Zulüm ile İlgili Ayetler

Kur’anBu sayfadaki bilgilerin ana kaynak seviyesi

Zulüm ظ ل م kökündendir ve kökün temel anlamı bir şeyi ait olmadığı yere koymaktır. Bu yüzden Kur'an'da zulüm yalnız başkasına yapılan haksızlık değildir; Lokmân 13'te şirk "büyük bir zulüm" diye anılır.

  1. İbrâhîm suresi, 42. ayet

    وَلَا تَحْسَبَنَّ ٱللَّهَ غَٰفِلًا عَمَّا يَعْمَلُ ٱلظَّٰلِمُونَ إِنَّمَا يُؤَخِّرُهُمْ لِيَوْمٍ تَشْخَصُ فِيهِ ٱلْأَبْصَٰرُ

    Zalimlerin yaptıklarından Allah'ı habersiz sanma. Onları, gözlerin dehşetle bakakalacağı bir güne erteliyor.

    Ayet bir teselli değil, bir erteleme bildirir: hesap kalkmaz, gününe bırakılır.

  2. Lokmân suresi, 13. ayet

    وَإِذْ قَالَ لُقْمَٰنُ لِٱبْنِهِۦ وَهُوَ يَعِظُهُۥ يَٰبُنَىَّ لَا تُشْرِكْ بِٱللَّهِ إِنَّ ٱلشِّرْكَ لَظُلْمٌ عَظِيمٌ

    Hani Lokmân, oğluna öğüt verirken demişti ki: "Oğulcuğum! Allah'a ortak koşma; şüphesiz ortak koşmak büyük bir zulümdür."

    Zulüm burada kula değil, hakikatin kendisine yapılıyor — kavramın kapsamını gösteren ayet.

  3. Hûd suresi, 113. ayet

    وَلَا تَرْكَنُوٓا۟ إِلَى ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ فَتَمَسَّكُمُ ٱلنَّارُ وَمَا لَكُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ مِنْ أَوْلِيَآءَ ثُمَّ لَا تُنصَرُونَ

    Zulmedenlere meyletmeyin; yoksa size ateş dokunur. Sizin için Allah'tan başka dostlar yoktur ve sonra yardım da görmezsiniz.

    Yasak yalnız zulmetmek değil, zulmedene MEYLETMEK. Ölçü tarafsızlığın ötesine geçiyor.

  4. Nisâ suresi, 148. ayet

    لَّا يُحِبُّ ٱللَّهُ ٱلْجَهْرَ بِٱلسُّوٓءِ مِنَ ٱلْقَوْلِ إِلَّا مَن ظُلِمَ وَكَانَ ٱللَّهُ سَمِيعًا عَلِيمًا

    Allah, zulme uğrayan dışında, kötü sözün açıkça söylenmesini sevmez. Allah işitendir, bilendir.

    Kötü sözün açıkça söylenmesi hoş görülmez ama zulme uğrayan istisna tutulur; mazlumun sesi ayrı sayılır.

  5. Şûrâ suresi, 41-42. ayet

    وَلَمَنِ ٱنتَصَرَ بَعْدَ ظُلْمِهِۦ فَأُو۟لَٰٓئِكَ مَا عَلَيْهِم مِّن سَبِيلٍ إِنَّمَا ٱلسَّبِيلُ عَلَى ٱلَّذِينَ يَظْلِمُونَ ٱلنَّاسَ وَيَبْغُونَ فِى ٱلْأَرْضِ بِغَيْرِ ٱلْحَقِّ أُو۟لَٰٓئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ

    Zulme uğradıktan sonra hakkını alan kimseye bir sorumluluk yoktur. Sorumluluk, insanlara zulmeden ve yeryüzünde haksız yere taşkınlık edenleredir. İşte onlar için acı bir azap vardır.

    Hakkını almak sorumluluk doğurmaz; sorumluluk, saldıran ve taşkınlık yapan taraftadır.

  6. Bakara suresi, 279. ayet

    فَإِن لَّمْ تَفْعَلُوا۟ فَأْذَنُوا۟ بِحَرْبٍ مِّنَ ٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ وَإِن تُبْتُمْ فَلَكُمْ رُءُوسُ أَمْوَٰلِكُمْ لَا تَظْلِمُونَ وَلَا تُظْلَمُونَ

    Yapmazsanız, Allah'tan ve elçisinden bir savaş olduğunu bilin. Tövbe ederseniz, anaparanız sizindir; ne haksızlık edersiniz ne de haksızlığa uğrarsınız.

    Faiz bağlamında geçer ve ölçüyü iki yönlü koyar: ne haksızlık edin ne haksızlığa uğrayın.

  7. Kehf suresi, 49. ayet

    وَوُضِعَ ٱلْكِتَٰبُ فَتَرَى ٱلْمُجْرِمِينَ مُشْفِقِينَ مِمَّا فِيهِ وَيَقُولُونَ يَٰوَيْلَتَنَا مَالِ هَٰذَا ٱلْكِتَٰبِ لَا يُغَادِرُ صَغِيرَةً وَلَا كَبِيرَةً إِلَّآ أَحْصَىٰهَا وَوَجَدُوا۟ مَا عَمِلُوا۟ حَاضِرًا وَلَا يَظْلِمُ رَبُّكَ أَحَدًا

    Kitap konulur; suçluları, içindekilerden korkuyla titrerken görürsün. Derler ki: "Vay hâlimize! Bu nasıl kitapmış; küçük büyük hiçbir şey bırakmadan hepsini saymış." Yaptıklarını hazır bulurlar. Rabbin hiç kimseye zulmetmez.

    Amel defteri sahnesi; ayet "Rabbin hiç kimseye zulmetmez" diye biter.

  8. Enbiyâ suresi, 47. ayet

    وَنَضَعُ ٱلْمَوَٰزِينَ ٱلْقِسْطَ لِيَوْمِ ٱلْقِيَٰمَةِ فَلَا تُظْلَمُ نَفْسٌ شَيْـًٔا وَإِن كَانَ مِثْقَالَ حَبَّةٍ مِّنْ خَرْدَلٍ أَتَيْنَا بِهَا وَكَفَىٰ بِنَا حَٰسِبِينَ

    Kıyamet günü için adalet terazileri kurarız; hiç kimseye hiçbir haksızlık edilmez. Bir hardal tanesi ağırlığında bile olsa onu getiririz. Hesap görücü olarak biz yeteriz.

    Terazi görüntüsü hardal tanesi ölçüsüne kadar iner; hiçbir şeyin hesap dışında kalmadığı anlatılır.

Arapça Kur’an metni Tanzil Project tarafından hazırlanmıştır (Uthmani imlası, sürüm 1.1). Lisans: Creative Commons Attribution 3.0 —tanzil.net

Zulüm: yerinden etmek

ظ ل م kökünün sözlük anlamı bir şeyi ait olmadığı yere koymak, yerinden etmektir. Karanlık bildiren "zulmet" kelimesi de aynı köktendir; ışığın olması gereken yerde olmaması.

Bu geniş anlam Kur'an'daki kullanımı açıklar. Lokmân 13'te Allah'a ortak koşmak "büyük bir zulüm" diye anılır — burada mağdur bir insan değildir. Kişinin kendi aleyhine işlediği fiiller için de "nefsine zulmetti" kalıbı kullanılır.

Yani Kur'an'da zulmün üç adresi vardır: hakikat, başkası ve kişinin kendisi. Türkçedeki günlük kullanım çoğunlukla yalnız ikincisini kapsar.

Mazlumun sesi ayrı tutulur

Nisâ 148 kayda değer bir istisna kurar. Ayet, kötü sözün açıkça söylenmesinin hoş görülmediğini bildirir — ardından "zulme uğrayan dışında" der.

Şûrâ 41-42 aynı ayrımı daha açık yapar: hakkını alan kimseye bir sorumluluk yoktur; sorumluluk, insanlara zulmeden ve haksız yere taşkınlık yapan taraftadır.

Bu iki ayet birlikte okunduğunda ortaya çıkan şey şudur: sabır tavsiyesi mazlumun susması anlamına gelmez. Kur'an sesini yükseltme hakkını mazluma açıkça tanır.

Hûd 113 ise ölçüyü bir adım öteye taşır ve zulmedene meyletmeyi de yasaklar; yani tarafsız kalmak da her zaman yeterli sayılmaz.

Sık sorulan sorular

Kur'an'da zulüm ne anlama gelir?

ظ ل م kökünden gelir ve bir şeyi ait olmadığı yere koymak demektir. Kur'an'da üç adresi vardır: hakikat (Lokmân 31:13'te şirk "büyük zulüm" denir), başkası ve kişinin kendisi.

Zulme uğrayan sesini yükseltebilir mi?

Nisâ 4:148 kötü sözün açıkça söylenmesini hoş görmez ama zulme uğrayanı istisna tutar. Şûrâ 42:41 hakkını alana sorumluluk olmadığını bildirir.

Kaynaklar

  • Kur’an
    Lokmân 31:13 — Şirkin "büyük zulüm" olarak anılması
  • Kur’an
    Nisâ 4:148 — Zulme uğrayanın istisna tutulması
  • Kur’an
    Şûrâ 42:41-42 — Hakkını almak ile taşkınlık arasındaki ayrım
  • Kur’an
    Hûd 11:113 — Zulmedene meyletme yasağı
  • Klasik kaynak
    Klasik Arapça sözlük literatürü — ظ ل م kökü ve "zulmet" ile bağı

Son güncelleme: