Giyim ve Süslenme ile İlgili Hadisler

Sahih hadisBu sayfadaki bilgilerin ana kaynak seviyesi

Buhârî Sahîh'inde giyime ve süslenmeye ayrı bir bölüm ayırır: Kitâbü'l-Libâs. Aşağıdaki on üç hadis o bölümden seçilmiştir — elbisesini kibirle sürüyene gelen uyarı ve Ebû Bekir'e verilen cevapla çizilen sınır, Peygamber'in sevdiği kumaş, geride bıraktığı sade giysiler, mühür olarak kullandığı gümüş yüzük, temizlik ve güzel koku. Sayfa neyin giyilip giyilemeyeceğine dair hüküm vermez; rivayetlerin ne söylediğini aktarır.

Hadisler

  1. حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، قَالَ حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ نَافِعٍ، وَعَبْدِ اللَّهِ بْنِ دِينَارٍ، وَزَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ، يُخْبِرُونَهُ عَنِ ابْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ لاَ يَنْظُرُ اللَّهُ إِلَى مَنْ جَرَّ ثَوْبَهُ خُيَلاَءَ ‏"‏‏.‏

    Allah Resûlü şöyle buyurdu: Allah, elbisesini kibirle yerde sürüyen kimseye bakmaz.

    Buhârî bu bölümü, "Allah'ın kulları için çıkardığı süsü kim haram kıldı?" âyetiyle açar ve hemen ardından bu rivayeti koyar. Uyarı giysinin kendisine değil, onunla büyüklenmeye yöneliktir; metindeki huyelâ kelimesi kibir demektir. Kumaşın yerde sürünecek kadar uzun tutulması o günün gösteriş biçimlerinden biriydi.

    Sahih hadisBuhârî, Libâs 1

  2. حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ يُونُسَ، حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ، حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ عُقْبَةَ، عَنْ سَالِمِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ أَبِيهِ ـ رضى الله عنه ـ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ مَنْ جَرَّ ثَوْبَهُ خُيَلاَءَ لَمْ يَنْظُرِ اللَّهُ إِلَيْهِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ ‏"‏‏.‏ قَالَ أَبُو بَكْرٍ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ أَحَدَ شِقَّىْ إِزَارِي يَسْتَرْخِي، إِلاَّ أَنْ أَتَعَاهَدَ ذَلِكَ مِنْهُ‏.‏ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ لَسْتَ مِمَّنْ يَصْنَعُهُ خُيَلاَءَ ‏"‏‏.‏

    Allah Resûlü şöyle buyurdu: Kim elbisesini kibirle yerde sürürse, Allah kıyamet günü ona bakmaz. Bunun üzerine Ebû Bekir, "Ey Allah'ın Resûlü! İzârımın bir yanı sarkıyor; ancak onu gözetip durursam sarkmıyor" dedi. Peygamber, "Sen bunu kibirle yapanlardan değilsin" buyurdu.

    Sayfanın ilk hadisiyle aynı uyarı burada tekrarlanır; kayda değer olan devamıdır. Ebû Bekir'in söylediği, kumaşın yerde sürünmesinin tek başına ölçü olmadığını gösterir — ayrım metnin kendi kelimesiyle kibirdedir. İzâr, bele sarılan alt giysidir.

    Sahih hadisBuhârî, Libâs 2

  3. حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أَبِي الأَسْوَدِ، حَدَّثَنَا مُعَاذٌ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، رضى الله عنه ـ قَالَ كَانَ أَحَبُّ الثِّيَابِ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنْ يَلْبَسَهَا الْحِبَرَةَ‏.‏

    Peygamber'in giymeyi en çok sevdiği elbise hibera idi.

    Hibera, Yemen dokuması çizgili bir kumaştır. Rivayet bir tercihi aktarır, bir ölçü koymaz: sevilen giysi ne en pahalısı ne de en yıpranmışıdır.

    Sahih hadisBuhârî, Libâs 18

  4. حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، حَدَّثَنَا أَيُّوبُ، عَنْ حُمَيْدِ بْنِ هِلاَلٍ، عَنْ أَبِي بُرْدَةَ، قَالَ أَخْرَجَتْ إِلَيْنَا عَائِشَةُ كِسَاءً وَإِزَارًا غَلِيظًا فَقَالَتْ قُبِضَ رُوحُ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي هَذَيْنِ‏.‏

    Ebû Bürde şöyle dedi: Âişe bize bir kisâ ile kaba bir izâr çıkardı ve "Peygamber'in ruhu bu ikisi içinde alındı" dedi.

    Kisâ omza atılan yünlü bir örtü, izâr bele sarılan alt giysidir. Âişe iki parçayı saklamış ve soranlara çıkarıp göstermiştir; rivayetin kaydettiği şey, geride kalan giysinin ne kadar sade olduğudur. Bir övgü ya da bir ölçü koymaz, görüleni aktarır.

    Sahih hadisBuhârî, Libâs 19

  5. حَدَّثَنَا أَبُو الْوَلِيدِ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، سَمِعَ الْبَرَاءَ ـ رضى الله عنه ـ يَقُولُ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم مَرْبُوعًا، وَقَدْ رَأَيْتُهُ فِي حُلَّةٍ حَمْرَاءَ مَا رَأَيْتُ شَيْئًا أَحْسَنَ مِنْهُ‏.‏

    Berâ şöyle dedi: Peygamber orta boyluydu. Onu kırmızı bir hulle içinde gördüm; ondan daha güzel bir şey görmedim.

    Hulle, aynı kumaştan izâr ile ridâdan oluşan iki parçalı takımdır. Berâ'nın anlattığı bir hüküm değil, gördüğü manzaradır — güzel görünmenin kendisi kınanmış bir şey olarak aktarılmaz.

    Sahih hadisBuhârî, Libâs 35

  6. حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ إِذَا انْتَعَلَ أَحَدُكُمْ فَلْيَبْدَأْ بِالْيَمِينِ وَإِذَا نَزَعَ فَلْيَبْدَأْ بِالشِّمَالِ، لِتَكُنِ الْيُمْنَى أَوَّلَهُمَا تُنْعَلُ وَآخِرَهُمَا تُنْزَعُ ‏"‏‏.‏

    Allah Resûlü şöyle buyurdu: Biriniz ayakkabı giyerken sağdan başlasın, çıkarırken soldan başlasın; böylece sağ ayak, ikisinden önce giyilen ve en son çıkarılan olsun.

    Rivayet gerekçesini kendi içinde söyler: sıra, sağ ayak her iki işlemde de öne geçsin diyedir. Sayfadaki tek ayakkabıyla yürüme rivayetiyle aynı bâb kümesindendir. Âişe'nin "sağdan başlamayı severdi" sözü aynı alışkanlığın daha genel anlatımıdır ve sitede yemek âdâbı sayfasında durur.

    Sahih hadisBuhârî, Libâs 39

  7. حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ لاَ يَمْشِي أَحَدُكُمْ فِي نَعْلٍ وَاحِدَةٍ لِيُحْفِهِمَا جَمِيعًا، أَوْ لِيَنْعَلْهُمَا جَمِيعًا ‏"‏‏.‏

    Allah Resûlü şöyle buyurdu: Biriniz tek ayakkabıyla yürümesin; ya ikisini birden çıkarsın ya ikisini birden giysin.

    Rivayet bir gerekçe vermez. Buhârî'nin bu bölümünde ayakkabıya birkaç bâb ayrılmıştır; metin, yürüyüşü dengesiz bırakan bir alışkanlığı konu eder.

    Sahih hadisBuhârî, Libâs 40

  8. حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ، أَخْبَرَنَا مُعْتَمِرٌ، قَالَ سَمِعْتُ حُمَيْدًا، يُحَدِّثُ عَنْ أَنَسٍ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ خَاتَمُهُ مِنْ فِضَّةٍ وَكَانَ فَصُّهُ مِنْهُ‏.‏ وَقَالَ يَحْيَى بْنُ أَيُّوبَ حَدَّثَنِي حُمَيْدٌ سَمِعَ أَنَسًا عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم‏.‏

    Enes'ten: Peygamber'in yüzüğü gümüştendi; kaşı da kendindendi.

    Kaş (fass) ayrı bir taş değil, yüzüğün kendi gümüşüydü. Ayrıntı küçük görünür ama bölümün yüzüğe dair anlattığı şeyin özetidir: takı değil, sade bir alet.

    Sahih hadisBuhârî, Libâs 48

  9. حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ سَلاَمٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ نُمَيْرٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ اتَّخَذَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم خَاتَمًا مِنْ وَرِقٍ، وَكَانَ فِي يَدِهِ، ثُمَّ كَانَ بَعْدُ فِي يَدِ أَبِي بَكْرٍ، ثُمَّ كَانَ بَعْدُ فِي يَدِ عُمَرَ، ثُمَّ كَانَ بَعْدُ فِي يَدِ عُثْمَانَ، حَتَّى وَقَعَ بَعْدُ فِي بِئْرِ أَرِيسَ، نَقْشُهُ مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللَّهِ‏.‏

    İbn Ömer şöyle dedi: Allah Resûlü gümüşten bir yüzük edindi ve o, elindeydi. Sonra Ebû Bekir'in elinde oldu, sonra Ömer'in, sonra Osman'ın; nihayet Erîs kuyusuna düştü. Üzerindeki yazı "Muhammed Resûlullah" idi.

    Yüzük bir süs değil mühürdü; mektupları mühürlemek için edinilmiş ve sonraki halifelerin eline bu sebeple geçmiştir. Erîs, Medine yakınındaki bir kuyunun adıdır.

    Sahih hadisBuhârî, Libâs 50

  10. حَدَّثَنَا أَبُو مَعْمَرٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ صُهَيْبٍ، عَنْ أَنَسٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ صَنَعَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم خَاتَمًا قَالَ ‏ "‏ إِنَّا اتَّخَذْنَا خَاتَمًا، وَنَقَشْنَا فِيهِ نَقْشًا، فَلاَ يَنْقُشْ عَلَيْهِ أَحَدٌ ‏"‏‏.‏ قَالَ فَإِنِّي لأَرَى بَرِيقَهُ فِي خِنْصَرِهِ‏.‏

    Enes'ten: Peygamber bir yüzük yaptırdı ve şöyle buyurdu: Biz bir yüzük edindik ve üzerine bir nakış kazıdık; kimse onun üzerine kazımasın. Enes der ki: Onun parıltısını serçe parmağında hâlâ görür gibiyim.

    "Kimse onun üzerine kazımasın" sözü, aynı nakşı kendi yüzüğüne kazımasın demektir; aynı bölümün ilerideki bir bâb başlığı bunu açıkça yazar. Sebep süsle ilgili değildir: mühür taklit edilebiliyorsa iş görmez. Hınsır, serçe parmaktır.

    Sahih hadisBuhârî, Libâs 51

  11. حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ الأَنْصَارِيُّ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ ثُمَامَةَ، عَنْ أَنَسٍ، أَنَّ أَبَا بَكْرٍ ـ رضى الله عنه ـ لَمَّا اسْتُخْلِفَ كَتَبَ لَهُ، وَكَانَ نَقْشُ الْخَاتَمِ ثَلاَثَةَ أَسْطُرٍ‏.‏ مُحَمَّدٌ سَطْرٌ، وَرَسُولُ سَطْرٌ، وَاللَّهِ سَطْرٌ‏.‏

    Enes'ten: Ebû Bekir halife olunca ona bir yazı yazdı. Yüzüğün nakşı üç satırdı: bir satır "Muhammed", bir satır "Resûl", bir satır "Allah".

    Rivayet kısaltılmıştır; yazının kime gönderildiği metinde geçmez. Kayda değer olan kısım mührün üç satıra bölünmüş yazısıdır.

    Sahih hadisBuhârî, Libâs 55

  12. حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ أَبِي رَجَاءٍ، حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ سُلَيْمَانَ، قَالَ سَمِعْتُ حَنْظَلَةَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ مِنَ الْفِطْرَةِ حَلْقُ الْعَانَةِ، وَتَقْلِيمُ الأَظْفَارِ، وَقَصُّ الشَّارِبِ ‏"‏‏.‏

    İbn Ömer'den: Allah Resûlü şöyle buyurdu: Etek tıraşı, tırnakların kesilmesi ve bıyığın kısaltılması fıtrattandır.

    Fıtrat burada insanın yaratılışına uygun, süregelen temizlik alışkanlığı anlamındadır. Rivayet temizliği sayar; bu işlerin hükmü, ölçüsü ve zamanı fıkıh kaynaklarının konusudur ve bu sayfada ele alınmaz.

    Sahih hadisBuhârî, Libâs 64

  13. حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ نَصْرٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ آدَمَ، حَدَّثَنَا إِسْرَائِيلُ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الأَسْوَدِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كُنْتُ أُطَيِّبُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم بِأَطْيَبِ مَا يَجِدُ، حَتَّى أَجِدَ وَبِيصَ الطِّيبِ فِي رَأْسِهِ وَلِحْيَتِهِ‏.‏

    Âişe şöyle dedi: Peygamber'e, bulabildiği en güzel kokuyu sürerdim; öyle ki kokunun parıltısını başında ve sakalında görürdüm.

    Vabîs, kokunun yağ kıvamındaki parıltısıdır. Rivayet güzel kokunun günlük bir alışkanlık olduğunu gösterir; Âişe'nin anlattığı, evin içinden bir sahnedir.

    Sahih hadisBuhârî, Libâs 74

Hadislerin Arapça metni klasik hadis kaynaklarındandır. Türkçe anlam bu sitenin kendi metnidir ve basılı bir tercümenin yerini tutmaz; esas olan Arapça metindir.

Bu sayfa hüküm vermez

Neyin giyilip giyilemeyeceği, ipeğin ve altının hükmü, örtünmenin ölçüsü — bunlar fıkıh kaynaklarının ve yetkili ilim ehlinin konusudur. Bu sayfanın işi değildir ve burada bir hüküm aranmamalıdır.

Aktarılan şey şudur: Buhârî'nin Libâs bölümündeki rivayetler sadelik, kibirden uzak durma, nimeti üzerinde taşımak ve temizlik hakkında ne söylüyor. Bir rivayetin burada yer alması, onun bir kural listesi maddesi gibi okunması gerektiği anlamına gelmez; her hadisin altındaki not, metnin ne dediğiyle neyi söylemediğini ayırmak için vardır.

Aynı ölçü bir eleme ölçütüdür de. Bölümün bir hüküm bildiren rivayetleri — belirli kumaşların, madenlerin ve giyim biçimlerinin hükmüne dair olanlar — bu sayfaya alınmamıştır. Eksiklik değil, çizilmiş bir sınırdır.

Bu hadisler nasıl seçildi

Kitâbü'l-Libâs, Sahîh-i Buhârî'nin yüz üç bâblık bir bölümüdür. Sayfa iki turda kuruldu: önce bu bâb aralığına serpiştirilmiş elli iki rivayetlik bir havuz tarandı ve dokuzu alındı, sonra kırk rivayetlik ikinci bir havuz tarandı ve dördü eklendi. Doksan iki adaydan on üçü sayfada durmaktadır; hadislerin bâb numaraları kendi altlarında verilmiştir.

Eleme dört başlıkta yapıldı. Birincisi hüküm metinleriydi: bir giysinin, madenin ya da örtünme biçiminin hükmünü bildiren rivayetler alınmadı — ihramlının neyi giyeceği, ipeğin ve altının hükmü, tek elbiseyle örtünme biçimi gibi. İkincisi belirli davranışlara lânet eden rivayetlerdi; bunlar hem hüküm hem ağır bir dil taşıdığı için dışarıda bırakıldı. Üçüncüsü döneme özgü ayrıntıydı: bugün bir kural listesi gibi okunacak kumaş adları ile saç ve sakal düzenine dair rivayetler, kısa bir notla dürüstçe çerçevelenemedikleri için alınmadı. Dördüncüsü konu dışı olanlardı — bölümün ikinci yarısındaki resim ve tasvir bâbları, binek âdâbı, ve giyime yalnız tek bir kelime üzerinden bağlanıp asıl konusu başka olan rivayetler.

Bir eleme daha var ve sebebi başka: iki turda toplam otuz beş aday sitenin başka sayfalarında ya da bu sayfada zaten duruyordu — ilk turda on altı, ikincisinde on dokuz. Buhârî aynı metni farklı bölümlerde farklı senetlerle tekrarladığı için bunların çoğu ilk bakışta görünmez; karşılaştırma senet düşürülerek metin düzeyinde yapıldı. Cimri ile sadaka verenin demir cübbe benzetmesi, altın yüzüğün bırakılması, mührün Rûm'a yazılacak mektup için edinilmesi, bayram günü kadınların süslerini sadaka vermesi, sağdan başlamayı sevmesi, ipek kumaşa şaşıran ashaba verilen cevap ve vefatında üzerine örtülen Yemen örtüsü bu sebeple burada yoktur — sitede başka sayfalarda bulunurlar.

Sevdiği kumaş ve geride bıraktığı giysi

Sayfadaki iki rivayet yan yana okunduğunda bir ölçü çıkar. Birincisinde Peygamber'in giymeyi en çok sevdiği elbise hiberadır — Yemen dokuması çizgili bir kumaş. İkincisinde Âişe bir kisâ ile kaba bir izâr çıkarır ve ruhunun bu iki parça içinde alındığını söyler.

İkisi birbirini yalanlamaz. Güzel bir kumaşı sevmek ile sade bir giysiyle yetinmek aynı hayatta bulunabiliyor; rivayetlerin ilki bir zenginlik iddiası, ikincisi bir yoksulluk övgüsü değildir. Buhârî ikisini ayrı bâblara koymuş ve aralarında bir tercih bildirmemiştir.

Buradan bir kural çıkarmak da metnin söylediğinden fazlasını söylemek olur. Kaydedilen şey iki gözlemdir: neyi severek giydiği ve geride ne bıraktığı.

Yüzük bir süs değil, mühürdü

Sayfadaki on üç hadisin dördü yüzükle ilgilidir ve bunun sebebi bölümün kendi ağırlığıdır: Buhârî yüzüğe arka arkaya birçok bâb ayırır. Ama anlatılan şey bir takı değildir.

Yüzük mühürdür. Yazının okunmaya değer bulunması için mektubun mühürlenmesi gerekiyordu; yüzük bunun için edinildi, üzerine üç satır hâlinde bir yazı kazındı ve sonraki halifelerin eline de bu görev sebebiyle geçti. Kaşının ayrı bir taş değil yüzüğün kendi gümüşü olması da aynı yöne bakar: süslemek için değil, iş görmek için yapılmış bir nesne. Aynı sebeple nakşın kopyalanmaması istenmiştir — taklit edilebilen bir mühür iş görmez.

Bu ayrım sayfanın geri kalanını da açıklar. Bölüm giyimi ve süsü yasaklamaz; bir giysinin ya da eşyanın nerede işe, nerede gösterişe döndüğünü konu eder.

Sık sorulan sorular

Buhârî'nin Libâs bölümü neyi anlatır?

Sahîh-i Buhârî'nin yetmiş yedinci kitâbıdır ve giyim, ayakkabı, yüzük, koku, saç düzeni ile ev eşyasına dair rivayetleri bir araya getirir. Yüz üç bâbdan oluşur. Bâb başlıklarının bir kısmı fıkhî bir soruyu işaret eder; bu sayfadaki hadisler o bölümden seçilmiştir ama sayfa bir hüküm metni değildir.

Bu sayfa ipek, altın ve örtünme hükümlerini neden vermiyor?

Çünkü bunlar fıkıh kaynaklarının ve yetkili ilim ehlinin konusudur; bu platformun kapsamı dışındadır. Bölümde bu konularda rivayetler vardır ve sayfada yer almamaları bir değerlendirme değil, çizilmiş bir sınırın sonucudur. Burada aktarılan, rivayetlerin sadelik, kibirden uzak durma ve temizlik hakkında ne söylediğidir.

Elbisenin yerde sürünmesi her durumda aynı mıdır?

Sayfadaki ilk iki rivayet birlikte okunur. Birincisi elbisesini kibirle yerde sürüyene gelen uyarıyı aktarır. İkincisinde Ebû Bekir izârının bir yanının kendiliğinden sarktığını söyler ve "Sen bunu kibirle yapanlardan değilsin" cevabını alır. Metinlerin ayırdığı şey kumaşın boyu değil, onunla büyüklenmektir. Ölçünün fıkhî karşılığı — kimin için ne kadarı — bu sayfanın konusu değildir.

Bu sayfada neden az hadis var?

Aday havuzu iki turda doksan iki rivayetti; on üçü kaldı. Dört sebeple elendiler: hüküm bildirenler, lânet kalıbı taşıyanlar, kısa bir notla çerçevelenemeyecek döneme özgü ayrıntı taşıyanlar ve konusu giyim olmayanlar. Ayrıca otuz beş rivayet sitenin başka sayfalarında ya da bu sayfada zaten bulunduğu için tekrarlanmadı. Sayı, ölçütün önüne geçmemiştir.

Peygamber'in yüzüğü altın mıydı, gümüş mü?

Bu sayfadaki rivayetler gümüş yüzüğü konu eder: kaşı ayrı bir taş değil kendi gümüşündendi, üzerinde üç satır hâlinde "Muhammed Resûlullah" yazılıydı ve sonraki halifelerin eline geçti. Buhârî ayrıca önce altın bir yüzük edinildiğini, sonra bırakıldığını da nakleder; o rivayet sitede yemin ve adak sayfasında durmaktadır.

Kaynaklar

  • Sahih hadis
    Buhârî, Libâs — Sayfadaki on üç hadisin tamamı Sahîh-i Buhârî'nin Kitâbü'l-Libâs bölümünden seçilmiştir; bâb numaraları hadislerin altında verilmiştir.
  • Sahih hadis
    Buhârî, Libâs 1 — Elbisesini kibirle yerde sürüyen kimseyle ilgili uyarı.
  • Sahih hadis
    Buhârî, Libâs 2 — Ebû Bekir'in sözü ve uyarının kibirle sınırlanması.
  • Sahih hadis
    Buhârî, Libâs 19 — Âişe'nin çıkardığı kisâ ile kaba izâr.
  • Sahih hadis
    Buhârî, Libâs 39 — Ayakkabı giyip çıkarmada sıra.
  • Sahih hadis
    Buhârî, Libâs 50 — Gümüş mühür yüzüğü ve sonraki halifelerin eline geçmesi.
  • Sahih hadis
    Buhârî, Libâs 51 — Yüzüğün nakşı ve kopyalanmaması.
  • Sahih hadis
    Buhârî, Libâs 64 — Temizliğin fıtrattan sayılan işleri.
  • Sahih hadis
    Buhârî, Libâs 74 — Güzel koku — Âişe rivayeti.
  • Kur’an
    A'râf 7:32 — Bölümün ilk bâbının başlığında geçen âyet: süsün kendisi yasaklanmamıştır.

Son güncelleme: