Tûr Suresi

Kur’anBu sayfadaki bilgilerin ana kaynak seviyesi

Tûr suresi 49 ayettir ve adı Hz. Mûsâ'ya vahyin geldiği dağdan gelir. 30-43. ayetlerinde "yoksa" ile başlayan bir soru dizisi yer alır; her biri bir itirazı kapatır.

Konular
Sure numarası
52. sure
Arapça adı
الطور
Ayet sayısı
49 ayet
Nüzul yeri
Mekki (Mekke dönemi)
Nüzul sırası
76.
Cüz
27. cüz
Ana konusu
Vahyin savunulması ve itirazların tek tek kapatılması

Adının anlamı

Tûr, dağ anlamındadır. Kur'an'da özellikle Hz. Mûsâ'ya vahyin geldiği dağ için kullanılır.

Temel temaları

  • vahiy
  • sorular
  • sabır
  • cennet

Tûr suresi — Arapçası ve anlamı

Aşağıdaki Türkçe anlam bu siteye aittir; herhangi bir mealden alınmamıştır. Amacı ayetin ne dediğini açık Türkçeyle aktarmaktır, basılı bir mealin yerini tutmaz. Anlam metni Arapçanın karşılığı değil, karşılığının aktarımıdır — esas olan Arapça metindir.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

  1. وَٱلطُّورِ

    Tûr'a yemin olsun,

  2. وَكِتَٰبٍ مَّسْطُورٍ

    Ve satır satır yazılmış kitaba;

  3. فِى رَقٍّ مَّنشُورٍ

    Yayılmış ince deri üzerinde.

  4. وَٱلْبَيْتِ ٱلْمَعْمُورِ

    Ma'mûr eve,

  5. وَٱلسَّقْفِ ٱلْمَرْفُوعِ

    Yükseltilmiş tavana,

  6. وَٱلْبَحْرِ ٱلْمَسْجُورِ

    Ve tutuşturulmuş denize;

  7. إِنَّ عَذَابَ رَبِّكَ لَوَٰقِعٌ

    Şüphesiz Rabbinin azabı mutlaka gerçekleşecektir.

  8. مَّا لَهُۥ مِن دَافِعٍ

    Onu savacak hiçbir şey yoktur.

  9. يَوْمَ تَمُورُ ٱلسَّمَآءُ مَوْرًا

    O gün gök sarsılıp çalkalanır.

  10. وَتَسِيرُ ٱلْجِبَالُ سَيْرًا

    Dağlar da yürüyüp gider.

  11. فَوَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ

    O gün yalanlayanların vay hâline!

  12. ٱلَّذِينَ هُمْ فِى خَوْضٍ يَلْعَبُونَ

    Onlar ki bir daldırma içinde oynayıp dururlar.

  13. يَوْمَ يُدَعُّونَ إِلَىٰ نَارِ جَهَنَّمَ دَعًّا

    O gün cehennem ateşine itile itile atılırlar.

  14. هَٰذِهِ ٱلنَّارُ ٱلَّتِى كُنتُم بِهَا تُكَذِّبُونَ

    "İşte yalanladığınız ateş budur.

  15. أَفَسِحْرٌ هَٰذَآ أَمْ أَنتُمْ لَا تُبْصِرُونَ

    Bu bir büyü müdür, yoksa siz mi görmüyorsunuz?

  16. ٱصْلَوْهَا فَٱصْبِرُوٓا۟ أَوْ لَا تَصْبِرُوا۟ سَوَآءٌ عَلَيْكُمْ إِنَّمَا تُجْزَوْنَ مَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ

    Girin oraya! Sabretseniz de sabretmeseniz de sizin için birdir. Ancak yaptıklarınızın karşılığını görüyorsunuz."

  17. إِنَّ ٱلْمُتَّقِينَ فِى جَنَّٰتٍ وَنَعِيمٍ

    Şüphesiz sakınanlar cennetlerde ve nimet içindedir;

  18. فَٰكِهِينَ بِمَآ ءَاتَىٰهُمْ رَبُّهُمْ وَوَقَىٰهُمْ رَبُّهُمْ عَذَابَ ٱلْجَحِيمِ

    Rablerinin kendilerine verdikleriyle sevinirler. Rableri onları cehennem azabından korumuştur.

  19. كُلُوا۟ وَٱشْرَبُوا۟ هَنِيٓـًٔۢا بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ

    "Yaptıklarınıza karşılık afiyetle yiyin için."

  20. مُتَّكِـِٔينَ عَلَىٰ سُرُرٍ مَّصْفُوفَةٍ وَزَوَّجْنَٰهُم بِحُورٍ عِينٍ

    Sıra sıra dizilmiş koltuklara yaslanırlar. Onları iri gözlü eşlerle eşleştirdik.

  21. وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَٱتَّبَعَتْهُمْ ذُرِّيَّتُهُم بِإِيمَٰنٍ أَلْحَقْنَا بِهِمْ ذُرِّيَّتَهُمْ وَمَآ أَلَتْنَٰهُم مِّنْ عَمَلِهِم مِّن شَىْءٍ كُلُّ ٱمْرِئٍۭ بِمَا كَسَبَ رَهِينٌ

    İman edip zürriyetleri de imanla kendilerine uyanlara zürriyetlerini kattık ve amellerinden hiçbir şey eksiltmedik. Herkes kazandığına karşılık rehindir.

  22. وَأَمْدَدْنَٰهُم بِفَٰكِهَةٍ وَلَحْمٍ مِّمَّا يَشْتَهُونَ

    Onlara canlarının çektiği meyve ve etten bol bol verdik.

  23. يَتَنَٰزَعُونَ فِيهَا كَأْسًا لَّا لَغْوٌ فِيهَا وَلَا تَأْثِيمٌ

    Orada bir kadeh kapışırlar; onda ne boş söz vardır ne de günaha sokma.

  24. وَيَطُوفُ عَلَيْهِمْ غِلْمَانٌ لَّهُمْ كَأَنَّهُمْ لُؤْلُؤٌ مَّكْنُونٌ

    Çevrelerinde, kendilerine ait gençler dolaşır; sanki saklı incilerdir.

  25. وَأَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍ يَتَسَآءَلُونَ

    Birbirlerine dönüp sorarlar.

  26. قَالُوٓا۟ إِنَّا كُنَّا قَبْلُ فِىٓ أَهْلِنَا مُشْفِقِينَ

    Derler ki: "Biz daha önce ailemiz içinde korkardık.

  27. فَمَنَّ ٱللَّهُ عَلَيْنَا وَوَقَىٰنَا عَذَابَ ٱلسَّمُومِ

    Allah bize lütfetti ve bizi kavurucu azaptan korudu.

  28. إِنَّا كُنَّا مِن قَبْلُ نَدْعُوهُ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلْبَرُّ ٱلرَّحِيمُ

    Biz bundan önce O'na dua ediyorduk. Şüphesiz O iyilik edendir, merhamet edendir."

  29. فَذَكِّرْ فَمَآ أَنتَ بِنِعْمَتِ رَبِّكَ بِكَاهِنٍ وَلَا مَجْنُونٍ

    Öyleyse öğüt ver. Rabbinin nimetiyle sen ne kâhinsin ne de deli.

  30. أَمْ يَقُولُونَ شَاعِرٌ نَّتَرَبَّصُ بِهِۦ رَيْبَ ٱلْمَنُونِ

    Yoksa "O bir şairdir; zamanın felaketini bekliyoruz" mu diyorlar?

  31. قُلْ تَرَبَّصُوا۟ فَإِنِّى مَعَكُم مِّنَ ٱلْمُتَرَبِّصِينَ

    De ki: Bekleyin; ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim.

  32. أَمْ تَأْمُرُهُمْ أَحْلَٰمُهُم بِهَٰذَآ أَمْ هُمْ قَوْمٌ طَاغُونَ

    Yoksa akılları mı bunu emrediyor? Yoksa onlar azgın bir topluluk mudur?

  33. أَمْ يَقُولُونَ تَقَوَّلَهُۥ بَل لَّا يُؤْمِنُونَ

    Yoksa "Onu uydurdu" mu diyorlar? Hayır, onlar iman etmiyorlar.

  34. فَلْيَأْتُوا۟ بِحَدِيثٍ مِّثْلِهِۦٓ إِن كَانُوا۟ صَٰدِقِينَ

    Doğru söylüyorlarsa, onun gibi bir söz getirsinler.

  35. أَمْ خُلِقُوا۟ مِنْ غَيْرِ شَىْءٍ أَمْ هُمُ ٱلْخَٰلِقُونَ

    Yoksa onlar hiçbir şey olmadan mı yaratıldılar? Yoksa yaratanlar kendileri midir?

  36. أَمْ خَلَقُوا۟ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ بَل لَّا يُوقِنُونَ

    Yoksa gökleri ve yeri onlar mı yarattı? Hayır, kesin bilgiye ulaşmıyorlar.

  37. أَمْ عِندَهُمْ خَزَآئِنُ رَبِّكَ أَمْ هُمُ ٱلْمُصَۣيْطِرُونَ

    Yoksa Rabbinin hazineleri onların yanında mıdır? Yoksa her şeye hâkim olan onlar mıdır?

  38. أَمْ لَهُمْ سُلَّمٌ يَسْتَمِعُونَ فِيهِ فَلْيَأْتِ مُسْتَمِعُهُم بِسُلْطَٰنٍ مُّبِينٍ

    Yoksa üzerine çıkıp dinledikleri bir merdivenleri mi var? Öyleyse dinleyenleri apaçık bir delil getirsin.

  39. أَمْ لَهُ ٱلْبَنَٰتُ وَلَكُمُ ٱلْبَنُونَ

    Yoksa kızlar O'nun, oğullar sizin mi?

  40. أَمْ تَسْـَٔلُهُمْ أَجْرًا فَهُم مِّن مَّغْرَمٍ مُّثْقَلُونَ

    Yoksa sen onlardan bir ücret istiyorsun da ağır bir borç altında mı kaldılar?

  41. أَمْ عِندَهُمُ ٱلْغَيْبُ فَهُمْ يَكْتُبُونَ

    Yoksa gayb onların yanında da yazıyorlar mı?

  42. أَمْ يُرِيدُونَ كَيْدًا فَٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ هُمُ ٱلْمَكِيدُونَ

    Yoksa bir tuzak mı kurmak istiyorlar? Asıl tuzağa düşenler, gerçeği örtenlerdir.

  43. أَمْ لَهُمْ إِلَٰهٌ غَيْرُ ٱللَّهِ سُبْحَٰنَ ٱللَّهِ عَمَّا يُشْرِكُونَ

    Yoksa Allah'tan başka bir ilahları mı var? Allah, onların ortak koştuklarından yücedir.

  44. وَإِن يَرَوْا۟ كِسْفًا مِّنَ ٱلسَّمَآءِ سَاقِطًا يَقُولُوا۟ سَحَابٌ مَّرْكُومٌ

    Gökten düşen bir parça görseler, "Üst üste yığılmış bir bulut" derler.

  45. فَذَرْهُمْ حَتَّىٰ يُلَٰقُوا۟ يَوْمَهُمُ ٱلَّذِى فِيهِ يُصْعَقُونَ

    Bırak onları; çarpılacakları günlerine kavuşuncaya kadar.

  46. يَوْمَ لَا يُغْنِى عَنْهُمْ كَيْدُهُمْ شَيْـًٔا وَلَا هُمْ يُنصَرُونَ

    O gün tuzakları kendilerine hiçbir fayda vermez; onlara yardım da edilmez.

  47. وَإِنَّ لِلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ عَذَابًا دُونَ ذَٰلِكَ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ

    Zulmedenler için bundan başka bir azap daha vardır; fakat çokları bilmezler.

  48. وَٱصْبِرْ لِحُكْمِ رَبِّكَ فَإِنَّكَ بِأَعْيُنِنَا وَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ حِينَ تَقُومُ

    Rabbinin hükmüne sabret; şüphesiz sen gözlerimizin önündesin. Kalktığında Rabbini hamd ile tesbih et.

  49. وَمِنَ ٱلَّيْلِ فَسَبِّحْهُ وَإِدْبَٰرَ ٱلنُّجُومِ

    Gecenin bir kısmında ve yıldızlar çekilirken de O'nu tesbih et.

Arapça Kur’an metni Tanzil Project tarafından hazırlanmıştır (Uthmani imlası, sürüm 1.1). Lisans: Creative Commons Attribution 3.0 —tanzil.net

"Yoksa" ile başlayan soru dizisi

30-43. ayetlerde arka arkaya on üç soru gelir ve çoğu "em" (yoksa) edatıyla başlar.

Her soru bir itirazı ele alır: şair mi, akıl mı emrediyor, uydurdu mu, kendiliğinden mi yaratıldılar, gökleri onlar mı yarattı, hazineler onlarda mı, gaybı yazıyorlar mı.

Klasik tefsirlerde bu dizinin yöntemi üzerinde durulur: iddia savunulmaz, itirazlar tek tek sorulur ve cevapsız bırakılır. Soru dizisi bir sonuç cümlesiyle bitmez; 44. ayette muhatabın tutumu anlatılır.

Aynı yöntemin daha kısa bir örneği Kalem 35-41'de bulunur.

Ailede geçen korku

26. ayette cennettekilerin sözü aktarılır: "Biz daha önce ailemiz içinde korkardık."

Klasik tefsirlerde bu ifadenin ailenin akıbetine dair bir endişe olarak okunduğu görülür. 21. ayet bu okumayı destekler: imanla kendilerine uyan zürriyetleri kendilerine katılır.

Ayetin sonu ise sorumluluğu bireysel tutar: "Herkes kazandığına karşılık rehindir."

Kaynaklar

  • Kur’an
    Tûr 52:1-49 — Surenin metni
  • Kur’an
    Kalem 68:35-41 — Benzer soru dizisi
  • Kur’an
    Bakara 2:23 — Benzerini getirme meydan okuması

Son güncelleme: