Kibir ile İlgili Ayetler

Kur’anBu sayfadaki bilgilerin ana kaynak seviyesi

Kur'an kibri çoğunlukla soyut bir duygu olarak değil, görünür bir davranışla — yürüyüş biçimiyle — tarif eder. Aşağıdaki ayetler kibrin ilk örneğini, görmeyi nasıl engellediğini, dua ile ilişkisini ve karşısına konan tevazuyu gösterir.

  1. Bakara suresi, 34. ayet

    وَإِذْ قُلْنَا لِلْمَلَٰٓئِكَةِ ٱسْجُدُوا۟ لِـَٔادَمَ فَسَجَدُوٓا۟ إِلَّآ إِبْلِيسَ أَبَىٰ وَٱسْتَكْبَرَ وَكَانَ مِنَ ٱلْكَٰفِرِينَ

    Hani meleklere "Âdem'e secde edin" demiştik. İblîs dışında secde ettiler; o kaçındı, büyüklendi ve gerçeği örtenlerden oldu.

    Kibrin Kur'an'daki ilk örneğidir. Sıralama dikkat çekicidir: önce kaçınma, sonra büyüklenme, sonra örtme.

  2. Lokmân suresi, 18. ayet

    وَلَا تُصَعِّرْ خَدَّكَ لِلنَّاسِ وَلَا تَمْشِ فِى ٱلْأَرْضِ مَرَحًا إِنَّ ٱللَّهَ لَا يُحِبُّ كُلَّ مُخْتَالٍ فَخُورٍ

    İnsanlardan yüzünü çevirme ve yeryüzünde çalımla yürüme. Şüphesiz Allah, kendini beğenip övünen hiç kimseyi sevmez.

    Lokmân'ın oğluna öğüdünün bir parçasıdır. Kibir, yüz çevirme ve yürüyüş olarak iki somut davranışta tarif edilir.

  3. İsrâ suresi, 37. ayet

    وَلَا تَمْشِ فِى ٱلْأَرْضِ مَرَحًا إِنَّكَ لَن تَخْرِقَ ٱلْأَرْضَ وَلَن تَبْلُغَ ٱلْجِبَالَ طُولًا

    Yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Şüphesiz sen ne yeri yarabilirsin ne de boyca dağlara erişebilirsin.

    Ayet büyüklenmeyi bir ölçüyle karşılar: ne yer yarılır ne dağa erişilir.

  4. Nahl suresi, 23. ayet

    لَا جَرَمَ أَنَّ ٱللَّهَ يَعْلَمُ مَا يُسِرُّونَ وَمَا يُعْلِنُونَ إِنَّهُۥ لَا يُحِبُّ ٱلْمُسْتَكْبِرِينَ

    Şüphesiz Allah, gizlediklerini de açığa vurduklarını da bilir. Şüphesiz O, büyüklenenleri sevmez.

    Cümle, gizlenenin de bilindiğini söyledikten hemen sonra gelir. Kibir dışa vurulmasa da geçerlidir.

  5. A'râf suresi, 146. ayet

    سَأَصْرِفُ عَنْ ءَايَٰتِىَ ٱلَّذِينَ يَتَكَبَّرُونَ فِى ٱلْأَرْضِ بِغَيْرِ ٱلْحَقِّ وَإِن يَرَوْا۟ كُلَّ ءَايَةٍ لَّا يُؤْمِنُوا۟ بِهَا وَإِن يَرَوْا۟ سَبِيلَ ٱلرُّشْدِ لَا يَتَّخِذُوهُ سَبِيلًا وَإِن يَرَوْا۟ سَبِيلَ ٱلْغَىِّ يَتَّخِذُوهُ سَبِيلًا ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمْ كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا وَكَانُوا۟ عَنْهَا غَٰفِلِينَ

    Yeryüzünde haksız yere büyüklenenleri ayetlerimden çevireceğim. Her ayeti görseler de ona iman etmezler; doğru yolu görseler onu yol edinmezler; sapkınlık yolunu görseler onu yol edinirler. Bu, ayetlerimizi yalanlamaları ve onlardan habersiz olmaları yüzündendir.

    Büyüklenmenin sonucu bir ceza olarak değil, bir görme kaybı olarak anlatılır.

  6. Mü'min suresi, 60. ayet

    وَقَالَ رَبُّكُمُ ٱدْعُونِىٓ أَسْتَجِبْ لَكُمْ إِنَّ ٱلَّذِينَ يَسْتَكْبِرُونَ عَنْ عِبَادَتِى سَيَدْخُلُونَ جَهَنَّمَ دَاخِرِينَ

    Rabbiniz şöyle buyurdu: "Bana dua edin, size karşılık vereyim. Bana kulluk etmekten büyüklenenler, aşağılanmış olarak cehenneme gireceklerdir."

    Dua etmemek, ayette büyüklenme olarak nitelenir. Kulluk ile büyüklenme karşıt konur.

  7. Kasas suresi, 83. ayet

    تِلْكَ ٱلدَّارُ ٱلْـَٔاخِرَةُ نَجْعَلُهَا لِلَّذِينَ لَا يُرِيدُونَ عُلُوًّا فِى ٱلْأَرْضِ وَلَا فَسَادًا وَٱلْعَٰقِبَةُ لِلْمُتَّقِينَ

    İşte ahiret yurdu; onu, yeryüzünde büyüklenmek ve bozgunculuk yapmak istemeyenlere veririz. Sonuç, sakınanlarındır.

    Ahiret yurdu, iyilik yapanlara değil, "büyüklenmek ve bozgunculuk yapmak istemeyenlere" bağlanır; istememek yeterli görülür.

  8. Furkân suresi, 63. ayet

    وَعِبَادُ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلَّذِينَ يَمْشُونَ عَلَى ٱلْأَرْضِ هَوْنًا وَإِذَا خَاطَبَهُمُ ٱلْجَٰهِلُونَ قَالُوا۟ سَلَٰمًا

    Rahmân'ın kulları, yeryüzünde alçakgönüllülükle yürüyenlerdir. Cahiller kendilerine söz attığında "Selam" derler.

    Kibrin karşıtı burada bir duygu olarak değil, yine bir yürüyüş biçimi olarak anlatılır.

  9. Hadîd suresi, 22-23. ayet

    مَآ أَصَابَ مِن مُّصِيبَةٍ فِى ٱلْأَرْضِ وَلَا فِىٓ أَنفُسِكُمْ إِلَّا فِى كِتَٰبٍ مِّن قَبْلِ أَن نَّبْرَأَهَآ إِنَّ ذَٰلِكَ عَلَى ٱللَّهِ يَسِيرٌ لِّكَيْلَا تَأْسَوْا۟ عَلَىٰ مَا فَاتَكُمْ وَلَا تَفْرَحُوا۟ بِمَآ ءَاتَىٰكُمْ وَٱللَّهُ لَا يُحِبُّ كُلَّ مُخْتَالٍ فَخُورٍ

    Yeryüzünde ve kendi nefislerinizde başınıza gelen hiçbir musibet yoktur ki biz onu yaratmadan önce bir kitapta yazılmış olmasın. Şüphesiz bu, Allah'a kolaydır. Bu, elinizden çıkana üzülmeyesiniz ve size verdiğiyle şımarmayasınız diyedir. Allah, kendini beğenip övünen hiç kimseyi sevmez.

    22. ayet bağlamı verir: her şeyin önceden yazılmış olması. Şımarma ve üzülme bu bağlamda anılır.

Arapça Kur’an metni Tanzil Project tarafından hazırlanmıştır (Uthmani imlası, sürüm 1.1). Lisans: Creative Commons Attribution 3.0 —tanzil.net

Kibir bir yürüyüş biçiminde tarif edilir

Kur'an kibri tanımlarken çoğunlukla iç dünyayı değil, gövdenin duruşunu anlatır.

Lokmân 18 iki şey söyler: insanlardan yüz çevirmemek ve yeryüzünde çalımla yürümemek. İsrâ 37 aynı fiili tekrarlar ve arkasına bir ölçü koyar: "ne yeri yarabilirsin ne de boyca dağlara erişebilirsin."

Furkân 63 ise karşıtını yine yürüyüşle kurar: "yeryüzünde alçakgönüllülükle yürüyenler."

Üç ayetin ortak yanı, kibri ölçülebilir bir davranışa indirmesidir. Kişi kendi kalbini yargılamak zorunda kalmaz; ayet ona bakılabilir bir işaret verir.

İlk kibir

Bakara 34 kibri bir kıssanın içinde gösterir. Emir verilir, secde edilir, biri kaçınır.

Ayetin sıralaması dikkat çekicidir: önce kaçınma, sonra büyüklenme, sonra gerçeği örtenlerden olma. Büyüklenme, sonucun kendisi değil, ona giden adımdır.

Burada red bilgisizlikten kaynaklanmaz. Emri duymuş ve anlamış biri söz konusudur. Kur'an kibri böylece bilgiyle birlikte de bulunabilen bir tutum olarak anar.

Kibrin görme kaybı

A'râf 146 kibrin sonucunu bir ceza listesi olarak sıralamaz. Anlatılan şey bir algı bozulmasıdır.

Ayete göre büyüklenenler her ayeti görseler de iman etmezler, doğru yolu görseler onu yol edinmezler, sapkınlık yolunu görseler onu edinirler.

Üç cümlede de görme fiili tekrarlanır. Sorun görmemek değil, gördüğünü değerlendirememektir.

Bu, kibrin neden ilim bahsiyle birlikte anıldığını açıklar: bilgiyi engelleyen şey burada bilginin yokluğu değil, kişinin kendine biçtiği yerdir.

Dua etmemek de kibir sayılır

Mü'min 60 iki cümleden oluşur ve ikisi birbirine bağlıdır. Önce çağrı gelir: "Bana dua edin, size karşılık vereyim." Ardından karşıtı anılır: "Bana kulluk etmekten büyüklenenler."

Bu yerleşim, dua etmemeyi bir ihmal değil, bir konum alma olarak gösterir.

Ayet böylece duayı bir istek yöntemi olmaktan çıkarıp bir kabul olarak anar: dua eden, ihtiyacını kabul etmiş olur.

Aynı kelime, Allah için sıfat

Büyüklük Kur'an'da yalnızca kusur olarak geçmez. Aynı kökten türeyen "Mütekebbir" kelimesi Haşr 23'te Allah'ın isimleri arasında sayılır.

Kelimenin yedi geçtiği yerden altısı insanlarla ilgilidir ve olumsuzdur; biri ise Allah'ın ismidir.

Bu dağılım, kibrin neden kusur sayıldığına dair bir okuma sunar: insanda kusur olan şey, aslında ona ait olmayan bir yeri sahiplenmesidir. Er-Rakîb, el-Azîm ve el-Kebîr isimleri de aynı çerçeveye bağlanır.

Sık sorulan sorular

Kibir ile ilgili en bilinen ayet hangisidir?

Lokmân 18 ve İsrâ 37 en çok anılanlardır. İkisi de kibri yürüyüş biçimiyle tarif eder; İsrâ 37 arkasına bir ölçü ekler: "ne yeri yarabilirsin ne de boyca dağlara erişebilirsin."

Kur'an'da kibrin karşıtı nedir?

Furkân 63 karşıtı tevazu olarak anar ve onu da bir yürüyüş biçimiyle tarif eder: "yeryüzünde alçakgönüllülükle yürüyenler."

Kibir neden ilk günah olarak anılır?

Bakara 34'te İblîs'in secdeden kaçınması büyüklenmeye bağlanır. Ayet sırayı açıkça verir: kaçınma, büyüklenme, sonra gerçeği örtenlerden olma.

Kaynaklar

  • Kur’an
    Lokmân 31:18 — Kibrin yürüyüş biçimiyle tarifi
  • Kur’an
    İsrâ 17:37 — Böbürlenmenin ölçüyle karşılanması
  • Kur’an
    Bakara 2:34 — Kibrin ilk örneği
  • Kur’an
    A'râf 7:146 — Büyüklenmenin görmeyi engellemesi
  • Kur’an
    Mü'min 40:60 — Dua etmemenin büyüklenme sayılması
  • Kur’an
    Furkân 25:63 — Karşıtı: alçakgönüllülükle yürümek
  • Kur’an
    Haşr 59:23 — "Mütekebbir" isminin Allah için kullanımı

Son güncelleme: