Duhân Suresi
Duhân suresi 59 ayettir ve adı "duman" anlamına gelir. Üçüncü ayetindeki "mübarek gece" ifadesi, klasik tefsirlerde çoğunlukla Kadir Gecesi olarak açıklanır.
- Sure numarası
- 44. sure
- Arapça adı
- الدخان
- Ayet sayısı
- 59 ayet
- Nüzul yeri
- Mekki (Mekke dönemi)
- Nüzul sırası
- 64.
- Cüz
- 25. cüz
- Ana konusu
- Kur'an'ın indirildiği gece ve yaratılışın amacı
Adının anlamı
Duhân, duman anlamındadır. Sure adını onuncu ayetteki ifadeden alır.
Temel temaları
- mübarek gece
- Firavun
- amaç
- hesap
Duhân suresi — Arapçası ve anlamı
Aşağıdaki Türkçe anlam bu siteye aittir; herhangi bir mealden alınmamıştır. Amacı ayetin ne dediğini açık Türkçeyle aktarmaktır, basılı bir mealin yerini tutmaz. Anlam metni Arapçanın karşılığı değil, karşılığının aktarımıdır — esas olan Arapça metindir.
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
حمٓ
Hâ Mîm.
وَٱلْكِتَٰبِ ٱلْمُبِينِ
Apaçık kitaba yemin olsun.
إِنَّآ أَنزَلْنَٰهُ فِى لَيْلَةٍ مُّبَٰرَكَةٍ إِنَّا كُنَّا مُنذِرِينَ
Biz onu mübarek bir gecede indirdik. Şüphesiz biz uyarıcıyız.
فِيهَا يُفْرَقُ كُلُّ أَمْرٍ حَكِيمٍ
O gecede her hikmetli iş ayrılır;
أَمْرًا مِّنْ عِندِنَآ إِنَّا كُنَّا مُرْسِلِينَ
Katımızdan bir emir olarak. Şüphesiz biz gönderenleriz.
رَحْمَةً مِّن رَّبِّكَ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلْعَلِيمُ
Rabbinden bir rahmet olarak. Şüphesiz O işitendir, bilendir.
رَبِّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَآ إِن كُنتُم مُّوقِنِينَ
Göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbi; eğer kesin olarak inanıyorsanız.
لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ يُحْىِۦ وَيُمِيتُ رَبُّكُمْ وَرَبُّ ءَابَآئِكُمُ ٱلْأَوَّلِينَ
O'ndan başka ilah yoktur; diriltir ve öldürür. Sizin de Rabbiniz, önceki atalarınızın da Rabbidir.
بَلْ هُمْ فِى شَكٍّ يَلْعَبُونَ
Hayır, onlar bir şüphe içinde oynayıp duruyorlar.
فَٱرْتَقِبْ يَوْمَ تَأْتِى ٱلسَّمَآءُ بِدُخَانٍ مُّبِينٍ
Öyleyse göğün apaçık bir duman getireceği günü gözetle.
يَغْشَى ٱلنَّاسَ هَٰذَا عَذَابٌ أَلِيمٌ
İnsanları bürür; bu acı bir azaptır.
رَّبَّنَا ٱكْشِفْ عَنَّا ٱلْعَذَابَ إِنَّا مُؤْمِنُونَ
"Rabbimiz! Bizden azabı kaldır; biz iman edenleriz."
أَنَّىٰ لَهُمُ ٱلذِّكْرَىٰ وَقَدْ جَآءَهُمْ رَسُولٌ مُّبِينٌ
Nerede onlarda öğüt almak? Oysa kendilerine apaçık bir elçi gelmişti.
ثُمَّ تَوَلَّوْا۟ عَنْهُ وَقَالُوا۟ مُعَلَّمٌ مَّجْنُونٌ
Sonra ondan yüz çevirdiler ve "Öğretilmiş bir deli" dediler.
إِنَّا كَاشِفُوا۟ ٱلْعَذَابِ قَلِيلًا إِنَّكُمْ عَآئِدُونَ
Biz azabı biraz kaldıracağız; siz yine döneceksiniz.
يَوْمَ نَبْطِشُ ٱلْبَطْشَةَ ٱلْكُبْرَىٰٓ إِنَّا مُنتَقِمُونَ
En büyük yakalayışla yakalayacağımız gün, şüphesiz intikam alacağız.
وَلَقَدْ فَتَنَّا قَبْلَهُمْ قَوْمَ فِرْعَوْنَ وَجَآءَهُمْ رَسُولٌ كَرِيمٌ
Andolsun onlardan önce Firavun kavmini denedik; onlara değerli bir elçi geldi:
أَنْ أَدُّوٓا۟ إِلَىَّ عِبَادَ ٱللَّهِ إِنِّى لَكُمْ رَسُولٌ أَمِينٌ
"Allah'ın kullarını bana teslim edin; şüphesiz ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim.
وَأَن لَّا تَعْلُوا۟ عَلَى ٱللَّهِ إِنِّىٓ ءَاتِيكُم بِسُلْطَٰنٍ مُّبِينٍ
Allah'a karşı büyüklenmeyin; şüphesiz ben size apaçık bir delil getiriyorum.
وَإِنِّى عُذْتُ بِرَبِّى وَرَبِّكُمْ أَن تَرْجُمُونِ
Beni taşlamanızdan, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olana sığındım.
وَإِن لَّمْ تُؤْمِنُوا۟ لِى فَٱعْتَزِلُونِ
Bana iman etmezseniz, benden uzaklaşın."
فَدَعَا رَبَّهُۥٓ أَنَّ هَٰٓؤُلَآءِ قَوْمٌ مُّجْرِمُونَ
Sonunda Rabbine "Bunlar suçlu bir topluluktur" diye seslendi.
فَأَسْرِ بِعِبَادِى لَيْلًا إِنَّكُم مُّتَّبَعُونَ
"Kullarımı geceleyin yürüt; şüphesiz takip edileceksiniz.
وَٱتْرُكِ ٱلْبَحْرَ رَهْوًا إِنَّهُمْ جُندٌ مُّغْرَقُونَ
Denizi açık hâlde bırak; şüphesiz onlar boğulacak bir ordudur."
كَمْ تَرَكُوا۟ مِن جَنَّٰتٍ وَعُيُونٍ
Nice bahçeler ve pınarlar bıraktılar.
وَزُرُوعٍ وَمَقَامٍ كَرِيمٍ
Ekinler ve güzel konaklar.
وَنَعْمَةٍ كَانُوا۟ فِيهَا فَٰكِهِينَ
Ve içinde eğlendikleri nimetler.
كَذَٰلِكَ وَأَوْرَثْنَٰهَا قَوْمًا ءَاخَرِينَ
İşte böyle; onları başka bir topluluğa miras bıraktık.
فَمَا بَكَتْ عَلَيْهِمُ ٱلسَّمَآءُ وَٱلْأَرْضُ وَمَا كَانُوا۟ مُنظَرِينَ
Onlara ne gök ağladı ne yer; onlara mühlet de verilmedi.
وَلَقَدْ نَجَّيْنَا بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ مِنَ ٱلْعَذَابِ ٱلْمُهِينِ
Andolsun İsrâiloğullarını alçaltıcı azaptan kurtardık;
مِن فِرْعَوْنَ إِنَّهُۥ كَانَ عَالِيًا مِّنَ ٱلْمُسْرِفِينَ
Firavun'dan. Şüphesiz o, haddi aşanlardan bir büyüklenendi.
وَلَقَدِ ٱخْتَرْنَٰهُمْ عَلَىٰ عِلْمٍ عَلَى ٱلْعَٰلَمِينَ
Andolsun onları, bilgimizle âlemlere üstün kıldık.
وَءَاتَيْنَٰهُم مِّنَ ٱلْـَٔايَٰتِ مَا فِيهِ بَلَٰٓؤٌا۟ مُّبِينٌ
Onlara, içinde apaçık bir sınama bulunan ayetler verdik.
إِنَّ هَٰٓؤُلَآءِ لَيَقُولُونَ
Şüphesiz şunlar diyorlar:
إِنْ هِىَ إِلَّا مَوْتَتُنَا ٱلْأُولَىٰ وَمَا نَحْنُ بِمُنشَرِينَ
"İlk ölümümüzden başkası yok ve biz diriltilecek değiliz.
فَأْتُوا۟ بِـَٔابَآئِنَآ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ
Doğru söylüyorsanız atalarımızı getirin."
أَهُمْ خَيْرٌ أَمْ قَوْمُ تُبَّعٍ وَٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ أَهْلَكْنَٰهُمْ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ مُجْرِمِينَ
Onlar mı daha hayırlı, yoksa Tübba' kavmi ve onlardan öncekiler mi? Onları helak ettik; çünkü onlar suçluydu.
وَمَا خَلَقْنَا ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا لَٰعِبِينَ
Biz gökleri, yeri ve ikisi arasındakileri oyun olsun diye yaratmadık.
مَا خَلَقْنَٰهُمَآ إِلَّا بِٱلْحَقِّ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ
İkisini ancak gerçek üzere yarattık; fakat onların çoğu bilmez.
إِنَّ يَوْمَ ٱلْفَصْلِ مِيقَٰتُهُمْ أَجْمَعِينَ
Şüphesiz ayırma günü, hepsinin buluşma vaktidir.
يَوْمَ لَا يُغْنِى مَوْلًى عَن مَّوْلًى شَيْـًٔا وَلَا هُمْ يُنصَرُونَ
O gün dostun dosta hiçbir faydası olmaz ve onlara yardım da edilmez.
إِلَّا مَن رَّحِمَ ٱللَّهُ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ
Allah'ın merhamet ettiği başka. Şüphesiz O güçlüdür, merhamet edendir.
إِنَّ شَجَرَتَ ٱلزَّقُّومِ
Şüphesiz zakkum ağacı,
طَعَامُ ٱلْأَثِيمِ
Günahkârın yemeğidir.
كَٱلْمُهْلِ يَغْلِى فِى ٱلْبُطُونِ
Erimiş maden gibi karınlarda kaynar;
كَغَلْىِ ٱلْحَمِيمِ
Kaynar suyun kaynaması gibi.
خُذُوهُ فَٱعْتِلُوهُ إِلَىٰ سَوَآءِ ٱلْجَحِيمِ
"Tutun onu, cehennemin ortasına sürükleyin!
ثُمَّ صُبُّوا۟ فَوْقَ رَأْسِهِۦ مِنْ عَذَابِ ٱلْحَمِيمِ
Sonra başının üstüne kaynar su azabından dökün!
ذُقْ إِنَّكَ أَنتَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْكَرِيمُ
Tat bakalım! Hani sen güçlüydün, değerliydin.
إِنَّ هَٰذَا مَا كُنتُم بِهِۦ تَمْتَرُونَ
İşte bu, şüphe edip durduğunuz şeydir."
إِنَّ ٱلْمُتَّقِينَ فِى مَقَامٍ أَمِينٍ
Şüphesiz sakınanlar güvenli bir yerdedir;
فِى جَنَّٰتٍ وَعُيُونٍ
Bahçeler ve pınarlar içinde.
يَلْبَسُونَ مِن سُندُسٍ وَإِسْتَبْرَقٍ مُّتَقَٰبِلِينَ
İnce ipekten ve parlak atlastan giyerler; karşılıklı otururlar.
كَذَٰلِكَ وَزَوَّجْنَٰهُم بِحُورٍ عِينٍ
İşte böyle. Onları iri gözlü eşlerle eşleştirdik.
يَدْعُونَ فِيهَا بِكُلِّ فَٰكِهَةٍ ءَامِنِينَ
Orada güven içinde her meyveyi isterler.
لَا يَذُوقُونَ فِيهَا ٱلْمَوْتَ إِلَّا ٱلْمَوْتَةَ ٱلْأُولَىٰ وَوَقَىٰهُمْ عَذَابَ ٱلْجَحِيمِ
Orada ilk ölümden başka ölüm tatmazlar. Allah onları cehennem azabından korumuştur.
فَضْلًا مِّن رَّبِّكَ ذَٰلِكَ هُوَ ٱلْفَوْزُ ٱلْعَظِيمُ
Rabbinden bir lütuf olarak. İşte büyük kurtuluş budur.
فَإِنَّمَا يَسَّرْنَٰهُ بِلِسَانِكَ لَعَلَّهُمْ يَتَذَكَّرُونَ
Biz onu senin dilinle kolaylaştırdık; belki öğüt alırlar.
فَٱرْتَقِبْ إِنَّهُم مُّرْتَقِبُونَ
Öyleyse gözetle; onlar da gözetlemektedir.
Arapça Kur’an metni Tanzil Project tarafından hazırlanmıştır (Uthmani imlası, sürüm 1.1). Lisans: Creative Commons Attribution 3.0 —tanzil.net
"Mübarek gece" hangi gecedir
Üçüncü ayette Kur'an'ın "mübarek bir gecede" indirildiği bildirilir. Gecenin adı verilmez.
Klasik tefsirlerde çoğunluk bunun Kadir Gecesi olduğunu belirtir. Gerekçe Kur'an'ın kendi içindedir: Kadr 1'de Kur'an'ın Kadir Gecesi'nde indirildiği açıkça bildirilir ve Bakara 185'te Ramazan ayı anılır.
Bir kısım müfessir ise Şâban'ın 15. gecesi olduğunu söylemiştir; bu görüş azınlıktadır.
Bu sitede azınlık görüşü yok sayılmaz, ancak çoğunluk görüşü olarak sunulmaz. Berat Kandili sayfasında aynı tartışma ayrıca ele alınmaktadır.
"Oyun olsun diye yaratmadık"
38 ve 39. ayetler kısa bir gerekçe verir: yaratılış oyun için değildir, "gerçek üzere"dir.
Klasik tefsirlerde bu ifade, hesabın gerekliliğine dayanak sayılır: amaçsız bir yaratılış, karşılıksız bir son gerektirmez.
Aynı ifade Enbiyâ 16 ve Mü'minûn 115'te de bulunur. Mülk 2'deki "hanginizin daha güzel iş yapacağını denemek için" ifadesi de aynı çerçevededir.
Sık sorulan sorular
Duhân 3'teki mübarek gece hangi gecedir?
Kur'an gecenin adını vermez. Klasik tefsirlerde çoğunluk Kadir Gecesi olduğunu belirtir; gerekçe Kadr 1 ve Bakara 185'tir. Bir kısım müfessir Şâban'ın 15. gecesi demiştir, bu görüş azınlıktadır.
Kaynaklar
- Kur’anDuhân 44:1-59 — Surenin metni
- Kur’anKadr 97:1; Bakara 2:185 — Kur'an'ın indirildiği vakit
- Kur’anEnbiyâ 21:16; Mü'minûn 23:115 — Yaratılışın oyun olmaması
- Klasik kaynakTefsir literatürü — "Mübarek gece" hakkındaki görüşler
Son güncelleme: