Beled Suresi
Beled suresi 20 ayettir ve adı "şehir" anlamına gelir. Merkezinde bir benzetme vardır: sarp yokuş. Sure bu yokuşun ne olduğunu tek tek sayar.
- Sure numarası
- 90. sure
- Arapça adı
- البلد
- Ayet sayısı
- 20 ayet
- Nüzul yeri
- Mekki (Mekke dönemi)
- Nüzul sırası
- 35.
- Cüz
- 30. cüz
- Ana konusu
- Zorluk içinde yaratılan insan ve sarp yokuş
Adının anlamı
Beled, şehir, belde anlamındadır. Surede kastedilen Mekke'dir; ikinci ayetteki hitap bunu açıkça gösterir.
Temel temaları
- zorluk
- köle azadı
- yetim
- sabır
Beled suresi — Arapçası ve anlamı
Aşağıdaki Türkçe anlam bu siteye aittir; herhangi bir mealden alınmamıştır. Amacı ayetin ne dediğini açık Türkçeyle aktarmaktır, basılı bir mealin yerini tutmaz. Anlam metni Arapçanın karşılığı değil, karşılığının aktarımıdır — esas olan Arapça metindir.
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
لَآ أُقْسِمُ بِهَٰذَا ٱلْبَلَدِ
Hayır! Bu beldeye yemin ederim.
وَأَنتَ حِلٌّۢ بِهَٰذَا ٱلْبَلَدِ
Sen bu beldede oturmaktasın.
وَوَالِدٍ وَمَا وَلَدَ
Babaya ve doğana da yemin olsun,
لَقَدْ خَلَقْنَا ٱلْإِنسَٰنَ فِى كَبَدٍ
Biz insanı gerçekten bir zorluk içinde yarattık.
أَيَحْسَبُ أَن لَّن يَقْدِرَ عَلَيْهِ أَحَدٌ
Kendisine kimsenin güç yetiremeyeceğini mi sanıyor?
يَقُولُ أَهْلَكْتُ مَالًا لُّبَدًا
"Yığınla mal harcadım" diyor.
أَيَحْسَبُ أَن لَّمْ يَرَهُۥٓ أَحَدٌ
Kimsenin kendisini görmediğini mi sanıyor?
أَلَمْ نَجْعَل لَّهُۥ عَيْنَيْنِ
Ona iki göz vermedik mi?
وَلِسَانًا وَشَفَتَيْنِ
Bir dil ve iki dudak?
وَهَدَيْنَٰهُ ٱلنَّجْدَيْنِ
Ve ona iki yolu göstermedik mi?
فَلَا ٱقْتَحَمَ ٱلْعَقَبَةَ
Fakat o, sarp yokuşu aşamadı.
وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا ٱلْعَقَبَةُ
O sarp yokuşun ne olduğunu sana bildiren nedir?
فَكُّ رَقَبَةٍ
Bir boynu çözmektir;
أَوْ إِطْعَٰمٌ فِى يَوْمٍ ذِى مَسْغَبَةٍ
Yahut açlık gününde doyurmaktır:
يَتِيمًا ذَا مَقْرَبَةٍ
Yakınlığı olan bir yetimi,
أَوْ مِسْكِينًا ذَا مَتْرَبَةٍ
Yahut toprakta sürünen bir yoksulu.
ثُمَّ كَانَ مِنَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَتَوَاصَوْا۟ بِٱلصَّبْرِ وَتَوَاصَوْا۟ بِٱلْمَرْحَمَةِ
Sonra iman edenlerden, birbirine sabrı tavsiye edenlerden ve birbirine merhameti tavsiye edenlerden olmaktır.
أُو۟لَٰٓئِكَ أَصْحَٰبُ ٱلْمَيْمَنَةِ
İşte bunlar, sağın adamlarıdır.
وَٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا هُمْ أَصْحَٰبُ ٱلْمَشْـَٔمَةِ
Ayetlerimizi inkâr edenler ise solun adamlarıdır.
عَلَيْهِمْ نَارٌ مُّؤْصَدَةٌۢ
Üzerlerine kapatılmış bir ateş vardır.
Arapça Kur’an metni Tanzil Project tarafından hazırlanmıştır (Uthmani imlası, sürüm 1.1). Lisans: Creative Commons Attribution 3.0 —tanzil.net
Sarp yokuşun içeriği
Sure 11. ayette bir engelden söz eder: akabe, yani sarp yokuş. 12. ayet onu sorar, 13-17. ayetler cevabını verir.
Cevap soyut değildir. Bir boynu çözmek, açlık gününde yetimi veya yoksulu doyurmak, sonra iman edip birbirine sabrı ve merhameti tavsiye etmek.
Klasik tefsirlerde sıralama üzerinde durulur: yokuş önce başkasına yapılan somut bir iyilikle tarif edilir, iman ve tavsiye ondan sonra gelir.
Verilenlerin sayılması
8-10. ayetler üç şeyi sayar: iki göz, bir dil ve iki dudak, iki yol.
Klasik tefsirlerde bu üçlünün görme, konuşma ve seçme olarak okunduğu görülür. "İki yol" ifadesi ise iyilik ve kötülük olarak açıklanır; aynı fikir Şems 8'de "kötülüğünü ve takvasını ilham etti" biçiminde geçer.
Surenin mantığı buradan kurulur: araç verilmiştir, yokuş bu yüzden aşılabilirdir.
Kaynaklar
- Kur’anBeled 90:1-20 — Surenin metni
- Kur’anŞems 91:8 — İki yolun ilhamı
- Kur’anİnsân 76:3 — Yolun gösterilmesi
Son güncelleme: