Gece İbadeti ile İlgili Hadisler

Sahih hadisBu sayfadaki bilgilerin ana kaynak seviyesi

Buhârî Sahîh’inde gece namazına ayrı bir bölüm ayırır: Kitâbü’t-Teheccüd. Aşağıdaki yirmi iki hadis bu bölümden seçilmiştir — gece kalkmanın değeri, kalkma vakti ve seher, gücün yettiği kadarıyla çizilen ölçü, bırakmamanın azlıktan üstün tutulması ve vitrin gecenin kapanışındaki yeri. Sayfa rekât sayısı, vitrin hükmü ya da kaza usulü gibi fıkhî soruları konuşmaz.

Hadisler

  1. حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، قَالَ أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ أَخْبَرَنِي عُرْوَةُ، أَنَّ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ أَخْبَرَتْهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يُصَلِّي إِحْدَى عَشْرَةَ رَكْعَةً، كَانَتْ تِلْكَ صَلاَتَهُ، يَسْجُدُ السَّجْدَةَ مِنْ ذَلِكَ قَدْرَ مَا يَقْرَأُ أَحَدُكُمْ خَمْسِينَ آيَةً قَبْلَ أَنْ يَرْفَعَ رَأْسَهُ، وَيَرْكَعُ رَكْعَتَيْنِ قَبْلَ صَلاَةِ الْفَجْرِ، ثُمَّ يَضْطَجِعُ عَلَى شِقِّهِ الأَيْمَنِ حَتَّى يَأْتِيَهُ الْمُنَادِي لِلصَّلاَةِ‏.‏

    Âişe’nin bildirdiğine göre Resûlullah on bir rekât kılardı; onun namazı buydu. Bu namazda bir secdede, başını kaldırmadan önce, birinizin elli ayet okuyacağı kadar dururdu. Sabah namazından önce iki rekât kılar, sonra namaza çağıran gelinceye kadar sağ yanı üzerine uzanırdı.

    Sayı rivayetin kendi lafzıdır; sayfa bundan bir rekât programı çıkarmaz — aynı bölümde yine Âişe’den on üç rekât da nakledilir. Rivayetin kendi ölçüsü zaten sayı değil süredir: secdenin uzunluğu elli ayetlik bir okumayla anlatılır.

    Sahih hadisBuhârî, Teheccüd 3

  2. حَدَّثَنَا ابْنُ مُقَاتِلٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ هِنْدٍ بِنْتِ الْحَارِثِ، عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ ـ رضى الله عنها ـ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم اسْتَيْقَظَ لَيْلَةً فَقَالَ ‏ "‏ سُبْحَانَ اللَّهِ مَاذَا أُنْزِلَ اللَّيْلَةَ مِنَ الْفِتْنَةِ، مَاذَا أُنْزِلَ مِنَ الْخَزَائِنِ مَنْ يُوقِظُ صَوَاحِبَ الْحُجُرَاتِ، يَا رُبَّ كَاسِيَةٍ فِي الدُّنْيَا عَارِيَةٍ فِي الآخِرَةِ ‏"‏‏.‏

    Ümmü Seleme’den: Peygamber bir gece uyandı ve şöyle dedi: Sübhânallah! Bu gece ne fitneler indirildi, ne hazineler indirildi! Odaların sahiplerini kim uyandıracak? Nice dünyada giyinik olan âhirette çıplaktır.

    Rivayet gece uyanışını yalnız kişinin kendi işi gibi değil, yanındakini de uyandırmayı içeren bir hâl olarak anlatır. “Odaların sahipleri” Peygamber’in evindekilerdir. Son cümle bâbın konusu değildir; rivayetin kendi lafzında onunla birlikte gelir ve nasıl anlaşılacağı klasik şerhlerde farklı açıklanmıştır.

    Sahih hadisBuhârî, Teheccüd 5

  3. حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، قَالَ أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ قَالَتْ إِنْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَيَدَعُ الْعَمَلَ وَهْوَ يُحِبُّ أَنْ يَعْمَلَ بِهِ خَشْيَةَ أَنْ يَعْمَلَ بِهِ النَّاسُ فَيُفْرَضَ عَلَيْهِمْ، وَمَا سَبَّحَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم سُبْحَةَ الضُّحَى قَطُّ، وَإِنِّي لأُسَبِّحُهَا‏.‏

    Âişe şöyle dedi: Resûlullah, yapmayı sevdiği bir ameli, insanlar da onu yapar ve kendilerine farz kılınır korkusuyla bırakırdı. Resûlullah kuşluk namazını hiç kılmadı; ben ise kılıyorum.

    Bâbın başlığı bunu “farz kılmaksızın teşvik” diye kurar. Terk etmenin gerekçesi ilgisizlik değil, nafilenin farza dönüşme ihtimalidir. Âişe kendi uygulamasını ayrıca söyler: Peygamber’in yapmaması, yapılamaz demek değildir.

    Sahih hadisBuhârî, Teheccüd 5

  4. حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، قَالَ حَدَّثَنَا مِسْعَرٌ، عَنْ زِيَادٍ، قَالَ سَمِعْتُ الْمُغِيرَةَ ـ رضى الله عنه ـ يَقُولُ إِنْ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم لَيَقُومُ لِيُصَلِّيَ حَتَّى تَرِمُ قَدَمَاهُ أَوْ سَاقَاهُ، فَيُقَالُ لَهُ فَيَقُولُ ‏ "‏ أَفَلاَ أَكُونُ عَبْدًا شَكُورًا ‏"‏‏.‏

    Muğîre şöyle dedi: Peygamber, ayakları — yahut baldırları — şişinceye kadar namaz için ayakta dururdu. Kendisine bu konuda bir şey söylenince, “Şükreden bir kul olmayayım mı?” derdi.

    Cevapta gerekçe korku ya da karşılık beklentisi değil şükürdür. Rivayet Peygamber’in kendi hâlini anlatır; aynı bölümdeki başka rivayetler bu ölçünün herkesten istenmediğini söyler.

    Sahih hadisBuhârî, Teheccüd 6

  5. حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، قَالَ حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعْدٍ، قَالَ ذَكَرَ أَبِي عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ قَالَتْ مَا أَلْفَاهُ السَّحَرُ عِنْدِي إِلاَّ نَائِمًا‏.‏ تَعْنِي النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم‏.‏

    Âişe şöyle dedi: Seher vakti onu benim yanımda ancak uyur hâlde bulmuştur. Peygamber’i kastediyor.

    Bâb başlığı “seher vaktinde uyuyan kimse” diye kurulur. Rivayet, seheri uyanık geçirmeyi bir şart hâline getiren okumayı doğrudan sınırlar: gecenin sonunda uyumak da nakledilmiştir.

    Sahih hadisBuhârî, Teheccüd 7

  6. حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنَا رَوْحٌ، قَالَ حَدَّثَنَا سَعِيدٌ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ نَبِيَّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَزَيْدَ بْنَ ثَابِتٍ ـ رضى الله عنه ـ تَسَحَّرَا، فَلَمَّا فَرَغَا مِنْ سَحُورِهِمَا قَامَ نَبِيُّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِلَى الصَّلاَةِ فَصَلَّى‏.‏ قُلْنَا لأَنَسٍ كَمْ كَانَ بَيْنَ فَرَاغِهِمَا مِنْ سَحُورِهِمَا وَدُخُولِهِمَا فِي الصَّلاَةِ قَالَ كَقَدْرِ مَا يَقْرَأُ الرَّجُلُ خَمْسِينَ آيَةً‏.‏

    Enes’ten: Allah’ın peygamberi ile Zeyd b. Sâbit sahur yaptılar. Sahurlarını bitirince Allah’ın peygamberi namaza kalktı ve kıldı. Enes’e, “Sahurlarını bitirmeleriyle namaza durmaları arasında ne kadar vardı?” diye sorduk. “Bir kişinin elli ayet okuyacağı kadar” dedi.

    Gecenin son aralığı burada saatle değil okuma miktarıyla ölçülür; aynı ölçü bu sayfada secdenin uzunluğu için de kullanılır. Rivayet bir sahur usulü koymaz, iki olay arasındaki mesafeyi bildirir.

    Sahih hadisBuhârî, Teheccüd 8

  7. حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ صَلَّيْتُ مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم لَيْلَةً، فَلَمْ يَزَلْ قَائِمًا حَتَّى هَمَمْتُ بِأَمْرِ سَوْءٍ‏.‏ قُلْنَا وَمَا هَمَمْتَ قَالَ هَمَمْتَ أَنْ أَقْعُدَ وَأَذَرَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم‏.‏

    Abdullah b. Mes’ûd şöyle dedi: Bir gece Peygamber’le birlikte namaz kıldım; o kadar uzun ayakta durdu ki kötü bir şey yapmaya niyetlendim. “Neye niyetlendin?” diye sorduk. “Oturup Peygamber’i bırakmaya niyetlendim” dedi.

    Uzun kıyâmın zorluğu rivayette örtülmez; onu anlatan bir sahâbîdir ve kendi zorlanmasını “kötü bir şey” diye adlandırır. Bâbın konusu gece namazında ayakta durmanın uzunluğudur.

    Sahih hadisBuhârî, Teheccüd 9

  8. حَدَّثَنَا حَفْصُ بْنُ عُمَرَ، قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ حُصَيْنٍ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، عَنْ حُذَيْفَةَ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ إِذَا قَامَ لِلتَّهَجُّدِ مِنَ اللَّيْلِ يَشُوصُ فَاهُ بِالسِّوَاكِ‏.‏

    Huzeyfe’den: Peygamber geceleyin teheccüd için kalktığında ağzını misvakla ovardı.

    Metindeki “yeşûsu” ovmak, iyice temizlemek demektir. Rivayet kalkışın ilk işini kaydeder; bu bölümdeki en kısa ve en somut ayrıntılardan biridir.

    Sahih hadisBuhârî, Teheccüd 9

  9. حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُوسَى، قَالَ أَخْبَرَنَا حَنْظَلَةُ، عَنِ الْقَاسِمِ بْنِ مُحَمَّدٍ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ قَالَتْ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يُصَلِّي مِنَ اللَّيْلِ ثَلاَثَ عَشْرَةَ رَكْعَةً مِنْهَا الْوِتْرُ وَرَكْعَتَا الْفَجْرِ‏.‏

    Âişe şöyle dedi: Peygamber geceleyin on üç rekât kılardı; vitir ile sabahın iki rekâtı da bunun içindeydi.

    Aynı sayfadaki başka bir rivayette yine Âişe’den on bir rekât nakledilir. İki sayı birbirini yalanlamaz; ikisi de gözlenmiş bir uygulamanın bildirimidir, kılınacak miktarın hükmü değildir. Rekât sayısının hükmü fıkıh kaynaklarının konusudur.

    Sahih hadisBuhârî, Teheccüd 10

  10. حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، عَنْ حُمَيْدٍ، أَنَّهُ سَمِعَ أَنَسًا ـ رضى الله عنه ـ يَقُولُ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُفْطِرُ مِنَ الشَّهْرِ حَتَّى نَظُنَّ أَنْ لاَ يَصُومَ مِنْهُ، وَيَصُومُ حَتَّى نَظُنَّ أَنْ لاَ يُفْطِرَ مِنْهُ شَيْئًا، وَكَانَ لاَ تَشَاءُ أَنْ تَرَاهُ مِنَ اللَّيْلِ مُصَلِّيًا إِلاَّ رَأَيْتَهُ وَلاَ نَائِمًا إِلاَّ رَأَيْتَهُ‏.‏ تَابَعَهُ سُلَيْمَانُ وَأَبُو خَالِدٍ الأَحْمَرُ عَنْ حُمَيْدٍ‏.‏

    Enes’ten: Resûlullah bir ayın bir bölümünde oruç tutmazdı; öyle ki o aydan hiç oruç tutmayacak sanırdık. Sonra tutardı; öyle ki hiç bırakmayacak sanırdık. Geceleyin onu namaz kılarken görmek istersen görürdün, uyurken görmek istersen onu da görürdün.

    İkinci cümle bâbın konusudur: gece namazı da uykusu da aynı geceye sığar. Rivayet bir çizelge değil, sabitlenmemiş bir düzen bildirir.

    Sahih hadisBuhârî, Teheccüd 11

  11. حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، قَالَ أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ يَعْقِدُ الشَّيْطَانُ عَلَى قَافِيَةِ رَأْسِ أَحَدِكُمْ إِذَا هُوَ نَامَ ثَلاَثَ عُقَدٍ، يَضْرِبُ كُلَّ عُقْدَةٍ عَلَيْكَ لَيْلٌ طَوِيلٌ فَارْقُدْ، فَإِنِ اسْتَيْقَظَ فَذَكَرَ اللَّهَ انْحَلَّتْ عُقْدَةٌ، فَإِنْ تَوَضَّأَ انْحَلَّتْ عُقْدَةٌ، فَإِنْ صَلَّى انْحَلَّتْ عُقْدَةٌ فَأَصْبَحَ نَشِيطًا طَيِّبَ النَّفْسِ، وَإِلاَّ أَصْبَحَ خَبِيثَ النَّفْسِ كَسْلاَنَ ‏"‏‏.‏

    Ebû Hüreyre’den: Resûlullah şöyle buyurdu: Biriniz uyuduğunda şeytan onun ense köküne üç düğüm atar; her düğümü vururken, “Önünde uzun bir gece var, uyu” der. Kişi uyanıp Allah’ı anarsa bir düğüm çözülür, abdest alırsa bir düğüm daha çözülür, namaz kılarsa bir düğüm daha çözülür ve dinç, gönlü hoş olarak sabahlar. Böyle yapmazsa içi kararmış ve tembel olarak sabahlar.

    Üç adım sırayla verilir: zikir, abdest, namaz. Anlatılan şey bir karşılık vaadi değil, sabaha uyanan kişinin hâlidir. “Kāfiye” ense kökü, başın arka üst kısmıdır.

    Sahih hadisBuhârî, Teheccüd 12

  12. حَدَّثَنَا أَبُو الْوَلِيدِ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ،‏.‏ وَحَدَّثَنِي سُلَيْمَانُ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنِ الأَسْوَدِ، قَالَ سَأَلْتُ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ كَيْفَ صَلاَةُ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِاللَّيْلِ قَالَتْ كَانَ يَنَامُ أَوَّلَهُ وَيَقُومُ آخِرَهُ، فَيُصَلِّي ثُمَّ يَرْجِعُ إِلَى فِرَاشِهِ، فَإِذَا أَذَّنَ الْمُؤَذِّنُ وَثَبَ، فَإِنْ كَانَ بِهِ حَاجَةٌ اغْتَسَلَ، وَإِلاَّ تَوَضَّأَ وَخَرَجَ‏.‏

    Esved şöyle dedi: Âişe’ye, “Peygamber’in gece namazı nasıldı?” diye sordum. Şöyle dedi: Gecenin başında uyur, sonunda kalkardı. Namaz kılar, sonra yatağına dönerdi. Müezzin ezan okuyunca yerinden fırlardı; ihtiyacı varsa gusleder, yoksa abdest alıp çıkardı.

    Bâbın başlığı “gecenin başında uyuyup sonunu ihya eden” diye kurulur. Namazdan sonra yatağa dönülmesi ayrıca kaydedilir: gece kıyâmı uykunun yerine değil, içine yerleşir.

    Sahih hadisBuhârî, Teheccüd 15

  13. حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ هِشَامٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي أَبِي، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ قَالَتْ مَا رَأَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقْرَأُ فِي شَىْءٍ مِنْ صَلاَةِ اللَّيْلِ جَالِسًا، حَتَّى إِذَا كَبِرَ قَرَأَ جَالِسًا، فَإِذَا بَقِيَ عَلَيْهِ مِنَ السُّورَةِ ثَلاَثُونَ أَوْ أَرْبَعُونَ آيَةً قَامَ فَقَرَأَهُنَّ ثُمَّ رَكَعَ‏.‏

    Âişe şöyle dedi: Peygamber’i gece namazının hiçbir yerinde oturarak okurken görmedim. Yaşı ilerleyince oturarak okur oldu; sûreden otuz ya da kırk ayet kalınca ayağa kalkar, onları okur, sonra rükûya varırdı.

    Değişen şey ibadetin kendisi değil, bedenin taşıyabildiğidir. Rivayet bunu bir ruhsat tartışması olarak değil, gözlenmiş bir değişiklik olarak nakleder.

    Sahih hadisBuhârî, Teheccüd 16

  14. حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ نَصْرٍ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ أَبِي حَيَّانَ، عَنْ أَبِي زُرْعَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ لِبِلاَلٍ عِنْدَ صَلاَةِ الْفَجْرِ ‏ "‏ يَا بِلاَلُ حَدِّثْنِي بِأَرْجَى عَمَلٍ عَمِلْتَهُ فِي الإِسْلاَمِ، فَإِنِّي سَمِعْتُ دَفَّ نَعْلَيْكَ بَيْنَ يَدَىَّ فِي الْجَنَّةِ ‏"‏‏.‏ قَالَ مَا عَمِلْتُ عَمَلاً أَرْجَى عِنْدِي أَنِّي لَمْ أَتَطَهَّرْ طُهُورًا فِي سَاعَةِ لَيْلٍ أَوْ نَهَارٍ إِلاَّ صَلَّيْتُ بِذَلِكَ الطُّهُورِ مَا كُتِبَ لِي أَنْ أُصَلِّيَ‏.‏ قَالَ أَبُو عَبْدِ اللَّهِ دَفَّ نَعْلَيْكَ يَعْنِي تَحْرِيكَ‏.‏

    Ebû Hüreyre’den: Peygamber sabah namazı sırasında Bilâl’e, “Ey Bilâl! Bana İslâm’da yaptığın, karşılığını en çok umduğun ameli anlat; çünkü cennette önümde ayakkabılarının sesini işittim” dedi. Bilâl, “Bence bundan daha umutlu bir amel yapmadım: gecenin ya da gündüzün hangi saatinde abdest aldıysam, o abdestle bana yazılan kadar namaz kılmışımdır” dedi. Buhârî burada şunu ekler: “deffe na’leyk”, ayakkabıların hareketi demektir.

    Cevapta öne çıkan bir miktar değil bir düzendir: her abdestin ardından namaz. Gece ile gündüz aynı cümlede geçer; bâb da ikisini birlikte anar. Son cümle kaynağın kendi açıklamasıdır.

    Sahih hadisBuhârî, Teheccüd 17

  15. حَدَّثَنَا أَبُو مَعْمَرٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ، عَنْ عَبْدِ الْعَزِيزِ بْنِ صُهَيْبٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ دَخَلَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَإِذَا حَبْلٌ مَمْدُودٌ بَيْنَ السَّارِيَتَيْنِ فَقَالَ ‏"‏ مَا هَذَا الْحَبْلُ ‏"‏‏.‏ قَالُوا هَذَا حَبْلٌ لِزَيْنَبَ فَإِذَا فَتَرَتْ تَعَلَّقَتْ‏.‏ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ لاَ، حُلُّوهُ، لِيُصَلِّ أَحَدُكُمْ نَشَاطَهُ، فَإِذَا فَتَرَ فَلْيَقْعُدْ ‏"‏‏.‏

    Enes şöyle dedi: Peygamber içeri girdi; iki direk arasına gerilmiş bir ip gördü. “Bu ip nedir?” diye sordu. “Zeyneb’in ipidir; yorulunca ona tutunuyor” dediler. Peygamber, “Hayır, çözün onu. Biriniz dinç olduğu sürece namaz kılsın; yorulunca otursun” buyurdu.

    Bâbın başlığı “ibadette aşırıya gitmenin hoş görülmemesi”dir. İstenen şey namazı azaltmak değil, ayakta kalabilmek için düzenek kurmaktan vazgeçmektir.

    Sahih hadisBuhârî, Teheccüd 18

  16. قَالَ وَقَالَ عَبْدُ اللَّهِ بْنِ مَسْلَمَةَ عَنْ مَالِكٍ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ قَالَتْ كَانَتْ عِنْدِي امْرَأَةٌ مِنْ بَنِي أَسَدٍ فَدَخَلَ عَلَىَّ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏"‏ مَنْ هَذِهِ ‏"‏‏.‏ قُلْتُ فُلاَنَةُ لاَ تَنَامُ بِاللَّيْلِ‏.‏ فَذُكِرَ مِنْ صَلاَتِهَا فَقَالَ ‏"‏ مَهْ عَلَيْكُمْ مَا تُطِيقُونَ مِنَ الأَعْمَالِ، فَإِنَّ اللَّهَ لاَ يَمَلُّ حَتَّى تَمَلُّوا ‏"‏‏.‏

    Âişe şöyle dedi: Yanımda Benî Esed’den bir kadın vardı. Resûlullah yanıma girdi ve “Bu kim?” diye sordu. “Falan kadın; geceleri uyumuyor” dedim. Namazından söz edildi. Bunun üzerine, “Yeter! Amellerden gücünüzün yettiğini üstlenin; siz usanmadıkça Allah usanmaz” buyurdu.

    Sayfanın ölçü cümlesi budur. Övgüyle anlatılan bir uygulama karşısında verilen karşılık artırmak değil, sınırı hatırlatmaktır. “Allah usanmaz” ifadesinin nasıl anlaşılacağı klasik şerhlerde ayrıca ele alınmıştır.

    Sahih hadisBuhârî, Teheccüd 18

  17. حَدَّثَنَا عَبَّاسُ بْنُ الْحُسَيْنِ، حَدَّثَنَا مُبَشِّرٌ، عَنِ الأَوْزَاعِيِّ،‏.‏ وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ مُقَاتِلٍ أَبُو الْحَسَنِ، قَالَ أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ، أَخْبَرَنَا الأَوْزَاعِيُّ، قَالَ حَدَّثَنِي يَحْيَى بْنُ أَبِي كَثِيرٍ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبُو سَلَمَةَ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، قَالَ حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَمْرِو بْنِ الْعَاصِ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ قَالَ لِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ يَا عَبْدَ اللَّهِ، لاَ تَكُنْ مِثْلَ فُلاَنٍ، كَانَ يَقُومُ اللَّيْلَ فَتَرَكَ قِيَامَ اللَّيْلِ ‏"‏‏.‏ وَقَالَ هِشَامٌ حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي الْعِشْرِينَ، حَدَّثَنَا الأَوْزَاعِيُّ، قَالَ حَدَّثَنِي يَحْيَى، عَنْ عُمَرَ بْنِ الْحَكَمِ بْنِ ثَوْبَانَ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبُو سَلَمَةَ، مِثْلَهُ‏.‏ وَتَابَعَهُ عَمْرُو بْنُ أَبِي سَلَمَةَ عَنِ الأَوْزَاعِيِّ،‏.‏

    Abdullah b. Amr b. el-Âs şöyle dedi: Resûlullah bana, “Ey Abdullah! Falan kimse gibi olma; o gece kalkardı, sonra gece kıyâmını bıraktı” buyurdu.

    Uyarı hiç başlamamış olana değil, başlayıp bırakana yapılır. Aynı sahâbîye, ibadeti ağırlaştırdığında ölçüyü daraltan sözler de söylenmiştir; iki uyarı ters yönlere değil aynı yere bakar — bırakmamak ve taşıyamayacağını yüklenmemek.

    Sahih hadisBuhârî, Teheccüd 19

  18. حَدَّثَنَا صَدَقَةُ بْنُ الْفَضْلِ، أَخْبَرَنَا الْوَلِيدُ، عَنِ الأَوْزَاعِيِّ، قَالَ حَدَّثَنِي عُمَيْرُ بْنُ هَانِئٍ، قَالَ حَدَّثَنِي جُنَادَةُ بْنُ أَبِي أُمَيَّةَ، حَدَّثَنِي عُبَادَةُ بْنُ الصَّامِتِ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ مَنْ تَعَارَّ مِنَ اللَّيْلِ فَقَالَ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ، وَلَهُ الْحَمْدُ، وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ‏.‏ الْحَمْدُ لِلَّهِ، وَسُبْحَانَ اللَّهِ، وَلاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ، وَاللَّهُ أَكْبَرُ، وَلاَ حَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ إِلاَّ بِاللَّهِ‏.‏ ثُمَّ قَالَ اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِي‏.‏ أَوْ دَعَا اسْتُجِيبَ، فَإِنْ تَوَضَّأَ وَصَلَّى قُبِلَتْ صَلاَتُهُ ‏"‏‏.‏

    Ubâde b. Sâmit’ten: Peygamber şöyle buyurdu: Kim geceleyin uyanır da “Allah’tan başka ilâh yoktur; O tektir, ortağı yoktur. Mülk O’nundur, hamd O’nadır ve O’nun gücü her şeye yeter. Hamd Allah’a mahsustur, Allah’ı tesbih ederim, Allah’tan başka ilâh yoktur, Allah en büyüktür; güç ve kuvvet ancak Allah iledir” der, sonra “Allahım, beni bağışla” der yahut dua ederse, karşılık verilir. Abdest alıp namaz kılarsa namazı kabul edilir.

    “Tearra” uykudan uyanmak, uyanıp konuşmaktır; kalkmayı değil uyanmayı anlatır. Rivayette önce söz, sonra dua, sonra namaz gelir; bu bir zorunluluk sırası değil, uyanan kişinin önündeki basamaklar olarak nakledilir.

    Sahih hadisBuhârî, Teheccüd 21

  19. حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ بُكَيْرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ يُونُسَ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَخْبَرَنِي الْهَيْثَمُ بْنُ أَبِي سِنَانٍ، أَنَّهُ سَمِعَ أَبَا هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ وَهُوَ يَقْصُصُ فِي قَصَصِهِ وَهُوَ يَذْكُرُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِنَّ أَخًا لَكُمْ لاَ يَقُولُ الرَّفَثَ‏.‏ يَعْنِي بِذَلِكَ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ رَوَاحَةَ وَفِينَا رَسُولُ اللَّهِ يَتْلُو كِتَابَهُ إِذَا انْشَقَّ مَعْرُوفٌ مِنَ الْفَجْرِ سَاطِعُ أَرَانَا الْهُدَى بَعْدَ الْعَمَى فَقُلُوبُنَا بِهِ مُوقِنَاتٌ أَنَّ مَا قَالَ وَاقِعُ يَبِيتُ يُجَافِي جَنْبَهُ عَنْ فِرَاشِهِ إِذَا اسْتَثْقَلَتْ بِالْمُشْرِكِينَ الْمَضَاجِعُ تَابَعَهُ عُقَيْلٌ‏.‏ وَقَالَ الزُّبَيْدِيُّ أَخْبَرَنِي الزُّهْرِيُّ عَنْ سَعِيدٍ وَالأَعْرَجِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه‏.‏

    Heysem b. Ebî Sinân, Ebû Hüreyre’yi kıssa anlatırken ve Resûlullah’ı anarken şöyle derken işitti: Sizin bir kardeşiniz vardır ki çirkin söz söylemez — bununla Abdullah b. Revâha’yı kastediyordu — [ve onun şu beyitlerini okudu:] Aramızda Allah’ın Resûlü var; fecirden tanıdık bir aydınlık yarılıp yükseldiğinde Kitabını okur. Körlüğün ardından bize doğru yolu gösterdi; kalplerimiz, onun söylediğinin gerçekleşeceğine kesin olarak inanır. Müşriklere yataklar ağır gelirken o, yanını yatağından uzak tutarak geceler.

    Son beyit, Secde 32:16’daki “yanları yataklardan uzaklaşır” ifadesiyle aynı resmi kurar. Beyitler Abdullah b. Revâha’nındır; Ebû Hüreyre onları naklederek onu anıyor. Köşeli parantez içindeki bağlama cümlesi metinde yoktur, okumayı kolaylaştırmak için eklenmiştir. “Refes” çirkin ve müstehcen sözdür.

    Sahih hadisBuhârî, Teheccüd 21

  20. حَدَّثَنَا بَيَانُ بْنُ عَمْرٍو، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، عَنْ عَطَاءٍ، عَنْ عُبَيْدِ بْنِ عُمَيْرٍ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ قَالَتْ لَمْ يَكُنِ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم عَلَى شَىْءٍ مِنَ النَّوَافِلِ أَشَدَّ مِنْهُ تَعَاهُدًا عَلَى رَكْعَتَىِ الْفَجْرِ‏.‏

    Âişe şöyle dedi: Peygamber, nafilelerin hiçbirine sabahın iki rekâtına gösterdiği özenden fazlasını göstermedi.

    Öne çıkan şey miktar değil süreklilik: “teahhüd” bir şeyi gözetip aksatmamaktır. Gecenin sonundaki bu iki rekât, bölümde en çok tekrarlanan uygulamadır.

    Sahih hadisBuhârî, Teheccüd 27

  21. حَدَّثَنَا مُسْلِمُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، أَخْبَرَنَا شُعْبَةُ، حَدَّثَنَا عَبَّاسٌ الْجُرَيْرِيُّ ـ هُوَ ابْنُ فَرُّوخَ ـ عَنْ أَبِي عُثْمَانَ النَّهْدِيِّ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، رضى الله عنه قَالَ أَوْصَانِي خَلِيلِي بِثَلاَثٍ لاَ أَدَعُهُنَّ حَتَّى أَمُوتَ صَوْمِ ثَلاَثَةِ أَيَّامٍ مِنْ كُلِّ شَهْرٍ، وَصَلاَةِ الضُّحَى، وَنَوْمٍ عَلَى وِتْرٍ‏.‏

    Ebû Hüreyre şöyle dedi: Dostum bana üç şeyi tavsiye etti; ölünceye kadar onları bırakmam: her aydan üç gün oruç, kuşluk namazı ve vitir kılmış olarak uyumak.

    Vitrin bu sayfadaki yeri budur: gecenin kapanışı. Rivayet vitrin hükmünü ya da rekâtını konuşmaz, onu uykudan önceye yerleştirir. Üç maddeyi bir arada tutan da sayı değil sürekliliktir; “bırakmam” diyen râvinin kendisidir.

    Sahih hadisBuhârî, Teheccüd 33

  22. حَدَّثَنَا عَبْدُ الأَعْلَى بْنُ حَمَّادٍ، حَدَّثَنَا وُهَيْبٌ، عَنْ أَيُّوبَ، وَعُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ اجْعَلُوا فى بُيُوتِكُمْ مِنْ صَلاَتِكُمْ وَلاَ تَتَّخِذُوهَا قُبُورًا ‏"‏‏.‏ تَابَعَهُ عَبْدُ الْوَهَّابِ عَنْ أَيُّوبَ‏.‏

    İbn Ömer’den: Resûlullah şöyle buyurdu: Namazınızdan bir kısmını evlerinizde kılın; evlerinizi kabirlere çevirmeyin.

    Benzetme, namazın hiç kılınmadığı yer üzerinedir. Gece namazının büyük bölümü evde kılınır; bâbın başlığı da “nafilenin evde kılınması”dır.

    Sahih hadisBuhârî, Teheccüd 37

Hadislerin Arapça metni klasik hadis kaynaklarındandır. Türkçe anlam bu sitenin kendi metnidir ve basılı bir tercümenin yerini tutmaz; esas olan Arapça metindir.

Bu sayfa neyi konuşmaz

Gece ibadetiyle ilgili soruların çoğu hüküm sorusudur: teheccüd kaç rekâttır, vitir nasıl kılınır, kalkamayan ne yapar, kaçırılan gece namazı kaza edilir mi. Bu sayfa bunların hiçbirine cevap vermez. Fetva ve fıkhî hüküm bu platformun kapsamı dışındadır; bu soruların yeri fıkıh kaynaklarıdır.

Burada yapılan iş daha dardır: Buhârî’nin Teheccüd bölümündeki rivayetlerin gece kalkmanın değeri, ölçüsü ve sürekliliği hakkında ne söylediğini Arapça metinleriyle birlikte aktarmak. Rivayetlerin kendi lafzında geçen sayılar olduğu gibi yazılır; onlardan bir program çıkarılmaz.

Ölçü: gücünüzün yettiği kadar

Bölümün en çok tekrarlanan cümlesi bir teşvik değil bir sınırdır. Geceleri hiç uyumayan bir kadının namazı övgüyle anlatıldığında verilen karşılık şudur: “Yeter! Amellerden gücünüzün yettiğini üstlenin.” Başka bir rivayette, yorulunca tutunmak için iki direk arasına gerilen ip çözdürülür ve ölçü açıkça konur — dinç olduğun sürece kıl, yorulunca otur.

Aynı ölçü Peygamber’in kendi uygulamasında da görünür. Yaşı ilerleyince gece namazında oturarak okumuş, sûrenin son otuz kırk ayetinde ayağa kalkmıştır. Değişen ibadet değil, bedenin taşıyabildiğidir.

Süreklilik azlıktan üstün tutulur

Bırakmama uyarısı bölümün kendi bâb başlığıdır: gece kalkan birinin kıyâmı terk etmesi hoş görülmez. Abdullah b. Amr’a söylenen söz kısadır ve hiç başlamamış olana değil, başlayıp bırakana bakar.

Olumlu tarafı Bilâl’in cevabında görünür. Kendisine en çok umut bağladığı amel sorulduğunda bir miktar saymaz, bir düzen söyler: gece ya da gündüz aldığı her abdestin ardından namaz kılmak. Âişe de nafileler içinde en çok özen gösterileni sayıyla değil aksatmamakla tarif eder.

Kalkma vakti ve seher

Rivayetler tek bir saat vermez. Birinde gecenin başında uyunup sonunda kalkıldığı, namazdan sonra yine yatağa dönüldüğü anlatılır. Bir diğerinde Âişe, seher vaktinin Peygamber’i kendi yanında uyur hâlde bulduğunu söyler — yani seheri uyanık geçirmek bir şart olarak kurulmaz.

Gecenin son aralığı bir yerde saatle değil okuma miktarıyla ölçülür: sahurun bitişi ile namaza duruş arasında elli ayet okunacak kadar süre vardır. Aynı ölçü başka bir rivayette secdenin uzunluğu için kullanılır.

Sayılar rivayetin kendi lafzıdır

Bu bölümde iki ayrı rekât sayısı geçer ve ikisi de Âişe’dendir: bir rivayette on bir, bir diğerinde vitir ile sabahın iki rekâtı dâhil on üç. İki sayı birbirini yalanlamaz; ikisi de gözlenmiş bir uygulamanın bildirimidir ve ikisi de emir değildir.

Sayfa bu yüzden sayıları aktarır ama onlardan bir çizelge kurmaz. Vitir de aynı yerde durur: bir rivayette “vitir kılmış olarak uyumak”, ölünceye kadar bırakılmayan üç şeyden biri diye anılır. Söylenen, vitrin hükmü değil gecedeki yeridir.

Gece namazı evde kılınır

Bölümün sonlarında gelen kısa cümle nafilenin yerini belirler: namazın bir kısmını evde kılmak ve evi kabre çevirmemek. Gece kıyâmının neredeyse tamamı cemaatin ve mescidin dışındadır; bu yüzden onun tanığı çoğu zaman ev halkıdır. Bu bölümdeki rivayetlerin büyük bölümünün Âişe ve Ümmü Seleme gibi ev içinden gelmesi de bundandır.

Sık sorulan sorular

Teheccüd kaç rekât kılınır?

Bu sayfa bu soruyu cevaplamaz. Buhârî’nin Teheccüd bölümünde Âişe’den hem on bir hem on üç rekât nakledilir; bunlar gözlenmiş uygulamanın bildirimidir, kılınacak miktarın hükmü değildir. Rekât sayısı ve hükmü fıkıh kaynaklarının konusudur.

Gece namazı için hangi vakitte kalkılır?

Rivayetler tek bir saat vermez. Birinde gecenin başında uyunup sonunda kalkıldığı, bir diğerinde seher vaktinin Peygamber’i uyur hâlde bulduğu bildirilir. Bölüm bir vakit çizelgesi değil, farklı gecelerde gözlenmiş uygulamalar aktarır.

Gece kalkamayan ne yapmalıdır?

Bu bir hüküm sorusudur ve sayfanın kapsamı dışındadır. Bölümdeki rivayetlerin bu konudaki ortak vurgusu ölçüdür: “Amellerden gücünüzün yettiğini üstlenin” ve “dinç olduğun sürece kıl, yorulunca otur”.

Vitir hakkında bu sayfada ne var?

Yalnızca vitrin gecedeki yeri. Bir rivayette vitir kılmış olarak uyumak, ölünceye kadar bırakılmayan üç tavsiyeden biri olarak anılır. Vitrin hükmü ve rekât sayısı burada ele alınmaz.

Kaynaklar

  • Sahih hadis
    Buhârî, Teheccüd
  • Kur’an
    İsrâ 17:79 — Bölümün adını taşıyan “teheccüd” kelimesi bu ayette geçer.
  • Kur’an
    Secde 32:16 — “Yanları yataklardan uzaklaşır” — sayfadaki beyitle aynı resmi kurar.
  • Kur’an
    Müzzemmil 73:20 — Gece kıyâmının ölçüsünün hafifletildiği ayet.

Son güncelleme: