Secde Suresi
Secde suresi 30 ayettir. On beşinci ayeti tilâvet secdesi ayetlerindendir; 16. ayeti ise gece kalkanları "korkarak ve umarak" dua edenler olarak tarif eder.
- Sure numarası
- 32. sure
- Arapça adı
- السجدة
- Ayet sayısı
- 30 ayet
- Nüzul yeri
- Mekki (Mekke dönemi)
- Nüzul sırası
- 75.
- Cüz
- 21. cüz
- Ana konusu
- Yaratılış aşamaları ve gece kalkanların hâli
Adının anlamı
Secde, s-c-d kökünden gelir. Sure adını 15. ayetteki secde ifadesinden alır.
Temel temaları
- secde
- yaratılış
- gece
- diriliş
Secde suresi — Arapçası ve anlamı
Aşağıdaki Türkçe anlam bu siteye aittir; herhangi bir mealden alınmamıştır. Amacı ayetin ne dediğini açık Türkçeyle aktarmaktır, basılı bir mealin yerini tutmaz. Anlam metni Arapçanın karşılığı değil, karşılığının aktarımıdır — esas olan Arapça metindir.
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
الٓمٓ
Elif Lâm Mîm.
تَنزِيلُ ٱلْكِتَٰبِ لَا رَيْبَ فِيهِ مِن رَّبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ
Bu kitabın indirilişi, hakkında şüphe olmaksızın âlemlerin Rabbindendir.
أَمْ يَقُولُونَ ٱفْتَرَىٰهُ بَلْ هُوَ ٱلْحَقُّ مِن رَّبِّكَ لِتُنذِرَ قَوْمًا مَّآ أَتَىٰهُم مِّن نَّذِيرٍ مِّن قَبْلِكَ لَعَلَّهُمْ يَهْتَدُونَ
Yoksa "Onu uydurdu" mu diyorlar? Hayır, o Rabbinden gelen gerçektir; senden önce kendilerine bir uyarıcı gelmemiş bir topluluğu uyarasın diye. Belki doğru yolu bulurlar.
ٱللَّهُ ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا فِى سِتَّةِ أَيَّامٍ ثُمَّ ٱسْتَوَىٰ عَلَى ٱلْعَرْشِ مَا لَكُم مِّن دُونِهِۦ مِن وَلِىٍّ وَلَا شَفِيعٍ أَفَلَا تَتَذَكَّرُونَ
Allah, gökleri, yeri ve ikisi arasındakileri altı günde yaratan, sonra arşa istivâ edendir. Sizin için O'ndan başka ne bir dost ne de bir şefaatçi vardır. Hâlâ öğüt almıyor musunuz?
يُدَبِّرُ ٱلْأَمْرَ مِنَ ٱلسَّمَآءِ إِلَى ٱلْأَرْضِ ثُمَّ يَعْرُجُ إِلَيْهِ فِى يَوْمٍ كَانَ مِقْدَارُهُۥٓ أَلْفَ سَنَةٍ مِّمَّا تَعُدُّونَ
Gökten yere kadar işi düzenler; sonra iş, sizin saydığınızdan bin yıl olan bir günde O'na yükselir.
ذَٰلِكَ عَٰلِمُ ٱلْغَيْبِ وَٱلشَّهَٰدَةِ ٱلْعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ
İşte O, gizliyi ve açığı bilendir; güçlüdür, merhamet edendir.
ٱلَّذِىٓ أَحْسَنَ كُلَّ شَىْءٍ خَلَقَهُۥ وَبَدَأَ خَلْقَ ٱلْإِنسَٰنِ مِن طِينٍ
O ki yarattığı her şeyi güzel yaptı ve insanı yaratmaya çamurdan başladı.
ثُمَّ جَعَلَ نَسْلَهُۥ مِن سُلَٰلَةٍ مِّن مَّآءٍ مَّهِينٍ
Sonra onun soyunu değersiz bir suyun özünden yaptı.
ثُمَّ سَوَّىٰهُ وَنَفَخَ فِيهِ مِن رُّوحِهِۦ وَجَعَلَ لَكُمُ ٱلسَّمْعَ وَٱلْأَبْصَٰرَ وَٱلْأَفْـِٔدَةَ قَلِيلًا مَّا تَشْكُرُونَ
Sonra onu düzenledi ve ona ruhundan üfledi. Size kulaklar, gözler ve kalpler verdi. Ne kadar az şükrediyorsunuz!
وَقَالُوٓا۟ أَءِذَا ضَلَلْنَا فِى ٱلْأَرْضِ أَءِنَّا لَفِى خَلْقٍ جَدِيدٍۭ بَلْ هُم بِلِقَآءِ رَبِّهِمْ كَٰفِرُونَ
Dediler ki: "Yerde kaybolduğumuzda mı, gerçekten yeni bir yaratılışta mı olacağız?" Hayır, onlar Rablerine kavuşmayı inkâr ediyorlar.
قُلْ يَتَوَفَّىٰكُم مَّلَكُ ٱلْمَوْتِ ٱلَّذِى وُكِّلَ بِكُمْ ثُمَّ إِلَىٰ رَبِّكُمْ تُرْجَعُونَ
De ki: Size vekil kılınan ölüm meleği canınızı alır; sonra Rabbinize döndürülürsünüz.
وَلَوْ تَرَىٰٓ إِذِ ٱلْمُجْرِمُونَ نَاكِسُوا۟ رُءُوسِهِمْ عِندَ رَبِّهِمْ رَبَّنَآ أَبْصَرْنَا وَسَمِعْنَا فَٱرْجِعْنَا نَعْمَلْ صَٰلِحًا إِنَّا مُوقِنُونَ
Suçluları, Rablerinin huzurunda başlarını öne eğmiş görsen: "Rabbimiz! Gördük ve işittik; bizi geri döndür de salih amel işleyelim. Şüphesiz biz kesin olarak inandık."
وَلَوْ شِئْنَا لَـَٔاتَيْنَا كُلَّ نَفْسٍ هُدَىٰهَا وَلَٰكِنْ حَقَّ ٱلْقَوْلُ مِنِّى لَأَمْلَأَنَّ جَهَنَّمَ مِنَ ٱلْجِنَّةِ وَٱلنَّاسِ أَجْمَعِينَ
Dileseydik herkese yol göstericisini verirdik. Fakat benden şu söz gerçekleşmiştir: "Cehennemi bütünüyle cinlerden ve insanlardan dolduracağım."
فَذُوقُوا۟ بِمَا نَسِيتُمْ لِقَآءَ يَوْمِكُمْ هَٰذَآ إِنَّا نَسِينَٰكُمْ وَذُوقُوا۟ عَذَابَ ٱلْخُلْدِ بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ
Öyleyse bu gününüze kavuşmayı unutmanıza karşılık tadın! Biz de sizi unuttuk. Yaptıklarınıza karşılık sürekli azabı tadın.
إِنَّمَا يُؤْمِنُ بِـَٔايَٰتِنَا ٱلَّذِينَ إِذَا ذُكِّرُوا۟ بِهَا خَرُّوا۟ سُجَّدًا وَسَبَّحُوا۟ بِحَمْدِ رَبِّهِمْ وَهُمْ لَا يَسْتَكْبِرُونَ
Bizim ayetlerimize ancak, kendilerine hatırlatıldığında secdeye kapanan, Rablerini hamd ile tesbih eden ve büyüklenmeyenler iman eder.
تَتَجَافَىٰ جُنُوبُهُمْ عَنِ ٱلْمَضَاجِعِ يَدْعُونَ رَبَّهُمْ خَوْفًا وَطَمَعًا وَمِمَّا رَزَقْنَٰهُمْ يُنفِقُونَ
Yanları yataklardan uzaklaşır; korkarak ve umarak Rablerine dua ederler ve kendilerine verdiğimiz rızıktan harcarlar.
فَلَا تَعْلَمُ نَفْسٌ مَّآ أُخْفِىَ لَهُم مِّن قُرَّةِ أَعْيُنٍ جَزَآءًۢ بِمَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ
Yaptıklarına karşılık olarak, onlar için gözlerin aydınlığı olacak nelerin saklandığını hiç kimse bilemez.
أَفَمَن كَانَ مُؤْمِنًا كَمَن كَانَ فَاسِقًا لَّا يَسْتَوُۥنَ
Mümin olan kimse, yoldan çıkmış kimse gibi midir? Bunlar bir olmaz.
أَمَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ فَلَهُمْ جَنَّٰتُ ٱلْمَأْوَىٰ نُزُلًۢا بِمَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ
İman edip salih amel işleyenlere gelince, yaptıklarına karşılık bir konak olarak Me'vâ cennetleri onlarındır.
وَأَمَّا ٱلَّذِينَ فَسَقُوا۟ فَمَأْوَىٰهُمُ ٱلنَّارُ كُلَّمَآ أَرَادُوٓا۟ أَن يَخْرُجُوا۟ مِنْهَآ أُعِيدُوا۟ فِيهَا وَقِيلَ لَهُمْ ذُوقُوا۟ عَذَابَ ٱلنَّارِ ٱلَّذِى كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَ
Yoldan çıkanlara gelince, onların yeri ateştir. Oradan her çıkmak istediklerinde geri çevrilirler ve onlara "Yalanladığınız ateş azabını tadın" denir.
وَلَنُذِيقَنَّهُم مِّنَ ٱلْعَذَابِ ٱلْأَدْنَىٰ دُونَ ٱلْعَذَابِ ٱلْأَكْبَرِ لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ
Andolsun, belki dönerler diye onlara büyük azaptan önce yakın azaptan tattıracağız.
وَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّن ذُكِّرَ بِـَٔايَٰتِ رَبِّهِۦ ثُمَّ أَعْرَضَ عَنْهَآ إِنَّا مِنَ ٱلْمُجْرِمِينَ مُنتَقِمُونَ
Rabbinin ayetleri kendisine hatırlatıldıktan sonra onlardan yüz çevirenden daha zalim kim olabilir? Şüphesiz biz suçlulardan intikam alacağız.
وَلَقَدْ ءَاتَيْنَا مُوسَى ٱلْكِتَٰبَ فَلَا تَكُن فِى مِرْيَةٍ مِّن لِّقَآئِهِۦ وَجَعَلْنَٰهُ هُدًى لِّبَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ
Andolsun Mûsâ'ya kitabı verdik; ona kavuşmaktan şüphe içinde olma. Onu İsrâiloğulları için bir yol gösterici yaptık.
وَجَعَلْنَا مِنْهُمْ أَئِمَّةً يَهْدُونَ بِأَمْرِنَا لَمَّا صَبَرُوا۟ وَكَانُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا يُوقِنُونَ
Sabrettiklerinde ve ayetlerimize kesin olarak inandıklarında, içlerinden emrimizle doğru yola ileten önderler yaptık.
إِنَّ رَبَّكَ هُوَ يَفْصِلُ بَيْنَهُمْ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ فِيمَا كَانُوا۟ فِيهِ يَخْتَلِفُونَ
Şüphesiz Rabbin, ayrılığa düştükleri konuda kıyamet günü aralarında hüküm verecektir.
أَوَلَمْ يَهْدِ لَهُمْ كَمْ أَهْلَكْنَا مِن قَبْلِهِم مِّنَ ٱلْقُرُونِ يَمْشُونَ فِى مَسَٰكِنِهِمْ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَٰتٍ أَفَلَا يَسْمَعُونَ
Kendilerinden önce nice nesilleri helak etmiş olmamız onları doğru yola iletmedi mi? Onların yurtlarında dolaşıyorlar. Şüphesiz bunda ayetler vardır. Hâlâ işitmiyorlar mı?
أَوَلَمْ يَرَوْا۟ أَنَّا نَسُوقُ ٱلْمَآءَ إِلَى ٱلْأَرْضِ ٱلْجُرُزِ فَنُخْرِجُ بِهِۦ زَرْعًا تَأْكُلُ مِنْهُ أَنْعَٰمُهُمْ وَأَنفُسُهُمْ أَفَلَا يُبْصِرُونَ
Görmediler mi? Biz suyu çorak yere sürüyoruz da onunla hayvanlarının ve kendilerinin yediği ekin çıkarıyoruz. Hâlâ görmüyorlar mı?
وَيَقُولُونَ مَتَىٰ هَٰذَا ٱلْفَتْحُ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ
Diyorlar ki: "Doğru söylüyorsanız bu fetih ne zaman?"
قُلْ يَوْمَ ٱلْفَتْحِ لَا يَنفَعُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا۟ إِيمَٰنُهُمْ وَلَا هُمْ يُنظَرُونَ
De ki: Fetih günü, inkâr edenlere imanları fayda vermez ve onlara süre de tanınmaz.
فَأَعْرِضْ عَنْهُمْ وَٱنتَظِرْ إِنَّهُم مُّنتَظِرُونَ
Öyleyse onlardan yüz çevir ve bekle; onlar da beklemektedir.
Arapça Kur’an metni Tanzil Project tarafından hazırlanmıştır (Uthmani imlası, sürüm 1.1). Lisans: Creative Commons Attribution 3.0 —tanzil.net
"Korkarak ve umarak"
16. ayet gece kalkanları tarif eder ve dualarını iki kelimeyle niteler: "havfen ve tamaan" — korkarak ve umarak.
Klasik kaynaklarda bu ikilinin birlikte anılması üzerinde durulur; ikisi de tek başına yeterli sayılmaz. Yalnız korku ümitsizliğe, yalnız ümit gevşekliğe yol açar.
Ayet üç şeyi sıralar: yataktan kalkmak, dua etmek ve harcamak. Klasik tefsirlerde bu sıra, gece ibadetinin sonucunun paylaşmaya varması bakımından ele alınır.
17. ayet karşılığı bildirir ve onu bilinemez sayar: "hiç kimse bilemez."
Bu sitede gece duası ayrı bir sayfada ele alınmaktadır.
Yaratılışın sırası
7-9. ayetler üç adım sayar: çamurdan başlamak, soyu bir suyun özünden yapmak, düzenleyip ruhundan üflemek.
Yedinci ayetteki ifade dikkat çekicidir: "yarattığı her şeyi güzel yaptı." Nitelemenin kapsamı sınırlanmaz.
Dokuzuncu ayet üç şeyin verildiğini bildirir — kulak, göz, kalp — ve hemen bir soruyla biter: "Ne kadar az şükrediyorsunuz!"
Aynı üçlü Mülk 23 ve Nahl 78'de de anılır.
Sık sorulan sorular
Secde suresinde secde ayeti hangisidir?
On beşinci ayettir. Tilâvet secdesi ayetlerindendir; okunduğunda veya işitildiğinde secde edilmesi klasik fıkıh kaynaklarında belirtilir.
Kaynaklar
- Kur’anSecde 32:1-30 — Surenin metni
- Kur’anNahl 16:78; Mülk 67:23 — Kulak, göz ve kalbin verilmesi
- Klasik kaynakFıkıh literatürü — Tilâvet secdesi
Son güncelleme: