Takvâ ile İlgili Ayetler

Kur’anBu sayfadaki bilgilerin ana kaynak seviyesi

Takvâ Türkçede çoğu zaman "Allah korkusu" diye karşılanır ama kelime و ق ي kökünden gelir ve kökün anlamı korunmak, sakınmaktır. Kur'an'da takvâ bir duygu değil, bir tutum olarak anılır ve Hac 37'de ölçü açıkça verilir.

  1. Hac suresi, 37. ayet

    لَن يَنَالَ ٱللَّهَ لُحُومُهَا وَلَا دِمَآؤُهَا وَلَٰكِن يَنَالُهُ ٱلتَّقْوَىٰ مِنكُمْ كَذَٰلِكَ سَخَّرَهَا لَكُمْ لِتُكَبِّرُوا۟ ٱللَّهَ عَلَىٰ مَا هَدَىٰكُمْ وَبَشِّرِ ٱلْمُحْسِنِينَ

    Onların etleri de kanları da Allah'a ulaşmaz; fakat sizin takvânız O'na ulaşır. Sizi doğru yola ilettiği için Allah'ı yüceltesiniz diye onları size böyle boyun eğdirdi. İyilik edenleri müjdele.

    Ayet kurbanın etinin değil, takvânın ulaştığını söyler; ölçünün nerede olduğunu doğrudan bildirir.

  2. Hucurât suresi, 13. ayet

    يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ إِنَّا خَلَقْنَٰكُم مِّن ذَكَرٍ وَأُنثَىٰ وَجَعَلْنَٰكُمْ شُعُوبًا وَقَبَآئِلَ لِتَعَارَفُوٓا۟ إِنَّ أَكْرَمَكُمْ عِندَ ٱللَّهِ أَتْقَىٰكُمْ إِنَّ ٱللَّهَ عَلِيمٌ خَبِيرٌ

    Ey insanlar! Biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık; birbirinizi tanıyasınız diye sizi halklara ve kabilelere ayırdık. Allah katında en değerliniz, O'na karşı en çok sorumluluk bilinci taşıyanınızdır. Şüphesiz Allah bilendir, haberdardır.

    Üstünlük ölçüsü soy ya da kabile değil, takvâ olarak veriliyor.

  3. Bakara suresi, 177. ayet

    لَّيْسَ ٱلْبِرَّ أَن تُوَلُّوا۟ وُجُوهَكُمْ قِبَلَ ٱلْمَشْرِقِ وَٱلْمَغْرِبِ وَلَٰكِنَّ ٱلْبِرَّ مَنْ ءَامَنَ بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْـَٔاخِرِ وَٱلْمَلَٰٓئِكَةِ وَٱلْكِتَٰبِ وَٱلنَّبِيِّـۧنَ وَءَاتَى ٱلْمَالَ عَلَىٰ حُبِّهِۦ ذَوِى ٱلْقُرْبَىٰ وَٱلْيَتَٰمَىٰ وَٱلْمَسَٰكِينَ وَٱبْنَ ٱلسَّبِيلِ وَٱلسَّآئِلِينَ وَفِى ٱلرِّقَابِ وَأَقَامَ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتَى ٱلزَّكَوٰةَ وَٱلْمُوفُونَ بِعَهْدِهِمْ إِذَا عَٰهَدُوا۟ وَٱلصَّٰبِرِينَ فِى ٱلْبَأْسَآءِ وَٱلضَّرَّآءِ وَحِينَ ٱلْبَأْسِ أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ صَدَقُوا۟ وَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْمُتَّقُونَ

    İyilik, yüzlerinizi doğuya ve batıya çevirmeniz değildir. İyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitaba ve peygamberlere iman eden; sevmesine rağmen malı yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, isteyenlere ve kölelere veren; namazı kılan, zekâtı veren; söz verdiklerinde sözlerini yerine getiren; darlıkta, hastalıkta ve savaşın kızıştığı anda sabredenlerin iyiliğidir. İşte onlar doğru olanlardır ve işte onlar sakınanlardır.

    Uzun ayet iyiliği yeniden tanımlar: yön değiştirmek değil, iman-infak-namaz-zekât-ahde vefa-sabır. Sonunda "işte onlar takvâ sahipleridir" der.

  4. Talâk suresi, 2-3. ayet

    فَإِذَا بَلَغْنَ أَجَلَهُنَّ فَأَمْسِكُوهُنَّ بِمَعْرُوفٍ أَوْ فَارِقُوهُنَّ بِمَعْرُوفٍ وَأَشْهِدُوا۟ ذَوَىْ عَدْلٍ مِّنكُمْ وَأَقِيمُوا۟ ٱلشَّهَٰدَةَ لِلَّهِ ذَٰلِكُمْ يُوعَظُ بِهِۦ مَن كَانَ يُؤْمِنُ بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْـَٔاخِرِ وَمَن يَتَّقِ ٱللَّهَ يَجْعَل لَّهُۥ مَخْرَجًا وَيَرْزُقْهُ مِنْ حَيْثُ لَا يَحْتَسِبُ وَمَن يَتَوَكَّلْ عَلَى ٱللَّهِ فَهُوَ حَسْبُهُۥٓ إِنَّ ٱللَّهَ بَٰلِغُ أَمْرِهِۦ قَدْ جَعَلَ ٱللَّهُ لِكُلِّ شَىْءٍ قَدْرًا

    Sürelerinin sonuna vardıklarında ya onları iyilikle tutun ya da iyilikle ayırın. İçinizden adalet sahibi iki kişiyi şahit tutun ve şahitliği Allah için yapın. İşte bu, Allah'a ve ahiret gününe iman edene öğütlenendir. Kim Allah'a karşı sorumlu davranırsa, Allah ona bir çıkış yolu verir. Ve onu ummadığı yerden rızıklandırır. Kim Allah'a tevekkül ederse O ona yeter. Şüphesiz Allah emrini yerine getirendir. Allah her şey için bir ölçü koymuştur.

    Takvânın sonucu iki cümleyle veriliyor: bir çıkış yolu ve ummadığı yerden rızık.

  5. A'râf suresi, 26. ayet

    يَٰبَنِىٓ ءَادَمَ قَدْ أَنزَلْنَا عَلَيْكُمْ لِبَاسًا يُوَٰرِى سَوْءَٰتِكُمْ وَرِيشًا وَلِبَاسُ ٱلتَّقْوَىٰ ذَٰلِكَ خَيْرٌ ذَٰلِكَ مِنْ ءَايَٰتِ ٱللَّهِ لَعَلَّهُمْ يَذَّكَّرُونَ

    Ey Âdemoğulları! Size, çirkin yerlerinizi örtecek bir giysi ve bir süs indirdik. Sakınma giysisi ise daha hayırlıdır. Bu, Allah'ın ayetlerindendir; belki öğüt alırlar.

    Giysi bahsinden sonra "sakınma giysisi daha hayırlıdır" denir; takvâ bir örtü olarak resmedilir.

  6. Âl-i İmrân suresi, 102. ayet

    يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ حَقَّ تُقَاتِهِۦ وَلَا تَمُوتُنَّ إِلَّا وَأَنتُم مُّسْلِمُونَ

    Ey iman edenler! Allah'tan gereğince sakının ve ancak teslim olmuş kimseler olarak ölün.

    "Gereğince sakının" — ölçü, kişinin kendi gücüne değil işin hakkına bağlanıyor.

  7. Tegâbün suresi, 16. ayet

    فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ مَا ٱسْتَطَعْتُمْ وَٱسْمَعُوا۟ وَأَطِيعُوا۟ وَأَنفِقُوا۟ خَيْرًا لِّأَنفُسِكُمْ وَمَن يُوقَ شُحَّ نَفْسِهِۦ فَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْمُفْلِحُونَ

    Öyleyse gücünüz yettiğince Allah'a karşı sorumlu davranın; dinleyin, itaat edin ve kendiniz için hayır olarak harcayın. Kim nefsinin cimriliğinden korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.

    Bir önceki ayetin ölçüsü burada yumuşatılır: "gücünüz yettiğince".

  8. Bakara suresi, 197. ayet

    ٱلْحَجُّ أَشْهُرٌ مَّعْلُومَٰتٌ فَمَن فَرَضَ فِيهِنَّ ٱلْحَجَّ فَلَا رَفَثَ وَلَا فُسُوقَ وَلَا جِدَالَ فِى ٱلْحَجِّ وَمَا تَفْعَلُوا۟ مِنْ خَيْرٍ يَعْلَمْهُ ٱللَّهُ وَتَزَوَّدُوا۟ فَإِنَّ خَيْرَ ٱلزَّادِ ٱلتَّقْوَىٰ وَٱتَّقُونِ يَٰٓأُو۟لِى ٱلْأَلْبَٰبِ

    Hac, bilinen aylardadır. Kim onlarda haccı üzerine alırsa, hacda kadına yaklaşmak, günah işlemek ve tartışmak yoktur. Hayırdan ne yaparsanız, Allah onu bilir. Azık edinin; şüphesiz azığın en hayırlısı sakınmadır. Ey akıl sahipleri! Benden sakının.

    Hac bağlamında azık anılır ve "en hayırlı azık takvâdır" denir.

Arapça Kur’an metni Tanzil Project tarafından hazırlanmıştır (Uthmani imlası, sürüm 1.1). Lisans: Creative Commons Attribution 3.0 —tanzil.net

Takvâ korku değil, korunmadır

Kelime و ق ي kökünden gelir. Kökün anlamı bir şeyi zarardan korumaktır; aynı kökten "vikâye" (koruma) ve "muttakî" (sakınan) türer.

"Allah korkusu" karşılığı yaygındır ama tam oturmaz. Korku için Kur'an ayrı kelimeler kullanır: "havf" ve "haşyet". Takvâ ise korkunun kendisi değil, korunmak için alınan tavırdır — kişiyi zarardan koruyan bir mesafe.

A'râf 26 bunu bir görüntüyle anlatır: giyecekten söz edilirken "sakınma giysisi daha hayırlıdır" denir. Takvâ burada içte kalan bir duygu değil, üzerine giyilen bir şey olarak resmedilir.

Ölçü nerede: Hac 37 ve Bakara 177

İki ayet takvânın nereye yerleştiğini doğrudan söyler.

Hac 37, kurban bağlamında gelir: "Onların etleri de kanları da Allah'a ulaşmaz; fakat sizin takvânız O'na ulaşır." Yani görünen fiil ile kabul edilen şey ayrılır.

Bakara 177 aynı ayrımı ibadetin yönü üzerinden kurar. Ayet, iyiliğin yüzü doğuya batıya çevirmek OLMADIĞINI söyleyerek başlar ve yerine uzun bir liste koyar: iman, malı severek vermek, namaz, zekât, sözünde durmak, sıkıntıda sabretmek. Sonunda "işte onlar takvâ sahipleridir" der.

İkisi birlikte okunduğunda takvâ, biçimin karşısına konan bir içerik ölçüsü olarak çıkar.

Sık sorulan sorular

Takvâ ne demek?

Kelime و ق ي kökünden gelir ve korunmak, sakınmak anlamındadır. "Allah korkusu" karşılığı yaygındır ama tam oturmaz; korku için Kur'an "havf" ve "haşyet" kelimelerini kullanır.

Kur'an takvânın ölçüsünü veriyor mu?

Hac 22:37 kurbanın etinin değil takvânın Allah'a ulaştığını söyler. Bakara 2:177 ise iyiliği yeniden tanımlar ve listeyi "işte onlar takvâ sahipleridir" diye bitirir.

Kaynaklar

  • Kur’an
    Hac 22:37 — "Sizin takvânız O'na ulaşır"
  • Kur’an
    Bakara 2:177 — İyiliğin yeniden tanımlanması
  • Kur’an
    Hucurât 49:13 — "En değerliniz en çok sakınanınızdır"
  • Kur’an
    Talâk 65:2-3 — Takvânın sonucu: çıkış yolu ve umulmadık rızık
  • Klasik kaynak
    Klasik Arapça sözlük literatürü — و ق ي kökü ve havf/haşyet ile farkı

Son güncelleme: