Münâfikûn Suresi

Kur’anBu sayfadaki bilgilerin ana kaynak seviyesi

Münâfikûn suresi 11 ayettir. Son iki ayeti, ölüm anında dile getirilen tek bir pişmanlığı aktarır: sadaka verememiş olmak.

Sure numarası
63. sure
Arapça adı
المنافقون
Ayet sayısı
11 ayet
Nüzul yeri
Medeni (Medine dönemi)
Nüzul sırası
104.
Cüz
28. cüz
Ana konusu
İçi dışı bir olmamak ve ertelenen infak

Adının anlamı

Münâfikûn, n-f-k kökünden gelir. Kökün bir anlamı tarla faresinin iki ağızlı yuvasıdır; içeri bir yerden girip başka yerden çıkmayı bildirir.

Temel temaları

  • münafıklık
  • infak
  • erteleme

Münâfikûn suresi — Arapçası ve anlamı

Aşağıdaki Türkçe anlam bu siteye aittir; herhangi bir mealden alınmamıştır. Amacı ayetin ne dediğini açık Türkçeyle aktarmaktır, basılı bir mealin yerini tutmaz. Anlam metni Arapçanın karşılığı değil, karşılığının aktarımıdır — esas olan Arapça metindir.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

  1. إِذَا جَآءَكَ ٱلْمُنَٰفِقُونَ قَالُوا۟ نَشْهَدُ إِنَّكَ لَرَسُولُ ٱللَّهِ وَٱللَّهُ يَعْلَمُ إِنَّكَ لَرَسُولُهُۥ وَٱللَّهُ يَشْهَدُ إِنَّ ٱلْمُنَٰفِقِينَ لَكَٰذِبُونَ

    Münafıklar sana geldiklerinde "Senin Allah'ın elçisi olduğuna şahitlik ederiz" derler. Allah senin kendi elçisi olduğunu bilir. Allah münafıkların yalancı olduğuna da şahitlik eder.

  2. ٱتَّخَذُوٓا۟ أَيْمَٰنَهُمْ جُنَّةً فَصَدُّوا۟ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ إِنَّهُمْ سَآءَ مَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ

    Yeminlerini kalkan yaptılar ve Allah yolundan alıkoydular. Yaptıkları şey ne kötüdür!

  3. ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمْ ءَامَنُوا۟ ثُمَّ كَفَرُوا۟ فَطُبِعَ عَلَىٰ قُلُوبِهِمْ فَهُمْ لَا يَفْقَهُونَ

    Bu, önce iman edip sonra inkâr etmeleri yüzündendir. Bu yüzden kalpleri mühürlendi; artık anlamazlar.

  4. وَإِذَا رَأَيْتَهُمْ تُعْجِبُكَ أَجْسَامُهُمْ وَإِن يَقُولُوا۟ تَسْمَعْ لِقَوْلِهِمْ كَأَنَّهُمْ خُشُبٌ مُّسَنَّدَةٌ يَحْسَبُونَ كُلَّ صَيْحَةٍ عَلَيْهِمْ هُمُ ٱلْعَدُوُّ فَٱحْذَرْهُمْ قَٰتَلَهُمُ ٱللَّهُ أَنَّىٰ يُؤْفَكُونَ

    Onları gördüğünde bedenleri hoşuna gider. Konuşurlarsa sözlerini dinlersin. Sanki onlar duvara dayanmış kütüklerdir. Her çığlığı kendi aleyhlerine sanırlar. Onlar düşmandır; onlardan sakın. Allah onları kahretsin! Nasıl da döndürülüyorlar?

  5. وَإِذَا قِيلَ لَهُمْ تَعَالَوْا۟ يَسْتَغْفِرْ لَكُمْ رَسُولُ ٱللَّهِ لَوَّوْا۟ رُءُوسَهُمْ وَرَأَيْتَهُمْ يَصُدُّونَ وَهُم مُّسْتَكْبِرُونَ

    Onlara "Gelin, Allah'ın elçisi sizin için bağışlanma dilesin" denildiğinde başlarını çevirirler ve onların büyüklenerek yüz çevirdiklerini görürsün.

  6. سَوَآءٌ عَلَيْهِمْ أَسْتَغْفَرْتَ لَهُمْ أَمْ لَمْ تَسْتَغْفِرْ لَهُمْ لَن يَغْفِرَ ٱللَّهُ لَهُمْ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَهْدِى ٱلْقَوْمَ ٱلْفَٰسِقِينَ

    Onlar için bağışlanma dilesen de dilemesen de birdir; Allah onları asla bağışlamayacaktır. Şüphesiz Allah yoldan çıkan topluluğu doğru yola iletmez.

  7. هُمُ ٱلَّذِينَ يَقُولُونَ لَا تُنفِقُوا۟ عَلَىٰ مَنْ عِندَ رَسُولِ ٱللَّهِ حَتَّىٰ يَنفَضُّوا۟ وَلِلَّهِ خَزَآئِنُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَلَٰكِنَّ ٱلْمُنَٰفِقِينَ لَا يَفْقَهُونَ

    Onlar, "Allah'ın elçisinin yanındakilere bir şey vermeyin ki dağılıp gitsinler" diyenlerdir. Oysa göklerin ve yerin hazineleri Allah'ındır; fakat münafıklar anlamazlar.

  8. يَقُولُونَ لَئِن رَّجَعْنَآ إِلَى ٱلْمَدِينَةِ لَيُخْرِجَنَّ ٱلْأَعَزُّ مِنْهَا ٱلْأَذَلَّ وَلِلَّهِ ٱلْعِزَّةُ وَلِرَسُولِهِۦ وَلِلْمُؤْمِنِينَ وَلَٰكِنَّ ٱلْمُنَٰفِقِينَ لَا يَعْلَمُونَ

    Diyorlar ki: "Medine'ye dönersek, üstün olan zayıf olanı mutlaka oradan çıkaracaktır." Oysa üstünlük Allah'a, elçisine ve müminlere aittir; fakat münafıklar bilmezler.

  9. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تُلْهِكُمْ أَمْوَٰلُكُمْ وَلَآ أَوْلَٰدُكُمْ عَن ذِكْرِ ٱللَّهِ وَمَن يَفْعَلْ ذَٰلِكَ فَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْخَٰسِرُونَ

    Ey iman edenler! Mallarınız ve çocuklarınız sizi Allah'ı anmaktan alıkoymasın. Kim bunu yaparsa, işte onlar hüsrana uğrayanlardır.

  10. وَأَنفِقُوا۟ مِن مَّا رَزَقْنَٰكُم مِّن قَبْلِ أَن يَأْتِىَ أَحَدَكُمُ ٱلْمَوْتُ فَيَقُولَ رَبِّ لَوْلَآ أَخَّرْتَنِىٓ إِلَىٰٓ أَجَلٍ قَرِيبٍ فَأَصَّدَّقَ وَأَكُن مِّنَ ٱلصَّٰلِحِينَ

    Birinize ölüm gelip de "Rabbim! Beni yakın bir süreye kadar erteleseydin de sadaka verip salihlerden olsaydım" demeden önce, size rızık olarak verdiklerimizden harcayın.

  11. وَلَن يُؤَخِّرَ ٱللَّهُ نَفْسًا إِذَا جَآءَ أَجَلُهَا وَٱللَّهُ خَبِيرٌۢ بِمَا تَعْمَلُونَ

    Allah, eceli geldiğinde hiçbir nefsi ertelemez. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.

Arapça Kur’an metni Tanzil Project tarafından hazırlanmıştır (Uthmani imlası, sürüm 1.1). Lisans: Creative Commons Attribution 3.0 —tanzil.net

Ölüm anındaki tek istek

Onuncu ayette ölüm anında dile getirilen bir istek aktarılır ve içeriği dikkat çekicidir: daha uzun yaşamak değil, sadaka verecek kadar süre.

Klasik tefsirlerde bu tercih üzerinde durulur. İstenen şey mal değil, malı verme imkânıdır.

On birinci ayet isteği kapatır: ecel geldiğinde erteleme olmaz. Yani ayet bir imkândan değil, kaçırılan bir imkândan söz eder.

Bu sitede infak ve rızık konuları ayrı sayfalarda ele alınmaktadır.

Kelimenin kökündeki görüntü

Münafık kelimesinin kökü n-f-k'dir ve klasik sözlüklerde bu kökün bir anlamı olarak tarla faresinin iki ağızlı yuvası zikredilir: bir delikten girip başka delikten çıkmak.

Dördüncü ayetteki benzetme de görüntüyle ilgilidir: "duvara dayanmış kütükler." Dıştan sağlam, içten işlevsiz.

Klasik tefsirlerde bu iki görüntünün ortak yanı, dış ile iç arasındaki uyumsuzluk olarak açıklanır.

Kaynaklar

  • Kur’an
    Münâfikûn 63:1-11 — Surenin metni
  • Kur’an
    Bakara 2:254 — Ölüm gelmeden önce infak

Son güncelleme: