Târık Suresi

Kur’anBu sayfadaki bilgilerin ana kaynak seviyesi

Târık suresi 17 ayettir ve adı "geceleyin gelen" anlamına gelir. Dördüncü ayeti kısa ve kesindir: hiçbir can yoktur ki üzerinde bir koruyucu bulunmasın.

Sure numarası
86. sure
Arapça adı
الطارق
Ayet sayısı
17 ayet
Nüzul yeri
Mekki (Mekke dönemi)
Nüzul sırası
36.
Cüz
30. cüz
Ana konusu
Koruyucu bulunması ve sırların ortaya çıkması

Adının anlamı

Târık, t-r-k kökünden gelir ve geceleyin gelen, kapıyı çalan anlamındadır. Üçüncü ayette "delip geçen yıldız" olarak açıklanır.

Temel temaları

  • koruma
  • yaratılış
  • hesap

Târık suresi — Arapçası ve anlamı

Aşağıdaki Türkçe anlam bu siteye aittir; herhangi bir mealden alınmamıştır. Amacı ayetin ne dediğini açık Türkçeyle aktarmaktır, basılı bir mealin yerini tutmaz. Anlam metni Arapçanın karşılığı değil, karşılığının aktarımıdır — esas olan Arapça metindir.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

  1. وَٱلسَّمَآءِ وَٱلطَّارِقِ

    Göğe ve târıka yemin olsun.

  2. وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا ٱلطَّارِقُ

    Târıkın ne olduğunu sana bildiren nedir?

  3. ٱلنَّجْمُ ٱلثَّاقِبُ

    Delip geçen yıldızdır.

  4. إِن كُلُّ نَفْسٍ لَّمَّا عَلَيْهَا حَافِظٌ

    Hiçbir can yoktur ki üzerinde bir koruyucu bulunmasın.

  5. فَلْيَنظُرِ ٱلْإِنسَٰنُ مِمَّ خُلِقَ

    İnsan neden yaratıldığına bir baksın.

  6. خُلِقَ مِن مَّآءٍ دَافِقٍ

    Atılan bir sudan yaratıldı.

  7. يَخْرُجُ مِنۢ بَيْنِ ٱلصُّلْبِ وَٱلتَّرَآئِبِ

    O su, bel ile kaburga arasından çıkar.

  8. إِنَّهُۥ عَلَىٰ رَجْعِهِۦ لَقَادِرٌ

    Şüphesiz O, onu geri döndürmeye gücü yetendir.

  9. يَوْمَ تُبْلَى ٱلسَّرَآئِرُ

    Sırların ortaya döküleceği gün.

  10. فَمَا لَهُۥ مِن قُوَّةٍ وَلَا نَاصِرٍ

    O gün insanın ne bir gücü ne de bir yardımcısı vardır.

  11. وَٱلسَّمَآءِ ذَاتِ ٱلرَّجْعِ

    Dönüşlü göğe yemin olsun,

  12. وَٱلْأَرْضِ ذَاتِ ٱلصَّدْعِ

    Ve yarılan yere.

  13. إِنَّهُۥ لَقَوْلٌ فَصْلٌ

    Şüphesiz o, ayırt eden bir sözdür.

  14. وَمَا هُوَ بِٱلْهَزْلِ

    O bir şaka değildir.

  15. إِنَّهُمْ يَكِيدُونَ كَيْدًا

    Onlar bir tuzak kuruyorlar.

  16. وَأَكِيدُ كَيْدًا

    Ben de bir tuzak kuruyorum.

  17. فَمَهِّلِ ٱلْكَٰفِرِينَ أَمْهِلْهُمْ رُوَيْدًۢا

    Öyleyse gerçeği örtenlere mühlet ver; onlara biraz zaman tanı.

Arapça Kur’an metni Tanzil Project tarafından hazırlanmıştır (Uthmani imlası, sürüm 1.1). Lisans: Creative Commons Attribution 3.0 —tanzil.net

Üzerinde bir koruyucu

Dördüncü ayet kısa ve kapsayıcıdır: "Hiçbir can yoktur ki üzerinde bir koruyucu bulunmasın."

Kullanılan kelime "hâfız"dır ve El-Hafîz ismiyle aynı köktendir. Klasik tefsirlerde bu koruyuculuğun hem gözetme hem kayıt tutma anlamında yorumlandığı görülür.

Ayet, Ra'd 11'deki "önünde ve arkasında onu koruyan takipçiler vardır" ifadesiyle birlikte okunur. Bu sitede korunma konusu ayrı bir ayet temasında ele alınmaktadır.

Sırların ortaya dökülmesi

Dokuzuncu ayette "serâir" kelimesi geçer: gizli tutulanlar, sırlar.

Klasik tefsirlerde bu ifadenin kapsamı geniş tutulur; yalnızca gizlenen fiiller değil, açıklanmamış niyetler de anlaşılır.

Onuncu ayet bunun sonucunu bildirir: o gün ne güç ne de yardımcı vardır. İhlâs kavramıyla doğrudan ilgilidir ve bu sitede ayrı bir sayfada ele alınmaktadır.

Kaynaklar

  • Kur’an
    Târık 86:1-17 — Surenin metni
  • Kur’an
    Ra'd 13:11 — Koruyan takipçiler
  • Kur’an
    İnfitâr 82:10-12 — Yazıcı koruyucular

Son güncelleme: