Af Nedir?
Af, "silmek, izini gidermek" anlamındaki a-f-v kökünden gelir. Hak edilen karşılığı, hakkı olduğu hâlde istememektir. Kur'an affı hakkın yokluğu olarak değil, hak sahibinin onu kullanmaması olarak anar.
- Kavram
- Af (Afv)
- Arapça
- الْعَفْو
- Kelime kökü
- ع ف و (a-f-v) — silmek, izini gidermek. Aynı kök "fazlalık, ihtiyaçtan artan" anlamını da taşır; Bakara 219'da "neyi harcayacaklarını soruyorlar, de ki: afv" ifadesi bu ikinci anlamdadır. İki anlam birlikte düşünüldüğünde af, elde fazladan bulunanı bırakmak olarak da okunur.
- Tanım
- Hak edilen karşılığı, hakkı olduğu hâlde istememek.
Kur'an'daki kullanımı
Onlar, bollukta da darlıkta da harcayan, öfkelerini yutan ve insanları affedenlerdir. Allah iyilik yapanları sever.
Âl-i İmrân 3:134
Bir kötülüğün karşılığı, onun gibi bir kötülüktür. Kim affeder ve düzeltirse, onun karşılığı Allah'a aittir. Şüphesiz O zalimleri sevmez.
Şûrâ 42:40
Affı al, iyiliği emret ve cahillerden yüz çevir.
A'râf 7:199
İçinizden lütuf ve genişlik sahibi olanlar, akrabaya, yoksullara ve Allah yolunda göç edenlere vermemeye yemin etmesinler. Bağışlasınlar ve hoş görsünler. Allah'ın sizi bağışlamasını sevmez misiniz? Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Nûr 24:22
Ey iman edenler! Eşlerinizden ve çocuklarınızdan size düşman olanlar da vardır; onlardan sakının. Affeder, hoş görür ve bağışlarsanız, şüphesiz Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir.
Tegâbün 64:14
İyilikle kötülük bir olmaz. Sen kötülüğü en güzel şeyle sav; o zaman seninle arasında düşmanlık bulunan kimse, sanki sıcak bir dost oluverir.
Fussilet 41:34
Sık yapılan yanlış yorumlar
Affetmek, haksızlığa razı olmaktır.
Şûrâ 40 sırayı özellikle koruyarak kurar: önce karşılık verme hakkı tanınır — "bir kötülüğün karşılığı, onun gibi bir kötülüktür" — af ondan sonra bir tercih olarak sunulur. Af, hakkın yokluğu değil, hak sahibinin onu kullanmamasıdır.
Öfkesini tutan kişi affetmiş olur.
Âl-i İmrân 134 ikisini ayrı ayrı sayar: "öfkelerini yutan ve insanları affeden." Öfkeyi yutmak, duygunun dışarı çıkarılmamasıdır; af ise ondan sonra gelen ayrı bir basamaktır. Biri diğerinin yerine geçmez.
Her durumda affetmek gerekir.
A'râf 199 affı emrederken bir sınır da koyar: "cahillerden yüz çevir." Nisâ 148 ise zulme uğrayanın açıkça söylemesini istisna eder. Af, sınırsız tahammül ya da haksızlığı gizlemek anlamına gelmez.
Kökte iki anlam
A-f-v kökü iki anlamı birden taşır: silmek ve fazlalık.
Birinci anlam el-Afüvv esmasında görünür; "izini gideren" demektir. Klasik kaynaklarda af ile mağfiret arasındaki fark buradan kurulur: mağfiret örtmek, af ise silmektir. Örtülen bir şey yerinde durur, silinen ise kalmaz.
İkinci anlam Bakara 219'da geçer. "Neyi harcayacaklarını soruyorlar; de ki: afv" ifadesindeki kelime, ihtiyaçtan artanı bildirir.
İki anlam birlikte okunduğunda af, elde fazladan bulunan bir hakkı bırakmak olarak da anlaşılabilir. Klasik kaynaklarda bu bağ zaman zaman kurulur.
Af hakkın yokluğu değildir
Şûrâ 40 affı tanımlarken sırayı korur ve bu sıra kavramın tamamını belirler.
Önce hak tanınır: "Bir kötülüğün karşılığı, onun gibi bir kötülüktür." Ancak bundan sonra af anılır.
Yani af, hakkın bulunmadığı bir yerde gösterilen teslimiyet değildir; hakkın bulunduğu yerde onu kullanmamaktır. Hak önce teslim edilir, sonra bırakılır.
Aynı yapı Bakara 178'de kısas bağlamında görülür: bağışlama, hakkın bulunduğu yerde bir seçenek olarak sunulur.
Bu ayrım, affı zayıflık ya da haksızlığa rıza olarak okumayı engeller.
Öfkeyi yutmak ile af arasındaki basamak
Âl-i İmrân 134 sakınanları dört şeyle tanımlar ve ikisi arka arkaya gelir: "öfkelerini yutan ve insanları affeden."
Kullanılan fiil dikkat çekicidir. "Yutmak", öfkenin yok olduğunu değil, dışarı çıkarılmadığını anlatır. Duygu inkâr edilmez.
Af ise ondan sonra anılır ve ayrı bir basamaktır. Öfkeyi tutmuş olmak, henüz affetmiş olmak anlamına gelmez.
Şûrâ 37 aynı yapıyı kurar ve öfkeyi bir kusur saymaz; öfkelenildiğinde ne yapıldığına bakar.
Fussilet 34 ise bir yöntem verir: "kötülüğü en güzel şeyle sav." Gerekçesi ahlaki değil işlevseldir; ayet sonucu da söyler.
Sık sorulan sorular
Af ile mağfiret arasındaki fark nedir?
Klasik kaynaklarda mağfiret örtmek, af ise silmek olarak ayrılır. Örtülen bir şey yerinde durur, silinen ise kalmaz. El-Gafûr ve el-Afüvv esmaları bu iki anlamı taşır.
Affetmek zorunlu mudur?
Şûrâ 40 affı bir tercih olarak sunar ve önce karşılık verme hakkını tanır. A'râf 199 "cahillerden yüz çevir" sınırını, Nisâ 148 ise zulme uğrayanın açıkça söyleme hakkını korur.
Kaynaklar
- Kur’anŞûrâ 42:40 — Hakkın önce tanınması, affın tercih olarak sunulması
- Kur’anÂl-i İmrân 3:134 — Öfkeyi yutmak ve affetmenin ayrı basamaklar olması
- Kur’anBakara 2:219 — Kökün "fazlalık" anlamı
- Kur’anNisâ 4:148 — Zulme uğrayanın istisnası
Son güncelleme: