Hikmet ile İlgili Ayetler
Kur'an hikmeti öğrenilen değil VERİLEN bir şey olarak anar: "Hikmeti dilediğine verir." Bakara 269 bunu söyledikten sonra ekler — kime hikmet verilirse ona çok hayır verilmiştir. İlim ile hikmet Kur'an'da ayrı ayrı anılır.
Bakara suresi, 269. ayet
يُؤْتِى ٱلْحِكْمَةَ مَن يَشَآءُ وَمَن يُؤْتَ ٱلْحِكْمَةَ فَقَدْ أُوتِىَ خَيْرًا كَثِيرًا وَمَا يَذَّكَّرُ إِلَّآ أُو۟لُوا۟ ٱلْأَلْبَٰبِ
Hikmeti dilediğine verir; kime hikmet verilirse, ona çok hayır verilmiştir. Ancak akıl sahipleri öğüt alır.
Hikmet "verilir"; ardından değeri ölçülür — "çok hayır". Kur'an'da başka bir bağış için bu ifade kullanılmaz.
Lokmân suresi, 12. ayet
وَلَقَدْ ءَاتَيْنَا لُقْمَٰنَ ٱلْحِكْمَةَ أَنِ ٱشْكُرْ لِلَّهِ وَمَن يَشْكُرْ فَإِنَّمَا يَشْكُرُ لِنَفْسِهِۦ وَمَن كَفَرَ فَإِنَّ ٱللَّهَ غَنِىٌّ حَمِيدٌ
Andolsun Lokmân'a hikmet verdik: "Allah'a şükret." Kim şükrederse ancak kendisi için şükretmiş olur. Kim de nankörlük ederse, şüphesiz Allah zengindir, övgüye layıktır.
Lokmân'a verilen hikmetin ilk sonucu bir emirdir: şükret. Hikmet burada bilgiyle değil tutumla bağlanıyor.
Nahl suresi, 125. ayet
ٱدْعُ إِلَىٰ سَبِيلِ رَبِّكَ بِٱلْحِكْمَةِ وَٱلْمَوْعِظَةِ ٱلْحَسَنَةِ وَجَٰدِلْهُم بِٱلَّتِى هِىَ أَحْسَنُ إِنَّ رَبَّكَ هُوَ أَعْلَمُ بِمَن ضَلَّ عَن سَبِيلِهِۦ وَهُوَ أَعْلَمُ بِٱلْمُهْتَدِينَ
Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle çağır; onlarla en güzel biçimde tartış. Şüphesiz Rabbin, yolundan sapanı en iyi bilendir; doğru yolda olanları da en iyi bilen O'dur.
Davetin yöntemi olarak hikmet ve güzel öğüt birlikte anılır; tartışmanın da "en güzel biçimde" olması istenir.
Bakara suresi, 151. ayet
كَمَآ أَرْسَلْنَا فِيكُمْ رَسُولًا مِّنكُمْ يَتْلُوا۟ عَلَيْكُمْ ءَايَٰتِنَا وَيُزَكِّيكُمْ وَيُعَلِّمُكُمُ ٱلْكِتَٰبَ وَٱلْحِكْمَةَ وَيُعَلِّمُكُم مَّا لَمْ تَكُونُوا۟ تَعْلَمُونَ
Nitekim içinizden, size ayetlerimizi okuyan, sizi arındıran, size kitabı ve hikmeti öğreten ve bilmediğinizi size öğreten bir elçi gönderdik.
Peygamberin işi sayılırken kitap ve hikmet ayrı ayrı zikredilir.
Sâd suresi, 20. ayet
وَشَدَدْنَا مُلْكَهُۥ وَءَاتَيْنَٰهُ ٱلْحِكْمَةَ وَفَصْلَ ٱلْخِطَابِ
Onun mülkünü güçlendirdik; ona hikmet ve kesin konuşma yeteneği verdik.
Hz. Dâvûd'a verilenler arasında hikmet ile "kesin konuşma yeteneği" birlikte geçer.
İsrâ suresi, 36. ayet
وَلَا تَقْفُ مَا لَيْسَ لَكَ بِهِۦ عِلْمٌ إِنَّ ٱلسَّمْعَ وَٱلْبَصَرَ وَٱلْفُؤَادَ كُلُّ أُو۟لَٰٓئِكَ كَانَ عَنْهُ مَسْـُٔولًا
Hakkında bilgin olmayan şeyin ardına düşme. Şüphesiz kulak, göz ve kalp; bunların hepsi ondan sorumludur.
Hikmetin sınırı: bilgin olmayanın ardına düşme. Kulak, göz ve kalp tek tek sorumlu tutulur.
Âl-i İmrân suresi, 190-191. ayet
إِنَّ فِى خَلْقِ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَٱخْتِلَٰفِ ٱلَّيْلِ وَٱلنَّهَارِ لَـَٔايَٰتٍ لِّأُو۟لِى ٱلْأَلْبَٰبِ ٱلَّذِينَ يَذْكُرُونَ ٱللَّهَ قِيَٰمًا وَقُعُودًا وَعَلَىٰ جُنُوبِهِمْ وَيَتَفَكَّرُونَ فِى خَلْقِ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ رَبَّنَا مَا خَلَقْتَ هَٰذَا بَٰطِلًا سُبْحَٰنَكَ فَقِنَا عَذَابَ ٱلنَّارِ
Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelmesinde akıl sahipleri için ayetler vardır. Onlar, ayakta, otururken ve yanları üzerindeyken Allah'ı anar, göklerin ve yerin yaratılışını düşünürler: "Rabbimiz! Bunu boşuna yaratmadın. Seni tenzih ederiz; bizi ateşin azabından koru.
Akıl sahiplerinin niteliği anılırken düşünmenin konusu gökler ve yerin yaratılışı olarak veriliyor.
Bakara suresi, 129. ayet
رَبَّنَا وَٱبْعَثْ فِيهِمْ رَسُولًا مِّنْهُمْ يَتْلُوا۟ عَلَيْهِمْ ءَايَٰتِكَ وَيُعَلِّمُهُمُ ٱلْكِتَٰبَ وَٱلْحِكْمَةَ وَيُزَكِّيهِمْ إِنَّكَ أَنتَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ
Rabbimiz! İçlerinden onlara, ayetlerini okuyan, onlara kitabı ve hikmeti öğreten ve onları arındıran bir elçi gönder. Şüphesiz sen güçlüsün, hikmet sahibisin."
Hz. İbrâhîm'in duası; istediği şeyler arasında hikmetin öğretilmesi de var.
Arapça Kur’an metni Tanzil Project tarafından hazırlanmıştır (Uthmani imlası, sürüm 1.1). Lisans: Creative Commons Attribution 3.0 —tanzil.net
Hikmet öğrenilmez, verilir
Bakara 269 kısa ama yoğun bir ayettir: "Hikmeti dilediğine verir; kime hikmet verilirse, ona çok hayır verilmiştir."
İki şey dikkat çeker. Birincisi fiil: hikmet öğrenilen değil verilen bir şeydir. İkincisi ölçü: verilene "çok hayır" verilmiş sayılır. Kur'an başka hiçbir bağış için bu değerlendirmeyi yapmaz.
Bu, çalışmanın gereksiz olduğu anlamına gelmez — Hz. İbrâhîm Bakara 129'da hikmetin öğretilmesini isteyerek dua eder. Ama sonucun kaynağı insanın kendi çabası olarak gösterilmez.
İlim ile hikmet ayrı anılır
Kur'an "kitap ve hikmet" ikilisini birkaç yerde birlikte kullanır (Bakara 129, 151, Âl-i İmrân 164). İkisinin ayrı ayrı sayılması, aynı şey olmadıklarını gösterir.
Ayrımın nerede olduğunu İsrâ 36 gösterir: "Hakkında bilgin olmayan şeyin ardına düşme." Ayet ardından kulağı, gözü ve kalbi tek tek sorumlu tutar. Yani bilgi bir malzemedir; onunla ne yapıldığı ayrı bir sorumluluktur.
Lokmân 12 aynı yönü işaret eder: Lokmân'a hikmet verildikten sonra gelen ilk cümle bir bilgi değil, bir tutumdur — "Allah'a şükret." Hikmet Kur'an'da bilginin miktarıyla değil, yönüyle ilgilidir.
Sık sorulan sorular
Kur'an'da hikmet ne demek?
Bakara 2:269 hikmeti verilen bir şey olarak anar ve kime verilirse "çok hayır" verilmiş sayılır. Kur'an kitap ile hikmeti ayrı ayrı zikreder; ikisi aynı şey değildir.
Hikmet ile ilim arasındaki fark nedir?
Kur'an ikisini ayrı ayrı anar. İsrâ 17:36 bilgi olmadan hareket etmeyi yasaklar ve kulağı, gözü, kalbi sorumlu tutar; yani bilgi malzeme, hikmet ise onunla ne yapıldığıdır.
Kaynaklar
- Kur’anBakara 2:269 — "Kime hikmet verilirse, ona çok hayır verilmiştir"
- Kur’anİsrâ 17:36 — Bilgisi olmayanın ardına düşmeme
- Kur’anLokmân 31:12 — Hikmetin ardından gelen şükür emri
- Kur’anNahl 16:125 — Davette hikmet ve güzel öğüt
Son güncelleme: