Meâric Suresi
Meâric suresi 44 ayettir ve adı "yükselme dereceleri" anlamına gelir. On dokuzuncu ayeti insanı hırslı olarak tarif eder, ardından bu tarife dokuz maddelik bir istisna getirir.
- Sure numarası
- 70. sure
- Arapça adı
- المعارج
- Ayet sayısı
- 44 ayet
- Nüzul yeri
- Mekki (Mekke dönemi)
- Nüzul sırası
- 79.
- Cüz
- 29. cüz
- Ana konusu
- İnsanın hırsı ve bundan istisna edilenlerin nitelikleri
Adının anlamı
Meâric, a-r-c kökünden gelir ve yükselme yolları, dereceler anlamındadır. Mi'rac kelimesi de aynı köktendir.
Temel temaları
- sabır
- hırs
- namaz
- emanet
Meâric suresi — Arapçası ve anlamı
Aşağıdaki Türkçe anlam bu siteye aittir; herhangi bir mealden alınmamıştır. Amacı ayetin ne dediğini açık Türkçeyle aktarmaktır, basılı bir mealin yerini tutmaz. Anlam metni Arapçanın karşılığı değil, karşılığının aktarımıdır — esas olan Arapça metindir.
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
سَأَلَ سَآئِلٌۢ بِعَذَابٍ وَاقِعٍ
İsteyen biri, gerçekleşecek bir azabı istedi.
لِّلْكَٰفِرِينَ لَيْسَ لَهُۥ دَافِعٌ
Gerçeği örtenler içindir; onu savacak yoktur.
مِّنَ ٱللَّهِ ذِى ٱلْمَعَارِجِ
Yükselme derecelerinin sahibi Allah'tandır.
تَعْرُجُ ٱلْمَلَٰٓئِكَةُ وَٱلرُّوحُ إِلَيْهِ فِى يَوْمٍ كَانَ مِقْدَارُهُۥ خَمْسِينَ أَلْفَ سَنَةٍ
Melekler ve Rûh, miktarı elli bin yıl olan bir günde O'na yükselir.
فَٱصْبِرْ صَبْرًا جَمِيلًا
Öyleyse güzel bir sabırla sabret.
إِنَّهُمْ يَرَوْنَهُۥ بَعِيدًا
Onlar onu uzak görüyorlar.
وَنَرَىٰهُ قَرِيبًا
Biz ise yakın görüyoruz.
يَوْمَ تَكُونُ ٱلسَّمَآءُ كَٱلْمُهْلِ
O gün gök, erimiş maden gibi olur.
وَتَكُونُ ٱلْجِبَالُ كَٱلْعِهْنِ
Dağlar da atılmış renkli yün gibi olur.
وَلَا يَسْـَٔلُ حَمِيمٌ حَمِيمًا
Hiçbir dost dostunu sormaz.
يُبَصَّرُونَهُمْ يَوَدُّ ٱلْمُجْرِمُ لَوْ يَفْتَدِى مِنْ عَذَابِ يَوْمِئِذٍۭ بِبَنِيهِ
Onlar birbirlerine gösterilirler. Suçlu, o günün azabından kurtulmak için fidye vermek ister: oğullarını,
وَصَٰحِبَتِهِۦ وَأَخِيهِ
Eşini ve kardeşini,
وَفَصِيلَتِهِ ٱلَّتِى تُـْٔوِيهِ
Kendisini barındıran soyunu,
وَمَن فِى ٱلْأَرْضِ جَمِيعًا ثُمَّ يُنجِيهِ
Ve yeryüzünde bulunanların hepsini; sonra kendisini kurtarsın diye.
كَلَّآ إِنَّهَا لَظَىٰ
Hayır! O, alevli bir ateştir;
نَزَّاعَةً لِّلشَّوَىٰ
Derileri soyup kavurur.
تَدْعُوا۟ مَنْ أَدْبَرَ وَتَوَلَّىٰ
Sırtını dönüp yüz çevireni çağırır;
وَجَمَعَ فَأَوْعَىٰٓ
Ve mal biriktirip kabına koyanı.
إِنَّ ٱلْإِنسَٰنَ خُلِقَ هَلُوعًا
Şüphesiz insan hırslı yaratılmıştır.
إِذَا مَسَّهُ ٱلشَّرُّ جَزُوعًا
Kendisine kötülük dokunduğunda sızlanır.
وَإِذَا مَسَّهُ ٱلْخَيْرُ مَنُوعًا
Kendisine hayır dokunduğunda ise cimrilik eder.
إِلَّا ٱلْمُصَلِّينَ
Ancak namaz kılanlar başkadır;
ٱلَّذِينَ هُمْ عَلَىٰ صَلَاتِهِمْ دَآئِمُونَ
Onlar namazlarında süreklidirler.
وَٱلَّذِينَ فِىٓ أَمْوَٰلِهِمْ حَقٌّ مَّعْلُومٌ
Mallarında belli bir hak vardır;
لِّلسَّآئِلِ وَٱلْمَحْرُومِ
İsteyen ve yoksun olan için.
وَٱلَّذِينَ يُصَدِّقُونَ بِيَوْمِ ٱلدِّينِ
Onlar din gününü doğrularlar.
وَٱلَّذِينَ هُم مِّنْ عَذَابِ رَبِّهِم مُّشْفِقُونَ
Ve Rablerinin azabından korkarlar.
إِنَّ عَذَابَ رَبِّهِمْ غَيْرُ مَأْمُونٍ
Şüphesiz Rablerinin azabından emin olunmaz.
وَٱلَّذِينَ هُمْ لِفُرُوجِهِمْ حَٰفِظُونَ
Onlar iffetlerini korurlar;
إِلَّا عَلَىٰٓ أَزْوَٰجِهِمْ أَوْ مَا مَلَكَتْ أَيْمَٰنُهُمْ فَإِنَّهُمْ غَيْرُ مَلُومِينَ
Eşleri dışında; bunlar kınanmazlar.
فَمَنِ ٱبْتَغَىٰ وَرَآءَ ذَٰلِكَ فَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْعَادُونَ
Kim bunun ötesine geçmek isterse, işte onlar haddi aşanlardır.
وَٱلَّذِينَ هُمْ لِأَمَٰنَٰتِهِمْ وَعَهْدِهِمْ رَٰعُونَ
Onlar emanetlerine ve verdikleri söze riayet ederler.
وَٱلَّذِينَ هُم بِشَهَٰدَٰتِهِمْ قَآئِمُونَ
Şahitliklerini dosdoğru yaparlar.
وَٱلَّذِينَ هُمْ عَلَىٰ صَلَاتِهِمْ يُحَافِظُونَ
Namazlarını korurlar.
أُو۟لَٰٓئِكَ فِى جَنَّٰتٍ مُّكْرَمُونَ
İşte onlar cennetlerde ikram göreceklerdir.
فَمَالِ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ قِبَلَكَ مُهْطِعِينَ
Gerçeği örtenlere ne oluyor da sana doğru boyunlarını uzatıp koşuyorlar;
عَنِ ٱلْيَمِينِ وَعَنِ ٱلشِّمَالِ عِزِينَ
Sağdan ve soldan bölük bölük?
أَيَطْمَعُ كُلُّ ٱمْرِئٍ مِّنْهُمْ أَن يُدْخَلَ جَنَّةَ نَعِيمٍ
Onlardan her biri nimet cennetine sokulacağını mı umuyor?
كَلَّآ إِنَّا خَلَقْنَٰهُم مِّمَّا يَعْلَمُونَ
Hayır! Biz onları bildikleri şeyden yarattık.
فَلَآ أُقْسِمُ بِرَبِّ ٱلْمَشَٰرِقِ وَٱلْمَغَٰرِبِ إِنَّا لَقَٰدِرُونَ
Doğuların ve batıların Rabbine yemin ederim ki biz elbette gücü yetenleriz;
عَلَىٰٓ أَن نُّبَدِّلَ خَيْرًا مِّنْهُمْ وَمَا نَحْنُ بِمَسْبُوقِينَ
Onların yerine kendilerinden daha hayırlısını getirmeye. Ve bizim önümüze geçilemez.
فَذَرْهُمْ يَخُوضُوا۟ وَيَلْعَبُوا۟ حَتَّىٰ يُلَٰقُوا۟ يَوْمَهُمُ ٱلَّذِى يُوعَدُونَ
Bırak onları; kendilerine vaat edilen güne kavuşuncaya kadar dalsınlar ve oynasınlar.
يَوْمَ يَخْرُجُونَ مِنَ ٱلْأَجْدَاثِ سِرَاعًا كَأَنَّهُمْ إِلَىٰ نُصُبٍ يُوفِضُونَ
O gün kabirlerden hızla çıkarlar; sanki dikili taşlara koşuyor gibi.
خَٰشِعَةً أَبْصَٰرُهُمْ تَرْهَقُهُمْ ذِلَّةٌ ذَٰلِكَ ٱلْيَوْمُ ٱلَّذِى كَانُوا۟ يُوعَدُونَ
Gözleri düşkün, kendilerini bir zillet bürümüş hâlde. İşte bu, onlara vaat edilen gündür.
Arapça Kur’an metni Tanzil Project tarafından hazırlanmıştır (Uthmani imlası, sürüm 1.1). Lisans: Creative Commons Attribution 3.0 —tanzil.net
Hırsın iki yüzü
19. ayet insanı "helû'" olarak niteler: hırslı, tahammülsüz. 20 ve 21. ayetler bunu iki durumla açar.
Kötülük dokununca sızlanır. Hayır dokununca cimrilik eder.
Klasik tefsirlerde bu ikili üzerinde durulur: aynı huy, iki zıt durumda iki farklı biçim alır. Ortak yanı, her iki hâlde de elde tutmaya çalışmaktır.
İstisnanın kuşatması
22. ayetteki "ancak namaz kılanlar başkadır" ifadesinden sonra dokuz nitelik sayılır ve sure 34. ayette yine namazla biter.
Sıralama dikkat çekicidir: namazla açılır, namazla kapanır; arasında mal, din günü, korku, iffet, emanet, söz ve şahitlik yer alır.
Klasik tefsirlerde bu çerçeveleme üzerinde durulur. Aynı liste Mü'minûn suresinin başında da benzer biçimde bulunur.
Güzel sabır
Beşinci ayette "sabren cemîlâ" ifadesi geçer: güzel bir sabır.
Aynı ifade Yûsuf 18 ve 83'te Hz. Ya'kûb için de kullanılır. Klasik tefsirlerde bunun sızlanmadan, şikâyeti insanlara değil Allah'a arz ederek sabretmek olduğu belirtilir.
Sabır bu sitede ayrı bir kavram sayfasında ve ayet temasında ele alınmaktadır.
Kaynaklar
- Kur’anMeâric 70:1-44 — Surenin metni
- Kur’anYûsuf 12:18, 83 — Güzel sabır ifadesi
- Kur’anMü'minûn 23:1-11 — Benzer nitelik listesi
Son güncelleme: