Lokmân Suresi
Lokmân suresi 34 ayettir. Ortasında bir babanın oğluna verdiği öğütler yer alır ve bu öğütler Kur'an'daki en somut ahlak listelerinden biridir.
- Sure numarası
- 31. sure
- Arapça adı
- لقمان
- Ayet sayısı
- 34 ayet
- Nüzul yeri
- Mekki (Mekke dönemi)
- Nüzul sırası
- 57.
- Cüz
- 21. cüz
- Ana konusu
- Bir babanın öğütleri ve gaybın beş konusu
Adının anlamı
Lokmân, 12. ayette kendisine hikmet verildiği bildirilen kişidir. Sure adını ondan alır.
Temel temaları
- öğüt
- şükür
- anne baba
- ölçü
Lokmân suresi — Arapçası ve anlamı
Aşağıdaki Türkçe anlam bu siteye aittir; herhangi bir mealden alınmamıştır. Amacı ayetin ne dediğini açık Türkçeyle aktarmaktır, basılı bir mealin yerini tutmaz. Anlam metni Arapçanın karşılığı değil, karşılığının aktarımıdır — esas olan Arapça metindir.
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
الٓمٓ
Elif Lâm Mîm.
تِلْكَ ءَايَٰتُ ٱلْكِتَٰبِ ٱلْحَكِيمِ
Bunlar, hikmet dolu kitabın ayetleridir;
هُدًى وَرَحْمَةً لِّلْمُحْسِنِينَ
İyilik edenler için bir yol gösterici ve rahmet.
ٱلَّذِينَ يُقِيمُونَ ٱلصَّلَوٰةَ وَيُؤْتُونَ ٱلزَّكَوٰةَ وَهُم بِٱلْـَٔاخِرَةِ هُمْ يُوقِنُونَ
Onlar namazı kılar, zekâtı verir ve ahirete kesin olarak inanırlar.
أُو۟لَٰٓئِكَ عَلَىٰ هُدًى مِّن رَّبِّهِمْ وَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْمُفْلِحُونَ
İşte onlar Rablerinden bir yol gösterme üzerindedir ve işte onlar kurtuluşa erenlerdir.
وَمِنَ ٱلنَّاسِ مَن يَشْتَرِى لَهْوَ ٱلْحَدِيثِ لِيُضِلَّ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ بِغَيْرِ عِلْمٍ وَيَتَّخِذَهَا هُزُوًا أُو۟لَٰٓئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ مُّهِينٌ
İnsanlardan öylesi vardır ki bilgisizce Allah yolundan saptırmak ve onu alaya almak için boş sözü satın alır. İşte onlar için alçaltıcı bir azap vardır.
وَإِذَا تُتْلَىٰ عَلَيْهِ ءَايَٰتُنَا وَلَّىٰ مُسْتَكْبِرًا كَأَن لَّمْ يَسْمَعْهَا كَأَنَّ فِىٓ أُذُنَيْهِ وَقْرًا فَبَشِّرْهُ بِعَذَابٍ أَلِيمٍ
Kendisine ayetlerimiz okunduğunda, sanki onları işitmemiş, sanki kulaklarında ağırlık varmış gibi büyüklenerek yüz çevirir. Onu acı bir azapla müjdele.
إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ لَهُمْ جَنَّٰتُ ٱلنَّعِيمِ
İman edip salih amel işleyenler için nimet cennetleri vardır;
خَٰلِدِينَ فِيهَا وَعْدَ ٱللَّهِ حَقًّا وَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ
Orada sürekli kalacaklardır. Bu, Allah'ın gerçek vaadidir. O güçlüdür, hikmet sahibidir.
خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ بِغَيْرِ عَمَدٍ تَرَوْنَهَا وَأَلْقَىٰ فِى ٱلْأَرْضِ رَوَٰسِىَ أَن تَمِيدَ بِكُمْ وَبَثَّ فِيهَا مِن كُلِّ دَآبَّةٍ وَأَنزَلْنَا مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءً فَأَنۢبَتْنَا فِيهَا مِن كُلِّ زَوْجٍ كَرِيمٍ
Gökleri görebileceğiniz bir direk olmadan yarattı; sizi sarsmasın diye yere sabit dağlar attı ve orada her canlıdan yaydı. Gökten su indirdik ve orada her güzel çiftten bitirdik.
هَٰذَا خَلْقُ ٱللَّهِ فَأَرُونِى مَاذَا خَلَقَ ٱلَّذِينَ مِن دُونِهِۦ بَلِ ٱلظَّٰلِمُونَ فِى ضَلَٰلٍ مُّبِينٍ
İşte bu, Allah'ın yaratmasıdır. Gösterin bana, O'ndan başkaları ne yaratmış? Hayır, zalimler apaçık bir sapkınlık içindedir.
وَلَقَدْ ءَاتَيْنَا لُقْمَٰنَ ٱلْحِكْمَةَ أَنِ ٱشْكُرْ لِلَّهِ وَمَن يَشْكُرْ فَإِنَّمَا يَشْكُرُ لِنَفْسِهِۦ وَمَن كَفَرَ فَإِنَّ ٱللَّهَ غَنِىٌّ حَمِيدٌ
Andolsun Lokmân'a hikmet verdik: "Allah'a şükret." Kim şükrederse ancak kendisi için şükretmiş olur. Kim de nankörlük ederse, şüphesiz Allah zengindir, övgüye layıktır.
وَإِذْ قَالَ لُقْمَٰنُ لِٱبْنِهِۦ وَهُوَ يَعِظُهُۥ يَٰبُنَىَّ لَا تُشْرِكْ بِٱللَّهِ إِنَّ ٱلشِّرْكَ لَظُلْمٌ عَظِيمٌ
Hani Lokmân, oğluna öğüt verirken demişti ki: "Oğulcuğum! Allah'a ortak koşma; şüphesiz ortak koşmak büyük bir zulümdür."
وَوَصَّيْنَا ٱلْإِنسَٰنَ بِوَٰلِدَيْهِ حَمَلَتْهُ أُمُّهُۥ وَهْنًا عَلَىٰ وَهْنٍ وَفِصَٰلُهُۥ فِى عَامَيْنِ أَنِ ٱشْكُرْ لِى وَلِوَٰلِدَيْكَ إِلَىَّ ٱلْمَصِيرُ
İnsana anne babasını tavsiye ettik. Annesi onu güçsüzlük üstüne güçsüzlükle taşıdı. Sütten kesilmesi de iki yıl içindedir. "Bana ve anne babana şükret; dönüş banadır."
وَإِن جَٰهَدَاكَ عَلَىٰٓ أَن تُشْرِكَ بِى مَا لَيْسَ لَكَ بِهِۦ عِلْمٌ فَلَا تُطِعْهُمَا وَصَاحِبْهُمَا فِى ٱلدُّنْيَا مَعْرُوفًا وَٱتَّبِعْ سَبِيلَ مَنْ أَنَابَ إِلَىَّ ثُمَّ إِلَىَّ مَرْجِعُكُمْ فَأُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ
Hakkında bilgin olmayan bir şeyi bana ortak koşman için seni zorlarlarsa, onlara itaat etme. Dünyada onlarla iyi geçin. Bana yönelenin yoluna uy. Sonra dönüşünüz banadır; yaptıklarınızı size haber vereceğim.
يَٰبُنَىَّ إِنَّهَآ إِن تَكُ مِثْقَالَ حَبَّةٍ مِّنْ خَرْدَلٍ فَتَكُن فِى صَخْرَةٍ أَوْ فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ أَوْ فِى ٱلْأَرْضِ يَأْتِ بِهَا ٱللَّهُ إِنَّ ٱللَّهَ لَطِيفٌ خَبِيرٌ
"Oğulcuğum! Yaptığın bir hardal tanesi ağırlığında olsa ve bir kayanın içinde ya da göklerde veya yerde bulunsa, Allah onu getirir. Şüphesiz Allah latîftir, haberdardır.
يَٰبُنَىَّ أَقِمِ ٱلصَّلَوٰةَ وَأْمُرْ بِٱلْمَعْرُوفِ وَٱنْهَ عَنِ ٱلْمُنكَرِ وَٱصْبِرْ عَلَىٰ مَآ أَصَابَكَ إِنَّ ذَٰلِكَ مِنْ عَزْمِ ٱلْأُمُورِ
Oğulcuğum! Namazı kıl, iyiliği emret, kötülükten sakındır ve başına gelene sabret. Şüphesiz bunlar, azmedilecek işlerdendir.
وَلَا تُصَعِّرْ خَدَّكَ لِلنَّاسِ وَلَا تَمْشِ فِى ٱلْأَرْضِ مَرَحًا إِنَّ ٱللَّهَ لَا يُحِبُّ كُلَّ مُخْتَالٍ فَخُورٍ
İnsanlardan yüzünü çevirme ve yeryüzünde çalımla yürüme. Şüphesiz Allah, kendini beğenip övünen hiç kimseyi sevmez.
وَٱقْصِدْ فِى مَشْيِكَ وَٱغْضُضْ مِن صَوْتِكَ إِنَّ أَنكَرَ ٱلْأَصْوَٰتِ لَصَوْتُ ٱلْحَمِيرِ
Yürüyüşünde ölçülü ol ve sesini alçalt. Şüphesiz seslerin en çirkini eşeklerin sesidir."
أَلَمْ تَرَوْا۟ أَنَّ ٱللَّهَ سَخَّرَ لَكُم مَّا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ وَأَسْبَغَ عَلَيْكُمْ نِعَمَهُۥ ظَٰهِرَةً وَبَاطِنَةً وَمِنَ ٱلنَّاسِ مَن يُجَٰدِلُ فِى ٱللَّهِ بِغَيْرِ عِلْمٍ وَلَا هُدًى وَلَا كِتَٰبٍ مُّنِيرٍ
Görmediniz mi? Allah, göklerde ve yerde ne varsa size boyun eğdirdi ve açık gizli nimetlerini üzerinize tamamladı. İnsanlardan öylesi vardır ki bilgisiz, yol gösterensiz ve aydınlatıcı bir kitap olmadan Allah hakkında tartışır.
وَإِذَا قِيلَ لَهُمُ ٱتَّبِعُوا۟ مَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ قَالُوا۟ بَلْ نَتَّبِعُ مَا وَجَدْنَا عَلَيْهِ ءَابَآءَنَآ أَوَلَوْ كَانَ ٱلشَّيْطَٰنُ يَدْعُوهُمْ إِلَىٰ عَذَابِ ٱلسَّعِيرِ
Onlara "Allah'ın indirdiğine uyun" denildiğinde derler ki: "Hayır, atalarımızı üzerinde bulduğumuza uyarız." Şeytan onları alevli ateşin azabına çağırıyorsa da mı?
وَمَن يُسْلِمْ وَجْهَهُۥٓ إِلَى ٱللَّهِ وَهُوَ مُحْسِنٌ فَقَدِ ٱسْتَمْسَكَ بِٱلْعُرْوَةِ ٱلْوُثْقَىٰ وَإِلَى ٱللَّهِ عَٰقِبَةُ ٱلْأُمُورِ
Kim iyilik eden biri olarak yüzünü Allah'a teslim ederse, sağlam kulpa yapışmıştır. İşlerin sonu Allah'a varır.
وَمَن كَفَرَ فَلَا يَحْزُنكَ كُفْرُهُۥٓ إِلَيْنَا مَرْجِعُهُمْ فَنُنَبِّئُهُم بِمَا عَمِلُوٓا۟ إِنَّ ٱللَّهَ عَلِيمٌۢ بِذَاتِ ٱلصُّدُورِ
Kim inkâr ederse, inkârı seni üzmesin. Dönüşleri bizedir; yaptıklarını onlara haber vereceğiz. Şüphesiz Allah, göğüslerde olanı bilendir.
نُمَتِّعُهُمْ قَلِيلًا ثُمَّ نَضْطَرُّهُمْ إِلَىٰ عَذَابٍ غَلِيظٍ
Onları biraz yararlandırırız; sonra onları ağır bir azaba sürükleriz.
وَلَئِن سَأَلْتَهُم مَّنْ خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ لَيَقُولُنَّ ٱللَّهُ قُلِ ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ بَلْ أَكْثَرُهُمْ لَا يَعْلَمُونَ
Andolsun onlara "Gökleri ve yeri kim yarattı?" diye sorsan, mutlaka "Allah" derler. De ki: Hamd Allah'a aittir. Hayır, onların çoğu bilmez.
لِلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ إِنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلْغَنِىُّ ٱلْحَمِيدُ
Göklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır. Şüphesiz Allah zengindir, övgüye layıktır.
وَلَوْ أَنَّمَا فِى ٱلْأَرْضِ مِن شَجَرَةٍ أَقْلَٰمٌ وَٱلْبَحْرُ يَمُدُّهُۥ مِنۢ بَعْدِهِۦ سَبْعَةُ أَبْحُرٍ مَّا نَفِدَتْ كَلِمَٰتُ ٱللَّهِ إِنَّ ٱللَّهَ عَزِيزٌ حَكِيمٌ
Yeryüzündeki ağaçlar kalem olsa, deniz de arkasından yedi deniz daha katılarak mürekkep olsa, Allah'ın kelimeleri tükenmez. Şüphesiz Allah güçlüdür, hikmet sahibidir.
مَّا خَلْقُكُمْ وَلَا بَعْثُكُمْ إِلَّا كَنَفْسٍ وَٰحِدَةٍ إِنَّ ٱللَّهَ سَمِيعٌۢ بَصِيرٌ
Sizin yaratılmanız da diriltilmeniz de ancak tek bir kişininki gibidir. Şüphesiz Allah işitendir, görendir.
أَلَمْ تَرَ أَنَّ ٱللَّهَ يُولِجُ ٱلَّيْلَ فِى ٱلنَّهَارِ وَيُولِجُ ٱلنَّهَارَ فِى ٱلَّيْلِ وَسَخَّرَ ٱلشَّمْسَ وَٱلْقَمَرَ كُلٌّ يَجْرِىٓ إِلَىٰٓ أَجَلٍ مُّسَمًّى وَأَنَّ ٱللَّهَ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرٌ
Görmedin mi? Allah geceyi gündüze katar, gündüzü de geceye katar. Güneşi ve ayı emrine boyun eğdirdi; her biri belirli bir süreye kadar akıp gider. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.
ذَٰلِكَ بِأَنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلْحَقُّ وَأَنَّ مَا يَدْعُونَ مِن دُونِهِ ٱلْبَٰطِلُ وَأَنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلْعَلِىُّ ٱلْكَبِيرُ
Bu, Allah'ın gerçek olması ve O'ndan başka yalvardıklarının batıl olması yüzündendir. Şüphesiz Allah yücedir, büyüktür.
أَلَمْ تَرَ أَنَّ ٱلْفُلْكَ تَجْرِى فِى ٱلْبَحْرِ بِنِعْمَتِ ٱللَّهِ لِيُرِيَكُم مِّنْ ءَايَٰتِهِۦٓ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَٰتٍ لِّكُلِّ صَبَّارٍ شَكُورٍ
Görmedin mi? Gemiler, size ayetlerinden göstersin diye Allah'ın nimetiyle denizde akıp gider. Şüphesiz bunda çok sabreden ve çok şükreden herkes için ayetler vardır.
وَإِذَا غَشِيَهُم مَّوْجٌ كَٱلظُّلَلِ دَعَوُا۟ ٱللَّهَ مُخْلِصِينَ لَهُ ٱلدِّينَ فَلَمَّا نَجَّىٰهُمْ إِلَى ٱلْبَرِّ فَمِنْهُم مُّقْتَصِدٌ وَمَا يَجْحَدُ بِـَٔايَٰتِنَآ إِلَّا كُلُّ خَتَّارٍ كَفُورٍ
Onları dağlar gibi bir dalga örttüğünde, dini yalnız O'na has kılarak Allah'a yalvarırlar. Onları karaya çıkarıp kurtardığında, içlerinden bir kısmı orta yolda kalır. Ayetlerimizi ancak çok hain ve çok nankör olanlar inkâr eder.
يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ ٱتَّقُوا۟ رَبَّكُمْ وَٱخْشَوْا۟ يَوْمًا لَّا يَجْزِى وَالِدٌ عَن وَلَدِهِۦ وَلَا مَوْلُودٌ هُوَ جَازٍ عَن وَالِدِهِۦ شَيْـًٔا إِنَّ وَعْدَ ٱللَّهِ حَقٌّ فَلَا تَغُرَّنَّكُمُ ٱلْحَيَوٰةُ ٱلدُّنْيَا وَلَا يَغُرَّنَّكُم بِٱللَّهِ ٱلْغَرُورُ
Ey insanlar! Rabbinize karşı sorumlu davranın ve babanın çocuğuna, çocuğun da babasına hiçbir fayda veremeyeceği günden korkun. Şüphesiz Allah'ın vaadi gerçektir. Dünya hayatı sizi aldatmasın ve çok aldatıcı da sizi Allah hakkında aldatmasın.
إِنَّ ٱللَّهَ عِندَهُۥ عِلْمُ ٱلسَّاعَةِ وَيُنَزِّلُ ٱلْغَيْثَ وَيَعْلَمُ مَا فِى ٱلْأَرْحَامِ وَمَا تَدْرِى نَفْسٌ مَّاذَا تَكْسِبُ غَدًا وَمَا تَدْرِى نَفْسٌۢ بِأَىِّ أَرْضٍ تَمُوتُ إِنَّ ٱللَّهَ عَلِيمٌ خَبِيرٌۢ
Kıyametin bilgisi şüphesiz Allah katındadır. Yağmuru O indirir ve rahimlerde olanı O bilir. Hiç kimse yarın ne kazanacağını bilmez; hiç kimse hangi yerde öleceğini de bilmez. Şüphesiz Allah bilendir, haberdardır.
Arapça Kur’an metni Tanzil Project tarafından hazırlanmıştır (Uthmani imlası, sürüm 1.1). Lisans: Creative Commons Attribution 3.0 —tanzil.net
Öğütlerin sırası
13-19. ayetler bir babanın oğluna verdiği öğütleri sıralar ve sıralama dikkat çekicidir.
Önce inanç gelir: ortak koşmama. Sonra 16. ayette hiçbir şeyin kaybolmayacağı bildirilir. Sonra üç fiil: namaz, iyiliği emretmek, kötülükten sakındırmak — ve hemen ardından sabır.
18 ve 19. ayetler ise gündelik davranışlara iner: yüz çevirmemek, çalımla yürümemek, yürüyüşte ölçülü olmak, sesi alçaltmak.
Klasik tefsirlerde bu iniş üzerinde durulur: liste tevhidden başlar, yürüyüş ve ses tonuna kadar gelir.
Araya giren iki ayet
14 ve 15. ayetler, Lokmân'ın öğütlerinin arasına girer ve konuşan değişir.
Bu iki ayet anne baba hakkını bildirir ve bir sınır koyar: şirk konusunda itaat edilmez, ama "dünyada onlarla iyi geçin" denir.
Klasik tefsirlerde bu araya girişin, öğüdün kaynağını göstermesi bakımından ele alındığı görülür: baba öğüt verirken, kendi hakkı da başka bir yerden bildirilir.
Bu sitede anne baba ayetleri ayrı bir temada ele alınmaktadır.
Son ayetteki beş konu
34. ayet beş şeyi sayar: kıyametin vakti, yağmurun indirilmesi, rahimlerde olan, yarın ne kazanılacağı ve nerede ölüneceği.
Klasik kaynaklarda bu beş konu, bilgisi Allah'a ait olan hususlar olarak anılır.
Son iki madde özellikle dikkat çekicidir: kişinin kendi geleceği ve kendi ölüm yeri. Bu sitede gelecekten haber verme iddiaları kapsam dışıdır; gerekçelerden biri bu ayettir.
Sık sorulan sorular
Lokmân peygamber midir?
Kur'an Lokmân'ı peygamber olarak anmaz; 12. ayette kendisine hikmet verildiği bildirilir. Klasik tefsirlerde çoğunluk onu peygamber değil, hikmet sahibi bir kul olarak kabul eder.
Kaynaklar
- Kur’anLokmân 31:1-34 — Surenin metni
- Kur’anİsrâ 17:23-24 — Anne baba hakkı
- Kur’anEn'âm 6:59 — Gayb bilgisinin sınırı
Son güncelleme: