Necm Suresi
Necm suresi 62 ayettir ve adı "yıldız" anlamına gelir. 38-39. ayetleri sorumluluğun kişiselliğini bildirir ve son ayeti bir secde ayetidir.
- Sure numarası
- 53. sure
- Arapça adı
- النجم
- Ayet sayısı
- 62 ayet
- Nüzul yeri
- Mekki (Mekke dönemi)
- Nüzul sırası
- 23.
- Cüz
- 27. cüz
- Ana konusu
- Vahyin kaynağı ve sorumluluğun kişiselliği
Adının anlamı
Necm, yıldız anlamındadır. Sure adını ilk ayetteki yeminden alır.
Temel temaları
- vahiy
- zan
- sorumluluk
- secde
Necm suresi — Arapçası ve anlamı
Aşağıdaki Türkçe anlam bu siteye aittir; herhangi bir mealden alınmamıştır. Amacı ayetin ne dediğini açık Türkçeyle aktarmaktır, basılı bir mealin yerini tutmaz. Anlam metni Arapçanın karşılığı değil, karşılığının aktarımıdır — esas olan Arapça metindir.
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
وَٱلنَّجْمِ إِذَا هَوَىٰ
Battığında yıldıza yemin olsun,
مَا ضَلَّ صَاحِبُكُمْ وَمَا غَوَىٰ
Arkadaşınız sapmadı ve azmadı.
وَمَا يَنطِقُ عَنِ ٱلْهَوَىٰٓ
O, hevasından konuşmuyor.
إِنْ هُوَ إِلَّا وَحْىٌ يُوحَىٰ
O ancak vahyedilen bir vahiydir.
عَلَّمَهُۥ شَدِيدُ ٱلْقُوَىٰ
Onu, müthiş güçleri olan öğretti;
ذُو مِرَّةٍ فَٱسْتَوَىٰ
Üstün akıl sahibi. Doğruldu;
وَهُوَ بِٱلْأُفُقِ ٱلْأَعْلَىٰ
En yüksek ufukta iken.
ثُمَّ دَنَا فَتَدَلَّىٰ
Sonra yaklaştı ve sarktı.
فَكَانَ قَابَ قَوْسَيْنِ أَوْ أَدْنَىٰ
Aradaki mesafe iki yay kadar, hatta daha yakın oldu.
فَأَوْحَىٰٓ إِلَىٰ عَبْدِهِۦ مَآ أَوْحَىٰ
Böylece kuluna vahyettiğini vahyetti.
مَا كَذَبَ ٱلْفُؤَادُ مَا رَأَىٰٓ
Kalp, gördüğünü yalanlamadı.
أَفَتُمَٰرُونَهُۥ عَلَىٰ مَا يَرَىٰ
Şimdi onun gördüğü hakkında onunla tartışıyor musunuz?
وَلَقَدْ رَءَاهُ نَزْلَةً أُخْرَىٰ
Andolsun onu bir kez daha gördü;
عِندَ سِدْرَةِ ٱلْمُنتَهَىٰ
Sidretü'l-Müntehâ'nın yanında.
عِندَهَا جَنَّةُ ٱلْمَأْوَىٰٓ
Onun yanında Me'vâ cenneti vardır.
إِذْ يَغْشَى ٱلسِّدْرَةَ مَا يَغْشَىٰ
Hani sidreyi bürüyen bürüyordu.
مَا زَاغَ ٱلْبَصَرُ وَمَا طَغَىٰ
Göz kaymadı ve sınırı aşmadı.
لَقَدْ رَأَىٰ مِنْ ءَايَٰتِ رَبِّهِ ٱلْكُبْرَىٰٓ
Andolsun, Rabbinin en büyük ayetlerinden bir kısmını gördü.
أَفَرَءَيْتُمُ ٱللَّٰتَ وَٱلْعُزَّىٰ
Lât ve Uzzâ'yı gördünüz mü?
وَمَنَوٰةَ ٱلثَّالِثَةَ ٱلْأُخْرَىٰٓ
Ve üçüncüleri olan diğer Menât'ı?
أَلَكُمُ ٱلذَّكَرُ وَلَهُ ٱلْأُنثَىٰ
Erkek sizin, dişi O'nun mu?
تِلْكَ إِذًا قِسْمَةٌ ضِيزَىٰٓ
Öyleyse bu, insafsız bir paylaştırma.
إِنْ هِىَ إِلَّآ أَسْمَآءٌ سَمَّيْتُمُوهَآ أَنتُمْ وَءَابَآؤُكُم مَّآ أَنزَلَ ٱللَّهُ بِهَا مِن سُلْطَٰنٍ إِن يَتَّبِعُونَ إِلَّا ٱلظَّنَّ وَمَا تَهْوَى ٱلْأَنفُسُ وَلَقَدْ جَآءَهُم مِّن رَّبِّهِمُ ٱلْهُدَىٰٓ
Bunlar, sizin ve atalarınızın taktığı adlardan başka bir şey değildir. Allah onlar hakkında hiçbir delil indirmemiştir. Onlar ancak zanna ve nefislerinin arzusuna uyuyorlar. Oysa onlara Rablerinden yol gösterici gelmiştir.
أَمْ لِلْإِنسَٰنِ مَا تَمَنَّىٰ
Yoksa insan için her arzuladığı var mı?
فَلِلَّهِ ٱلْـَٔاخِرَةُ وَٱلْأُولَىٰ
Ahiret de dünya da Allah'ındır.
وَكَم مِّن مَّلَكٍ فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ لَا تُغْنِى شَفَٰعَتُهُمْ شَيْـًٔا إِلَّا مِنۢ بَعْدِ أَن يَأْذَنَ ٱللَّهُ لِمَن يَشَآءُ وَيَرْضَىٰٓ
Göklerde nice melek vardır ki, Allah dilediği ve razı olduğu kimseler için izin vermedikçe, şefaatleri hiçbir işe yaramaz.
إِنَّ ٱلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِٱلْـَٔاخِرَةِ لَيُسَمُّونَ ٱلْمَلَٰٓئِكَةَ تَسْمِيَةَ ٱلْأُنثَىٰ
Ahirete inanmayanlar, meleklere dişi adlar takıyorlar.
وَمَا لَهُم بِهِۦ مِنْ عِلْمٍ إِن يَتَّبِعُونَ إِلَّا ٱلظَّنَّ وَإِنَّ ٱلظَّنَّ لَا يُغْنِى مِنَ ٱلْحَقِّ شَيْـًٔا
Oysa bu konuda hiçbir bilgileri yoktur; ancak zanna uyuyorlar. Zan ise gerçek karşısında hiçbir şey ifade etmez.
فَأَعْرِضْ عَن مَّن تَوَلَّىٰ عَن ذِكْرِنَا وَلَمْ يُرِدْ إِلَّا ٱلْحَيَوٰةَ ٱلدُّنْيَا
Öyleyse zikrimizden yüz çeviren ve dünya hayatından başkasını istemeyenden yüz çevir.
ذَٰلِكَ مَبْلَغُهُم مِّنَ ٱلْعِلْمِ إِنَّ رَبَّكَ هُوَ أَعْلَمُ بِمَن ضَلَّ عَن سَبِيلِهِۦ وَهُوَ أَعْلَمُ بِمَنِ ٱهْتَدَىٰ
İşte onların bilgi düzeyi budur. Şüphesiz Rabbin, yolundan sapanı en iyi bilendir; doğru yolda olanı da en iyi bilen O'dur.
وَلِلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ لِيَجْزِىَ ٱلَّذِينَ أَسَٰٓـُٔوا۟ بِمَا عَمِلُوا۟ وَيَجْزِىَ ٱلَّذِينَ أَحْسَنُوا۟ بِٱلْحُسْنَى
Göklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır; kötülük yapanları yaptıklarıyla cezalandırsın, iyilik edenleri de en güzeliyle ödüllendirsin diye.
ٱلَّذِينَ يَجْتَنِبُونَ كَبَٰٓئِرَ ٱلْإِثْمِ وَٱلْفَوَٰحِشَ إِلَّا ٱللَّمَمَ إِنَّ رَبَّكَ وَٰسِعُ ٱلْمَغْفِرَةِ هُوَ أَعْلَمُ بِكُمْ إِذْ أَنشَأَكُم مِّنَ ٱلْأَرْضِ وَإِذْ أَنتُمْ أَجِنَّةٌ فِى بُطُونِ أُمَّهَٰتِكُمْ فَلَا تُزَكُّوٓا۟ أَنفُسَكُمْ هُوَ أَعْلَمُ بِمَنِ ٱتَّقَىٰٓ
Onlar, küçük kusurlar dışında günahın büyüklerinden ve hayâsızlıklardan kaçınırlar. Şüphesiz Rabbin, bağışlaması geniş olandır. Sizi topraktan yarattığında da, annelerinizin karnında ceninler hâlindeyken de sizi en iyi bilen O'dur. Öyleyse kendinizi temize çıkarmayın. Sakınanı en iyi bilen O'dur.
أَفَرَءَيْتَ ٱلَّذِى تَوَلَّىٰ
Yüz çevireni gördün mü?
وَأَعْطَىٰ قَلِيلًا وَأَكْدَىٰٓ
Azıcık verdi ve kesti.
أَعِندَهُۥ عِلْمُ ٱلْغَيْبِ فَهُوَ يَرَىٰٓ
Gaybın bilgisi onun yanında da görüyor mu?
أَمْ لَمْ يُنَبَّأْ بِمَا فِى صُحُفِ مُوسَىٰ
Yoksa Mûsâ'nın sayfalarındakiler kendisine haber verilmedi mi?
وَإِبْرَٰهِيمَ ٱلَّذِى وَفَّىٰٓ
Ve sözünü yerine getiren İbrâhîm'in?
أَلَّا تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ أُخْرَىٰ
Hiçbir günahkâr, bir başkasının günahını yüklenmez.
وَأَن لَّيْسَ لِلْإِنسَٰنِ إِلَّا مَا سَعَىٰ
İnsan için ancak çalıştığı vardır.
وَأَنَّ سَعْيَهُۥ سَوْفَ يُرَىٰ
Ve çalışması yakında görülecektir.
ثُمَّ يُجْزَىٰهُ ٱلْجَزَآءَ ٱلْأَوْفَىٰ
Sonra ona karşılığı eksiksiz verilecektir.
وَأَنَّ إِلَىٰ رَبِّكَ ٱلْمُنتَهَىٰ
Şüphesiz son varış Rabbinedir.
وَأَنَّهُۥ هُوَ أَضْحَكَ وَأَبْكَىٰ
Şüphesiz güldüren de ağlatan da O'dur.
وَأَنَّهُۥ هُوَ أَمَاتَ وَأَحْيَا
Şüphesiz öldüren de dirilten de O'dur.
وَأَنَّهُۥ خَلَقَ ٱلزَّوْجَيْنِ ٱلذَّكَرَ وَٱلْأُنثَىٰ
İki cinsi, erkeği ve dişiyi O yarattı;
مِن نُّطْفَةٍ إِذَا تُمْنَىٰ
Atıldığında bir damla sudan.
وَأَنَّ عَلَيْهِ ٱلنَّشْأَةَ ٱلْأُخْرَىٰ
Diğer bir yaratmayı gerçekleştirmek de O'na aittir.
وَأَنَّهُۥ هُوَ أَغْنَىٰ وَأَقْنَىٰ
Zengin eden de yoksun bırakan da O'dur.
وَأَنَّهُۥ هُوَ رَبُّ ٱلشِّعْرَىٰ
Şi'râ yıldızının Rabbi de O'dur.
وَأَنَّهُۥٓ أَهْلَكَ عَادًا ٱلْأُولَىٰ
Önceki Âd'ı helak eden O'dur.
وَثَمُودَا۟ فَمَآ أَبْقَىٰ
Semûd'u da; geriye bir şey bırakmadı.
وَقَوْمَ نُوحٍ مِّن قَبْلُ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ هُمْ أَظْلَمَ وَأَطْغَىٰ
Daha önce Nûh kavmini de. Şüphesiz onlar daha zalim ve daha azgındı.
وَٱلْمُؤْتَفِكَةَ أَهْوَىٰ
Altüst olan şehirleri de yıktı.
فَغَشَّىٰهَا مَا غَشَّىٰ
Onları neler kapladı neler!
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكَ تَتَمَارَىٰ
Öyleyse Rabbinin nimetlerinin hangisinden şüphe ediyorsun?
هَٰذَا نَذِيرٌ مِّنَ ٱلنُّذُرِ ٱلْأُولَىٰٓ
Bu, önceki uyarıcılardan bir uyarıcıdır.
أَزِفَتِ ٱلْـَٔازِفَةُ
Yaklaşan yaklaştı.
لَيْسَ لَهَا مِن دُونِ ٱللَّهِ كَاشِفَةٌ
Onu Allah'tan başka açacak yoktur.
أَفَمِنْ هَٰذَا ٱلْحَدِيثِ تَعْجَبُونَ
Şimdi bu söze mi şaşıyorsunuz?
وَتَضْحَكُونَ وَلَا تَبْكُونَ
Gülüyorsunuz da ağlamıyorsunuz?
وَأَنتُمْ سَٰمِدُونَ
Ve siz gafil oyalanmaktasınız.
فَٱسْجُدُوا۟ لِلَّهِ وَٱعْبُدُوا۟
Öyleyse Allah'a secde edin ve kulluk edin.
Arapça Kur’an metni Tanzil Project tarafından hazırlanmıştır (Uthmani imlası, sürüm 1.1). Lisans: Creative Commons Attribution 3.0 —tanzil.net
Sorumluluğun kişiselliği
38-41. ayetler dört adımda bir ilke kurar.
Kimse başkasının günahını yüklenmez. İnsan için ancak çalıştığı vardır. Çalışması görülecektir. Karşılığı eksiksiz verilecektir.
Klasik tefsirlerde bu dizinin kapsamı tartışılmıştır; özellikle 39. ayetin başkası için yapılan dua ve sadakayla ilişkisi ele alınır. Farklı görüşler bulunur ve bu sitede tek bir görüş kesin doğru olarak sunulmaz.
38. ayet ise açıktır ve Kur'an'da beş yerde tekrarlanır: sorumluluk devredilemez.
Zan ile bilgi
23 ve 28. ayetlerde "zan" kelimesi geçer ve 28. ayet bir ölçü koyar: "Zan, gerçek karşısında hiçbir şey ifade etmez."
Klasik tefsirlerde bu ölçü, dayanağı olmayan iddiaların reddine dayanak sayılır. 23. ayet aynı çerçevededir: "Allah onlar hakkında hiçbir delil indirmemiştir."
Bu sitedeki kaynak seviyesi sistemi de aynı ayrımı yapar: bir bilginin yaygın olması onu doğrulanmış hâle getirmez.
"Kendinizi temize çıkarmayın"
32. ayetin sonundaki uyarı kısadır: "Öyleyse kendinizi temize çıkarmayın. Sakınanı en iyi bilen O'dur."
Klasik tefsirlerde bu ifade, kişinin kendi takvâsı hakkında hüküm vermemesi olarak açıklanır. Aynı sınır Hucurât 13'te de bulunur.
Bu sitede kişiler veya gruplar hakkında dinî üstünlük değerlendirmesi yapılmaz; gerekçesi bu ayetlerdir.
Sık sorulan sorular
Necm suresinde secde ayeti var mı?
Evet. Surenin son ayeti (53:62) tilâvet secdesi ayetlerinden biridir. Buhârî'de bu surenin okunduğunda secde edildiği aktarılır.
Kaynaklar
- Kur’anNecm 53:1-62 — Surenin metni
- Kur’anHucurât 49:13 — Takvânın ölçüsünün bilinemezliği
- Sahih hadisBuhârî, Sücûdü'l-Kur'ân 4 — Necm suresinde secde
Son güncelleme: