ve geri çevirmek gerektiğinde sebebini söylemek. Hibenin hükmüne dair meseleler fıkhın alanıdır; bu sayfa onları karara bağlamaz.
Hadisler
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عَدِيٍّ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ سُلَيْمَانَ، عَنْ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لَوْ دُعِيتُ إِلَى ذِرَاعٍ أَوْ كُرَاعٍ لأَجَبْتُ، وَلَوْ أُهْدِيَ إِلَىَّ ذِرَاعٌ أَوْ كُرَاعٌ لَقَبِلْتُ ".
Ebû Hüreyre’den: Peygamber şöyle buyurdu: "Bir kol ya da bir paça için çağrılsam davete giderdim; bana bir kol ya da bir paça hediye edilse kabul ederdim."
Zirâ’ (ön kol) ve kurâ’ (paça) bir koyunun en mütevazı parçalarıdır. Cümle iki yönü birden söyler: hem çağıran hem veren için ölçü, ikramın büyüklüğü değildir. Rivayet hibenin azına ayrılan bâbda geçer.
Sahih hadisBuhârî, Hibe 2
حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ مَخْلَدٍ، حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ بِلاَلٍ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبُو طَوَالَةَ ـ اسْمُهُ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ ـ قَالَ سَمِعْتُ أَنَسًا ـ رضى الله عنه ـ يَقُولُ أَتَانَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي دَارِنَا هَذِهِ، فَاسْتَسْقَى، فَحَلَبْنَا لَهُ شَاةً لَنَا، ثُمَّ شُبْتُهُ مِنْ مَاءِ بِئْرِنَا هَذِهِ، فَأَعْطَيْتُهُ وَأَبُو بَكْرٍ عَنْ يَسَارِهِ، وَعُمَرُ تُجَاهَهُ وَأَعْرَابِيٌّ عَنْ يَمِينِهِ فَلَمَّا فَرَغَ قَالَ عُمَرُ هَذَا أَبُو بَكْرٍ. فَأَعْطَى الأَعْرَابِيَّ، ثُمَّ قَالَ " الأَيْمَنُونَ، الأَيْمَنُونَ، أَلاَ فَيَمِّنُوا ". قَالَ أَنَسٌ فَهْىَ سُنَّةٌ فَهْىَ سُنَّةٌ. ثَلاَثَ مَرَّاتٍ.
Enes şöyle dedi: Allah Resûlü şu evimizde bize geldi ve su istedi. Kendi koyunumuzu onun için sağdık, sütü şu kuyumuzun suyuyla karıştırdım ve ona verdim. Ebû Bekir solunda, Ömer karşısında, bir bedevî de sağındaydı. İçmeyi bitirince Ömer, "İşte Ebû Bekir!" dedi. Peygamber ise kabı bedevîye verdi ve "Sağdakiler, sağdakiler! Haydi sağdan başlayın" buyurdu. Enes, "İşte sünnet budur, işte sünnet budur" dedi; bunu üç kez söyledi.
Rivayetin ilk yarısı ev sahibinin ikramıdır: gelen kişi su isteyince koyun sağılır ve süt suyla karıştırılıp sunulur. İkinci yarısı o ikramın nasıl dağıtıldığını anlatır. Ömer sırayı mevkiye göre düşünür, Peygamber oturma düzenine bırakır. Son cümle râvinin kendi değerlendirmesidir.
Sahih hadisBuhârî, Hibe 4
حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ هِشَامِ بْنِ زَيْدِ بْنِ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، عَنْ أَنَسٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ أَنْفَجْنَا أَرْنَبًا بِمَرِّ الظَّهْرَانِ، فَسَعَى الْقَوْمُ فَلَغَبُوا، فَأَدْرَكْتُهَا فَأَخَذْتُهَا، فَأَتَيْتُ بِهَا أَبَا طَلْحَةَ فَذَبَحَهَا، وَبَعَثَ بِهَا إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِوَرِكِهَا ـ أَوْ فَخِذَيْهَا قَالَ فَخِذَيْهَا لاَ شَكَّ فِيهِ ـ فَقَبِلَهُ. قُلْتُ وَأَكَلَ مِنْهُ قَالَ وَأَكَلَ مِنْهُ. ثُمَّ قَالَ بَعْدُ قَبِلَهُ.
Enes şöyle dedi: Merrüzzahrân’da bir tavşan ürkütüp kaldırdık. Topluluk peşinden koştu ve yoruldu; ben ona yetişip yakaladım. Onu Ebû Talha’ya getirdim, o da kesti ve but tarafını — yahut iki uyluğunu — Allah Resûlü’ne gönderdi; Peygamber onu kabul etti. Râvi, "Ondan yedi mi?" diye sordu; "Yedi" dedi.
Hediye yolda hazırlanmış bir av etidir ve tamamı değil bir parçası gönderilmiştir. Rivayetin kaydettiği şey hediyenin kabul edilmesi ve yenmesidir; avın hükmüne dair bir tartışma taşımaz.
Sahih hadisBuhârî, Hibe 5
حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ مُوسَى، حَدَّثَنَا عَبْدَةُ، حَدَّثَنَا هِشَامٌ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ أَنَّ النَّاسَ، كَانُوا يَتَحَرَّوْنَ بِهَدَايَاهُمْ يَوْمَ عَائِشَةَ، يَبْتَغُونَ بِهَا ـ أَوْ يَبْتَغُونَ بِذَلِكَ ـ مَرْضَاةَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم.
Âişe’den: İnsanlar hediyelerini Âişe’nin gününe denk getirmeye çalışır, bununla Allah Resûlü’nün hoşnutluğunu gözetirlerdi.
Peygamber’in hanımları arasında sıra günü vardı; "Âişe’nin günü" bunu anlatır. Rivayet, verenlerin yalnız ne verdiklerini değil hediyeyi ne zaman ulaştıracaklarını da hesapladıklarını kaydeder.
Sahih hadisBuhârî, Hibe 7
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا غُنْدَرٌ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ أُتِيَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِلَحْمٍ فَقِيلَ تُصُدِّقَ عَلَى بَرِيرَةَ قَالَ " هُوَ لَهَا صَدَقَةٌ، وَلَنَا هَدِيَّةٌ ".
Enes b. Mâlik şöyle dedi: Peygamber’e et getirildi ve "Bu, Berîre’ye sadaka olarak verilmişti" denildi. Peygamber, "O, onun için sadakadır; bizim için hediyedir" buyurdu.
Aynı et elden ele geçerken adını değiştirir: Berîre’ye ulaşırken sadaka, oradan Peygamber’e geçerken hediyedir. Adı belirleyen malın kendisi değil, kimden kime geçtiğidir.
Sahih hadisBuhârî, Hibe 7
حَدَّثَنَا أَبُو مَعْمَرٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ، حَدَّثَنَا عَزْرَةُ بْنُ ثَابِتٍ الأَنْصَارِيُّ، قَالَ حَدَّثَنِي ثُمَامَةُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ دَخَلْتُ عَلَيْهِ فَنَاوَلَنِي طِيبًا، قَالَ كَانَ أَنَسٌ ـ رضى الله عنه ـ لاَ يَرُدُّ الطِّيبَ. قَالَ وَزَعَمَ أَنَسٌ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ لاَ يَرُدُّ الطِّيبَ.
Sümâme b. Abdullah şöyle dedi: Enes’in yanına girdim, bana koku uzattı. Enes kokuyu geri çevirmezdi; Peygamber’in de kokuyu geri çevirmediğini söylerdi.
Bâb başlığı geri çevrilmeyen hediyeyi konu eder. Râvinin anlattığı sıra dikkate değer: önce Enes’in kendi davranışını görür, sonra dayandığı rivayeti işitir.
Sahih hadisBuhârî, Hibe 9
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا عِيسَى بْنُ يُونُسَ، عَنْ هِشَامٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ قَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقْبَلُ الْهَدِيَّةَ وَيُثِيبُ عَلَيْهَا. لَمْ يَذْكُرْ وَكِيعٌ وَمُحَاضِرٌ عَنْ هِشَامٍ عَنْ أَبِيهِ عَنْ عَائِشَةَ.
Âişe’den: Allah Resûlü hediyeyi kabul eder ve karşılığını verirdi.
Tek cümle iki fiili birbirine bağlar: kabul etmek ve karşılık vermek. Rivayet karşılığın ne zaman ve ne ölçüde verileceğine dair bir şey söylemez.
Sahih hadisBuhârî, Hibe 11
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ أَبِي عِمْرَانَ الْجَوْنِيِّ، عَنْ طَلْحَةَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ ـ رَجُلٍ مِنْ بَنِي تَيْمِ بْنِ مُرَّةَ ـ عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ قَالَتْ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ، إِنَّ لِي جَارَيْنِ فَإِلَى أَيِّهِمَا أُهْدِي قَالَ " إِلَى أَقْرَبِهِمَا مِنْكِ بَابًا ".
Âişe şöyle dedi: "Ey Allah’ın Resûlü! İki komşum var; hangisine hediye edeyim?" dedim. "Kapısı sana en yakın olanına" buyurdu.
Soru kime öncelik verileceğidir; cevap ölçüyü kapıya bağlar. Yakınlık burada akrabalık ya da tanışıklık değil, fiilî komşuluktur.
Sahih hadisBuhârî, Hibe 16
حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ أَخْبَرَنِي عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُتْبَةَ، أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ أَخْبَرَهُ أَنَّهُ، سَمِعَ الصَّعْبَ بْنَ جَثَّامَةَ اللَّيْثِيَّ،، وَكَانَ، مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم يُخْبِرُ أَنَّهُ أَهْدَى لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حِمَارَ وَحْشٍ وَهْوَ بِالأَبْوَاءِ ـ أَوْ بِوَدَّانَ ـ وَهْوَ مُحْرِمٌ فَرَدَّهُ، قَالَ صَعْبٌ فَلَمَّا عَرَفَ فِي وَجْهِي رَدَّهُ هَدِيَّتِي قَالَ " لَيْسَ بِنَا رَدٌّ عَلَيْكَ، وَلَكِنَّا حُرُمٌ ".
Sa’b b. Cessâme el-Leysî, Allah Resûlü Ebvâ’da — yahut Veddân’da — iken ona bir yaban eşeği hediye etti; Peygamber ihramlı olduğu için onu geri çevirdi. Sa’b der ki: Hediyemi geri çevirmesinin yüzüme yansıdığını görünce şöyle buyurdu: "Seni geri çevirdiğimiz yok; ne var ki biz ihramlıyız."
Rivayetin asıl kaydettiği şey geri çevirmenin kendisi değil, sebebinin söylenmesidir: verenin yüzündeki değişiklik görülmüş ve açıklama yapılmıştır. İhramlının av etiyle ilgili hükmü fıkhın alanıdır; bu sayfa o meseleyi karara bağlamaz.
Sahih hadisBuhârî, Hibe 17
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، حَدَّثَنَا ابْنُ الْمُنْكَدِرِ، سَمِعْتُ جَابِرًا ـ رضى الله عنه ـ قَالَ قَالَ لِي النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " لَوْ جَاءَ مَالُ الْبَحْرَيْنِ أَعْطَيْتُكَ هَكَذَا ثَلاَثًا ". فَلَمْ يَقْدَمْ حَتَّى تُوُفِّيَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم، فَأَمَرَ أَبُو بَكْرٍ مُنَادِيًا فَنَادَى مَنْ كَانَ لَهُ عِنْدَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم عِدَةٌ أَوْ دَيْنٌ فَلْيَأْتِنَا. فَأَتَيْتُهُ فَقُلْتُ إِنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم وَعَدَنِي. فَحَثَى لِي ثَلاَثًا.
Câbir şöyle dedi: Peygamber bana, "Bahreyn’in malı gelseydi sana şöyle şöyle verirdim" dedi ve üç kez avuçladı. Mal gelmeden Peygamber vefat etti. Ebû Bekir bir münâdî görevlendirdi; o da "Peygamber’in yanında bir vaadi ya da alacağı olan bize gelsin" diye seslendi. Ona gittim ve "Peygamber bana söz vermişti" dedim. Bunun üzerine bana üç avuç verdi.
Söz veren vefat etmiş, söz düşmemiştir. Çağrıda vaat ile alacak yan yana anılır. Ödeme de söz verilirken gösterilen biçimde, avuçla yapılır.
Sahih hadisBuhârî, Hibe 18
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنِ ابْنِ أَبِي مُلَيْكَةَ، عَنِ الْمِسْوَرِ بْنِ مَخْرَمَةَ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ قَسَمَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَقْبِيَةً، وَلَمْ يُعْطِ مَخْرَمَةَ مِنْهَا شَيْئًا، فَقَالَ مَخْرَمَةُ يَا بُنَىَّ انْطَلِقْ بِنَا إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم. فَانْطَلَقْتُ مَعَهُ، فَقَالَ ادْخُلْ فَادْعُهُ لِي. قَالَ فَدَعَوْتُهُ لَهُ فَخَرَجَ إِلَيْهِ، وَعَلَيْهِ قَبَاءٌ مِنْهَا، فَقَالَ " خَبَأْنَا هَذَا لَكَ ". قَالَ فَنَظَرَ إِلَيْهِ، فَقَالَ رَضِيَ مَخْرَمَةُ.
Misver b. Mahreme şöyle dedi: Allah Resûlü kaftanlar paylaştırdı ve Mahreme’ye onlardan bir şey vermedi. Mahreme, "Yavrucuğum, bizi Allah Resûlü’ne götür" dedi; onunla gittim. "İçeri gir ve onu bana çağır" dedi. Çağırdım; Peygamber, üzerinde o kaftanlardan biri olduğu hâlde ona doğru çıktı ve "Bunu senin için saklamıştık" buyurdu. Mahreme kaftana baktı; rivayette bunun ardından "Mahreme razı oldu" denir.
Paylaştırmada dışarıda kalmış görünen kişi için ayrı bir pay ayrılmıştır; "senin için sakladık" cümlesi hediyenin kime gideceğinin önceden düşünüldüğünü gösterir. Son cümlenin Peygamber’e mi Mahreme’ye mi ait olduğu rivayetin lafzından kesin anlaşılmaz.
Sahih hadisBuhârî, Hibe 19
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا غُنْدَرٌ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ مُحَارِبٍ، سَمِعْتُ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ ـ رضى الله عنهما ـ يَقُولُ بِعْتُ مِنَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بَعِيرًا فِي سَفَرٍ، فَلَمَّا أَتَيْنَا الْمَدِينَةَ قَالَ " ائْتِ الْمَسْجِدَ فَصَلِّ رَكْعَتَيْنِ ". فَوَزَنَ ـ قَالَ شُعْبَةُ أُرَاهُ فَوَزَنَ لِي فَأَرْجَحَ، فَمَا زَالَ مِنْهَا شَىْءٌ حَتَّى أَصَابَهَا أَهْلُ الشَّأْمِ يَوْمَ الْحَرَّةِ.
Câbir b. Abdullah şöyle dedi: Bir yolculukta Peygamber’e bir deve sattım. Medine’ye vardığımızda bana, "Mescide git ve iki rekât namaz kıl" buyurdu. Sonra bedelini tarttı; Şu’be, râvinin "bana tartıp fazlasını verdi" dediğini sandığını kaydeder. O paradan bir miktarı bizde kaldı; Harre günü Şamlılar ona el koyuncaya kadar da elimizde durdu.
Bedel tartılırken fazlası verilmiştir ve rivayet bunu ayrıca kaydeder: ödemenin kendisinden ayrı, verenin kendi eklediği bir paydır. Sonda anılan Harre günü olaydan yıllar sonra Medine’de yaşanmış bir hadisedir ve burada yalnız zaman işareti olarak geçer.
Sahih hadisBuhârî, Hibe 23
حَدَّثَنَا ابْنُ مُقَاتِلٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ، أَخْبَرَنَا شُعْبَةُ، عَنْ سَلَمَةَ بْنِ كُهَيْلٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ أَخَذَ سِنًّا فَجَاءَ صَاحِبُهُ يَتَقَاضَاهُ فَقَالَ " إِنَّ لِصَاحِبِ الْحَقِّ مَقَالاً ". ثُمَّ قَضَاهُ أَفْضَلَ مِنْ سِنِّهِ وَقَالَ " أَفْضَلُكُمْ أَحْسَنُكُمْ قَضَاءً ".
Ebû Hüreyre’den: Peygamber belli yaşta bir deve almıştı. Sahibi gelip alacağını isteyince, "Hak sahibinin söyleyecek sözü vardır" buyurdu. Sonra ona kendi devesinden daha iyisini ödedi ve "Sizin en faziletliniz, ödemesi en güzel olanınızdır" buyurdu.
İki cümle birbirini tamamlar: önce alacağını isteyen kişinin konuşma hakkı teslim edilir, sonra ödeme aldığından iyisiyle yapılır. Rivayet ödeme sırasında verilen fazlayı anlatır; önceden şart koşulan bir fazlayı değil.
Sahih hadisBuhârî, Hibe 25
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ عَمْرٍو، عَنِ ابْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ أَنَّهُ كَانَ مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي سَفَرٍ فَكَانَ عَلَى بَكْرٍ لِعُمَرَ صَعْبٍ، فَكَانَ يَتَقَدَّمُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَيَقُولُ أَبُوهُ يَا عَبْدَ اللَّهِ لاَ يَتَقَدَّمِ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم أَحَدٌ. فَقَالَ لَهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " بِعْنِيهِ ". فَقَالَ عُمَرُ هُوَ لَكَ. فَاشْتَرَاهُ ثُمَّ قَالَ " هُوَ لَكَ يَا عَبْدَ اللَّهِ، فَاصْنَعْ بِهِ مَا شِئْتَ ".
İbn Ömer, bir yolculukta Peygamber’le birlikteydi ve Ömer’e ait huysuz bir devenin üzerindeydi; deve Peygamber’in önüne geçiyordu. Babası ona, "Ey Abdullah! Peygamber’in önüne kimse geçmesin" diyordu. Peygamber, "Onu bana sat" buyurdu. Ömer, "O senindir" dedi. Peygamber deveyi satın aldı, sonra "O senin ey Abdullah; onunla dilediğini yap" buyurdu.
Deve önce satın alınmış, sonra hediye edilmiştir; iki işlem birbirine karıştırılmaz. Ömer bedelsiz vermeyi teklif ettiği hâlde Peygamber bedelini ödemiştir.
Sahih hadisBuhârî, Hibe 25
حَدَّثَنَا عُبَيْدُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ هِشَامٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَسْمَاءَ بِنْتِ أَبِي بَكْرٍ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَتْ قَدِمَتْ عَلَىَّ أُمِّي وَهْىَ مُشْرِكَةٌ، فِي عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم، فَاسْتَفْتَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قُلْتُ {إِنَّ أُمِّي قَدِمَتْ} وَهْىَ رَاغِبَةٌ، أَفَأَصِلُ أُمِّي قَالَ " نَعَمْ صِلِي أُمَّكِ ".
Esmâ bint Ebû Bekir şöyle dedi: Allah Resûlü zamanında annem müşrik olduğu hâlde yanıma geldi. Allah Resûlü’ne danıştım ve "Annem geldi, benden bir şey umuyor; anneme iyilik edip bağımı sürdüreyim mi?" dedim. "Evet, annene iyilik et" buyurdu.
Soru, verilecek kişinin kim olduğuyla ilgilidir; cevap bağın sürdürülmesini inanç ortaklığına bağlamaz. Rivayette geçen "râgıbe" kelimesi klasik şerhlerde birden fazla biçimde okunmuştur ve rivayetin kendisi bir açıklama getirmez.
Sahih hadisBuhârî, Hibe 29
Hadislerin Arapça metni klasik hadis kaynaklarındandır. Türkçe anlam bu sitenin kendi metnidir ve basılı bir tercümenin yerini tutmaz; esas olan Arapça metindir.
Bu hadisler nasıl seçildi
Buradaki on beş rivayetin tamamı Sahîh-i Buhârî’nin hibeye ayırdığı kitâbdandır (Kitâbü’l-Hibe, 51. kitâb) ve her birinin bâb numarası kendi altında verilmiştir.
Elde bu bölümden kırk iki rivayet vardı; yirmi yedisi alınmadı. Bir kısmı aynı olayın başka bir bâbdaki naklidir: yaban eşeği hediyesi iki ayrı bâbda, satın alınan huysuz deve iki ayrı bâbda geçer ve her birinden yalnız biri alındı.
Dokuzu sitede başka sayfalarda zaten yayındaydı; havuz, sitede yayında olan bütün hadislerle matn düzeyinde ve yaklaşık olarak karşılaştırıldı. Komşu kadının bir koyun paçasını küçümsememesi ahlak sayfasında, sağdaki çocuğun payını bırakmaması iki ayrı lafzıyla kul hakkı sayfasında, Âişe’nin iki ayda üç hilâl gördüğü ve Ensâr komşuların süt gönderdiği rivayet takva sayfasında, Ebû Talha’nın atı dil ve söz sayfasında, zekât görevlisine verilen hediye kul hakkı sayfasında, Esmâ’ya söylenen "biriktirip saklama" iki ayrı lafzıyla zekât ve infak sayfasında, ramazanda kefâret gereken kişiye verilen hurma sepeti oruç sayfasında duruyordu.
Geri kalanlar kapsam dışı kaldığı için alınmadı: hibeden dönmenin hükmü, çocuklar arasında bağışta eşitlik, arazinin karşılıksız verilmesi ile kiralanması arasındaki hüküm, kölelik dönemine ait bağış biçimleri, savaş esirlerinin geri verilmesi, ihramda av meselesi ve ipek giyme hükmü. Birkaçı da temanın dışında kaldı ya da kısa bir notla anlatılamayacak ağır bir bağlam taşıyordu. Sayı, kuralın önüne geçmedi.
Bu sayfa hibenin hükmünü vermez
Buhârî’nin bu kitâbı iki şeyi bir arada taşır: hediyeleşmenin âdâbı ve hibenin fıkhı. İkincisi bu platformun kapsamı dışındadır.
Bu yüzden şu meseleler sayfada yer almaz ve karara bağlanmaz: bir kimsenin verdiği hibeden dönüp dönemeyeceği, çocuklar arasında bağışta eşitliğin nasıl kurulacağı, umrâ ve rukbâ gibi şarta bağlı bağış türlerinin geçerliliği, hibenin şahitle belgelenmesi, bağışın ne zaman tamamlanmış sayılacağı ve ödünç verilen mal ile kiralanan arazinin hükmü. Bunlar fıkhî hükümlerdir; cevabı fıkıh literatüründe ve yetkili merciin verdiği hükümdedir.
Sayfadaki rivayetler bir hüküm kaynağı olarak değil, hediyeleşmenin ve ikramın bu rivayetlerde nasıl anlatıldığını göstermek için derlenmiştir. Bir hadisin burada yer alması, ondan çıkarılan fıkhî görüşlerden herhangi birinin benimsendiği anlamına gelmez.
Ölçü miktar değil, yakınlık
Bölümün ilk bâbları ısrarla küçük olanı anar: bir koyunun ön kolu, paçası, uzatılan bir koku. Çağrıya gitmek ile hediyeyi kabul etmek aynı cümlede yan yana konur ve ikisinin de eşiği aynı biçimde düşürülür. Ebû Talha’nın gönderdiği de bütün bir av değil, onun bir parçasıdır.
Kime verileceği sorulduğunda cevap yine bir ölçü getirir: kapısı en yakın olan. Yakınlık burada akrabalık ya da tanışıklık değil, fiilî komşuluktur. Aynı bölüm inanç ortaklığını da şart koşmaz; Esmâ’nın kendi annesiyle bağını sürdürmesine izin verilir ve rivayette bunun için bir koşul anılmaz.
Mahreme rivayeti bunun bir adım ötesini gösterir: pay dağıtılırken dışarıda kalmış görünen kişi için önceden bir kaftan ayrılmıştır. Hediye orada verilen bir şey değil, önceden düşünülmüş bir şeydir.
Sadaka, hediye ve karşılık
Bölüm iki adı birbirinden ayırır. Peygamber’e getirilen et için "Berîre’ye sadaka olarak verilmişti" denildiğinde cevap ikisini ayrıştırır: aynı et ona sadaka, bize hediyedir. Adı belirleyen malın kendisi değil, kimden kime geçtiğidir.
Karşılık ise ayrı bir bâbda durur. Âişe’nin bir cümlelik rivayeti iki fiili birbirine bağlar: kabul etmek ve karşılığını vermek. Bölümde aynı yöne bakan üç rivayet daha vardır — alınan devenin daha iyisiyle ödenmesi, satış bedelinin tartılırken fazlasıyla verilmesi ve satın alınan devenin sahibinin oğluna geri verilmesi. Hiçbirinde karşılığın ölçüsü ya da zamanı bildirilmez; rivayetler bir şart değil, bir davranış anlatır.
Geri çevirmek de bölümde yer alır ve orada asıl kaydedilen şey sebebin söylenmesidir: verenin yüzündeki değişiklik görülmüş, "seni geri çevirdiğimiz yok" denmiştir.
Arapça metin ve Türkçe anlam
Arapça metin kaynağından birebir alınmıştır; kırpma, sadeleştirme ya da karakter dönüşümü uygulanmamıştır.
Türkçe anlam bu sitenin kendi metnidir. Hiçbir basılı tercümeden alınmamış, Arapça metinden yazılmıştır ve basılı bir tercümenin yerini tutmaz. Senet, yani râvi zinciri çevrilmemiştir; sayfada yalnız hadisin metni ile onu nakleden kişinin adı bulunur. Esas olan Arapça metindir.
Sık sorulan sorular
Buhârî’nin Hibe bölümü neyi anlatır?
Sahîh-i Buhârî’nin 51. kitâbıdır; adı "bağış" demektir. Otuzdan fazla bâb boyunca hediyeleşmeyi, verilen şeyin azını küçümsememeyi, hediyeyi kabul etmeyi ve karşılığını vermeyi, ödünç vermeyi ve hibenin fıkhî meselelerini bir arada taşır. Bu sayfa bölümün yalnız ilk kısmını, yani hediyeleşmenin ve ikramın âdâbını konu eder.
Bu sayfa verilen bir hediyenin geri alınıp alınamayacağını söylüyor mu?
Hayır. Hibeden dönme, çocuklar arasında bağışta eşitlik ve şarta bağlı bağış türleri fıkhî hükümlerdir; bu platformun kapsamı dışındadır. Bölümde bu meseleleri konu eden rivayetler vardır ve tam da bu sebeple sayfaya alınmamıştır. Böyle bir soru için yetkili merciye başvurulur.
Hediye ile sadaka arasındaki fark bu bölümde nasıl anlatılıyor?
Berîre rivayeti üzerinden. Berîre’ye sadaka olarak verilen et Peygamber’e ulaştığında, "O, onun için sadakadır; bizim için hediyedir" denir. Rivayet malın kendisine değil, kimden kime geçtiğine bakar. Sayfa bundan bir hüküm çıkarmaz; yalnız rivayetin ne dediğini aktarır.
Türkçe anlamlar hangi tercümeden alındı?
Hiçbirinden. Metinler bu site için Arapça aslından yazıldı; râvi zinciri çevrilmedi, yalnız hadisin metni verildi. Bu anlamlar basılı bir tercümenin yerini tutmaz — esas olan Arapça metindir.
Kaynaklar
- Sahih hadisBuhârî, Hibe — Sayfadaki on beş rivayetin tamamı Sahîh-i Buhârî’nin 51. kitâbı olan Kitâbü’l-Hibe’den seçilmiştir; bâb numaraları hadislerin altında verilmiştir.
- Sahih hadisBuhârî, Hibe 2 — Hibenin azı bâbı — bir kol ya da bir paça.
- Sahih hadisBuhârî, Hibe 11 — Hediyeye karşılık verme bâbı.
- Sahih hadisBuhârî, Hibe 16 — Hediyeye kimden başlanacağı bâbı — kapısı en yakın komşu.
- Sahih hadisBuhârî, Hibe 17 — Bir sebeple hediyeyi kabul etmeyen kimse bâbı.
- Kur’anMümtehine 60:8 — Din uğrunda savaşmayan ve yurttan çıkarmayan kimselere iyilik etmenin ve adaletli davranmanın yasaklanmadığını bildiren ayet.
- Kur’anİnsân 76:8 — Sevdiği yiyeceği yoksula, yetime ve esire yedirenleri anlatan ayet.
Son güncelleme: